Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    ALV MÜZİK VE SANAT FESTİVALİ

    Klasikten özgürlüğe: Duo Minerva

    Klarnet ve akordeonu klasik müziğin alışılmış sınırlarından çıkaran Duo Minerva, 19 Eylül’de 7. ALV Müzik ve Sanat Festivali kapsamında İstanbul’da. Avusturya Başkonsolosluğu’nun Yeniköy’deki Bahçe ve Balo Salonu’nda sahne alacak Johanna Gossner ve Damian Keller’le Beethoven’dan Piazzolla’ya, Django Reinhardt’tan klezmere uzanan repertuvarlarını, doğaçlamayı, müzikal özgürlüğü ve Türkiye ile kurdukları bağı konuştuk. [FOR ENGLISH PLEASE SCROLL DOWN]
    Mine GürevinBy Mine Gürevin3 Eylül, 2026
    Klasikten özgürlüğe: Duo Minerva. 7. ALV Müzik ve Sanat Festivali
    Fotoğraf: Nancy Horowitz

    Klarnetle akordeon yan yana geldiğinde insanın aklına ilk olarak klasik oda müziği gelmeyebilir. Zaten Duo Minerva’nın hikâyesini ilginç kılan da biraz bu. Viyana’daki MUK’ta yolları kesişen klarnetçi Johanna Gossner ile akordeoncu Damian Keller, yaklaşık on yıldır iki enstrümanın nerede başlayıp nerede bittiğini pek umursamadan birlikte müzik yapıyor. Mozart ve Brahms’ın dünyasından gelen klarnet ile tangonun, halk müziğinin ve popüler geleneklerin güçlü seslerinden akordeon, onların elinde birbirine alan açan iki eşit karaktere dönüşüyor.

    Duo Minerva’nın repertuvarında Beethoven’ın Für Elise’i “Eliza 1900” olabilir, Mahler “Gustl’s Freilach” kılığına girebilir; hemen ardından Django Reinhardt ve Stéphane Grappelli’nin “Minor Swing”i ya da kökleri “Sen Gelmez Oldun”a uzanan “Sessiz Kaldın” çıkabilir karşınıza. Çünkü ikili için türlerden ve müzik tarihinin koyduğu sınırlardan önce melodinin güzelliği, duygu ve müziğin dinleyiciye dokunması geliyor. Johanna’nın söylediği gibi, sanatın doğru ya da yanlışı yok; birine dokunuyorsa amacını yerine getirmiş demektir.

    19 Eylül 2026 Cumartesi günü saat 18.30’da, Avusturya Liseliler Vakfı’nın 7. ALV Müzik ve Sanat Festivali kapsamında İstanbul’da dinleyeceğimiz Duo Minerva ile biraz da bu özgürlüğün peşine düştük. Johanna Gossner ve Damian Keller’e klasik eğitimin sınırlarını, düzenlemenin nerede yeniden yaratmaya dönüştüğünü, sahnedeki doğaçlamayı, Off Suit(e)’in hikâyesini ve Türkiye’de verdikleri konserlerden geriye kalanları sorduk.

    Duo Minerva: Damian Keller ve Johanna Gossner (Fotoğraf: Nancy Horowitz)

    ■

    Mine Gürevin: Duo Minerva’nın hikâyesi, Viyana’daki MUK’ta (Viyana Müzik ve Sanat Üniversitesi) yollarınızın kesişmesiyle başladı. Klarnet ve akordeon, klasik oda müziğinde pek alışılmış bir ikili sayılmaz. İlk kez birlikte çaldığınızda, bu iki enstrümanın gerçekten ortak bir müzikal dil bulabileceğini size hissettiren ne oldu?

    Johanna Gossner: Klarnet ve akordeon, Tirol halk müziğinde oldukça yaygın iki enstrüman. Ben ailemle birlikte halk müziği çalarak büyüdüm ve amcam da akordeon çalıyor. Dolayısıyla bu iki enstrümanın birlikte ne kadar iyi kaynaşabildiğini çok küçük yaşlardan beri biliyordum — en azından benim zevkime göre!

    Mine Gürevin: Klarnet ve akordeon için yazılmış geniş bir oda müziği repertuvarının bulunmaması, ilk bakışta bir dezavantaj gibi görünebilir. Ancak siz bunu bir özgürlük alanına dönüştürmüş gibisiniz. Yerleşik bir geleneğin olmaması, Duo Minerva’nın müzikal kimliğini şekillendirmenize nasıl yardımcı oldu?

    Damian Keller: İkimiz de kişiliklerimizi ve müziğimizdeki mesajı nasıl ifade etmek istediğimiz konusunda benzer bir vizyona sahibiz. Kendi düzenlemelerimiz üzerinde çalışabilmemiz ve bunları seslendirebilmemiz, duygularımızı dinleyiciyle paylaşmamıza yardımcı oluyor.

    Mine Gürevin: Repertuvarınıza baktığımızda Beethoven ve Mahler’den Satie, Django Reinhardt, Piazzolla ve klezmere uzanan olağanüstü geniş bir müzikal dünyayla karşılaşıyoruz. Böylesine farklı müzik geleneklerini aynı programda bir araya getirirken sizin için en önemli olan nedir: Tür mü, yoksa parçalar arasında keşfettiğiniz daha derin bir duygusal ya da müzikal bağ mı?

    Johanna Gossner: Benim için en önemli şey müziğin güzel, melodik ve kendine özgü bir çekiciliğe sahip olması. Hangi türden ya da gelenekten geldiğini gerçekten umursamıyorum. Müzik her şeyden önce keyif vermeli, insanı düşündürmeli ve duygular uyandırmalı. Bunu söylediğimi duysalar müzikologlar muhtemelen mezarlarında ters dönerlerdi ama ben böyle hissediyorum.

    Mine Gürevin: Johanna, Viyana Filarmoni Orkestrası Akademisi ve önemli senfoni orkestralarıyla verdiğiniz konserler de dahil olmak üzere oldukça güçlü bir klasik müzik geçmişiniz var. Böylesine köklü bir klasik gelenekten gelirken bir eseri yeniden düzenlemek, hatta zaman zaman onun sınırlarını zorlamak sizin için ne ifade ediyor? Gelenek ile özgürlük arasındaki çizgiyi nerede çekiyorsunuz?

    Johanna Gossner: Benim için bu, tam bir özgürlük demek. Birilerinin bir zamanlar ortaya attığı ve sonra birdenbire herkesin uyması beklenen ataerkil kuralların hayranı değilim. Sanat bireyseldir; doğru ya da yanlış yoktur. Eğer birine dokunuyorsa, amacını yerine getirmiş demektir.

    Mine Gürevin: Damian, akordeonla kurduğunuz ilişkinin önemli bir bölümü tango ve özellikle Ástor Piazzolla ile bağlantılı. Henüz genç yaşlarda Piazzolla’nın müziğine adanmış kendi beşlinizi bile kurdunuz. Tangonun ritmi, dramatik karakteri ve doğaçlamaya sunduğu olanaklar, bugün Duo Minerva’daki çalımınızı ne ölçüde etkilemeye devam ediyor?

    Damian Keller: Tango üzerine yaptığım çalışmalar beni derinden etkiledi; özellikle ritmik enerjisi, dramatik ifade gücü ve doğaçlamanın sunduğu özgürlük açısından. Bu unsurlar bugün hâlâ benimle ve Duo Minerva’daki çalışmalarımı da şekillendiriyor: Akordeonla sağlam bir temel oluşturmayı amaçlıyorum; böylece Johanna kendini özgürce ifade edebiliyor ve müzikal fikirlerini geliştirebiliyor.

    Mine Gürevin: Düzenleme, Duo Minerva’nın müziğinin tam merkezinde yer alıyor gibi görünüyor. Bir parçayı klarnet ve akordeona uyarlarken amacınız eserin orijinaline mümkün olduğunca sadık kalmak mı, yoksa bir noktadan sonra onu size ait yeni bir müzik parçası olarak ele almaya mı başlıyorsunuz? Bir düzenleme hangi noktada “Duo Minerva müziği”ne dönüşüyor?

    Damian Keller: Bu her zaman biraz parçaya bağlı ama genel olarak önceden üzerinde çok fazla düşünmüyoruz. Yeni bir müzik parçası seçip üzerinde çalışmaya başladığımız anda, onunla ne yapmak istediğimize dair fikirler oldukça doğal bir şekilde ortaya çıkıyor.

