Jon Batiste, 14 Ağustos’da yayımlanan üç solo piyano albümünde Mozart ile Monk arasındaki iki yüzyılı blues, gospel, caz ve doğaçlamayla birbirine bağlıyor.
Avrupa serbest caz akımının öncülerinden olan İsviçreli caz piyanisti Irene Schweizer, Şubat 1986’da Zürih’te gerçekleşen ve bu yıl yayımlanan canlı performansının kaydı ile avangardlıkta gidilecek yolların tükenmez olduğunu söylüyor.
Bir öğrencinin, hocasına, yıllar içinde dostuna dönüşen Arif Mardin’e dair hatıraları.
Kind of Grunge, cazı anlamanın yolunun “ne”den değil, “nasıl”dan geçtiğini gösteren bir albüm. Cazın ne kadar geniş bir ifade alanına sahip olduğunu ustalıkla ortaya koyuyor. Ama bana kalırsa albümün asıl başarısı şurada: Güzel müzik, iyi müzisyenlerin elinde türlerin içine sıkışmak zorunda kalmıyor.
Dolly Parton’ın sarı perukları, taşlı elbiseleri ve meşhur memeleri yalnızca country tarihine değil, hiç hesapta yokken bilim tarihine de karıştı. Bir koyunun meme hücresinde başlayan deney, iki Dolly’nin kader fikrine kafa tutan tuhaf, komik ve güzel hikâyesine dönüştü.
Ringo Starr’ın oğlu olarak başladığı ses yolculuğunda en zor koltuklardan birine, Keith Moon’un koltuğuna oturdu, The Who’nun yaklaşık otuz yıllık hikâyesinin parçası oldu ve bütün bunların içinden Zak Starkey olarak çıkmayı başardı. Şimdi ise başkalarının büyük hikâyelerinin içinde yer almaktan biraz uzaklaşıp kendi hikâyesini yazıyor.
Porter Wagoner’ın yanında, “Jolene”in ilk gitar cümlesinde, “Coat of Many Colors”daki küçük kızın hikâyesinde, Linda Ronstadt ve Emmylou Harris’in arasında, “9 to 5”ın ritminde, bir rock şarkısının içinde ya da elinde bir çocuk kitabıyla… Dolly Parton.
Bir müzisyenin yıllar boyunca kendisine eşlik eden kimliğini bir kenara bırakıp, çok daha eski bir yerine geri dönmesi. Flea için bu yer caz ve trompet. Benim içinse Honora, sevdiğim bir müzisyenin başka bir enstrümanda neler yapabileceğini görmekten çok, iyi bir müzisyenin hiçbir zaman tek bir enstrümanla tanımlanamayacağını hatırlatan bir albüm oldu.
Motown genç Amerika’nın sesiydi. Atlantic müziği dünyaya taşıyan büyük köprüydü. Stax soul’un kalbinin attığı yerdi. Sun Records ise hepsinden önce kapısını açık bırakan küçük bir odaydı. Bir kamyon şoförü, bir mahkûm, bir pamuk işçisi ya da tanınmayan bir blues müzisyeni o kapıdan içeri girebilir ve birkaç dakika sonra dünyayı değiştirecek bir ses çıkarabilirdi.
Joseph Tawadros’un udu, Yacouba Sissoko’nun korası ve James Tawadros’un perküsyonları, Jack DeJohnette’nin son dönem kayıtlarından birinde buluşuyor. “Conversations with Jack”, farklı müzikal coğrafyaların doğaçlamayla birbirine açıldığı, yıllara yayılan bir dostluğun son ve çok özel sohbeti.
Miles Davis, 26 Mayıs 1926’da, John Coltrane ise 23 Eylül 1926’da doğmuştu; 2026 başından bu yana, doğumlarının yüzüncü yılını kutlayan albümler yayımlanmaya, konserler verilmeye devam ediyor. Biz de şenliğe katılıyor ve Miles@100 ve Coltrane@100 vesilesiyle yayımlanan albümleri tanıtıyoruz.
İtalyan piyanist, besteci ve vokalist Joe De Gregorio, cazın köklerinden yola çıkıp New York, Los Angeles ve Paris arasında sınırları aşan bir yolculuk kuruyor. The Opening ise bu uzun hikâyenin kapısını aralıyor.
Youtube’a yüklenen bir videodaki İlhan Şeşen ve Nikiforos Metaxas tartışmasından hareket eden Bülent Seyitdanlıoğlu, sanat ve siyaset ilişkisini irdeliyor, siyasi ve toplumsal gerçeklikle sanatsal karar arasındaki çizginin nerede çizilmesi gerektiğini tartışıyor.
Vitrin
Hikâyelerin güzel tarafı da bu değil mi? Bir plakçı dükkanında başlıyorlar… Bir radyo programına dönüşüyorlar… Sonra bir yazıya… Bazen de bir çizgi romana… Benim hikayem ise Ankara’da, Tunalı Hilmi Caddesi’nde Recep Kerim Öztürk’ün söylediği tek bir cümleyle başladı: “Sana göre bir Bob Dylan bootlegi var”.
Yeni Sullivan Fortner albümü Leave That In There, Artwork Records etiketiyle 28 Ağustos’ta yayın ve raflarda.
Dave Holland: Freedom Call, Synergism, Unity ve Prism projelerini içeren daha önce yayınlanmamış canlı kayıtlarını bir araya getiriyor.
Dear Mr. Bennett, Tony Bennett’in mirasını geçmişe emanet etmek yerine onu bugünün içinde yeniden dolaşıma sokuyor. Bennett’in repertuvarı Pizzarelli’nin yorumuyla ve müzikal diliyle tazeleniyor, yeni bir renk kazanıyor.
Portre
Kartallar uçmadan önce, Los Angeles’ın güneşli tepelerinde aynı şarkıları paylaşan, aynı sahnelerde buluşan ve birbirlerinin şarkına dokunan bir kuşak vardı. Eagles’ın hikayesi de işte orada başladı.
John Coltrane’in hikâyesi, içine kapanık çocukluğunun derin sessizliği ile başlar. Bu yazı, notaların değil; kayıpların, arayışın, duanın ve inatla sürdürülmüş bir yolun kronolojisidir. Coltrane’i anlamak için duymaktan çok, sabretmek gerekir.
Bebop kolektif bir devrimdi, fakat tarih bir ismi merkeze yerleştirdi. Sonny Stitt, Bird sonrası dönemde üretimi, disiplini, alto ve tenor’daki kimliğiyle salt bir kıyas figürü değil, sürekliliğin ustası olduğunu kanıtladı.
Tony Allen (20 Temmuz 1940-30 Nisan 2020): Ritmi hala canlı. Onun çalımı, artık sadece bir müzik türü değil kültürel bir miras ve sonsuz bir enerji olarak yaşamaya devam ediyor.
Röportaj
Türkiye’de cazın gelişim hikâyesi anlatılırken adı mutlaka anılması gereken isimlerden biri Şenova Ülker. Çocukluk yıllarından bugüne uzanan müzik serüveni, ustaları, cazın Türkiye’deki dönüşümü ve müziğin ona hâlâ her gün öğrettiği yeni şeyler…
Görüş
Müzikte zamanında “hayat budur”u görmüş, fakat bu savın işaret ettiği boşluğu anlayıp ondan vazgeçmiş ve şimdi kimsenin ilgilenmediği deneyler yapan Reykjavik’li bir opera bestecisi olarak yaşayan Ahmet Güntan, Ahmet abi belki de yakın zaman sonra müziğin mutsuzların arkadaşı olmaktansa mutsuzluğunun kaçınılmazlığıyla mutlu olanların mutluluğunun eşlikçilerinden biri olduğunu ifade eder.
Cazın başkenti New York. Bir caz müzisyeninin gözünden kentin hatıraları, ritmi, melodisi, müziği ve kulüpleri: Barbayeux, Jazz Cultural, Village Vanguard, Smalls Jazz Club, Blue Note, Mezzrow, iBeam Brooklyn, Perelman Performing Arts Center.
Leonard Cohen, Erkin Koray, Neil Young, Rush, Oscar Peterson ve diğerleri ile Kanada, bir haritadan çok bir hafıza alanı. Ayrıştıran ve birleştiren bir seyahatten notlar.
Ray Charles, Johnny Cash ve Elvis Presley: Irk, sınıf ve popülerlik sınırlarını aşan bu üç isim, country müziği Amerikan kültürünün en dürüst anlatı alanlarından biri hâline getirir.
Pusula
Bir süre daha burada kalmak istiyorsanız, size, dergiye dair bir pusula verelim. Yayınlanan son 100 yazı Yeni bağlantısında. Vitrin, yakın tarihlerde yayınlanan albümlere dair inceleme yazılarını içeriyor. Sanatçıların derinlikli yaşam öyküleri Portre kategorisi altında. Röportaj ve Güncel kategorileri açıklamaya ihtiyaç duymuyor. Ağır yazılar Görüş, vazgeçilmezlerimiz ise Başucu Albümüm kategorisinde. Türk cazına dair yazılarımız ise Bizim Caz bölümünde. Okuduğunuz yazarlar başka neler yazmışlar diye merak ettiyseniz Yazarlar bölümüne başvurabilirsiniz.
Bültene Abone Olun
Pusula
Divalar bölümünde vokal cazın efsanevi şarkıcılarının öykülerini okuyabilir, caz müziğin geçmişine meraklıysanız Caz Devleri kategorisinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Caz tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisi bu yıl 100 yaşına girdi: John Coltrane ve Miles Davis, bu iki ikonik sanatçının yaşamına daha yakından bakabilirsiniz. Degüstasyon, sanatçıların yeme içme kültürüne dair ilgilerini eşeliyor. Koleksiyon ile müzisyenlerin müzik dışında nelerle ilgilendikleri hakkında bilgilenebilirsiniz. Sadece caz değil, Dark Blue Notes’da Rock müzikle ilgili yazılar da var.
Caz Devleri



