Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    VİTRİN

    Miles Davis ve John Coltrane 100 yaşında

    Miles Davis, 26 Mayıs 1926’da, John Coltrane ise 23 Eylül 1926’da doğmuştu; 2026 başından bu yana, doğumlarının yüzüncü yılını kutlayan albümler yayımlanmaya, konserler verilmeye devam ediyor. Biz de şenliğe katılıyor ve Miles@100 ve Coltrane@100 vesilesiyle yayımlanan albümleri tanıtıyoruz.
    Turgay YalçınBy Turgay Yalçın20 Ağustos, 2026
    Miles Davis, John Coltrane, Miles@100, Coltrane@100

    Sadece caz değil popüler müzik tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisinin doğumlarının yüzüncü yılını kutlayan albümler yayımlanmaya, konserler verilmeye devam ediyor. Miles Davis, 26 Mayıs 1926’da, John Coltrane ise 23 Eylül 1926’da doğmuştu. Her ikisi de yaptıklarıyla müziğin gidişatını belirlemiş, yaşadıkları dönemde ve sonrasında müzisyenler üzerinde derin etki bırakmışlardı.

    Miles Davis, bebop’tan cool caza, hard bop’tan modal müziğe, kontrollü serbestlikten caz-rock füzyonuna, pop cazdan elektronik müziğin öncü deneylerine uzanan kariyeri boyunca sürekli olarak değişti, başkalarını da değiştirdi. Davis, zirvede olmaktan ve orada kalmaya devam etmekten hoşlanan bir karakter; bunu sağlayabilmek için hem caz içindeki hem de caz dışındaki müzikal değişikleri akıllıca gözledi, denemekten hatta yanılmaktan yılmadı ve yerinde saymayı bir çeşit zayıflık olarak gördü. Bugünün hatta yarının caz müziğinin öncülüğünü yapmaya aday yeni isimlerde, Miles’ın tavrının etkisini görmek mümkün. Cazda evrimin sürekli olması gerektiği ve çağın getirdiği değişikliklerin cazda kendine yer bulabileceği kanaati, Davis’in topyekün sanatının yansımasıdır diyebilirim.

    John Coltrane, çalışına öykünülenlerin başında geliyor. Keza Trane bestelerine kendi yorumunu getirmeyen saksofoncu yok gibi. Daha da ilginci, sadece Trane’nin kendisi değil en verimli dönemini birlikte geçirdiği dörtlüsünün üyeleri de (özellikle McCoy Tyner ve Elvin Jones) dünün ve bugünün caz müzisyenleri için yol gösterici olmaya devam ediyor ki galiba bu Coltrane yapıtının ne denli görkemli olduğunun kanıtlarından biri olarak kabul edilebilir. Öte yandan dinleyici kitlesi de, ölümünün üzerinden 69 yıl geçmiş bir müzisyenin arkasında bıraktıklarını satın almaya devam ediyor, düzenli olarak dinliyor.

    Miles’dan bize değişim zorunluluğu ve kalite kaldıysa, Coltrane’den sınırları(nı) zorlama ve zanaatta derinleşme ülküsü kaldı. Kesin olan şu ki cazın bugününü ve yarınını belirleyen ne var ise, Miles ve Coltrane hepsinde yaşamaya devam ediyor.

    Miles’ın ve Coltrane’in 100. doğum yılı münasebetiyle bu yıl çok sayıda albüm yayımlandı. Kaçırdıklarım vardır muhakkak; meraklıları için önüme çıkanları, deşip de bulduklarımı sıralayıp kısaca tanıtayım. Bu vesileyle Miles Davis ve John Coltrane’nin birliktelikleri hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenleri “Zıtların Uyumu” yazısına yönlendireyim.

