Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    GÖRÜŞ

    Bir şarkının adındaki değil, ardındaki Rüzgâr

    Youtube'a yüklenen bir videodaki İlhan Şeşen ve Nikiforos Metaxas tartışmasından hareket eden Bülent Seyitdanlıoğlu, sanat ve siyaset ilişkisini irdeliyor, siyasi ve toplumsal gerçeklikle sanatsal karar arasındaki çizginin nerede çizilmesi gerektiğini tartışıyor.
    Bülent SeyitdanlıoğluBy Bülent Seyitdanlıoğlu20 Ağustos, 2026
    Nikiforos Metaxas, The Mest of Gündoğarken, Grup Gündoğarken, Rüzgâr, İlhan Şeşen, Burhan Şeşen, Çağlayan Yıldız, Vassiliki Papageorgiou,

    Bir sanatçı, siyasi ve toplumsal gerçeklikle sanatsal karar arasındaki çizgiyi nerede çizer?

    Dahası, müzik toplumlar arasındaki sorunların aşılmasına katkı mı sunar; yoksa gerçek sorunlar ortada dururken birkaç sözcük, birkaç nota ve iyi niyetli bir jestle yaratılan yakınlaşma görüntüsü bir noktadan sonra “tiyatro”ya mı dönüşür?

    Gelin bu soruların cevabını birlikte arayalım.

    YouTube’da karşıma çıkan eski bir video, yıllardır bildiğim bir şarkıyı yeniden dinlememe ve bütün bunları düşünmeme neden oldu.

    Grup Gündoğarken’in “Rüzgâr”ı…

    Görüntüler 1998 yılında The Mest of Gündoğarken albümünün kayıtları sırasında çekilmiş. Videoyu yayımlayan kişinin açıklamasına göre kamera açık kalmış ve bugün baktığımızda oldukça kıymetli sayılabilecek bir ana tesadüfen tanıklık etmiş: İlhan Şeşen ile albümün Yunan prodüktörü Nikiforos Metaxas arasında giderek sertleşen bir tartışmaya.

    Mesele ilk bakışta son derece basit.

    İlhan Şeşen, “Rüzgâr”a Yunanca sözler eklemek ve bu bölümü kendisi söylemek istiyor.

    Metaxas karşı çıkıyor.

    Ama öyle sıradan bir “Olmaz, şarkıya yakışmaz” itirazı değil bu. Konuşma ilerledikçe meselenin müzikten çok daha büyük olduğu anlaşılıyor.

    Metaxas öfkeli.

    Yunanca sözlerin şarkıyı “öldüreceğini” söylüyor. Daha önce benzer şeyler yapan Fedon’u örnek veriyor ve bu yaklaşımı sevmediğini açıkça belirtiyor. Ardından tartışmanın asıl kapısını açıyor.

    Türk-Yunan probleminin büyük olduğunu söylüyor.

    Yıllardır bu sorunların içinde yaşadığını anlatıyor. Bir şarkıya birkaç Yunanca söz koyarak iki ülke arasında her şey güzelmiş gibi bir görüntü yaratılmasına karşı çıkıyor. Bunu bir tür “tiyatro” olarak görüyor ve bu konuda ödün vermek istemediğini söylüyor.

    Bir ara Yunan Büyükelçisi’ne kadar getiriyor sözü. Böyle bir şeye izin verirse büyükelçinin kendisine “Karagözlük mü yapıyorsun?” diyebileceğinden söz ediyor.

    İlhan Şeşen’in önerdiği birkaç Yunanca söz, bir anda bir şarkının sınırlarını aşıyor.

    Karşımızda artık iki müzisyen değil, sanata, siyasete ve toplumsal gerçekliğe iki farklı yerden bakan iki insan var.

    İlhan Şeşen’in yaklaşımında kötü niyet görmek mümkün değil. Tam tersine, son derece iyi niyetli bir düşünce olduğu bile söylenebilir: Türkçe bir şarkının içinde Yunancaya da yer açmak, iki kültürü aynı melodinin içinde buluşturmak…

    Ama bu yaklaşımın popülist bir yanı da var.

    Metaxas’ın itiraz ettiği yer tam olarak burası.

    Gerçekte çözülmemiş sorunlar varken birkaç Yunanca sözle Türk-Yunan dostluğu görüntüsü yaratmak ona samimi gelmiyor. Müzik üzerinden kolay bir yakınlaşma hikâyesi anlatılmasını istemiyor.

    “Tiyatro istemiyorum” derken söylediği aslında bu.

    Üstelik Metaxas Türkiye’ye ve Türk müziğine yabancı biri değil. Yıllarca Türkiye’de yaşamış, Türk müzisyenlerle çalışmış, Türk müziğini öğrenmiş bir Yunan müzisyen. Bu nedenle söylediklerini basit bir Türk karşıtlığı olarak okumak da kolaycılık olur.

    Bunu doğrulayan önemli bir ayrıntı, Gündoğarken üyesi Burhan Şeşen’in yıllar sonra kaleme aldığı anlatıda karşımıza çıkıyor. Şeşen, Mest Of Gündoğarken projesi gündeme geldiğinde Yunan bir aranjörle çalışma fikrini bizzat kendisinin ortaya attığını anlatıyor. Grupta buzuki bulunmasını ve melodilerinin Ege’nin iki yakasından da izler taşımasını bunun gerekçesi olarak gösteriyor.

    Metaxas’la tanışmaları da pek sakin olmuyor.

    Burhan Şeşen’in anlattığına göre Metaxas, Gündoğarken’in birkaç şarkısını dinledikten sonra ayağa kalkıp “Ben böyle bir şey yapamam” diyerek gitmeye hazırlanıyor. Grup üyeleri ise zaten aynı şeyi yapmak istemediklerini söyleyerek onu yeniden oturtuyor.

    Burhan Şeşen bu ilk karşılaşmanın ardından başlayacak ilişkiyi “yıllarca sürecek dostluğumuz” diye tanımlıyor.

    Bu ayrıntı önemli.

    Çünkü videoda gördüğümüz sert tartışmayı iki insan arasındaki kalıcı bir husumetin görüntüsü olarak okumayı güçleştiriyor. Karşımızda birbirleriyle tartışabilen, birbirlerine itiraz edebilen ama birlikte müzik üretmeye devam eden insanlar var.

    Tartışma ise o akşam giderek büyüyor.

    İlhan Şeşen bir noktada mekânı terk ediyor. Metaxas’ın öfkesi onun gitmesiyle sona ermiyor. Geride kalanlarla konuşmaya devam ederken İlhan Şeşen için “teneke kafa” ifadesini kullanacak kadar ileri gidiyor.

    Bu noktada Metaxas’ın düşüncesi ile üslubunu birbirinden ayırmak gerekiyor.

    İtirazı anlaşılabilir, hatta siyasi ve toplumsal açıdan son derece net bulunabilir. Ancak öfkesinin kişiselleştiği anda başka bir sınır aşılmış oluyor.

    Yılların birikimidir.

    Çünkü sürekli “13 sene”den söz ediyor. Türk-Yunan ilişkileri içinde yaşadıklarını İlhan Şeşen’in bilmediğini düşünüyor. İlhan’ın ortaya attığı masum görünen öneri, belli ki Metaxas’ın yıllardır içinde taşıdığı çok daha büyük bir meselenin düğmesine basıyor.

    Ancak bugün elimizde videonun yanı sıra o kayıtların içinde yer alan bir başka müzisyenin değerlendirmesi de var.

    Albümde aranjör ve icracı olarak görev alan Çağlayan Yıldız, görüntülerin yayımlanmasının ardından yaptığı açıklamada tartışma sırasında “akşam sahnesinde” olduğu için doğrudan orada bulunmadığını özellikle belirtiyor. Buna karşılık kayıt sürecini ve tarafları yakından bilen bir müzisyen olarak önemli bir çerçeve çiziyor.

