Detroit’in Motown’u bir fabrikaysa, Memphis’in Sun’ı bir laboratuvarsa, Delmark Chicago’nun arşiviydi. Fakat bu, raflarda sessizce duran bir arşiv değildi.
Şarkıcı, besteci ve prodüktör Tom Misch ve Paris’teki Full Circle konserinden geriye kalanlar. Duru Aygüven sanatçıyla olan derin bağını yazdı.
Davin Ojala, Iwuda adıyla yayımladığı ilk albümü Music for Iwuda’da bası müziğin merkezine taşıyor. First Nations köklerinden beslenen albüm, groove, çağdaş caz ve serbest doğaçlama arasında basın kendi dilini kurduğu kısa ama güçlü bir yolculuk.
Giacomo Puccini, Prenses Turandot ve Prens Calaf! Oktay Gökkaya bu defasında Puccini’nin yarım kalan eseri Turandot operası üzerine bir fantezi kurguluyor.
Ercüment Orkut, sekiz yıllık solo albüm sessizliğini Far From Both Ends ile bozuyor. Piyano, trompet, kontrbas ve davulun birbirine alan açtığı albüm, Orkut’un klasik müzikten caza, bestecilikten doğaçlamaya uzanan müzikal dünyasının bugünkü karşılığını arıyor.
Henry Threadgill, Vijay Iyer ve Dafnis Prieto, on beş yıllık müzikal birlikteliklerini ilk kez stüdyoya taşıyor. Fifteen, üç büyük doğaçlamacının yıllar içinde kurduğu ortak dilin kaydı.
Mert Çakırcalı bir süredir aralarında dolaştığı tekinsiz albümleri sıralıyor, notaları notlara, sesleri kelimelere tercüme ediyor. Bu fasılın konukları: Bill Evans, Marc Ribot, George Garzone, Rudresh Mahanthappa, Rachid Taha.
Denny Zeitlin’in 2003’ten 2025’e uzanan kayıtları bir araya getirdiği yeni albümü Odyssey, akustik caz geleneğinden elektronik doğaçlamaya uzanan altmış yıllık müzikal merakının izini sürüyor.
2120 South Michigan Avenue sadece bir posta adresi değil. Rock’n’roll’un köklerine açılan kapı olduğu kadar, bu türün kurucu anayasasının da yazıldığı yer.
Klarnet ve akordeonu klasik müziğin alışılmış sınırlarından çıkaran Duo Minerva, 19 Eylül’de 7. ALV Müzik ve Sanat Festivali kapsamında İstanbul’da. Avusturya Başkonsolosluğu’nun Yeniköy’deki Bahçe ve Balo Salonu’nda sahne alacak Johanna Gossner ve Damian Keller’le Beethoven’dan Piazzolla’ya, Django Reinhardt’tan klezmere uzanan repertuvarlarını, doğaçlamayı, müzikal özgürlüğü ve Türkiye ile kurdukları bağı konuştuk.
“Ben Kertenkele Kral’ım, her şeyi yapabilirim.” Bedenim buz gibi, ruhum ateş almış. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. Vay canına, evet! Nihayet yine yükseliyorum. Beni zincirleyen ruhlardan kurtuluyorum.
Golden Hour, ana akım cazın, usta ellerde eriştiği mükemmeliyet seviyesinin belgesi. Stephen Philip Harvey adını kaydetmenizi, ola ki denk gelirseniz, canlı izleme şansını ıskalamamanızı hararetle öneririm.
Cassandra Wilson’ın ardından, 1954 yapımı Apache’den Coleman Hawkins’a, Charlie Haden’dan True Detective’e uzanan iki şarkının izini sürüyorum. Biri yarım yüzyıldan fazla ait olduğu vokal sesini aradı. Diğeri yıllar sonra bir ölüm haberinin şarkısına dönüştü.
Vitrin
Kind of Grunge, cazı anlamanın yolunun “ne”den değil, “nasıl”dan geçtiğini gösteren bir albüm. Cazın ne kadar geniş bir ifade alanına sahip olduğunu ustalıkla ortaya koyuyor. Ama bana kalırsa albümün asıl başarısı şurada: Güzel müzik, iyi müzisyenlerin elinde türlerin içine sıkışmak zorunda kalmıyor.
Bir müzisyenin yıllar boyunca kendisine eşlik eden kimliğini bir kenara bırakıp, çok daha eski bir yerine geri dönmesi. Flea için bu yer caz ve trompet. Benim içinse Honora, sevdiğim bir müzisyenin başka bir enstrümanda neler yapabileceğini görmekten çok, iyi bir müzisyenin hiçbir zaman tek bir enstrümanla tanımlanamayacağını hatırlatan bir albüm oldu.
Joseph Tawadros’un udu, Yacouba Sissoko’nun korası ve James Tawadros’un perküsyonları, Jack DeJohnette’nin son dönem kayıtlarından birinde buluşuyor. “Conversations with Jack”, farklı müzikal coğrafyaların doğaçlamayla birbirine açıldığı, yıllara yayılan bir dostluğun son ve çok özel sohbeti.
Miles Davis, 26 Mayıs 1926’da, John Coltrane ise 23 Eylül 1926’da doğmuştu; 2026 başından bu yana, doğumlarının yüzüncü yılını kutlayan albümler yayımlanmaya, konserler verilmeye devam ediyor. Biz de şenliğe katılıyor ve Miles@100 ve Coltrane@100 vesilesiyle yayımlanan albümleri tanıtıyoruz.
Portre
Dolly Parton’ın sarı perukları, taşlı elbiseleri ve meşhur memeleri yalnızca country tarihine değil, hiç hesapta yokken bilim tarihine de karıştı. Bir koyunun meme hücresinde başlayan deney, iki Dolly’nin kader fikrine kafa tutan tuhaf, komik ve güzel hikâyesine dönüştü.
Ringo Starr’ın oğlu olarak başladığı ses yolculuğunda en zor koltuklardan birine, Keith Moon’un koltuğuna oturdu, The Who’nun yaklaşık otuz yıllık hikâyesinin parçası oldu ve bütün bunların içinden Zak Starkey olarak çıkmayı başardı. Şimdi ise başkalarının büyük hikâyelerinin içinde yer almaktan biraz uzaklaşıp kendi hikâyesini yazıyor.
Porter Wagoner’ın yanında, “Jolene”in ilk gitar cümlesinde, “Coat of Many Colors”daki küçük kızın hikâyesinde, Linda Ronstadt ve Emmylou Harris’in arasında, “9 to 5”ın ritminde, bir rock şarkısının içinde ya da elinde bir çocuk kitabıyla… Dolly Parton.
I: Ocak 1980 New York kışı ağırdı ama Bill Evans bunu ilk kez yaşıyor gibi…
Röportaj
Besteci, piyanist Ayşe Tütüncü, çocukluk yıllarından bugüne uzanan kariyerini, Mozaik dönemini, farklı müzik geleneklerini buluşturan bestecilik yaklaşımını ve müziğinde geçmiş ile bugün arasında kurduğu yaratıcı bağı anlattı.
Görüş
Youtube’a yüklenen bir videodaki İlhan Şeşen ve Nikiforos Metaxas tartışmasından hareket eden Bülent Seyitdanlıoğlu, sanat ve siyaset ilişkisini irdeliyor, siyasi ve toplumsal gerçeklikle sanatsal karar arasındaki çizginin nerede çizilmesi gerektiğini tartışıyor.
Müzikte zamanında “hayat budur”u görmüş, fakat bu savın işaret ettiği boşluğu anlayıp ondan vazgeçmiş ve şimdi kimsenin ilgilenmediği deneyler yapan Reykjavik’li bir opera bestecisi olarak yaşayan Ahmet Güntan, Ahmet abi belki de yakın zaman sonra müziğin mutsuzların arkadaşı olmaktansa mutsuzluğunun kaçınılmazlığıyla mutlu olanların mutluluğunun eşlikçilerinden biri olduğunu ifade eder.
Cazın başkenti New York. Bir caz müzisyeninin gözünden kentin hatıraları, ritmi, melodisi, müziği ve kulüpleri: Barbayeux, Jazz Cultural, Village Vanguard, Smalls Jazz Club, Blue Note, Mezzrow, iBeam Brooklyn, Perelman Performing Arts Center.
Leonard Cohen, Erkin Koray, Neil Young, Rush, Oscar Peterson ve diğerleri ile Kanada, bir haritadan çok bir hafıza alanı. Ayrıştıran ve birleştiren bir seyahatten notlar.
Pusula
Bir süre daha burada kalmak istiyorsanız, size, dergiye dair bir pusula verelim. Yayınlanan son 100 yazı Yeni bağlantısında. Vitrin, yakın tarihlerde yayınlanan albümlere dair inceleme yazılarını içeriyor. Sanatçıların derinlikli yaşam öyküleri Portre kategorisi altında. Röportaj ve Güncel kategorileri açıklamaya ihtiyaç duymuyor. Ağır yazılar Görüş, vazgeçilmezlerimiz ise Başucu Albümüm kategorisinde. Türk cazına dair yazılarımız ise Bizim Caz bölümünde. Okuduğunuz yazarlar başka neler yazmışlar diye merak ettiyseniz Yazarlar bölümüne başvurabilirsiniz.
Bültene Abone Olun
Pusula
Divalar bölümünde vokal cazın efsanevi şarkıcılarının öykülerini okuyabilir, caz müziğin geçmişine meraklıysanız Caz Devleri kategorisinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Caz tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisi bu yıl 100 yaşına girdi: John Coltrane ve Miles Davis, bu iki ikonik sanatçının yaşamına daha yakından bakabilirsiniz. Degüstasyon, sanatçıların yeme içme kültürüne dair ilgilerini eşeliyor. Koleksiyon ile müzisyenlerin müzik dışında nelerle ilgilendikleri hakkında bilgilenebilirsiniz. Sadece caz değil, Dark Blue Notes’da Rock müzikle ilgili yazılar da var.
Caz Devleri



