Vitrin

Portre

Besteci, tuşlu çalgılar ustası, prodüktör ve oyuncu Ryuichi Sakamoto, sanatı, eserleri ve ötesi. Mert Çakırcalı yazdı.

Çalkantılı geçmişiyle Japon Cazı, modern dönemin caz-funk efsanesi Jiro Inagaki ve fantastik grubu Soul Media.

Röportaj

Görüş

Peki ama yirmi yıl öncesine kıyasla konservatuvarların sayısının arttığı; memleketin dört bir tarafında hayal tacirliği yapmak üzere bacasız fabrikalar olarak kurulan taşra üniversitelerinin müzik bölümlerinin amip misali bölünerek çoğaldığı ve son yirmi yılda nüfusun yaklaşık yirmi milyonluk artış gösterdiği günümüzde, bu hazin tablo nasıl açıklanabilir?

“Şeffaflığın olmadığı ve paylaşım kalitesinin düşük olduğu yerler kendini yenilemekten uzak kalıp kendine ait bir alan yaratmanın araçlarını geliştirecek duygusal ve zihinsel yaklaşım üretemiyorlar.” Dark Blue Notes yazar kadrosuna katılan müzisyen, eğitimci Güç Başar Gülle ilk yazısında efsanevi Lenox Caz Okulu’nun, günümüz dünyasında yerel ve global ölçekte müzik eğitim alanındaki tıkanıklıklara nasıl alternatif olacağını anlatıyor.

“Müzikte nesnel eleştiri diye bir şey var mıdır?” Öncelikle şunun altını çizmek gerekiyor ki doğrudan nesnenin kendi gerçekliğinden hareketle ortaya konan, adına nesnel tespit diyebileceğimiz her şey, doğası gereği ölçülebilir argümanlara dayanmak zorunda. Şu durumda eleştiri dediğimiz, özünde estetik kaygı ve yargılardan arınmış, daha ziyade teknik boyutu kapsayan değerlendirme edimi amacı gereği nesnel olmak mecburiyetinde…

Edebiyat dünyasının asi çocuğu olarak bilinen Thomas Bernhard, müziğe olan ilgisine ciğerlerindeki rahatsızlık sebebiyle devam edememiştir. Ancak müziğin yarattığı boşluğu edebiyatla doldurmuştur. Onun Bitik Adam’ı, Salzburg’da Horowitz ustalık sınıfı kursunda tanışan üç piyano öğrencisinin kurmaca hikâyesini anlatır. Üç arkadaşın tanışmasından 28 yıl sonra, “yüzyılın en önemli virtüözü” ilan edilen Glenn Gould üzerine bir eser yazmakta olan anlatıcı, arkadaşı Wertheimer’in ölüm haberini alır. Glenn Gould, bir müzik dehasıdır ve “Glenn Üzerine Deneme” adlı çalışmasını sürdürdükçe, onu ve Wertheimer’i düşünerek kendine bir yol çizer.