Browsing: VİTRİN
Jon Batiste, 14 Ağustos’da yayımlanan üç solo piyano albümünde Mozart ile Monk arasındaki iki yüzyılı blues, gospel, caz ve doğaçlamayla birbirine bağlıyor.
Kind of Grunge, cazı anlamanın yolunun “ne”den değil, “nasıl”dan geçtiğini gösteren bir albüm. Cazın ne kadar geniş bir ifade alanına sahip olduğunu ustalıkla ortaya koyuyor. Ama bana kalırsa albümün asıl başarısı şurada: Güzel müzik, iyi müzisyenlerin elinde türlerin içine sıkışmak zorunda kalmıyor.
Avrupa serbest caz akımının öncülerinden olan İsviçreli caz piyanisti Irene Schweizer, Şubat 1986’da Zürih’te gerçekleşen ve bu yıl yayımlanan canlı performansının kaydı ile avangardlıkta gidilecek yolların tükenmez olduğunu söylüyor.
Bir müzisyenin yıllar boyunca kendisine eşlik eden kimliğini bir kenara bırakıp, çok daha eski bir yerine geri dönmesi. Flea için bu yer caz ve trompet. Benim içinse Honora, sevdiğim bir müzisyenin başka bir enstrümanda neler yapabileceğini görmekten çok, iyi bir müzisyenin hiçbir zaman tek bir enstrümanla tanımlanamayacağını hatırlatan bir albüm oldu.
Joseph Tawadros’un udu, Yacouba Sissoko’nun korası ve James Tawadros’un perküsyonları, Jack DeJohnette’nin son dönem kayıtlarından birinde buluşuyor. “Conversations with Jack”, farklı müzikal coğrafyaların doğaçlamayla birbirine açıldığı, yıllara yayılan bir dostluğun son ve çok özel sohbeti.
Miles Davis, 26 Mayıs 1926’da, John Coltrane ise 23 Eylül 1926’da doğmuştu; 2026 başından bu yana, doğumlarının yüzüncü yılını kutlayan albümler yayımlanmaya, konserler verilmeye devam ediyor. Biz de şenliğe katılıyor ve Miles@100 ve Coltrane@100 vesilesiyle yayımlanan albümleri tanıtıyoruz.
İtalyan piyanist, besteci ve vokalist Joe De Gregorio, cazın köklerinden yola çıkıp New York, Los Angeles ve Paris arasında sınırları aşan bir yolculuk kuruyor. The Opening ise bu uzun hikâyenin kapısını aralıyor.
Önce “Talkin to the Trees”, ardından Avrupa ve Kuzey Amerika’ya uzanan turne ve bu konserlerden derlenen “As Time Explodes”, şimdi de “Second Song”. Neil Young ve The Chrome Hearts ortaklığının yeni albümü 18 Eylül’de yayımlanıyor. Bülent Seyitdanlıoğlu, albümden çıkan tekli vesilesiyle Neil Young müziğiyle ilişkisini anlatıyor.
Hikâyelerin güzel tarafı da bu değil mi? Bir plakçı dükkanında başlıyorlar… Bir radyo programına dönüşüyorlar… Sonra bir yazıya… Bazen de bir çizgi romana… Benim hikayem ise Ankara’da, Tunalı Hilmi Caddesi’nde Recep Kerim Öztürk’ün söylediği tek bir cümleyle başladı: “Sana göre bir Bob Dylan bootlegi var”.
Yeni Sullivan Fortner albümü Leave That In There, Artwork Records etiketiyle 28 Ağustos’ta yayın ve raflarda.

