Vitrin

Kind of Grunge, cazı anlamanın yolunun “ne”den değil, “nasıl”dan geçtiğini gösteren bir albüm. Cazın ne kadar geniş bir ifade alanına sahip olduğunu ustalıkla ortaya koyuyor. Ama bana kalırsa albümün asıl başarısı şurada: Güzel müzik, iyi müzisyenlerin elinde türlerin içine sıkışmak zorunda kalmıyor.

Bir müzisyenin yıllar boyunca kendisine eşlik eden kimliğini bir kenara bırakıp, çok daha eski bir yerine geri dönmesi. Flea için bu yer caz ve trompet. Benim içinse Honora, sevdiğim bir müzisyenin başka bir enstrümanda neler yapabileceğini görmekten çok, iyi bir müzisyenin hiçbir zaman tek bir enstrümanla tanımlanamayacağını hatırlatan bir albüm oldu.

İtalyan piyanist, besteci ve vokalist Joe De Gregorio, cazın köklerinden yola çıkıp New York, Los Angeles ve Paris arasında sınırları aşan bir yolculuk kuruyor. The Opening ise bu uzun hikâyenin kapısını aralıyor.

Portre

Ringo Starr’ın oğlu olarak başladığı ses yolculuğunda en zor koltuklardan birine, Keith Moon’un koltuğuna oturdu, The Who’nun yaklaşık otuz yıllık hikâyesinin parçası oldu ve bütün bunların içinden Zak Starkey olarak çıkmayı başardı. Şimdi ise başkalarının büyük hikâyelerinin içinde yer almaktan biraz uzaklaşıp kendi hikâyesini yazıyor.

Porter Wagoner’ın yanında, “Jolene”in ilk gitar cümlesinde, “Coat of Many Colors”daki küçük kızın hikâyesinde, Linda Ronstadt ve Emmylou Harris’in arasında, “9 to 5”ın ritminde, bir rock şarkısının içinde ya da elinde bir çocuk kitabıyla… Dolly Parton.

Efsanevi piyanist ve besteci Bill Evans 16 Ağustos 1929 tarihinde doğmuştu. Mine Gürevin, Evans’ın doğum gününü vesile etti, piyanistin yaşamının son aylarını inceledi.

Kartallar uçmadan önce, Los Angeles’ın güneşli tepelerinde aynı şarkıları paylaşan, aynı sahnelerde buluşan ve birbirlerinin şarkına dokunan bir kuşak vardı. Eagles’ın hikayesi de işte orada başladı.

Röportaj

Sting’le otuz yılı aşan müzikal ortaklığından “Shape of My Heart”ın doğuşuna, Phil Collins kayıtlarından Manfred Eicher ve ECM dünyasına uzanan Dominic Miller, gitarla kurduğu ilişkiyi tek bir cümlede özetliyor: “Önce müziğe hizmet et.” 25 Eylül’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde dinleyeceğimiz Miller’la müziğin içindeki boşluğu, sadeliği ve kendi sesini bulmanın yollarını konuştuk. 

Görüş

Ray Charles, Johnny Cash ve Elvis Presley: Irk, sınıf ve popülerlik sınırlarını aşan bu üç isim, country müziği Amerikan kültürünün en dürüst anlatı alanlarından biri hâline getirir.