    Yıldız’a göre bu tür gerilimler gerçek fikir çatışmalarının yaşandığı müzik üretiminin bir parçasıydı. Metaxas ile İlhan Şeşen’i de zor ve inatçı müzik insanları olarak hatırlıyor; ikisini de çok sevdiğini ve ikisiyle de çok tartıştığını söylüyor.

    Ve çok yerinde bir soru soruyor:

    “Birlikte müzik üretmek zaten bunları gerektirmiyor mu?”

    Daha önce o kayıt dönemini bilen bir müzisyenin yaptığı değerlendirme de Metaxas’ın kararını bütünüyle artistik bir karar olarak tanımlıyordu. Metaxas’ın son derece prensipli bir müzisyen olduğu, İlhan Şeşen’in Yunanca bölümü kendisinin söyleme isteğine karşı çıkmasının da şarkının sanatsal bütünlüğüyle ilgili olduğu belirtiliyordu.

    Bu değerlendirmeler videoda duyduklarımızla çelişmiyor; tersine resmi tamamlıyor.

    Metaxas’ın gerekçelendirmesi siyasi ve toplumsal, vardığı karar ise artistik.

    Türk-Yunan ilişkilerinin gerçek sorunlarının birkaç Yunanca söz aracılığıyla kolay bir kardeşlik görüntüsüne dönüştürülmesini istemiyor; aynı zamanda bunun “Rüzgâr”ın sanatsal bütünlüğüne zarar vereceğini düşünüyor. Onun açısından siyaset ile sanat birbirinden bütünüyle ayrılmış iki alan değil.

    Ve “Rüzgâr”ın nasıl son şeklini aldığına ilişkin Burhan Şeşen’in anlattıkları, Metaxas’ın gerçekte neye karşı çıktığını daha da berraklaştırıyor.

    Metaxas’ın eşi Vassiliki Papageorgiou provalar boyunca grubun yanında. Gündoğarken şarkılarını çok beğeniyor ve şarkı sözlerini Yunancaya çeviriyor. Bir prova sırasında “Rüzgâr”ın bir bölümünü bu Yunanca sözlerle söylüyor. Grup da ortaya çıkanı çok beğeniyor.

    Burhan Şeşen’in anlatımıyla, kayıtta da bu haliyle kullanılıyor.

    Dolayısıyla çok önemli bir ayrım ortaya çıkıyor:

    Metaxas Yunancaya karşı değil.

    “Rüzgâr”ın Yunanca söylenmesine de karşı değil.

    İlhan Şeşen’in Yunanca söylemesine karşı.

    Bu ayrım, videodaki tartışmanın siyasi ve artistik boyutlarını birlikte anlamak açısından önemli.

    İlhan Şeşen’in önerdiği sembolik yakınlaşma yerine, Yunancayı kendi dilinin içinden söyleyen bir Yunan müzisyen şarkıya giriyor. Türkçe İlhan Şeşen’de, Yunanca Vassiliki’de kalıyor.

    Ve ortaya bugün bildiğimiz “Rüzgâr” çıkıyor.

    Bir Türk, Yunan olmaya çalışmıyor. Bir Yunan da Türk olmaya çalışmıyor. Her ikisi kendi diliyle aynı şarkının içinde yer alıyor.

    Kimse kimsenin kimliğini ödünç almadan yan yana geliyor.

    Çağlayan Yıldız’ın açıklaması bu sonucu başka bir açıdan da tamamlıyor. Ona göre bütün bu fikir çatışmaları sonunda “Rüzgâr”ın son şeklini almasını sağlamıştı.

    Demek ki o birkaç dakikalık sert tartışmaya yıllar sonra yalnızca “kavga” diye bakmak, ortaya çıkan müziğe de haksızlık olabilir.

    Görüntülerin bir başka özelliği daha var.

    Videoyu çeken kişinin açıklamasına göre İlhan Şeşen, sağlığında kendisine bu görüntülerin yayımlanıp yayımlanmaması sorulduğunda “yayınlama” demiş. Kayıt da uzun yıllar yayımlanmamış. Ancak İlhan Şeşen ile Nikiforos Metaxas’ın artık hayatta olmadığı bir dönemde, “Rüzgâr”ın tarihinin bir parçası olduğu düşünülerek ve bazı bölümleri çıkarılarak paylaşılmış.

