Ron Carter ve Yotam Silberstein’ın Duets albümü bir kontrbas ve bir gitarın arasında kurulan sakin sohbetle ilerliyor. Jim Hall’un mirasına selam veren, Russell Malone’u sevgiyle anan bu kayıt, cazın insan hikâyeleri anlatabildiğini hatırlatan yılın en zarif albümlerinden biri.
“Bright Dawn”, inanılmaz derecede derin bir diskografinin en son adımı; doğanın müzikal gücünü ve sürekliliğini kabul eden açık bir kanıt niteliğinde: Harvie S, her yeni günde, yolu istikrarlı bir şekilde aydınlatan parlak bir güneş.
Kenny Garrett ile yıllardır aynı sahneyi paylaşan kontrbasçı, besteci ve eğitimci Corcoran Holt; Washington D.C.‘nin güçlü caz mirasından ailesinin John Coltrane’e uzanan hikâyelerine, Freedom of Art albümünden Arizona State University’deki eğitimciliğine kadar uzanan samimi bir sohbetle Dark Blue Notes’un konuğu oldu. Holt’a göre cazın özü teknik mükemmellikte değil; dürüstlükte, toplulukta ve insan hikâyelerinde saklı.
Caz Detektifi Zev Feldman ve Elemental Music işbirliğinden nefis bir kayıt daha: Kenny Barron: So Many Lovely Things: Live in Brecon.
Müzikte zamanında “hayat budur”u görmüş, fakat bu savın işaret ettiği boşluğu anlayıp ondan vazgeçmiş ve şimdi kimsenin ilgilenmediği deneyler yapan Reykjavik’li bir opera bestecisi olarak yaşayan Ahmet Güntan, Ahmet abi belki de yakın zaman sonra müziğin mutsuzların arkadaşı olmaktansa mutsuzluğunun kaçınılmazlığıyla mutlu olanların mutluluğunun eşlikçilerinden biri olduğunu ifade eder.
Tyshawn Sorey, uzun uzun, sabırla müzik yapıyor. Yavaş başlatıyor müziği, herkesin ısınmasına izin veriyor, hattâ müziği bu açıdan sonsuz bir kardiyoyu andırıyor, sürekli ısınıyor ve ısıtıyor, kaynama noktasına kadar getiriyor ve orada da bitirmiyor, müziği ilik suyu yapar gibi saatlerce kaynatıyor, dolayısıyla mekanları ve kulakları ve zihinleri de.
Altı Grammy adaylığı bulunan Lakecia Benjamin, 5 Haziran’da Artwork Records etiketiyle yayımlanacak yeni albümü We Dream ile umut, dayanışma ve ortak hayal kurabilme fikrini cazın en yaratıcı isimlerinden oluşan yıldız bir kadroyla buluşturuyor.
Türkiye caz sahnesinin duayen kontrbasçısı Nezih Yeşilnil, yıllara yayılan müzikal yolculuğunu, ustalarla geçen sahne deneyimlerini ve canlı konser kayıtlarından oluşan ilk caz albümü On The Jazz Stage’i anlatıyor.
Steve Swallow albümü Winter Songs’da 66 yıl boyunca her şeyini verdiği sadık dostu müzik, bu sefer Swallow’un yardımına koşuyor.
10. Yıl A, bir yıldönümünü işaretlemekten çok, sahnede geçen yılların bıraktığı izi kayda alan bir durak. Ediz Hafızoğlu liderliğindeki Nazdrave, zamanı albüm formunda düşünmeye devam ediyor.
Klasik dönemin önemli temsilcilerinden usta caz klarnetçisi Ken Peplowski yaşamını yitirdi.
1980’lerin Synth-pop efsanesi, ünlü Alman grup Alphaville, 12 Temmuz 2026’da Harbiye Açıkhava’da: Forever Young.
Sesler ve Cümleler dizisi, Rundfunk-Sinfonieorchester Berlin & Frank Strobel, Faithless, Ryuichi Sakamoto, Arthur H ve Jack DeJohnette ile devam ediyor.
Vitrin
Andaç Üzel yeni yazısı ile bizi Finlandiya’ya götürüyor, Bill Evans ile Fin besteci Ilkka Kuusisto buluşmasını anlatıyor.
Andaç Üzel usta piyanist Kenny Werner’ın dilimize çevrilen kitabını yazdı. Zahmetsiz Ustalık bir çeşit hayat kullanma kılavuzu.
Andaç Üzel, solo Thelonious Monk albümlerine dalıyor, karşılaştırmalı kayıtlarla cazın en eksantrik müzisyeninin dünyasında dolaşıyor.
New Orleans ruhu, usta müzisyenler Sullivan Fortner, Marcus Gilmore ve Peter Washington ile Southern Nights albümünde yeniden hayat buluyor.
Portre
Bir Quincy keşfi Alfredo Rodriguez, Afro-Küba tabanlı ritimler ve doğaçlamayı harmanladığı keyifli müziği ile İstanbul’a geliyor.
Uzun bir hayatın ve zengin bir kariyerin ardından geçtiğimiz hafta sonu 98 yaşında hayata gözlerini yuman alto saksofoncu Lou Donaldson’ın öyküsü.
Caz davulunun tüm dönemlerinde olan koca çınar Roy Haynes, 99 yaşında hayata veda etti. Burak Sülünbaz, Haynes’in anısına saygıyla yazdı.
Dürüst, etkileyici ve zamansız bir anlatıcı, hakikat ve eşitlik arayışının yankılanan sesi Nina Simone ve türler ötesi müziği.
Röportaj
Ankaralı bas gitarist Emre Topak ile müzik yaşamı, cazın yaşamına kattıkları ve müziğin geleceği üzerine
Görüş
Dört kafadar müziği çok seviyoruz. Pop müzik, rock müzik dinliyoruz. Yıl, 1982, 19 yaşındayım. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali 10’nuncu kez düzenleniyor. İDGSA Fotoğraf Bölümü’nün birinci sınıfını yeni bitirmişim. Fotoğrafçı olma yolunda okullu adımlarla ilerliyorum.
Bir görsel (visual-media) ile karşılaştığımızda onu önce konusuna göre mi algılarız yoksa sahip olduğu renk, desen gibi (doğası gereği) görmeye dair unsurlarıyla mı baskın oluyorlar? Sonuçta, durdurmayı sürdürdüğümüz anda bütün bu esneyen ‘durum’ belirli aşamalardan sonra kendi tanımlarımızı oturttuğumuz bir anlamlar silsilesine dönüşüyor.
Müzik ve görseli bir araya getirme düşüncesi yüz yıldan fazla bir geçmişe sahip. Geriye dönük ilk örneklere 19. Yüzyıl sonlarında rastlanıyor. 1892 yılında nota yayıncıları promosyon amaçlı şarkı slaytları hazırlıyorlar. Slaytlarda, şarkı sözleri öyküleştirilerek resmediliyor ve şarkının notasıyla birlikte satılıyor. 20. Yüzyılla beraber müzik, yedinci sanatın vazgeçilmez unsuru oluyor. Salona yerleştirilen piyanoda müzisyenler, klasik ve dönemin popüler eserlerini çalarak beyaz perdede seyredilene eşlik ediyorlar. Bellini’nin Casta Diva’sı, Schubert’in Bitmemiş Senfoni’si, Beethoven’in çeşitli uvertürleri sıklıkla seslendiriliyor. Piyanistler, giderek görseldeki olaylara, ifadelere uygun doğaçlamalar yapmaya başlıyorlar. Ayrıca müzik, makara değişimi sırasında boşluğu doldurma görevi de üstleniyor.
Bir sarmaşık gibi günlerimize dolanmıştı müzik. Her caz parçasını dinlediğimizde hücrelerimizde kimyamızı bozan akorların dolaştığını hissediyorduk. Böyle yaşayabilir ve bu şekilde ölebilirdik. Bazen ruhumuz canlanıyor bazen de derinlerde bir kederle baş başa kalıyorduk. Zaten kaya gibi “Rock” müziği vardı hayatımızda. Her zaman olduğu gibi çok az kişiydik. Sevdiğimiz film kahramanlarını izlercesine mutlu ediyordu cazın varlığı bizleri. Anlamadan dinliyor, içindeki cevheri fark ediyor ama yüzük taşı olarak bir türlü parmağımızda görmeyi beceremiyorduk.
Pusula
Bir süre daha burada kalmak istiyorsanız, size, dergiye dair bir pusula verelim. Yayınlanan son 100 yazı Yeni bağlantısında. Vitrin, yakın tarihlerde yayınlanan albümlere dair inceleme yazılarını içeriyor. Sanatçıların derinlikli yaşam öyküleri Portre kategorisi altında. Röportaj ve Güncel kategorileri açıklamaya ihtiyaç duymuyor. Ağır yazılar Görüş, vazgeçilmezlerimiz ise Başucu Albümüm kategorisinde. Türk cazına dair yazılarımız ise Bizim Caz bölümünde. Okuduğunuz yazarlar başka neler yazmışlar diye merak ettiyseniz Yazarlar bölümüne başvurabilirsiniz.
Bültene Abone Olun
Pusula
Divalar bölümünde vokal cazın efsanevi şarkıcılarının öykülerini okuyabilir, caz müziğin geçmişine meraklıysanız Caz Devleri kategorisinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Caz tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisi bu yıl 100 yaşına girdi: John Coltrane ve Miles Davis, bu iki ikonik sanatçının yaşamına daha yakından bakabilirsiniz. Degüstasyon, sanatçıların yeme içme kültürüne dair ilgilerini eşeliyor. Koleksiyon ile müzisyenlerin müzik dışında nelerle ilgilendikleri hakkında bilgilenebilirsiniz. Sadece caz değil, Dark Blue Notes’da Rock müzikle ilgili yazılar da var.
Caz Devleri



