Yazar: Mine Gürevin

Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

İtalyan piyanist, besteci ve vokalist Joe De Gregorio, cazın köklerinden yola çıkıp New York, Los Angeles ve Paris arasında sınırları aşan bir yolculuk kuruyor. The Opening ise bu uzun hikâyenin kapısını aralıyor.

I: Ocak 1980 New York kışı ağırdı ama Bill Evans bunu ilk kez yaşıyor gibi değildi. Asıl soğuk içerideydi. Pencerenin önünde durduğunda camın buğusuna bakmıyordu. Kendi…

Türkiye’de cazın gelişim hikâyesi anlatılırken adı mutlaka anılması gereken isimlerden biri Şenova Ülker. Çocukluk yıllarından bugüne uzanan müzik serüveni, ustaları, cazın Türkiye’deki dönüşümü ve müziğin ona hâlâ her gün öğrettiği yeni şeyler…

John Coltrane’in hikâyesi, içine kapanık çocukluğunun derin sessizliği ile başlar. Bu yazı, notaların değil; kayıpların, arayışın, duanın ve inatla sürdürülmüş bir yolun kronolojisidir. Coltrane’i anlamak için duymaktan çok, sabretmek gerekir.

Bebop kolektif bir devrimdi, fakat tarih bir ismi merkeze yerleştirdi. Sonny Stitt, Bird sonrası dönemde üretimi, disiplini, alto ve tenor’daki kimliğiyle salt bir kıyas figürü değil, sürekliliğin ustası olduğunu kanıtladı.

John Coltrane ve Albert Ayler geleneğinin çağdaş temsilcilerinden biri olarak görülen James Brandon Lewis, bugün cazın en özgün seslerinden biri. Ancak o kendisini geçmişin mirasçısı olmaktan çok kendi yolunun haritacısı olarak görüyor. Buffalo’dan Howard Üniversitesi’ne, Molecular Systematic Music teorisinden Mahalia Jackson’a uzanan bu söyleşide Lewis; müziği, kimliği, yaratıcılığı ve hiç bitmeyen arayışını anlatıyor.