    Bu ayrıntı, görüntülere biraz daha dikkatli bakmayı gerektiriyor. Çünkü izlediğimiz şey yayımlanmak üzere gerçekleştirilmiş bir söyleşi ya da hazırlanmış bir kamera arkası görüntüsü değil; açık bırakılmış bir kameranın tesadüfen kaydettiği gerçek bir tartışma.

    Üstelik videodaki sertliğe bakıp İlhan Şeşen ile Nikiforos Metaxas arasında kalıcı bir kişisel husumet bulunduğu sonucuna varmak da doğru değil.

    Metaxas’ın İlhan Şeşen’den başka zamanlarda “amca” diye söz ettiği biliniyor. Burhan Şeşen de yıllarca süren dostluklarından söz ediyor. Çağlayan Yıldız ise her ikisini de sevgiyle anıyor.

    Bu nedenle videoyu iki insan arasındaki bir kavganın belgesi olarak değil, birbirini tanıyan ve birlikte üreten iki müzik insanının çok temel bir meselede karşı karşıya geldiği sıra dışı bir an olarak okumak daha doğru.

    Çünkü o anda tartıştıkları şey giderek “Rüzgâr”dan çıkıyor.

    Müziğin siyasetle, toplumsal gerçeklikle ve hatta sanatçının kendi kimliğiyle ilişkisinin nerede başlayıp nerede biteceğini tartışmaya başlıyorlar.

    Bu hikâyeyi öğrendikten sonra “Rüzgâr”ı yeniden dinledim.

    Yunanca bölüm başladığında artık eskisi gibi dinleyemedim.

    Çünkü bir şarkının gerisinde akorlar, sözler ve stüdyo hikâyelerinden çok daha fazlası vardır. Tarih vardır, siyaset vardır, ülkeler vardır, insanların yıllarca taşıdığı kırgınlıklar vardır.

    Birkaç dakikalık eski bir video, yıllardır bildiğinizi düşündüğünüz bir şarkının içindeki bütün bunları görünür hale getirir.

    Bugün o tartışmanın iki tarafı da yaşamıyor. İlhan Şeşen de Nikiforos Metaxas da kendi müzik dünyalarında iz bırakmış, çok önemli iki figürdü. O gün aynı şarkının başında karşı karşıya geldiler; düşündüklerini saklamadılar, öfkelendiler, ayrıştılar. Ama geriye, bütün o tartışmayı aşarak yaşamaya devam eden bir şarkı bıraktılar.

    İlhan Şeşen’e de Nikiforos Metaxas’a da selam olsun.

    “Rüzgâr” artık benim için biraz da böyle bir şarkı.

    ■

    Dark Blue Notes’da Bülent Seyitdanlıoğlu
    Dark Blue Notes’da Görüş yazıları
    İlhan Şeşen resmi web sitesi

    Burhan Şeşen Çağlayan Yıldız Grup Gündoğarken İlhan Şeşen Nikiforos Metaxas Rüzgâr The Mest of Gündoğarken TR Vassiliki Papageorgiou
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleGüneş Memphis’te doğdu: Sun Records
    Bülent Seyitdanlıoğlu

      Her şeyden önce iyi bir müzik dinleyicisi. Uzun yıllardır Radyo ODTÜ'de Kulak Misafiri isimli programı hazırlıyor ve sunuyor, Dark Blue Notes ve Stüdyoİmge dergilerinde rock kültürüne dair yazılar yazıyor. Rock 'n' roll'un bir yaşam tarzı olduğuna inancı sonsuz. Ona göre müzik, büyük bir disiplin ve ciddiyet demek.

      Related Posts

      Türkiye’de cazın köşe taşlarından: Şenova Ülker

      6 Ağustos, 2026

      Şinasi Celayiroğlu ile türler arası müzik

      23 Temmuz, 2026

      İmer Demirer: “Trompet benimle birlikte yaşayan bir varlık” 

      16 Temmuz, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle