Caz denildiğinde tüm cazseverlerin aklına ilk gelen isimlerden Hank Mobley neden unutuldu, nasıl hatırlandı?
John Coltrane ve Albert Ayler geleneğinin çağdaş temsilcilerinden biri olarak görülen James Brandon Lewis, bugün cazın en özgün seslerinden biri. Ancak o kendisini geçmişin mirasçısı olmaktan çok kendi yolunun haritacısı olarak görüyor. Buffalo’dan Howard Üniversitesi’ne, Molecular Systematic Music teorisinden Mahalia Jackson’a uzanan bu söyleşide Lewis; müziği, kimliği, yaratıcılığı ve hiç bitmeyen arayışını anlatıyor.
Sue Cahill, onlarca yıllık müzikal birikimini ilk lider albümü Evanstonia’da bir araya getiriyor. Klasik müzik, caz ve tango arasında dolaşan bu samimi çalışma, bir kariyer başlangıcından çok, uzun bir yolculuğun ardından gelen kişisel bir anlatı niteliği taşıyor.
2026 Akra Caz Festivali nasıldı? Joss Stone, Dianne Reeves, Igor Butman, Richard Bona, Kenan Doğulu, Kenny Garrett, Fazıl Say ve daha fazlası
Cazın dilini çocuk yaşta öğrenen, rock müziğin ateşini sahneye taşıyan, operadan Broadway’e, vodvilden glam rock’a uzanan cesur bir ses: Veronica Swift. 33. İstanbul Caz Festivali kapsamında 13 Temmuz 2026’da Sultan Park, Swissôtel The Bosphorus’ta sahne alacak sanatçıyla; TransGenre felsefesini, DAME projesini, İstanbul’la kurduğu bağı ve sahnede “kendisi olma” meselesini konuştuk.
Hard bop’un en berrak sesi, Clifford Brown, yalnızca erken bir ölümün değil, gerçekleşmemiş bir evrimin hikâyesini de taşır; trompeti, trajediden çok karakterin ve disiplinin izini sürer.
Thank You ile Danse Macabre arasında ilk bakışta göründüğünden çok daha güçlü bir bağ var. Çünkü her iki kayıtta da Duran Duran başkalarına ait şarkıları ödünç almıyor. Onları yeniden inşa ediyor ve dönüştürüyor.
Archie Shepp’ten Yusef Lateef’e uzanan yarım asırlık bir yolculuk… Davulcu Stephen McCraven, Heritage albümünde Afrika diasporasının ritimlerini, spiritüel cazın ruhunu ve kuşaklar boyunca taşınan bir müzikal hafızayı aynı potada buluşturuyor.
Tom Petty and The Heartbreakers grubunun kurucu üyelerinden Mike Campbell ve The Dirty Knobs, yeni albümü Mission of Mercy ile Tom Petty mirasını sürdürmeye devam ediyor.
Kind of Now, Miles Davis’in başlattığı yaratıcı diyaloğun günümüzde nasıl sürdürülebileceğine dair güçlü bir önerme.
Klasik caz vokal geleneğini çağdaş etkilerle harmanlayan üslubu, akıcı doğaçlaması ve güçlü scat tekniğinin kıvraklığıyla şekillenen Dee Dee Bridgewater, yarım asrı aşan kariyerinde, sahnenin, belleğin ve cesaretin direngen bir anlatıcısı oldu.
Youn Sun Nah’ın Lost Pieces albümü, dramatik zirveler yerine asılı kalan gerilimleri, gösterişli vokal çıkışlar yerine kontrollü kırılganlığı seçiyor.
Londra caz sahnesinin önemli isimlerinden Theon Cross, Kadıköy’ün yeni gözdesi Komünite’de. Sanatçının müzikal yaşamına daha yakından bakalım.
Vitrin
Burak Sülünbaz, Daniel Herskedal ve Marius Neset ikilisinin, Neck of The Woods albümü ve hatırlattıkları hakkında yazdı.
Beck’s Big Band’in kurucusu ve aranjörü, multi-enstrumantalist ve çok yönlü usta müzisyenimiz Aycan Teztel ve yeni bestesi Dreaming of Jaco
Burak Sülünbaz, Timothée Chalamet’in Bob Dylan’ı canlandırdığı ‘A Complete Unknown / Tam Bir Bilinmez’ filmi hakkındaki detayları yazdı.
Trompetçi Thomas Marriott yeni albümünde, müthiş dörtlüsüyle birlikte tanınmış film ve dizi müziklerini yorumluyor.
Portre
Mine Gürevin kahramanlarını yazmaya devam ediyor. Efsanevi caz davulcusu ve grup lideri Philly Joe Jones portresi.
Dağılmasının üzerinden otuz yıl geçmesine rağmen Weather Report, cazın sınırları zorlayan doğaçlamaları ve unutulmaz performanslarıyla hala müzik dünyasını onurlandıran eşsiz bir hazine gibi.
Burak Sülünbaz, yaşamından anektodlar ile ölümle dans eden, kırılgan ve güzel bir ruh olan istisnai piyanist Fred Hersch hakkında yazdı.
Mine Gürevin, Janis Joplin ve Leonard Cohen karşılaşmasını ve Cohen’in Chelsea Hotel #2 şarkısının öyküsünü yazdı.
Röportaj
Türkiye caz sahnesinin duayen kontrbasçısı Nezih Yeşilnil, yıllara yayılan müzikal yolculuğunu, ustalarla geçen sahne deneyimlerini ve canlı konser kayıtlarından oluşan ilk caz albümü On The Jazz Stage’i anlatıyor.
Görüş
“Müzikte nesnel eleştiri diye bir şey var mıdır?” Öncelikle şunun altını çizmek gerekiyor ki doğrudan nesnenin kendi gerçekliğinden hareketle ortaya konan, adına nesnel tespit diyebileceğimiz her şey, doğası gereği ölçülebilir argümanlara dayanmak zorunda. Şu durumda eleştiri dediğimiz, özünde estetik kaygı ve yargılardan arınmış, daha ziyade teknik boyutu kapsayan değerlendirme edimi amacı gereği nesnel olmak mecburiyetinde…
Edebiyat dünyasının asi çocuğu olarak bilinen Thomas Bernhard, müziğe olan ilgisine ciğerlerindeki rahatsızlık sebebiyle devam edememiştir. Ancak müziğin yarattığı boşluğu edebiyatla doldurmuştur. Onun Bitik Adam’ı, Salzburg’da Horowitz ustalık sınıfı kursunda tanışan üç piyano öğrencisinin kurmaca hikâyesini anlatır. Üç arkadaşın tanışmasından 28 yıl sonra, “yüzyılın en önemli virtüözü” ilan edilen Glenn Gould üzerine bir eser yazmakta olan anlatıcı, arkadaşı Wertheimer’in ölüm haberini alır. Glenn Gould, bir müzik dehasıdır ve “Glenn Üzerine Deneme” adlı çalışmasını sürdürdükçe, onu ve Wertheimer’i düşünerek kendine bir yol çizer.
Bugün hemen herkesin sevgiyle andığı Barış Manço, kuşkusuz ki popüler Türk müziğinin en önemli figürlerinden biriydi. Çalışma alanımdan da kaynaklı olarak müziğine vakıf olduğum Manço’nun zannediyorum ki dinlemediğim tek bir şarkısı dahi yoktur. Ne var ki yaptığı işler bir yana, her aklıma gelişinde gözümün önünde beliren bir kare var ki zihnimdeki Barış Manço imgesinin bununla özdeşleştiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bahsettiğim görüntü şarkıcının bir röportajına ait. YouTube’da da birkaç dakikalık kaydı bulunan röportajda, Barış Manço aslında yıllardır duymaya alışık olduğumuz bazı bilindik fikirlerden bahseder. Fakat bir an vardır ki söylediği şey gülüşüyle bütünleşir ve bakmayı değil de görmeyi bilene çok şey anlatır.
Şimdi bir düşünsenize, bir caz müzisyenisiniz; konsere saatler kalmış, bir diş ağrısı tutuyor ya da konserde sahneye çıkalı 1 saat olmuş, belinizde bir ağrı başlamış!… Ne yaparsınız ya da ne yapıyorlar? Burada değinmek istediğim konu, caz müzisyenlerinin yaşamlarını caz müziğine adamaları ve o uğurda yaptıkları fedakarlıklar! Fakat burada söz konusu olan Damien Chazelle’in yönettiği 2014 yapımı Whiplash filminde abartılan, daha iyi davul çalabilmek için kanayan/soyulan parmaklar değil! Daha gerçek anları yakalamak istiyorum.
Pusula
Bir süre daha burada kalmak istiyorsanız, size, dergiye dair bir pusula verelim. Yayınlanan son 100 yazı Yeni bağlantısında. Vitrin, yakın tarihlerde yayınlanan albümlere dair inceleme yazılarını içeriyor. Sanatçıların derinlikli yaşam öyküleri Portre kategorisi altında. Röportaj ve Güncel kategorileri açıklamaya ihtiyaç duymuyor. Ağır yazılar Görüş, vazgeçilmezlerimiz ise Başucu Albümüm kategorisinde. Türk cazına dair yazılarımız ise Bizim Caz bölümünde. Okuduğunuz yazarlar başka neler yazmışlar diye merak ettiyseniz Yazarlar bölümüne başvurabilirsiniz.
Bültene Abone Olun
Pusula
Divalar bölümünde vokal cazın efsanevi şarkıcılarının öykülerini okuyabilir, caz müziğin geçmişine meraklıysanız Caz Devleri kategorisinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Caz tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisi bu yıl 100 yaşına girdi: John Coltrane ve Miles Davis, bu iki ikonik sanatçının yaşamına daha yakından bakabilirsiniz. Degüstasyon, sanatçıların yeme içme kültürüne dair ilgilerini eşeliyor. Koleksiyon ile müzisyenlerin müzik dışında nelerle ilgilendikleri hakkında bilgilenebilirsiniz. Sadece caz değil, Dark Blue Notes’da Rock müzikle ilgili yazılar da var.
Caz Devleri



