BaBa ZuLa, otuzuncu yılında yayımladığı XXX ile geçmişini kutlamakla yetinmiyor. Elektrikli sazın, dub baslarının, aksak ritimlerin ve elektronik seslerin arasında bu kez zeytinlikler, ormanlar, kıyılar ve doğasını savunan insanların sesleri dolaşıyor. Glitterbeat Records etiketiyle 25 Eylül 2026’da yayımlanan albüm, grubun otuz yıllık müzikal serüveninin hem bir özeti hem de bugüne dair sözü.
William Parker bu kez kontrbasını bir kenara bırakıyor. Gregory Hines’ın anısından savaşın ortasında kalan çocuklara uzanan yedi bestesinde cazı dansla, şiirle, sinemayla ve insanın dünyaya karşı sorumluluğuyla buluşturuyor.
Gücüm Sezer ile müzikal geçmişi, Choro’ya duyduğu ilgi, bestelerinde hikâyelerin yeri ve Brezilya müziğini kendi özgün yaklaşımıyla yorumlama biçimi üzerine…
Prestige’in mirasını en iyi anlatan şey, bu kayıtların arkasındaki temel düşünceydi: Müzisyenleri bir araya getirmek. Onlara çalabilecekleri bir alan açmak. Ve ortaya çıkan müziği kaydetmek. Çünkü caz tarihinde bazı anlar önceden tasarlanamaz, yalnızca yaşanır. Prestige Records, o anların bir kısmını sonsuza kadar sakladı.
Koyu Antoloji Dönemi, Genco Arı ile birlikte yeni bir kapı açıyor. On altı şarkı, bir grand piyano ve bir ses: Teoman! Deus Ex Machina Tour’da ezberler bozulacak; gerisini doğaçlama, risk ve o gecenin ruhu belirleyecek.
Türkiye’nin tanınmış caz vokalistlerinden Sibel Köse ile Polonya’yla kurduğu kültürel köprüyü, iki ülkenin caz kültürünü, müzikal çalışmalarını, sahnenin kendisi için ne ifade ettiğini ve genç müzisyenlerin bugün karşılaştığı koşulları konuştuk.
1977’nin bir gecesinde Havana’da genç bir adam havaalanına gidiyor. İşi basit: gelen konuğu alıp götürmek.…
Oscar Peterson’ın, virtüözlüğünü kibirden alabildiğince uzak bir tavırla sergileyerek piyanonun başında harikalar yarattığı bu kayıt, caz tarihindeki eşsiz yerini bir kez daha anımsatıyor.
Ercüment Orkut, sekiz yıllık solo albüm sessizliğini Far From Both Ends ile bozuyor. Piyano, trompet, kontrbas ve davulun birbirine alan açtığı albüm, Orkut’un klasik müzikten caza, bestecilikten doğaçlamaya uzanan müzikal dünyasının bugünkü karşılığını arıyor.
Henry Threadgill, Vijay Iyer ve Dafnis Prieto, on beş yıllık müzikal birlikteliklerini ilk kez stüdyoya taşıyor. Fifteen, üç büyük doğaçlamacının yıllar içinde kurduğu ortak dilin kaydı.
Denny Zeitlin’in 2003’ten 2025’e uzanan kayıtları bir araya getirdiği yeni albümü Odyssey, akustik caz geleneğinden elektronik doğaçlamaya uzanan altmış yıllık müzikal merakının izini sürüyor.
Golden Hour, ana akım cazın, usta ellerde eriştiği mükemmeliyet seviyesinin belgesi. Stephen Philip Harvey adını kaydetmenizi, ola ki denk gelirseniz, canlı izleme şansını ıskalamamanızı hararetle öneririm.
■Ali Perret: Evrenin iyileştirici sesleri ■Alper Kaliber: Kılavuzun sesi yeniden yükselirken ■Batuhan Aydın: Sahici bir sesin peşinde ■Başak Yavuz: Döngünün içinde ■Beran Paçacı: Konserler ve etkinlikler ■Ediz Hafızoğlu: Kemiklerime işlemiş durumda ■Engin Recepoğulları: Arayışın ve dönüşümün müziği ■Francesco Martinelli: God of destruction and creation ■Mert Çakırcalı: Coltrane kadar şanslı ve şanssız ■Mine Gürevin: Yolun sonunda fırtına vardı ■Kaan Bıyıkoğlu: Coltrane’nin ardından ■Sadettin Davran: Cazın yarısını kaplayan sololar ■Timuçin Şahin: He never stopped becoming ■Turgay Kantürk: Coltrane Siyahı’ndan parçalar
John Coltrane, getirdiği yeniliklerle ve eserleriyle modern cazı derinden etkilemiş, cazın içine yeni bir idealizm katmış, cazın güncelliğini yitirmeden bir sanat müziği olarak geçerliliğini koruyabilmesine olanak sağlamış, çalkantılı zamanlarda insana güç verebilecek bir müziğin mümkünatını ortaya koymuştur.
Portre
Müziği bir kalıba sığmayan, alternatif rock’tan indie pop’a, soul’dan post-punk’a kadar geniş etki alanına sahip müzisyen Nilüfer Yanya
Uluslararası Caz Günü’nde 30 Nisan 2025 Çarşamba akşamı, Borusan Müzik Evi sahnesine çıkacak serbest doğaçlama grubu أحمد [Ahmed].
Mert Çakırcalı’dan şahsi bir David Lynch vedası: “senin gibi büyük dönüştürücülerin ölümü her zaman ani olmak zorundadır.”
Mine Gürevin kahramanlarını yazmaya devam ediyor. Efsanevi caz davulcusu ve grup lideri Philly Joe Jones portresi.
Röportaj
Akbank Caz Festivali kapsamında 26 Eylül 2026 akşamı Yeldeğirmeni Sanat sahnesinde çıkacak Danae Palaka ile yazarımız Arif Hür konuştu.
Görüş
Bir görsel (visual-media) ile karşılaştığımızda onu önce konusuna göre mi algılarız yoksa sahip olduğu renk, desen gibi (doğası gereği) görmeye dair unsurlarıyla mı baskın oluyorlar? Sonuçta, durdurmayı sürdürdüğümüz anda bütün bu esneyen ‘durum’ belirli aşamalardan sonra kendi tanımlarımızı oturttuğumuz bir anlamlar silsilesine dönüşüyor.
Müzik ve görseli bir araya getirme düşüncesi yüz yıldan fazla bir geçmişe sahip. Geriye dönük ilk örneklere 19. Yüzyıl sonlarında rastlanıyor. 1892 yılında nota yayıncıları promosyon amaçlı şarkı slaytları hazırlıyorlar. Slaytlarda, şarkı sözleri öyküleştirilerek resmediliyor ve şarkının notasıyla birlikte satılıyor. 20. Yüzyılla beraber müzik, yedinci sanatın vazgeçilmez unsuru oluyor. Salona yerleştirilen piyanoda müzisyenler, klasik ve dönemin popüler eserlerini çalarak beyaz perdede seyredilene eşlik ediyorlar. Bellini’nin Casta Diva’sı, Schubert’in Bitmemiş Senfoni’si, Beethoven’in çeşitli uvertürleri sıklıkla seslendiriliyor. Piyanistler, giderek görseldeki olaylara, ifadelere uygun doğaçlamalar yapmaya başlıyorlar. Ayrıca müzik, makara değişimi sırasında boşluğu doldurma görevi de üstleniyor.
Bir sarmaşık gibi günlerimize dolanmıştı müzik. Her caz parçasını dinlediğimizde hücrelerimizde kimyamızı bozan akorların dolaştığını hissediyorduk. Böyle yaşayabilir ve bu şekilde ölebilirdik. Bazen ruhumuz canlanıyor bazen de derinlerde bir kederle baş başa kalıyorduk. Zaten kaya gibi “Rock” müziği vardı hayatımızda. Her zaman olduğu gibi çok az kişiydik. Sevdiğimiz film kahramanlarını izlercesine mutlu ediyordu cazın varlığı bizleri. Anlamadan dinliyor, içindeki cevheri fark ediyor ama yüzük taşı olarak bir türlü parmağımızda görmeyi beceremiyorduk.
Pusula
Bir süre daha burada kalmak istiyorsanız, size, dergiye dair bir pusula verelim. Yayınlanan son 100 yazı Yeni bağlantısında. Vitrin, yakın tarihlerde yayınlanan albümlere dair inceleme yazılarını içeriyor. Sanatçıların derinlikli yaşam öyküleri Portre kategorisi altında. Röportaj ve Güncel kategorileri açıklamaya ihtiyaç duymuyor. Ağır yazılar Görüş, vazgeçilmezlerimiz ise Başucu Albümüm kategorisinde. Türk cazına dair yazılarımız ise Bizim Caz bölümünde. Okuduğunuz yazarlar başka neler yazmışlar diye merak ettiyseniz Yazarlar bölümüne başvurabilirsiniz.
Bültene Abone Olun
Pusula
Divalar bölümünde vokal cazın efsanevi şarkıcılarının öykülerini okuyabilir, caz müziğin geçmişine meraklıysanız Caz Devleri kategorisinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Caz tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisi bu yıl 100 yaşına girdi: John Coltrane ve Miles Davis, bu iki ikonik sanatçının yaşamına daha yakından bakabilirsiniz. Degüstasyon, sanatçıların yeme içme kültürüne dair ilgilerini eşeliyor. Koleksiyon ile müzisyenlerin müzik dışında nelerle ilgilendikleri hakkında bilgilenebilirsiniz. Sadece caz değil, Dark Blue Notes’da Rock müzikle ilgili yazılar da var.
Caz Devleri



