Tyshawn Sorey, uzun uzun, sabırla müzik yapıyor. Yavaş başlatıyor müziği, herkesin ısınmasına izin veriyor, hattâ müziği bu açıdan sonsuz bir kardiyoyu andırıyor, sürekli ısınıyor ve ısıtıyor, kaynama noktasına kadar getiriyor ve orada da bitirmiyor, müziği ilik suyu yapar gibi saatlerce kaynatıyor, dolayısıyla mekanları ve kulakları ve zihinleri de.
Altı Grammy adaylığı bulunan Lakecia Benjamin, 5 Haziran’da Artwork Records etiketiyle yayımlanacak yeni albümü We Dream ile umut, dayanışma ve ortak hayal kurabilme fikrini cazın en yaratıcı isimlerinden oluşan yıldız bir kadroyla buluşturuyor.
Türkiye caz sahnesinin duayen kontrbasçısı Nezih Yeşilnil, yıllara yayılan müzikal yolculuğunu, ustalarla geçen sahne deneyimlerini ve canlı konser kayıtlarından oluşan ilk caz albümü On The Jazz Stage’i anlatıyor.
Steve Swallow albümü Winter Songs’da 66 yıl boyunca her şeyini verdiği sadık dostu müzik, bu sefer Swallow’un yardımına koşuyor.
Betty Mabry’nin etkisini romantik bir dipnot gibi okumak eksik kalır diye düşünmek gerekiyor. O daha çok, Miles Davis’in elektrikli döneme yürüyüşündeki estetik kırılmalardan biri gibi duruyor.
Miles Davis bugün hâlâ yalnızca geçmişin büyük bir caz efsanesi değil; modern müziğin nasıl sürekli dönüşebileceğinin en önemli örneklerinden biri. Doğumunun 100. yılında geriye dönüp baktığımızda, onun mirasının yalnızca kayıtlarda değil, hâlâ risk almaya çalışan bütün müzisyenlerde yaşamaya devam ettiğini görüyoruz.
Müziğin temposundan enerjisine, cümlelerin uzunluğundan grubun psikolojisine kadar her şeyi kontrol etmek isteyen bir liderdi Miles. Sıradan olmak hiç ona uygun değildi.
Yaptığının caz olmadığı yolundaki eleştirilerin yanı sıra karanlıkların prensi, sfenks, büyücü gibi çeşitli isimlerle anılan Miles Davis bence “cazın mor kâküllü şehzadesidir.”
Yaz, sıcak, yırtıcı ve sessiz bir çığlık. Belki de İstanbul’daki yaşanmış konserlerin en egzotiği, Miles’ın…
Yazar, eleştirmen, radyo programcısı ve fotoğraf sanatçısı Levent Öget, Miles Davis’in müzikal yolculuğundaki yerini ve önemini yazdı.
En popüler caz albümü Miles Davis ve Kind of Blue ile kayıt gününde yaşananlar, albüm hakkında bilmeniz gereken her şey.
1949 sonbaharında savaş yaralarını hâlâ taşıyan Paris, Amerikalı genç siyah trompetçiye ilk kez “insan gibi” davranıyordu. Miles Davis, Saint-Germain gecelerinde Juliette Gréco’ya, cazın getirdiği özgürlüğe ve bir daha asla tamamen geri dönemeyeceği bir hayata âşık oldu.
Türkiye cazının en zarif müzisyenlerinden Neşet Ruacan; çocukluk bahçesinde kucağına aldığı ilk gitardan, Nükhet Ruacan’lı yıllara, TRT Orkestrası’ndan Bilgi Üniversitesi’ne uzanan hikâyesini anlatıyor. Onun için caz, dinlemek, sezmek, risk almak ve o anın içinden konuşmak demek.
Caz tarihinin en etkili piyanistlerinden birinin bu kaydının, nadiren canlı olarak çaldığı bir üçlü ile zirve anında yakalanmış, göz kamaştırıcı bir belgesel tadı taşıdığı, kaydedilip yıllar sonra yayımlandığı ve dinleyebildiğimiz için kendimizi yine de şanslı hissedebileceğimiz bir albüm olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.
Portre
Joe Henderson’ın 1960’larda Blue Note için yaptığı kayıtlar, cazın hard bop’ın analitik doğaçlama dili ve güçlü besteciliğiyle bu dönüşümün merkezinde durduğunu gösterir.
Hayatın iç ritmini görünür kılan ve zamana direnen hikâyeler anlatmak: Bob Seger ve efsanevi grubu The Silver Bullet Band.
1960’lardan 90’lara uzanan bir yükseliş, bir dudak yaralanmasıyla başka bir hikâyeye dönüşür. Freddie Hubbard’ın embouchure kaybı, cazın en güçlü seslerinden birinin sınırla karşılaşma anıdır.
Klasik caz vokal geleneğini çağdaş etkilerle harmanlayan üslubu, akıcı doğaçlaması ve güçlü scat tekniğinin kıvraklığıyla şekillenen Dee Dee Bridgewater, yarım asrı aşan kariyerinde, sahnenin, belleğin ve cesaretin direngen bir anlatıcısı oldu.
Röportaj
İranlı müzisyen ve besteci Alireza Ghahremani ile yeni albümü Sweet Sadness, sanatsal yaklaşımı, İran müziği, caz ve Ankara üzerine
Görüş
Leonard Cohen, Erkin Koray, Neil Young, Rush, Oscar Peterson ve diğerleri ile Kanada, bir haritadan çok bir hafıza alanı. Ayrıştıran ve birleştiren bir seyahatten notlar.
Ray Charles, Johnny Cash ve Elvis Presley: Irk, sınıf ve popülerlik sınırlarını aşan bu üç isim, country müziği Amerikan kültürünün en dürüst anlatı alanlarından biri hâline getirir.
İran cazı, Batı cazının basit bir yerel uyarlaması değil; İran müzik geleneği, toplumsal yapı ve devlet politikalarıyla etkileşim içinde şekillenen tarihsel ve kültürel bir fenomen.
Yaratıcı insanlar kendilerini tüketerek mi üretir ve neden hala üretiyorlar? İnsan tükenmeden nasıl üretir?
Pusula
Bir süre daha burada kalmak istiyorsanız, size, dergiye dair bir pusula verelim. Yayınlanan son 100 yazı Yeni bağlantısında. Vitrin, yakın tarihlerde yayınlanan albümlere dair inceleme yazılarını içeriyor. Sanatçıların derinlikli yaşam öyküleri Portre kategorisi altında. Röportaj ve Güncel kategorileri açıklamaya ihtiyaç duymuyor. Ağır yazılar Görüş, vazgeçilmezlerimiz ise Başucu Albümüm kategorisinde. Türk cazına dair yazılarımız ise Bizim Caz bölümünde. Okuduğunuz yazarlar başka neler yazmışlar diye merak ettiyseniz Yazarlar bölümüne başvurabilirsiniz.
Bültene Abone Olun
Pusula
Divalar bölümünde vokal cazın efsanevi şarkıcılarının öykülerini okuyabilir, caz müziğin geçmişine meraklıysanız Caz Devleri kategorisinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Caz tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisi bu yıl 100 yaşına girdi: John Coltrane ve Miles Davis, bu iki ikonik sanatçının yaşamına daha yakından bakabilirsiniz. Degüstasyon, sanatçıların yeme içme kültürüne dair ilgilerini eşeliyor. Koleksiyon ile müzisyenlerin müzik dışında nelerle ilgilendikleri hakkında bilgilenebilirsiniz. Sadece caz değil, Dark Blue Notes’da Rock müzikle ilgili yazılar da var.
Caz Devleri