    Mine Gürevin: Off Suit(e) albümünde Beethoven’ın Für Elise’i “Eliza 1900”e dönüşürken Mahler karşımıza “Gustl’s Freilach” olarak çıkıyor. Bu noktada yapılan şey artık bir düzenlemenin ötesine geçiyor gibi; neredeyse orijinal eserin kimliğiyle oynuyorsunuz. Böylesine tanıdık eserleri dönüştürürken “Buraya kadar gitmeliyiz” dediğiniz bir nokta oluyor mu?

    Johanna Gossner: Hayır, benim için böyle bir nokta yok. Eğer bir eser bu süreçte tamamen başka bir şeye dönüşüyorsa, belki o zaman başlığının da değişmesi gerekir. Ama bence tek sınır, kendi kendimize koyduğumuz sınırlardır.

    Mine Gürevin: Off Suit(e) aynı zamanda Django Reinhardt ve Stéphane Grappelli’nin müzikal dünyasından “Minor Swing”i de içeriyor. Doğaçlama ve müziğin yönünü o anda değiştirebilme özgürlüğü cazın kalbinde yer alıyor. Klasik eğitim almış iki müzisyen olarak doğaçlama, aranızdaki müzikal ilişkide nasıl bir rol oynuyor? Performanslarınızda konserden konsere değişen bölümler oluyor mu?

    Johanna Gossner: Kesinlikle. Doğaçlamalarımızın çoğu, gerçek cazda olduğu gibi, önceden yazılmış değil. Ben sürprizleri ve sahnede kendiliğinden bir şeylerin ortaya çıkmasına izin vermeyi de çok seviyorum. Damian bunun için en iyi partner; her zaman karşılık veriyor ve bu inanılmaz. Klasik müzik çok güzel ve aldığım eğitimden asla vazgeçmek istemezdim. Ama bazen caz eğitimi almamış olduğum için hafif bir burukluk hissediyorum. Aslında cazın bana daha çok yakışabileceğini düşünüyorum.

    Mine Gürevin: Johanna, klarnet Mozart’tan Brahms’a klasik repertuvarın merkezinde yer alan enstrümanlardan biri. Akordeon ise tango, halk müziği ve pek çok farklı popüler müzik geleneğiyle güçlü bağlara sahip. Damian’la birlikte çalmak, klarnete bakışınızı, hatta kendi klasik müzik eğitiminize yaklaşımınızı değiştirdi mi?

    Johanna Gossner: Damian, müzikalitesi ve bilgisiyle düşünme biçimimi sürekli değiştiriyor. Birbirimizi gerçekten çok iyi tamamlıyoruz. Ama ben zaten her zaman biraz asi biriydim ve klarneti hiçbir zaman yalnızca Mozart’a ya da Brahms’a ait bir enstrüman olarak görmedim.

    Mine Gürevin: Damian, akordeon bazen armoniyi, ritmi ve bası aynı anda taşıyarak neredeyse tek başına küçük bir orkestra gibi işlev görebiliyor. Duo Minerva’da Johanna’nın klarnetine alan açmak için bilinçli olarak geri çekildiğiniz ya da enstrümanı farklı kullandığınız oluyor mu? İki enstrüman arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

    Damian Keller: Açıkçası bunun üzerinde pek düşünmüyorum. Johanna klarnetiyle ihtiyaç duyduğu alanı zaten doğal olarak kendine açıyor — bunu olabilecek en olumlu anlamda söylüyorum. Ben de akordeonla müzikte zaten var olan şeyi yaratmaya ve desteklemeye çalışıyorum. Bu da genellikle enstrümanlarımız arasında doğal bir denge ortaya çıkarıyor.

    Mine Gürevin: İlk albümünüz Danse Macabre ve 2023 tarihli Hymne à l’amourdan Off Suit(e)’e uzanan süreçte, repertuvar seçiminizde ve eserleri ele alış biçiminizde giderek artan bir özgürlük hissediliyor. Geriye dönüp baktığınızda, Duo Minerva’nın müzikal dilinin bu üç albüm boyunca nasıl geliştiğini düşünüyorsunuz?

    Damian Keller: Müzikal dilimizin her albümle birlikte giderek daha açık hale geldiğine inanıyorum. Birlikte müzik yaptığımız 10 yıl boyunca elbette bireysel olarak da gelişmeye devam ettik. Bu da müziğimize ve albümlerimize yansıyor.

    Mine Gürevin: Off Suit(e)’te özellikle dikkat çeken parçalardan biri “Sessiz Kaldın.” Beethoven, Schubert, Satie, Gardel ve klezmer geleneğiyle bağlantılı müziklerin yanında yer alıyor. “Sessiz Kaldın”ın hikâyesi nedir ve bu parçayı Duo Minerva repertuvarına dahil etmenizi sağlayan şey neydi?

    Damian Keller: “Sessiz Kaldın”, çok uzun zamandır müzikal hayatımın bir parçası olan ve beni hiç bırakmayan bir eser. “Sen Gelmez Oldun” şarkısını temel alıyor. Melodisi o kadar güzel ki ondan ilham aldım.

    Mine Gürevin: Duo Minerva, Avrupa’nın farklı yerlerinin yanı sıra Türkiye’de de sahne aldı; İstanbul, İzmir ve Bodrum’da dinleyicilerle buluştunuz. Türk dinleyicilerin müziğinize verdiği tepkide, başka yerlerdeki dinleyicilerle karşılaştırdığınızda farklı ya da kendine özgü bir şey fark ettiniz mi? Türkiye’de yaşadığınız ve aklınızda kalan özel bir müzikal, kültürel ya da kişisel karşılaşma oldu mu?

    Damian Keller: Her konser kendi dinamiğini yarattığı için bir dinleyici kitlesini tarif etmek her zaman zor. Türkiye’de verdiğimiz üç konser de, yalnızca sahnelendikleri farklı formatlar nedeniyle bile birbirinden oldukça farklıydı. Ancak hepsinin ortak bir yanı vardı: Dinleme alışkanlıkları muhtemelen tamamen farklı olsa da aramızda hissedilir hiçbir sınır olmadığını ve karşılıklı olarak birbirimize ilham verip duygusal anlamda birbirimizi etkileyebildiğimizi hissettik.

    Mine Gürevin: Son olarak isminizi sormak istiyorum. Roma mitolojisinde Minerva; bilgelik, sanat ve zanaatla ilişkilendirilen güçlü bir figür. “Duo Minerva” adını seçmenizin ardındaki hikâye nedir? Bugün geriye dönüp baktığınızda, bu ismin hâlâ yaptığınız müziği yansıttığını düşünüyor musunuz?

    Johanna Gossner: Açıkçası bir yarışmaya kaydolduğumuz için bir isim arıyorduk ve fazla zamanımız yoktu. Üzerinde çok düşünmedik; kulağımıza güzel gelmişti, hepsi bu. Sonunda yarışmayı kazandık, dolayısıyla bu isimle devam etmek zorunda kaldık! Bugün baktığımda ise bence bize oldukça iyi uyuyor.

    ■

    7. ALV Müzik ve Sanat Festivali bilet satışı
    Mine Gürevin’in Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
    Dark Blue Notes’da Röportajlar

    Dark Blue Notes’ta ALV Müzik ve Sanat Festivali

    ■

    From Classical Music to Freedom: Duo Minerva

    Bringing clarinet and accordion beyond the conventional boundaries of classical music, Duo Minerva comes to Istanbul on September 19 as part of the 7th ALV Music & Art Festival. Ahead of their performance at the Garden and Ballroom of the Austrian Consulate General in Yeniköy, we spoke with Johanna Gossner and Damian Keller about their repertoire spanning Beethoven, Piazzolla, Django Reinhardt and klezmer, as well as improvisation, musical freedom and their connection with Türkiye.

    When clarinet and accordion come together, classical chamber music may not be the first thing that comes to mind. And that is precisely part of what makes Duo Minerva’s story so interesting. Clarinetist Johanna Gossner and accordionist Damian Keller first crossed paths at MUK in Vienna and have now been making music together for around a decade, with little concern for where the conventional boundaries of their instruments begin or end. The clarinet, deeply rooted in the worlds of Mozart and Brahms, and the accordion, with its strong ties to tango, folk and popular traditions, become two equal voices in their hands, constantly creating space for one another.

    In Duo Minerva’s repertoire, Beethoven’s Für Elise can become “Eliza 1900,” Mahler can reappear as “Gustl’s Freilach,” and the next piece might be Django Reinhardt and Stéphane Grappelli’s “Minor Swing” or “Sessiz Kaldın,” whose roots reach back to the song “Sen Gelmez Oldun.” For the duo, genre and the boundaries imposed by musical tradition seem to matter less than the beauty of a melody, emotional expression and the ability of music to touch its listener. As Johanna puts it, there is no right or wrong in art; if it touches someone, it has fulfilled its purpose.

    Duo Minerva will perform in Istanbul on Saturday, September 19, 2026, at 6:30 p.m. as part of the 7th ALV Music & Art Festival, organized by the Austrian High School Alumni Foundation. Ahead of their return to Türkiye, we spoke with Johanna Gossner and Damian Keller about the boundaries of classical training, the point at which arrangement becomes reinvention, the role of improvisation on stage, the story behind Off Suit(e), and what has stayed with them from their previous concerts in Türkiye.

    Duo Minerva: Damian Keller ve Johanna Gossner (Fotoğraf: Duo Minerva web sitesi)

    ■

    Mine Gürevin: The story of Duo Minerva began when your paths crossed at MUK in Vienna. Clarinet and accordion are not a particularly conventional pairing in classical chamber music. When you first played together, what made you feel that these two instruments could genuinely find a common musical language?

    Johanna Gossner: Clarinet and accordion are both very present in Tyrolean folk music. I grew up playing folk music with my family, and my uncle plays the accordion. So I already knew from a young age how well these two instruments can blend together – at least to my taste!

    Mine Gürevin: The fact that there is no extensive chamber music repertoire written for clarinet and accordion might initially seem like a disadvantage. Yet you seem to have turned this into a space for freedom. How has the absence of an established tradition helped you shape Duo Minerva’s musical identity?

    Damian Keller: We both have a similar vision of how we want to express our personalities and the message in our music. The fact that we can work on and perform our own arrangements helps us to share our emotions with the audience.

    Mine Gürevin: Looking at your repertoire, we encounter an extraordinarily broad musical world, ranging from Beethoven and Mahler to Satie, Django Reinhardt, Piazzolla and klezmer. When bringing such different musical traditions into the same programme, what matters most to you: genre, or some deeper emotional or musical connection you discover between the pieces?

    Johanna Gossner: For me, the most important thing is that the music is beautiful, melodic and has a certain charm. I don’t really care which genre or tradition it comes from. Music should first and foremost be enjoyable, make you think, and evoke emotions. Musicologists might probably turn in their graves when they hear me say that, but that’s how I feel about it.

    Mine Gürevin: Johanna, you come from a strong classical background, including the Vienna Philharmonic Orchestra Academy and performances with major symphony orchestras. Coming from such a deeply rooted classical tradition, what does it mean to you to rearrange a work, or even occasionally challenge its boundaries? Where do you draw the line between tradition and freedom?

    Johanna Gossner: For me, it means complete freedom. I’m not a fan of patriarchal rules that someone came up with at some point and that everyone is suddenly expected to follow. Art is individual; there is no right or wrong. If it touches someone, then it has fulfilled its purpose.

    Mine Gürevin: Damian, an important part of your relationship with the accordion is connected to tango, and particularly to Ástor Piazzolla. At a young age, you even formed your own quintet dedicated to Piazzolla’s music. To what extent do the rhythm, dramatic character and improvisational possibilities of tango still influence the way you play in Duo Minerva today?

    Damian Keller: My exploration of the tango has had a profound influence on me – particularly through its rhythmic energy, dramatic expression and the freedom of improvisation. These elements remain with me to this day and also inform my work with Duo Minerva: I aim to use the accordion to create a solid foundation upon which Johanna can express herself freely and develop her musical ideas.

    Mine Gürevin: Arranging seems to be at the very heart of Duo Minerva’s music. When adapting a piece for clarinet and accordion, is your aim to remain as faithful as possible to the original, or does there come a point when you begin to treat it as a new piece of music of your own? At what moment does an arrangement become “Duo Minerva music”?

    Damian Keller: It always depends a bit on the pieces, but as a rule we don’t give it too much thought beforehand. As soon as we choose a new piece of music and start working on it, ideas about what we’d like to do with it come to us quite naturally.

    Mine Gürevin: On Off Suit(e), Beethoven’s Für Elise becomes “Eliza 1900”, while Mahler appears in the form of “Gustl’s Freilach.” At this point, it feels like more than arrangement; you are almost playing with the identity of the original work. When transforming such familiar pieces, is there a point at which you say, “This is as far as we should go”?

    Johanna Gossner:  No, for me, there is no such point. If a piece becomes something completely different in the process, then perhaps the title should change. But I believe the only limits are the ones we set ourselves.

    Mine Gürevin: Off Suit(e) also includes “Minor Swing,” from the musical world of Django Reinhardt and Stéphane Grappelli. Improvisation and the freedom to change the direction of the music in the moment lie at the heart of jazz. As two musicians with classical training, what role does improvisation play in your musical relationship? Are there parts of your performances that change from concert to concert?

    Johanna Gossner: Absolutely. Most of our improvisations are not written out, as they would be in real jazz. I also love surprises and letting something spontaneous happen on stage. Damian is the best partner for that – he always reacts, and it’s incredible. Classical music is beautiful, and I wouldn’t want to miss the training I received. But sometimes I do feel a little wistful that I didn’t study jazz. I think it might actually suit me better.

    Mine Gürevin: Johanna, the clarinet occupies a central place in the classical repertoire, from Mozart to Brahms, whereas the accordion has strong associations with tango, folk music and many different popular traditions. Has playing with Damian changed the way you think about the clarinet, or even about your own classical training?

    Johanna Gossner:  Damian is constantly changing the way I think through his musicality and knowledge. We complement each other really well. But I’ve always been a bit rebellious and never saw the clarinet as an instrument that belonged only to Mozart or Brahms.  

    Mine Gürevin: Damian, the accordion can sometimes function almost like a small orchestra in itself, carrying harmony, rhythm and bass simultaneously. In Duo Minerva, do you consciously hold back or use the instrument differently in order to create space for Johanna’s clarinet? How do you establish the balance between the two instruments?

    Damian Keller: To be honest, I don’t really give it much thought. With her clarinet, Johanna naturally carves out the space she needs (in the most positive sense). With the accordion, I try to create and support what’s already there in the music. This usually results in a natural balance between our instruments.

    Mine Gürevin: Between your first album, Danse Macabre, Hymne à l’amour in 2023, and then Off Suit(e), there seems to be a growing sense of freedom in your choice and treatment of repertoire. Looking back, how do you think Duo Minerva’s musical language has evolved across these three albums?

    Damian Keller: I believe that our musical language has become increasingly open with each album. Over the course of 10 years of making music together, we have, of course, continued to develop as individuals. This is also reflected in our music and our albums.

    Mine Gürevin: One piece on Off Suit(e) that particularly catches the eye is “Sessiz Kaldın.” It appears alongside music connected to Beethoven, Schubert, Satie, Gardel and the klezmer tradition. What is the story behind “Sessiz Kaldın,” and what drew you to bring this piece into Duo Minerva’s repertoire?

    Damian Keller: ‘Sessiz Kaldın’ is a piece that has been a part of my musical life for a very long time and never leaves me. It is based on the song ‘Sen Gelmez Oldun’. The melody is so beautiful that I drew inspiration from it.

    Mine Gürevin: Duo Minerva has performed in Türkiye as well as across Europe, meeting audiences in Istanbul, İzmir and Bodrum. Did you notice anything distinctive about the way Turkish audiences responded to your music compared with audiences elsewhere? Was there a particular musical, cultural or personal encounter in Türkiye that stayed with you?

    Damian Keller: It is always difficult to describe an audience, as every concert develops its own dynamic. The three concerts in Türkiye were also very different from one another, if only because of the different formats in which they were staged. What they all had in common, however, was that we felt that, although listening habits are probably completely different, there were no perceptible borders, and we were able to inspire and move one another emotionally.

    Mine Gürevin: Finally, I would like to ask about your name. In Roman mythology, Minerva is a powerful figure associated with wisdom, art and craftsmanship. What is the story behind choosing the name “Duo Minerva”? Looking back today, do you feel the name still reflects the music you make?

    Johanna Gossner:  To be honest, we were looking for a name because we had registered for a competition and didn’t have much time. We didn’t overthink it, it simply sounded beautiful to us. We ended up winning the competition, so we had to stick with the name! And looking at it today, I think it suits us quite well.

    ■

    7. ALV Müzik ve Sanat Festivali bilet satışı

    7. ALV Müzik ve Sanat Festivali ALV Avusturya Kültür Ofisi İstanbul Avusturya Liseliler Vakfı Damian Keller Duo Minerva Johanna Gossner
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleJim Morrison: Kertenkele Kral
    Mine Gürevin

      Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

      Related Posts

      Önce müziğe hizmet et: Dominic Miller

      3 Eylül, 2026

      Ayşe Tütüncü: Doğu ile Batı arasında süren sonsuz diyalog

      6 Ağustos, 2026

      Türkiye’de cazın köşe taşlarından: Şenova Ülker

      6 Ağustos, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle