Morten Schantz Trio: Passenger

Morten Schantz 1980 Danimarka doğumlu bir piyanist ve kompozitör. Piyanoyla tanışması henüz ergenken 90’ların sonlarına denk gelmiş. 2005`de kurduğu JazzKamikaze‘yle beş kıtayı turlamış, müzikal deneyimler kazanmış. Passenger pandeminin ve izolasyon sürecinin en yoğun yaşandığı dönemlerden Mayıs 2020’de Kopenhag’da yer alan Kole Studios’da kaydedildi ve 2022 yılında April Records aracılığıyla raflarda yerini aldı. Albümde kendisine 15 yıllık yol arkadaşları kontrbasçı Morten Ankarfeldt ve davulcu Janus Templeton eşlik ediyor.

Read more / Daha fazla

Şeytanî Oyuncakların Dansı: Tarbaby

Piyanist Orrin Evans, basçı Eric Revis ve davulcu Nasheet Waits’den oluşan Tarbaby grubu beşinci albümünü kısa süre önce yayınladı. Daha önce de grupla çalmış olan efsanevi saksofoncu Oliver Lake’ın konuk sanatçı olarak yer aldığı albümün tanıtımını yapalım ve bu vesileyle grubun öyküsünü de aktaralım istedik.

Read more / Daha fazla

Korhan Futacı – Karmaşaya Aşina (2022)

Korhan Futacı, kendini konfor alanından çıkmaya teşvik eden ve kalıplara uymayan bir müzisyen. İcra ettiği müziğin imkânlarını genişletmekten çekinmeyen sanatçı, tamamı sözlü şarkılardan oluşan yeni uzunçalarında mistik bir deneyim sunuyor. Diskografisinde kararlı bir şekilde yalnızca kendi sanatsal çizgisini izleyen sanatçının nitelikli çalışması Karmaşaya Aşina, aynı zamanda yerli alternatif müzik sahnesi için kıymetli bir kilometre taşı.

Read more / Daha fazla

Chicago’dan Sevgilerle: Adam Larson

Her ne kadar, caz, dünyanın her köşesine yayılmış bir müzik türü olsa da bazı şehirlerin isimleri cazla özdeşleşmiş durumda. Misal, cazı erken dönem icralarıyla tanıyanlar için New Orleans; modern dönem cazını takip edenler için New York bu türün en ‘iyi’ yapıldığı şehirleri simgeliyor. Cazı tutku düzeyinde sevenler için ise durum o kadar basit değil. Öyle şehirler var ki, sadece geçmişin değil günümüzün cazına yaptıkları katkıyla da önemlerini koruyorlar. Örnek mi? Rüzgarlı şehir Chicago.

Read more / Daha fazla

Nazik Baladlar: Eric Alexander

Gentle Ballads VI farklı dinleme biçimlerine açık. Kendinizi tümüyle teslim etmediğinizde sakince akıyor. Yüzeyi sakin, dalgasız. Dibe dalındığında ise müzik berraklığını kaybetmeden hareketleniyor; nezaketle ve sükunetle ilerleyen icraların içinde ortaya koyulan zengin fikirlerin derinliği ve akışın mükemmel detayları belirginleşmeye başlıyor.

Read more / Daha fazla

Wes Montgomery’nin İzinde: Tim Fitzgerald

Chicago’lu gitarist Tim Fitzgerald, Wes Montgomery’i çok seven bir müzisyen. İnsanın sevdiği müzisyenin adımlarına basarak yürümesinden daha güzel bir şey olabilir mi? Bu uğurda 20 yıldan fazla süredir Montgomery’nin nevi şahsına münhasır, stil sahibi ve duyulara hükmeden müziğini tahlil edebilmek için çalışıyor.

Read more / Daha fazla

Babasının Oğlu: T.S. Monk

Nerede görürsem göreyim Monk ismine kayıtsız kalamayanlardanım. Bir albümde Monk bestesi varsa, en azından hızlıca kulak verilmeyi, eğer ilk intiba iyi ise derinlemesine dinlenmeyi hak ediyordur. Aynı durum Shorter ve Ellington başta, caz standartlarından orijinal bestelere geçiş dönemindeki büyük besteci-müzisyenler için de geçerli. Çok öznel bir dinleme şekli, haklısınız ama kendi içinde tutarsız da gözükmüyor sanki. Her şeyden önce bu durum liderin caza bakış tarzını, zanaata bağlılığını yansıtır. Öte yandan bir gövde gösterisi de sayılabilir. Öyle ya, bestecisi tarafından zamanında mükemmel şekilde icra edilmiş olmaları bir yana, neredeyse her caz müzisyeni tarafından çalınmış bestelere yeni bir yorum getirmeye niyetlenmek cesaret işi.

Read more / Daha fazla

Bir Belagat Ustası: Scott Hamilton

Yeni bir Scott Hamilton albümü elime geçtiğinde kayıtsız kalamayanlardanım. Dinlenmeyi bekleyenlerin kuyruğu ne kadar kalabalık olursa olsun ona ayrıcalık tanıyorum. Bunu daha önce fark etmemiştim; yeni bir Hamilton albümünü dinlemeye, genelde gecenin geç saatlerinde başlıyorum. Onun müziğini neden sevdiğimin ipucu da sanırım bu detayda saklı. Stunt Records‘dan çıkan son albümünü dinlemeyi bitirdiğimde fark ettim bunu.

Read more / Daha fazla

Siyah Beyaz Portre: Fred Hersch ve Enrico Rava

Kemanını rehinci dükkanına vermeye mecbur kalan, çalışabileceği bir yer kalmamış, hayatını adadığı müziğinden kopmuş bir müzisyenin öyküsü Zingaro. Ya da 20. yüzyıl müziğinin halis dahilerinden Antônio Carlos Jobim‘in, 1965’de, enstrumental olarak tasarladığı besteye kendi dilinde verdiği isimle Retrato em Branco e Preto: Siyah Beyaz Bir Portre.

Read more / Daha fazla