Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    GÜNCEL

    Akra Caz Festivali 2026 İzlenimleri

    Akra Caz Festivali, sanat içeriği üreticileri ve caz camiasının buluştuğu müthiş bir yaratıcılık kampına dönüşüyor. Ülkede emsali rastlanamayan bir durum olduğu için festival, müzik çevrelerinden bu denli takdir ve övgü görüyor.
    Burak SülünbazBy Burak Sülünbaz27 Haziran, 2026

    Yılın en sevdiğim zamanları Haziran ayı; tam Akra zamanı. Karşı kıyılarında heybetle yükselen, tepeleri sislere karışan, Batı Torosların bir kolu olan Bey Dağları’nın atmosfere eşsiz bir hava kattığı Akra Caz Festivali, dokuzuncu yılında da Antalyalı sanatseverlerle buluştu.

    Akra Caz Festivali’ni her yıl dikkatle takip ediyorum; geçmiş festivalleri de kapsamlı biçimde izlemiş ve BURADA kaleme almıştım. Bu festival, yalnızca Antalyalıları değil, Isparta, Muğla, İzmir gibi çevre şehirlerden; İstanbul ve Ankara’dan, hatta Rusya’dan ve farklı ülkelerden gelen yerli-yabancı müzikseverleri de şehre çekiyor. Şehir ve ülke ekonomisine de ciddi katkı sağlayan bu kültür yatırımı her geçen sene etki alanını daha da genişletiyor. Paneller, ücretsiz jam sessionlar ve atölyeler ile desteklenen 360 derece bir caz deneyimi etrafınızı sarıyor.

    Festivalin cazibesini artıran unsurlar arasında yalnızca Akra Otel’in misafirlerini, kendilerini kraliyet ailesi üyesi gibi hissettiren birinci sınıf ağırlaması değil, aynı zamanda bilet fiyatlarının ulaşılabilirliği de var. Kombine aldığınızda Grammy’li yıldızların da sahne aldığı performansları konser başına yaklaşık 1000 liraya, tek konser aldığınızda ise 2000 liraya izleyebilmek mümkün. Tüm bunlar Akra Caz Festivali’ni bölgenin en önemli kültürel çekim merkezlerinden biri haline getiriyor.

    Akra Caz Festivali’nin ülkedeki tüm festivalleri geride bırakıp dünya çapındaki festivallerle yarışmasını sağlayan çok güçlü bir yönü daha var: @akrajazz sosyal medya hesabı. Festivalden aylar önce, uzman elinden çıkmış, her kelimesi özenle hazırlanmış kısa tanıtım notları ve görsel sunumlarla heyecanı başlatıyor. Konserlerin ardından ise muhteşem fotoğraflar, hikâyesi olan reels videoları ve konsept görsellerle sürekli güncel ve etkileşimli kalıyor. Konserlerde ya da atölyelerde yaşananları anında sosyal medyadan takip edebiliyor, adeta oradaymış gibi tanıklık edebiliyorsunuz. Bu güzelliği mümkün kılan yıllardır beraber çalışan Akra Hotels Sosyal Medya Ekibine, Zeki Özsoy ve ekibine, usta fotoğrafçı Serdar Aydın’a, Toygun Özdemir‘e, Eren Yağmuroğlu’na ve emeği geçen tüm emekçilere tebrikler ve teşekkürler.

    Kenan Doğulu ve ihtimaller Caz Projesi

    Akra Caz Festivali, 5 Haziran akşamı Türkiye’nin hit fabrikası Kenan Doğulu’nun pop caz projesi İhtimaller ile başladı. İlk gecenin açılış sunumu ise her zamanki gibi Yekta Kopan’a aitti. Kopan’ın adı artık festivalle özdeşleşmiş durumda; hem edebiyat alanında hem de eğlenceli sunumlarda tek ve rakipsiz. Onsuz bir Akra Caz Festivali düşünmek mümkün değil.

    Kenan Doğulu’ya bu konserde Ercüment Orkut, Şenova Ülker, Ozan Musluoğlu, Mehmet İkiz, Ferit Odman, Şenova Ülker, Engin Recepoğulları, Bulut Gülen ve Sarp Maden eşlik etti.

    Kenan Doğulu ile 2013 yılında SALON IKSV’de nispeten boş bir salonda birlikte heyecanla izlediğimiz John Scofield konserinde tanışmıştım. Doğulu’nun müzikleriyle büyüyen bir nesilden geldiğim için kendisinin caz ile bu kadar tutkulu ilgilendiğini bilmiyordum. Yıllar geçtikçe öğrendim.

    Caza gönülden bağı olan Doğulu’nun bu projede usta caz müzisyenleriyle bir araya gelmesi, cazın geniş kitlelere ulaşması açısından önemliydi. Konser alanından kişisel bir gözlemimi paylaşayım: Tutkulu Doğulu hayranları tüm şarkıları tek bir ağızdan söylemek istiyor, ancak caz aranjmanlarının temposuna ayak uydurmakta zorlanıyorlardı. Bu durum müziğin uyumsuzluğundan değil, Doğulu’nun pop müziğine alışkın dinleyici için İhtimaller’in yeni bir deneyim olmasından kaynaklanıyordu.

    Yeni arayışlar güzeldir; her seviye müzisyen için yaratıcılığı geliştirir. Oldukça uzun süren açılış akşamı yoğun alkışlarla festivale moralli bir başlangıç yapmıştık.

    ■

    Igor Butman ve Moscova Caz Orkestrası ile Sergey Mazayev

    Ertesi akşam, artık festivalin konuğu değil adeta ev sahibi olan Igor Butman ve Moskova Caz Orkestrası, derinlikli vokali, muazzam nefes kontrolü ile Rus rock müziğinin ikonik ismi Sergey Mazayev ile birlikte sahnedeydi. Her Butman konseri, Sovyet disiplininden beslenen kusursuz bir kurgu ve caza lezzetli bir övgü ritüeli gibidir. Konser öncesi provalar tam konsantrasyonla iki buçuk saati aşan bir süre boyunca gerçekleştirilir. Orkestranın her bir üyesini hem disiplinli birer müzisyen hem de ilgili ve gerçek birer cazsever olarak çalıştığına şahit olursunuz.

    Igor Butman ve Moskova Caz Orkestrası üyeleri provada (Burak Sülünbaz)

    O gece de akış içinde solo için ayağa kalkan her müzisyen, üzerine yöneltilen ışığın hakkını vererek yaratıcı ve kompozisyonun bütününe hizmet eden sololar ortaya koydu. Orkestrada yer alan ve her biri ayakta alkışı hak eden müzisyenlerin isimlerini burada bir kez daha anmak istiyorum: Yuriy Psianchin, Anton Chekurov, Ilya Morozov, Konstantin Boytsov, Andrei Sereda, Andrei Zyl, Konstantin Basov, Vladislav Severov, Grigor Panosian, Alexey Karpenko, Nikolai Shevnin, Oleg Borodin, Sergei Gimazetdinov, Oleg Akkuratov, Nikolay Zatolochny ve Eduard Zizak.

    Igor Butman & Moscow Jazz Orchestra

    Igor Butman her konserine, müziğe olan inancını koruyarak, elde ettiği mutlak başarının şımarıklığına kapılmadan, disiplinle ve hazır biçimde çıkıyor; müziği iyi biliyor ve sahne hakimiyetiyle, özellikle Rus hayranlarının yoğunlukta olduğu kitlenin dikkatini müziğin dışına kaymasını engellemeyi başarıyor. Bu bağlamda, farklı ülkelerde defalarca izleme fırsatı bulduğum Igor Butman ve Moskova Caz Orkestrası konserlerini, dünya sahnelerinin ölçütlerini aşan bir incelikle kurgulanmış, cazın ritüel tadında bir eğlence seremonisi olarak görüyorum.

    Igor Butman – Burak Sülünbaz

    Jam Session hosted by Anton Chekurov

    Konserin hemen ardından Anton Chekurov’un ev sahipliğini yaptığı the251jam session’da Barış Doğukan Yazıcı, Ercüment Orkut, Engin Recepoğulları, Ozan Çelikel ve Ozan Musluğlu’nun bulunduğu orkestraya, Igor Butman, Moskova Caz Orkestrası elemanlarının bir kısmı, İpek Dinç ve Kenan Doğulu’nun da eşlik etmesi türler ve coğrafyalar ötesi bir deneyim yaşattı.

    Kenan Doğulu, Barış Doğukan Yazıcı, Igor Butman ( Burak Sülünbaz)

    ■

    Cenk Erdoğan Masterclass

    10 Haziran’da gündüz saatlerinde gerçekleşen masterclass’da gitarist, besteci, grup lideri Cenk Erdoğan, katılımcıların sorularıyla açtığı yolda çaldığı enstrümanlarla tanışma hikayelerinden, bestecilik ve doğaçlamacılık fikirlerine, çalmaktan keyif aldığı el yapımı gitardan, yurtdışı projelerinde yer alışının kariyerine sağladığı artılara kadar tüm konulara son derece açık sözlülükle yanıt verdi.

    Cenk Erdoğan Masterclass (Burak Sülünbaz)

    Bana göre sahnede olmak; sadece teknik yeterlilik, zekice bir kariyer yönetimi, yaratıcılık ve liderlik vasıflarına sahip olmayı değil, bunlara ek olarak tüm olumsuzluklara dayanıklı, stabil bir ruh halini, dinleyiciden organizatöre, eşlikçiden seyirciye doğru akan dengeli bir iş üretebilme becerisini ve çok güçlü bir ifade yeteneğini de gerektiriyor. Şanslıyız ki Cenk Erdoğan tüm bu hasletlere sahip ve paylaşmaya açık tabiatta bir insan.

    Cenk Erdoğan aynı zamanda 10-12-13 Haziran tarihlerinde The 251’de gerçekleştirilen jam session’larda ev sahipliği yaptı ve Nedim Ruacan, Cahit Kutrafalı, Ezgi Alaş, Duygu Soylu gibi müzisyenleri sahnesinde ağırladı.

    ■

    Perspektifler: Genç Tasarımcıların Gözünden Akra Jazz

    Festival alanın hemen dışına kurulan sergide, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nün ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinin Grafik Atölye dersinde ürettikleri afişler yer alıyordu. Bir Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olarak, öğrencilik yıllarımdan beri afiş çalışmalarına aşinalığım var; üstelik festival afişleri benim özel ilgi alanım. Bu gözle baktığımda, sergilenen işlerde dikkat çekici tipografik kompozisyonlar ve başarılı illüstrasyonlar öne çıkıyordu.

    Akra Jazz Perspektifler (Burak Sülünbaz)

    Ziyaretçiler de bu bölüme yoğun ilgi gösterdi; sosyal medya paylaşımları sayesinde çalışmalar dolaşıma girdi. Böylesine büyük ölçekli bir festivalin, eğitim sürecindeki genç tasarımcılara en değerli köşelerinden birini ayırması gerçekten takdire şayan. Dilerim diğer festivaller de bu yaklaşımı örnek alır ve gençlerin üretimlerine aynı kıymeti verir.

    ■

    Dianne Reeves

    10 Haziran akşamı, vokal tekniğindeki ustalığıyla cazın doğasına nüfuz eden ve kariyerinden taşıdığı duygusal derinlikle performansını besleyen eşsiz yorumcu Dianne Reeves, uzun yıllardır yol arkadaşı ve kendi tabiriyle manevi kardeşi Romero Lubambo ile birlikte; günümüz caz sahnesinin en seçkin eşlikçileri Reuben Rogers ve Terreon Gully’nin katılımıyla sahnedeydi. Reeves, renkli kumaşlara meraklı ve sahne kostümü de bu merakının bir yansıması.

    Reeves ,Softly As in Morning Sunrise, All Blues, Love is Here to Stay ve Minuano gibi eserlerle bedenini bir enstrümana dönüştürerek muazzam bir deneyim yaşattı. Basçı Rogers’ı, Charles Lloyd, Wynton Marsalis, Roy Hargrove, Tomasz Stanko ile kayıtlarından zaten tanıyordum ama ilk defa canlı izlemek, pürüzsüz eşliğine tanıklık etmek muhteşemdi. Konserin en akılda kalıcı kısmı Reeves’in İstanbul’da geçirdiği zamanlara gönderme yaptığı ve Akdeniz’in eşsiz manzarasına ve şifalı gücüne doğaçlama bir methiye sunduğu bölümdü. Tek başına bu doğaçlama bile bir festivalin doyuruculuğunu taşıyordu.

    Dianne Reeves & Reuben Rogers

    ■

    Batu Akyol – Cazın Türkiye’ye Yolculuğu: Bir Belgeselcinin Gözünden

    12 Haziran’da Türkiye’de Caz Belgeseli’nin yönetmeni Batu Akyol, kapsamlı bir caz hikayesi sunumuyla 251’de izleyicilerin karşısına çıktı. Sunumun en akılda kalıcı anları belgeselde Cüneyt Sermet’in yer aldığı bölümleri birlikte izleyip üzerine sohbet ettiğimiz anlar oldu. Belgeselin hazırlandığı dönemde yaşananları ve çekimlerin perde arkasını Akyol’un eğlenceli diliyle canlı canlı dinlemek çok keyifliydi.

    Batu Akyol (Burak Sülünbaz)

    ■

    Joss Stone

    12 Haziran akşamı sahnede olan dünyaca ünlü Grammy ve BRIT ödüllü soul şarkıcısı Joss Stone, izlediğim dünya starlarının gerçekleştirdiği Akra Caz Festivali konserleri arasında seyirciyle kurduğu bağ ve yarattığı görsel atmosfer açısından en etkileyici konserlerden biriydi. Çoğunluğunu “The Soul Sessions” albümünden seçtiği ve şarkılarla samimi, rahat ve eğlenceli tavrıyla konserin henüz daha başında seyircisinin arasında dolaştı, sonlara doğru “Dirty Man” şarkısını seyircisinden öğrendiği Türkçe karşılığıyla söyledi, kelimeyi telaffuzu da çok güzeldi.

    Alanın dört bir köşesindeki izleyiciyi yakalayan enerjisiyle dans etti, eğlendi ve bu coşkuyu seyirciye de bulaştırdı. Konserin sonunda öyle bir hava vardı ki, seyirciler alkışlarla sahneye bir kez daha çağırsa, hiç düşünmeden bis yapıp geceyi daha da uzatacak gibiydi. Tam anlamıyla eğlencenin, samimiyetin ve müziğin birleştiği bir performanstı.

    ■

    Kenny Garrett Sounds From The Ancestors

    13 Haziran akşamı modern cazın yaşayan en parlak ustalarından, Grammy ödüllü Kenny Garrett, caz ve soul müziğin kurucu ruhlarına saygı duruşu niteliğindeki “Sounds From The Ancestors” projesiyle Akra Caz Festivali’ndeydi. Parçaları mırıldanmaya davet eden güçlü melodileri, yüksek enerjili ritimleri ve caz geleneğine bağlı kalırken farklı türlerle kurduğu organik ilişki sayesinde dinleyicilere sınırları aşan bir müzik deneyimi sundu.

    Ayin gibi başlayan gece ilk parçanın sonunda Garrett’ın sahnede 1 dakika 38 saniyelik hareketsiz kalmasıyla deyim yerindeyse bir astral seyahata geçişi ile yavaşlamıştı. Garrett’ın bedeni sahnedeydi ama ruhu bu kısa süre boyunca halen çaldığı ilk parçanın içinde dolaşıyordu. Kim bilir aklından neler geçiyordu?

    Konserin ilerleyen bölümleri ustanın genelde yaz konserlerinde tercih ettiği stilde tüm konser boyu seyircisini coşkuya, dansa ve alkışa davet ettiği bir dans partisine de dönüştü. Konser sonrası dakikalarca süren tezahürata dayanamayarak sahneye yeniden gelen Garrett, gospel havasında kurguladığı bir bölüm ile akılda kalıcı bir final yaptı.

    Kenny Garrett (Burak Sülünbaz)

    Dakikalarca süren sololarıyla bebop tutkunlarını, spiritüel cazın derinliğini sevenleri ve ritme kapılıp dans etmek isteyenleri aynı ara kesitte buluşturan çok özel bir konserdi.

    Kenny Garrett, kendisi gibi kuşağının büyük caz ustalarının, havalarında olduklarında yazlık açık hava sahnelerindeki seyircinin dikkatini de kolaylıkla yakalayarak caza doğru çekebileceklerini bir kez daha gösterdi. İyi isim, doğru proje… Gecenin benim için öne çıkan parçaları ise ‘Sing a Song of Song’ ve ‘Hargrove’ oldu.

    ■

    Ricky Ford Masterclass

    Ricky Ford (Burak Sülünbaz)

    17 Haziran gündüz bölümünde cazın yaşayan tarihi Ricky Ford, müzisyenin kendi sesini bulması ekseninde kurguladığı ve Charles Mingus’dan Sonny Stitt’e kadar pek çok usta ile yaşadığı hatıraları da anlatarak süslediği nefis bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Ülkemizdeki bir caz festivalinin caz tarihinin emektarlarından biri olan bu kadar değerli bir müzisyenin deneyimlerini aktarabileceği bir alan tanınması çok değerli. Ama bugün caz sahnelerinin tozunu attıran pek çok müzisyenin Bilgi Üniversitesi Caz Bölümü’nün kuruluş döneminden ustası olan, Mal Waldron’dan Abdullah İbrahim’e caz panteonun en üst mertebesinde yer almış herkesle çalmış Ford’un ücretsiz atölyesine, sadece bir avuç ilgilinin gelmesine çok üzüldüm. Festival için otelde konaklayanlar ya da Antalyalı müzisyenler neredesiniz?

    ■

    Richard Bona Alfredo Rodriguez Trio

    17 Haziran akşamı sahneye çıkan nevi şahsına münhasır müzisyen Richard Bona, şarkılarını söylediği Douala dilini adeta müziğin sevgi diline dönüştürdü. Ona piyanosunu bir perküsyon gibi kullanan Alfredo Rodriguez ve ritim dokusunu ustalıkla işleyen, eğlenceli davulcu Michael Olivera eşlik etti.

    Bona, geçen yıl da Akra Caz’da sahne almış, çok beğenilmişti. Rodriguez’i ise Olivera ile birlikte 2 sene önce İş Sanat’ta izlemiştik. Beklentileri karşılayan konserlerdi.

    Akdeniz ikliminin sıcaklığını ve ılıman coğrafyaların nabzını çok iyi yakalayan bu üçlü, sahneye güler yüzle çıktı; hem eğlenerek hem de eğlendirerek performanslarını tamamladı.

    Kişisel bir yorum olarak performans eğlenceliydi ama daha da güzel olabilirdi. Bona’nın emsalsiz müzisyenlğinin eşi benzeri yok; sayısız müzisyenle, sonsuz çeşitlilikte projesi var. Ama Rodriguez ile bu Afro-Cuban ateşi konseptinin repertuvarını oluştururken biraz fazla tekrara düştüklerini ve konfor alanlarında kalmayı tercih ettiklerini düşünüyorum. Bis parçasındaki “Alfonsina y el mar” ile yumuşak bitirişleri de tüm enerjimizi bir anda kesen bir tercih oldu.

    Richar Bona ve basın mensupları

    Ertesi gün basın mensuplarıyla buluşan Richard Bona, kendini ifade etme gücü yüksek, müziğin dönüştürücü etkisine inanan bir karakter olarak karşımıza çıktı. Bir gün önceki konser hâlâ zihnimde tazeyken, ona repertuvar seçim kriterini sordum. Seyirciden aldıkları enerjiye ve gözlemledikleri atmosfere uygun bir repertuvar hazırlamayı tercih ettiklerini anlattı.

    Buluşmada dile getirdiği motive edici bir sözü vardı: “Sahneye güler yüzle çıkarsan ve seyirci de seni aynı sıcaklıkla karşılarsa, işler her zaman yolunda gider.”

    Bona, basın toplantısında yıllar önce gerçekleştirdiği Hindistan seyahati sonrası müzikal bakış açısının seviye atladığından bahsetmişti. Bu bana Bona’nın müziği ile ilk temasım olan 2009 tarihli The Ten Shades of Blues albümünden Shiva Mantra şarkısını hatırlatmıştı. Sizin de keşif yolculuğunuza katkı sunmak amacıyla bu şarkıyı da buradan paylaşmak istiyorum.

    ■

    Türkiye’de Caz Yayıncılığı Paneli

    18 Haziran’da gerçekleşen Türkiye’de Caz Yayıncılığı Paneli, ülkenin caz ekosistemine doğrudan temas eden dört caz odaklı mecranın temsilcilerini bir araya getirdi. Ülkemizdeki caz festivalleri çoğu zaman cazla ilgisi olmayan, dinleyiciye bir katkısı olamayan panellere yönelirken, Akra Caz Festivali ilk kez caz kültürüne odaklanan bir panele ev sahipliği yaptı.

    Leyla Diana Gücük, Eray Düzgünsoy, Zuhal Focan, Burak Sülünbaz, Duygu Mühürdar

    Bu panelde Dark Blue Notes dergimizi temsil edebildiğim için kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. Emeğimizi değerli bulan ve caza çıkarsız katkımızı önemseyen herkese gönülden teşekkürler.

    ■

    Akra Genç Caz Mojo 5, Leviers ve SU Trio

    18 Haziran akşamı Akra Genç sahnesinde ilk olarak Mojo 5 çıkmıştı. Akra Caz Festivali’nin gençlere özgürce alan açmasına ve onların tecrübe kazanmalarına koşulsuzca destek olmaları gerektiğine inanıyorum ama günün sonunda Akra sahnesi dünya çapında müzisyenlerin boy gösterdiği bir sahne. Dürüst olmak gerekirse Mojo 5’ın setlist seçkisi ve enerjileri seyircileriyi yakalayamadı. Bir kısmı kombine bilet almış seyirci, çok genç müzisyenler dinlediğinin farkındaydı ama haklı olarak yüksek tempolu ve daha iyi bir performans duymayı hak ediyorlardı.

    Basitçe örneklemem gerekirse performansın giriş parçası olan Roy Hargrove’un Starmaker parçasıyla değil yine aynı albümde bir parça önceki Strasbourg / St. Denis ile açılış yapılsa hem daha enerjik hem de aşinalık etkisiyle seyircinin de katılacağı türden bir performans yaklayabilirlerdi. Bu tip sahnelerde festivalin kaçıncı akşamında, hangi gruptan önce sahneye çıktığınız ve kaç kişiye çaldığınız gibi önemli ölçüler vardır, umarım Mojo 5 grubu üyeleri seyircinin enerjisinden gerekli mesajı almıştır.

    Levent Güner / Seçkin Eroğlu (Burak Sülünbaz)

    Buna karşın ilk defa dinlediğim ODTÜ’lü gençler Leviers’i hemen akıl defterime kaydettim. Dream Theater, Kurt Rosenwinkel, Allan Holdsworth gibi isimlerin müziklerinden de izler taşıyan füzyon kimyasını ve akılda kalıcı melodilerinin kompleks yapılarını çok sevdim. Hatta 32. İstanbul Caz Festivali Genç Caz+ 25 albümünde de yer alan “Sunwarmed” parçasını canlıda kayda göre çok daha tempolu ve sololarla besleyerek çaldıklarını duydum. Akra Genç Caz sahnesine çok yakıştırlar.

    Son olarak, sosyal medyadaki performans videoları sayesinde adından sıkça söz ettiren 20 yaşındaki piyanist Pelin Su Yavuz’u Türkiye’de ilk kez canlı izleme fırsatı bulduk. Ona sahnede davulda Angel L Ruiz ve kontrbasta Chase Behar eşlik etti. İzleyemeyenler ya da yeniden izlemek isteyenler için sosyal medyada paylaştığım BU POST yaklaşık 50 bin görüntüleme aldı.

    Pelin Su Yavuz

    Sahnedeki rahatlığı, sempatik tavırları, dikkat çekici yeteneği ve sahne arkadaşlarını sürekli takdim edişiyle performans boyunca yoğun alkış topladı. Eğer kariyerini vizyoner bir programlama dokunuşuyla şekillendirir ve müziğine sadakatle emek vermeye devam ederse, ülkemizi dünya çapında gururlandırma potansiyelini görmek için iyi müzik bilmeye ya da kahin olmaya gerek yok. Ufak bir not daha ekleyeyim. Pelin Su Yavuz’un sahnesi, usta ışık tasarımcısı Serhan Efe’nin tecrübeli ellerine emanetti. Umarım Efe ve Yavuz’un kariyerleri boyunca yolları sık sık kesişir.

    Pelin Su Yavuz’a festival sahnesinde, tecrübeli müzisyenler Engin Recepoğulları, Cem Tuncer, Barış Doğukan Yazıcı ve Ozan Çelikel eşlikçi olarak desteklediler. Deneyimli müzisyenlerin desteği, Pelin Su Yavuz’a ilk sahnesinde güven duygusu aşılamış olmalı.

    Cem Tuncer

    Gitarist, besteci Cem Tuncer, 17-18-19-20 Haziran akşamlarında ana sahne konserleri sonrası 251’deki jam session’larda ev sahibiydi. Bu akşamlarda Ricky Ford, Akra Genç Caz müzisyenleri, Pelin Su Yavuz, Angel Ruiz, Chase Behar, Cansu Nihal Akarsu, Aydın Kahya, Esra Kayıkçı, Hakan Kamalı ve Fazıl Say gibi isimler de konuk oldular. Cem Tuncer, şehrin ruhunu taşıyan bir sanatçı olarak Akra sahnesini kendi yuvası gibi benimsiyor; onun liderliğini, seyirciyle kurduğu sıcak bağı ve yılların biriktirdiği tecrübesini canlı izlemek ise daima ayrı bir haz.

    Bir parantez de Aydın Kahya’ya açmak isterim. Özgünlüğü ve sahnede yankılanan güçlü sesiyle, vokaller arasında benim için tartışmasız zirvede yer alıyor. Onu her yerde dinleyememek, aslında kendisinin bilinçli bir tercihinin sonucu; bu seçici duruş, sanatına verdiği değerin göstergesi. Türk caz dünyası, böylesine sahici ve etkileyici bir sese sahip olduğu için gerçekten şanslı.

    ■

    Kesişen Kökler: Miles & Trane

    Akra Caz Festivali, caz kültürünü bütünlüklü bir bakış açısıyla ele alarak hareket ediyor. Bu yaklaşımın en değerli örneklerinden biri de Miles Davis ve John Coltrane’in 100. doğum gününe özel olarak Barış Doğukan Yazıcı ile Engin Recepoğulları’nın hazırladığı “Kesişen Kökler: Miles & Trane” atölyesiydi. Karşılaştırmalı anlatımlar, teknik analizler ve zaman zaman canlı icralarla zenginleşen bu çalışma, festivalin en kıymetli etkinliklerinden biri oldu.

    Engin Recepoğulları / Barış Doğukan Yazıcı (Burak Sülünbaz)

    Panelde, ilk kez caz çalan genç bir trompet öğrencisi Ozan Efe Köse‘ye Barış Doğukan Yazıcı’nın gösterdiği dengeli, sabırlı ve anlayışlı yaklaşım ise gerçekten ilham vericiydi. Hem cazın kurucu babalarına saygı duruşu niteliğinde hem de genç kuşaklara yol gösteren bu atölye, festivalin kültürel vizyonunu en iyi şekilde yansıttı.

    Barış Doğukan Yazıcı, Ozan Efe Köse (Burak Sülünbaz)

    ■

    Fazıl Say ve Aslıhan And Say, Seda Kırankaya, Aykut Köselerli

    Akra Caz Festivali’nin kapanışını her yıl olduğu gibi Fazıl Say yaptı. Say da Butman gibi festivalin artık misafiri değil ev sahibi sayılır. Bu yıl Say’a flütte eşi Aslıhan And Say ile vokalde mezzo-soprano Seda Kırankaya ile perküsyonda Aykut Köselerli eşlik etti.

    Aslıhan And Say, Fazıl Say

    Konser boyunca izleyiciler öylesine derin bir sükunet içindeydi ki, müziğe adeta nefeslerini tutarak kulak verdiler. İlk bölümde Fazıl Say, bestelerini Aslıhan And Say ve Aykut Köselerli ile birlikte yaklaşık 25 dakikalık bir süit halinde seslendirdi. Bu sırada Say’ın piyanosundaki ton zenginliğini ve teknik kabiliyeti ile teatral icra stilini böylesine dikkatle izleyebilme şansını ilk kez yakaladığımı fark ettim.

    Programın ikinci yarısında ise 29 Mayıs’ta yayımlanan Fazıl Say albümü Çılgın Nar Ağacı albümünden şarkıları, albümdeki gibi Say ve Kırankaya düeti ile dinledik. Kırankaya’nın derinlikli sesi ve vakur duruşu, şarkıların dinleyicinin ruhunun en kuytu köşelerinde güçlü bir yankı uyandırdı.

    Aykut Köselerli, Fazıl Say, Aslıhan And Say, Seda Kırankaya

    Bir Nazım Hikmet hayranı olarak konserde beni en çok etkileyen an, önümde uzanan Bey Dağları’na bakarken “Memleketim” şarkısını dinlediğim ve Nazım’ın ömrü boyunca duyduğu vatan özlemini düşündüğüm dakikalardı. O an fark ettim ki, sahip olduğumuzun değerini bilmediğimiz şeyler bir başkasının hayatında en büyük hasrete dönüşebiliyor. Hayat gerçekten tuhaf; özlemle geçen bir ömür, bir şiir bir şarkı aracılığıyla içimize efkar filizleri ekebiliyor.

    Kapanışta ise “İnsan İnsan” ile insan olmanın ağırlığını yeniden hatırladık ve festival bu yıl için anlamlı bir veda ile noktalandı.

    Akra Caz Festivali, sanat içeriği üreticileri ve caz camiasının buluştuğu müthiş bir yaratıcılık kampına dönüşüyor. Ülkede emsali rastlanamayan bir durum olduğu için festival, müzik çevrelerinden bu denli takdir ve övgü görüyor.

    Görgün Taner, Aydın Kahya, Yekta Kopan, Kadir Dursun, Burak Sülünbaz

    Festivalin sağlam duruşunu koruyarak, hem maddi anlamda ulaşılabilirliğini hem de içerik açısından doyuruculuğunu sürdürmesini sağlayan; sponsorların etkisiyle özünden uzaklaşmasına izin vermeyen Kadir Dursun ve Forte Müzik emekçilerine ve Barut Ailesi’ne içten teşekkür ederim.

    Akra Caz Festivali 2 Haziran 2027 de cazın kuşaklar arası buluşması diva Dee Dee Bridgewater ve kızı China Moses’ın festivale özel bir araya geleceği müthiş bir geceyle açılacak. 10. yılda görüşmek üzere.

    Akra Caz Festivali’nin web sitesini BURADAN ziyaret edebilirsiniz.

    akra caz festivali akra hotels Alfredo Rodriguez Aslıhan And Say Aykut Köselerli Batu Akyol Caz Cenk Erdoğan igor butman Jazz Joss Stone Kenan Doğulu Kenan Doğulu İhtimaller Kenny Garrett Pelin Su Yavuz Richard Bona Seda Kırankaya
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleVeronica Swift ile caz, rock, özgürlük ve sahnenin sınırları üzerine
    Burak Sülünbaz
    • Website

    Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

    Related Posts

    Sam Barsh, Keyon Harrold, Mark Guiliana: Straight08 (La Reserve 2026)

    18 Haziran, 2026

    Corcoran Holt: Gelenek, topluluk ve kendi sesini bulmak üzerine

    11 Haziran, 2026

    Kenny Barron: So Many Lovely Things: Live in Brecon (Elemental 2026)

    11 Haziran, 2026
    Yazarlar
    Kimiz?

    Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

    DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

    Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

    İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

    Yazıların telifi yazanlara aittir.

    Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

    Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

    Reklam: [email protected]

    Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

    Kanalı Görüntüle