    ■

    Altsys Jazz Orchestra – Hommage À Coltrane: Bandcamp sayfasından dinlenebiliyor. Grubun web sitesi yok; muteber hiç bir kaynakta haklarında bilgi yok. Saksofoncu Jennifer Bell ve trompetçi Bill Mahar‘ın önderliğini yaptığı bir büyük orkestra ile karşı karşıyayız. Uluslararası tanınma eşiğini aşamamışlar ama deşince ve dinleyince her ikisinin de birinci sınıf müzisyen ve aranjör oldukları kanaatine ulaşılabiliyor. Albümün sunduğuna gelirsem, başından sonuna kadar ağzım açık dinledim diyebilirim. Coltrane’nin Impulse döneminde çaldıklarından bir demetin ardından, Love Supreme albümünün tamamını yorumluyorlar ki, su gibi akan düzenlemeler, birinci sınıf sololar cazseverleri şaşırtmaya aday. Bu yazıya başlamasaydım da araştırmaya koyulmasaydım, denk gelmem mucize olurdu. İkna olanlar albümün tamamını şurada dinleyebilir. Çok çok güzel müzik.

    ■

    Branford Marsalis & Dianne Reeves – Dedicated to You (Blue Note): 18 Eylül’de yayımlanacak. Kapak görselinden de anlaşılacağı üzere ikili, Coltrane’nin Johnny Hartman’la birlikte kaydettiği efsanevi albümde yer alan parçaların tamamını yorumluyor; yanı sıra Marsalis ve piyanoda Joey Calderazzo, basta Eric Revis, davulda Justin Faulkner‘dan oluşan dörtlüsü, Coltrane’nin ikonik bestelerini (26-2, Central Park West, Big Nick) enstrumental olarak çalıyor. Promo olarak ulaştığı için dinleme şansı buldum; albüm mükemmel icralardan oluşuyor. Hatta fazla mükemmel de demek mümkün. Avans niyetine “They Say It’s Wonderful“.

    ■

    Carl Winther – Centenary Coltrane (Ballads for Meditation) (AMM): Basta Rune Fog-Nielsen ve davulda Anders Mogensen olmak üzere her üçü de Danimarkalı olan müzisyenler, Ballads ve Hartman albümleri başta olmak üzere, Coltrane’nin balad formundaki bestelerini ve onunla özdeşleşmiş standartları yorumluyorlar. Avrupa cazı yaklaşımı bekleyenler yanılabilir; Winther, Amerikalı caz müzisyenleriyle sık çalışan ve üslup olarak bop geleneğine bağlı bir piyanist. Toplamda sekiz parça içeren ve 32 dakika gibi (bu süre bile Trane’e atıf olarak kabul edilebilir) kısa sayılabilecek müzik sunan albümde aslan payı Winther’ın, soloları atıyor, diğer ikisi eşlik ediyor. All or Nothing At All‘da üçlü bir nebze canlansa da, icralar uslu şekilde akıyor. Buna da bir ‘hatta’ ekleyelim, fazla sakince akıyor. Müziğin arka plana kayma olasılığı da yok değil. Albümün tamamını Spotify‘dan dinleyebilirsiniz.

    ■

    David Garfield – Miles100 (Creatchy Records): Aslında kaydı 1990’larda yapılmış ama malum sebeple yeni yayımlanmış bir albüm. Piyanist, besteci, aranjör David Garfield ve Eric Marienthal, Mike Porcaro, Larry Coryell, Rick Braun gibi önemli müzisyenlerin yer aldığı orkestrası, Miles Davis’in akustik ve elektrik dönemlerinde klasikleşmiş parçaları, pop caz ile füzyon caz arasında duran bir anlayışla yorumluyor. Davis, malumunuz, akustik çalmayı bıraktıktan sonra, klasik dönemindeki parçaları bir daha hiç yorumlamamıştı. Garfield’ın reçetesi, Milestones, All Blues ya da Nardis gibi ikonik besteler için bir çeşit zaman yolculuğu anlamına geliyor; bir anlamda Davis, son döneminde bu klasiklerine el atsaydı, nasıl bir müzik ortaya çıkardı sorusunu cevaplıyor. Hazmı kolay, keyfi bol. Albüm dinlemek için tıklayınız.

    ■

    Dimitri Grechi Espinoza – Meditation On A Love Supreme (Ponderosa Music): İtalyan/Rus saksofoncu Dimitri Grechi Espinoza, John Coltrane’nin en çok tanınan, satılan hatta sevilen suit’ini, Doğu ile Batı arasında salınan şekilde ele almış. Espinoza’nın saksofonunun ruhani cümleleri, Aziz Şenol Filiz‘in neyi ve Guido Zorn‘un serbest üslupta çaldığı bası, elektronik efektlerle, James Newton‘ın girişte İngilizce (Coltrane albümünde yer alan Psalm) ve Filiz’in çıkışta Türkçe (Kendisinin yazdığı Love Poem) olarak okuduğu şiirlerle bir araya geldiğinde, Love Supreme, aşk’ın kutsandığı mistik bir müziğe dönüşmüş. Batılıların enteresan bulacağı, biz Doğuluların seveceği kesin. Festivaletörlerin dikkatine! Tamamı Spotify‘da.

    ■

    Emmet Cohen – Universal Truth (Mack Avenue Records): Geçtiğimiz yıl Downbeat dergisinden “yılın piyanisti” ödülünü kapan Emmet Cohen‘in albümü, Miles Davis (Budo, My Funny Valentine), John Coltrane (Blue Train), Thelonious Monk (Well You Needn’t) ve Jimmy Heath‘in (Gingerbread Boy) klasiklerini içeriyor. Bu arada adı diğerleri kadar çok anılmıyor ama Heath de 1926 doğumlu. Albüm, ilk bakışta konseptimize tam anlamıyla uymuyor gibi gözükse Heath ve Monk besteleri, Miles konserlerinin demirbaşlarındandı. Dolayısıyla, tüm parçalar bir şekilde Miles ve Trane ile ilişkili. Hele de Cohen’in Coltrane’e adadığı Universal Truth suit’ini (Eternal Glimpse, Compassion, Universal Truth) dinleyince, tereddütdüzce listeye aldık. Cohen üçlüsü (Joe Farnsworth, davul, Yasushi Nakamura, bas) ve konuk listesi muhteşem: Ron Carter (bas), Jeremy Pelt (trompet), George Coleman (tenor), Tivon Pennicott (tenor). Klasikleşmiş besteler, şaşılası uyumla çalan bir üçlü, büyük ustaların olanca yaşlarına karşın nefis ifadeleri, kıdemlilerin geleneği kutsayan çalışları ile ana akım cazın eriştiği olgunluk düzeyini cömertçe sergileyen bir albüm. Güzel bir yemek ve üzerine masaya kaymaklı ekmek kadayıfı gelmesi gibi… Afiyet olsun! Baştan sona kesintisiz dinlemenizi öneririm: Spotify.

    ■

    Giovanni Falzone Libera Band – Suite For Miles (Tuk Music): Trompetçi Giovanni Falzone, müzikal ikonlarını anmayı seviyor; daha önce Ornette, Hendrix, Duke repertuvarını eşelemişti. Şimdi de tümüyle memleketlilerinden kurulu beşlisiyle (Raffaele Fiengo, alto; Massimiliano Cameroni, piyano; Giuseppe La Grutta, bas; Riccardo Marchese, davul) Miles Davis repertuvarını yorumlamış; Cohen gibi o da, Davis’le anılan besteleri (Milestone, Blue in Green, Footprints, Solar, So What, Tutu) kendininkilerle (Around Four, Lo Sciamano, Blue Miles…) harmanlayıp bütüncül bir iş oluşturmuş, orijinal düzenlemelerden hayli uzaklaşıp kendi imzasını atmış, başından sonuna dinleyicinin ilgisini üstünde tutmayı beceren bir albüm kaydetmiş. Adları memleketlerinin sınırları dışında çok bilinmese de, Fiengo ve Cameroni başta olmak üzere, beşlideki tüm müzisyenler enfes çalıyorlar. Cohen’inki kadar straight ahead değil, biraz daha cüretkar, eser miktarda serbest caz etkileri barındıran, ısırgan, buyurgan bir post-bop albümü. Spotify‘da dinleyebilirsiniz. Dinleseniz iyi olur.

    ■

    Gregory Hutchinson – Kind of Now: The Pulse of Miles Davis (Warner Music): Davulcu Gregory Hutchinson, bu listenin en önemlileri arasında yer almayı hak eden albümünde, bir iki istisna hariç (Ah-Le-Chua, Fran-Dance) Miles Davis’in ikinci beşlisi ve ilk elektrik döneminde kaydettiği parçaları, bugünün estetik anlayışıyla, kontrollü ve dengeli bir yaklaşımla yorumluyor. Repertuvarı, birlikte çaldığı müzisyenlerin, besteler ve besteciler ile kurdukları kişisel ilişkinin ortaya çıkmasını sağlayacak şekilde yeniden düzenlemiş. Kendisi başta olmak üzere, elinin altında, Ambrose Akinmusire (trompet), Ron Blake (tenor), Gerald Clayton (piyano), Jakob Bro ve Emmanuel Michael (gitar) gibi çalgılarının ustası müzisyenler olunca, dünün, bugüne seslenebileceğini ve bu bestelerin zamansızlığını ortaya koymak, kolaylıkla mümkün olmuş. Albümü Spotify‘dan dinliyorken, yanı sıra Burak Sülünbaz‘ın detaylı incelemesini okumanızı öneririm.

    ■

    Gustav Lundgren – Echoes of Coltrane (Lundgren Music): İsveçli gitarist Gustav Lundgren ile Rasmus Sørensen (piyano), Pär-Ola Landin (bas) ve Jorge Rossy‘den (davul) kurulu dörtlüsü, canlı kaydedilmiş bu albümde erken dönem Coltrane bestelerini (Like Sonny, Slowtrane, Central Park West, Mr P.C., Lazy Bird) çalıyor. “Echoes” tanımı tam isabet; dönem cazının yansıması, çağrışımları ve izleri, dörtlünün besteleri ele alış üslubunu doğru şekilde tanımlıyor. Müzik lekesizce akıyor, swing ediyor; akış, her müzisyenin öne çıkmasına, çıktıklarında da azami katkı sağlamalarına olanak tanıyor. Lundgren, tonal doğruluğa, notaların berraklığına, fikirlerin anlaşılırlığına önem veren bir gitarist. Bu anlayışı, bestelerin melodik karakterinin belirginleşmesini sağlıyor, dinleyiciyi sadakatla dinlemey teşvik ediyor. Güzel bir konsermiş. Ara sıra ziyaret ediyor; memlekete geldiğinde konserlerini kaçırmamalı. Spotify.

    ■

    Ian Dogole – The Last Trane to Africa (Global Fusion): Tam bir “a la Coltrane” albüm. Perküsyoncu Ian Dogole ve grubu Music Beyond Borders, Coltrane’nin son dönemindeki müzikal tavrını, ruhani mesajını yaymaya devam ediyor. Saksofon ve bas klarinet (Richard Howell ve Sheldon Brown), bas (Fred Randolph ve Gary Brown) ve piyanodan (Frank Martin) oluşan klasik caz tertibine, udu, djembe, konuşan davul, ayak zilleri ve kalimba gibi Afrika çalgıları eklenmiş, Coltrane bestelerini (Africa, Dahomey Dance, Tunji) ve onun çaldığı klasikleri (John Coltrane, Bill Lee; Afro Blue, Mongo Santamaria; Out of This World, Harold Arlen) yorumluyorlar; Coltrane müziğini ve ruhunu, köklerine, ana kıtaya taşıyorlar. Herkes şahane ama Howell ve Brown, Coltrane’nin nefesini kalbimize, ruhun derinliklerine doğru üflüyor. Şiirsel, coşkulu, heyecan verici bir albüm; hayat sevinci veriyor, mutlu ediyor. Dinleyip de mest olmayanlar doğrudan Justin Bieber’a yönlensin. Spotify.

    ■

    Jason Miles – 100 Miles For Miles Davis (Lightyear): Miles Davis’in son beş yılı boyunca grubunda tuşlu çalgıları çalan Jason Miles, meşrebince ustayı anıyor. Albüm tümüyle Jason’ın, birlikte geçirilen yıllar içerisindeki izlenimlerinden hareketle yaptığı bestelerden oluşuyor. The Girl With The Purple Hair, Davis’in Prince’le olan muhabbetinden, Controlled Chaos, birlikte girilen stüdyonun tipik halinden, Malibu Midnight Blue, Davis’in sayfiye evinden, Samba Para Miles, sanatçının tamamlamaya fırsat bulamadığı Ivan Lins projesinden ve Jeanne Moreau, 1958 tarihli film müziğinden ilhamını alıyor. Randy Brecker, Ada Rovatti, Russell Gunn, Jeff Coffin, James Genus, Vinnie Colaiuta farklı parçalarda katkı sağlıyorlar. Davis’in ölüm haberini aldığı günün ertesinde bestelediği Miles to Miles‘da ise, Jason piyanoda solo çalıyor. Miles Davis adını duyduğunuzda aklınıza önce Tutu ya da Amandla geliyorsa, bu albüm tam size göre.

    ■

    José James – Facing East: The Music of John Coltrane (Rainbow Blonde Records): Vokalist José James‘in 23 Eylül 2009’da, John Coltrane’nin doğum günü münasebetiyle verdiği konserin kaydı bu yıl yayımlandı. James, vokalinin yanı sıra perküsyon çalıyor, loop kullanıyor. Saksofonlarda ve flütte Michael Campagna, piyanoda Jef Neve ve basta Neville Malcolm ile birlikte, ekseriyetle Coltrane’nin geç döneminin mücevherlerini çalıyorlar. Lush Life (Strayhorn) ve My Favorite Things (Rodgers, Hammerstein II) hariç, orijinal besteler (Om; Welcome; Africa; Paramahansa Lake, Alice Coltrane; Psalm) seçilmiş; bazılarına James tarafından söz yazılmış; birincil perspektiften Coltrane’nin spiritüel arayışının ve kozmik yolculuğunun izlerini sürüyorlar. Saksofon yoğun şekilde duyulsa da, hedefleri, enstrumanlar arasındaki denge ve James’in vokali üzerinden Coltrane müziğinin iç sesini keşfetmek. Konseri bir doğum günü anmasından ayine çevirmeyi başarıyorlar. Coltrane işittiyse gurur duymuştur. Bandcamp‘de dinleyebilirsiniz.

    ■

    Jultrane – Miles & John, The Century Birthday (Jazz Family): Fransız saksofoncu Julien Ndiaye, ya da alemde bilindiği şekliyle Jultrane, Miles ve Coltrane’nin birlikteyken çaldıklarının (So What, All Blues, Flamenco Sketches, Milestones) yanı sıra kendi albümlerinde yer alan (Coltrane: Syeeda’s Flute Song ve Blue Train; Miles: Seven Steps to Heaven) parçalardan oluşan bir repertuvarla kutlamalara katılıyor. Trombonda Cyril Galamini, trompette Renaud Gensane, piyanoda Frédéric d’Oelsnitz, basta Gabriel Pierre ve davulda Laurent Sarrien’den oluşan altılı, albüm boyunca başarılı bir uyum sergiliyor. Lakin düzenlemeler zaman zaman steril tınlıyor, sürprizlerden uzak şekilde çalınıyor, ama nihayetinde saygıda kusur edilmiyor. Dinlerseniz mutlu olursunuz, dinlemezseniz çok şey kaybetmezsiniz. Spotify.

    ■

    Libor Šmoldas Quartet – Sorry, Miles! (Bivak Records): Çek gitarist Libor Šmoldas‘ın albümü hayli enteresan bir nokta üzerine bina edilmiş. Šmoldas, Miles Davis adına tescil edilmiş birçok eserinin aslında başkasına ait besteler olduğu ya da yazımında başkalarının da katkı sağlamış olduğu tartışmasından yola çıkıyor; bu şekilde bir anmaya uygun bir isimle (Sorry, Miles!) albümü yayınlıyor. Albüm notlarında, Dig (Jackie McLean), Donna Lee (Charlie Parker), Four (Eddie Cleanhead Vinson), Tune Up (Eddie Cleanhead Vinson), Solar (Chuck Wayne), Smooch (Chuck Wayne) şeklinde kredi veriyor. Tevatür bir kenara, albüm su gibi akıyor. Piyanoda Mikuláš Pokorný, basta Tomáš Baroš ve davulda Jesse Simpson‘dan oluşan tertipte bile isteye trompet yok. Öte yandan Šmoldas dörtlüsü, besteleri tümüyle özgün düzenlemelerle çalıyor, Miles’ın sesini ve sololarını taklit etmeden, müziği gitar üzerine kurguluyor. Üzgünüm Miles; sen böyle tiplere küfürü basarsın ama ortaya birinci sınıf bir albüm çıkmış. Spotify.

    ■

    Nicholas Payton & Butcher Brown – A Supreme Blue (Concord Jazz): Love Supreme ve Kind of Blue: A Supreme Blue! Trompetçi ve sonra da klavyeci Nicholas Payton ve her şeyi bir araya getiren eklektik tarza sahip Butcher Brown grubunun ortak çalışması, her iki albümdeki parçaları eksiksiz ve orijinal sıralamaya sadık şekilde içeriyor. Payton, neo-bop stilinin parlayan yıldızı olarak başladığı kariyerinde ilerledikçe kafayı hafifçe öne geriye sallamayı, bir bütün halinde swing etmeye yeğ tutmaya başlamıştı. Bu albümde de mucizevi formülünü uyguluyor; groove, swing’in yerini alıyor. Bir çeşit yapı bozum (dilim demeye varmıyor, diyeyim, hani bir çeşit avangart yaklaşım) uygulanmış denebilir ama parçaların bozulmuş, bozunuma uğramış bu halleri, ruhsuz ve biteviye tınlıyor. Sağlıklı olmak adına light yoğurt tüketmek. Ya da organik cips gibi oksimorona düşmek. Miles kesin severdi. Belki siz de seversiniz. Spotify.

    ■

    Tenderlonious – Africa-Brass Live (22a Music): İngiliz saksofoncu Edward Cawthorne, nam-ı diğer Tenderlonious, Ekim 2025’te sahne aldığı Melbourne Uluslararası Caz Festivali’nde, Coltrane’in keşfedilmemiş topraklara doğru yürümeye başladığı zamanların epik albümü Africa-Brass‘i baştan sonra çalmış. Impulse! için yaptığı bu ilk albümde Trane, klasik dörtlüsünü ve -kornolar, tuba, bariton saksofon, flüt, alto (Eric Dolphy), trompet (Booker Little) olmak üzere- nefeslileri yanına almış; bir yıl önce 17 Afrika ülkesinin bağımsızlığını ilan etmesinin şerefine yaptığı üç besteyi çalmıştı. Tenderlonious, büyük orkestra yazılarını, sabit grubunun davulcusu Tim Carnegie, her ikisi de Melbourne’lu olan, bas gitarist Horatio Luna ve piyanist On-Ly‘dan oluşan grubu için tercüme etmiş ve dörtlü, neredeyse orijinalindekine denk bir coşku ile melodilerin peşi sıra arayışlarına başlamış. Müzisyenler, eşleniklerini taklit etmektense, onları onurlandıracak şekilde çalarak, Trane’nin mesajını doğru anladıklarını göstermişler. Aşikar ki, Tenderlonious ve dörtlüsü, arayış süreçlerinde güzel uğrakları keşfetmiş ve yolda olmanın hazzını dinleyiciye aktarmayı becermişler. Defalarca dinlenmeyi hak edecek, her defasında kendinizi görkemli bir alemin parçası hissetmenizi sağlayacak denli muhteşem bir kayıt. Spotify.

    ■

    Turgay Yalçın’ın Dark Blue Notes’daki yazıları
    Dark Blue Notes’da Vitrin

    2026 Altsys Jazz Orchestra Branford Marsalis Butcher Brown Carl Winther Coltrane@100 David Garfield Dianne Reeves Dimitri Grechi Espinoza Emmet Cohen Giovanni Falzone Libera Band Gregory Hutchinson Gustav Lundgren Ian Dogole Jason Miles John Coltrane José James Jultrane Libor Šmoldas Miles Davis Miles@100 Nicholas Payton Tenderlonious
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleGüneş Memphis’te doğdu: Sun Records
    Turgay Yalçın

      Yayın Yönetmeni, Kurucu Ortak, Yazar, Radyo Programcısı.

      Related Posts

      Joseph Tawadros – Conversations with Jack DeJohnette: Bir konuşmanın son cümleleri

      20 Ağustos, 2026

      Joe De Gregorio – The Trilogy (The Opening)

      20 Ağustos, 2026

      Bir zamanlar bıraktığı yerden: Flea ve Honora

      20 Ağustos, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle