Yeni Sullivan Fortner albümü Leave That In There, Artwork Records etiketiyle 28 Ağustos’ta yayın ve raflarda.
Yazar: Mert Çakırcalı
Mert Çakırcalı bir süredir aralarında dolaştığı tekinsiz albümleri sıralıyor, notaları notlara, sesleri kelimelere tercüme ediyor. Bu fasılın konukları David Bowie, Graham Collier, Koto Ensemble of the Ikuta School ve James Carter.
Ambrose Akinmusire ve Mary Halvorson, Nonesuch Records etiketli Slo-Mo Neon Luminate Hoverings isimli albümde birlikteler. Albümün Prelude in the Ash isimli ilk parçasında nadiren hoşlandığım bir nağmeli trompet…
Müzikte zamanında “hayat budur”u görmüş, fakat bu savın işaret ettiği boşluğu anlayıp ondan vazgeçmiş ve şimdi kimsenin ilgilenmediği deneyler yapan Reykjavik’li bir opera bestecisi olarak yaşayan Ahmet Güntan, Ahmet abi belki de yakın zaman sonra müziğin mutsuzların arkadaşı olmaktansa mutsuzluğunun kaçınılmazlığıyla mutlu olanların mutluluğunun eşlikçilerinden biri olduğunu ifade eder.
Tyshawn Sorey, uzun uzun, sabırla müzik yapıyor. Yavaş başlatıyor müziği, herkesin ısınmasına izin veriyor, hattâ müziği bu açıdan sonsuz bir kardiyoyu andırıyor, sürekli ısınıyor ve ısıtıyor, kaynama noktasına kadar getiriyor ve orada da bitirmiyor, müziği ilik suyu yapar gibi saatlerce kaynatıyor, dolayısıyla mekanları ve kulakları ve zihinleri de.
Mert Çakırcalı bir süredir aralarında dolaştığı tekinsiz albümleri sıralıyor, notaları notlara, sesleri kelimelere tercüme ediyor. Bu fasılın konukları Les Cris de Paris, Geoffroy Jourdain, Lucile Richardot, Adam O’Farrill, İlhan Mimaroğlu, Zakir Hussain, Jacky Terrasson.
Mert Çakırcalı bir süredir aralarında dolaştığı tekinsiz albümleri sıralıyor, notaları notlara, sesleri kelimelere tercüme ediyor. Bu fasılın konukları Kahil El’Zabar, Tim Berne, Marc Ducret, Tom Rainey, Craig Taborn ve Patricia Kaas.
İlhan Mimaroğlu’nun 100. yaşı için düzenlenen iki günlük etkinlikler dizisi, Mimaroğlu’nun İdil Biret’e vaktiyle söylemiş olduğu bir cümleyi bugün geçersiz kılıyor.
Immanuel Wilkins, Yeni Coltrane’lerden. Saksofonuyla hem derinlerindeki hem de yüzeyindeki kendi Coltrane’i ile iletişim içinde çalıyor gibi hissediyorum. Coltrane hep rehber. Dönüp dolaşıp atıf yapılacak bir Platon, bir Aristoteles gibi işliyor bu müzisyenler için.
Her albüm kendi içinde birbirinden bağımsız mı değerlendirilse, her yazı parçası kendi kendine mi ayakta dursa yoksa hep birlikte bir anlamlar deposu mu oluştursalar? Yavaş yavaş anlıyorum ki bu seri tefrika edilmekte olan bir romandır.

