Yedikule’de Bir Fransız: Jacky Terrasson

Kariyerini neredeyse en başından bu yana takip ettiğim piyanist ve besteci Jacky Terrasson‘un 8 Ekim 2022 tarihinde Yedikule Hisarı‘nda sahne alacağını bildiren bülteni okuduğum günün akşamı bendeki albümlerini bulup dinlemeye başladım. Bu uzun dinleme seansı, Terrasson’un arkasında ne kadar zengin ve güzel bir diskografi olduğunu hatırlamama vesile oldu. Her müzisyenin yaşam öyküsünde ilginç şeyler bulabilirsiniz ama Terrasson’ın yaşamı ve kariyeri çarpıcı detaylar barındırıyor.

Read more / Daha fazla

Abdullah Ibrahim

Sahnede bir piyano, bir tabure ve bir piyanist.
Piyanist tuşlara yumuşakça dokunuyor, çekiç tele dokunuyor; sertçe vuruyor, çekiç de tele sertçe vuruyor. Çekiçler ve teller, tuşeye, piyanistin dokunma şekline öylesine mükemmel cevap veriyor ki, bu olsa olsa bir sihir. Nasıl ki parmakları vücudunun organik bir parçası, piyano ona cevap verdikçe parmaklarıyla tuşlar birleşiyor, piyanist o devasa enstrumanla yekvücut oluyor. Tuş da piyanist, tel de, pedal da, çekiç de… Mindiff işte böyle başlıyor.

Read more / Daha fazla

Cosmic Music: Ravi Coltrane

Çoğumuzun bildiği üzere, Ravi Coltrane, 32. Akbank Caz Festivali kapsamında, 8 Ekim perşembe akşamı Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi‘ne konuk olacak ve konserde Alice Coltrane ve John Coltrane‘nin müzikal dehalarının ürünü bestelerinden oluşan ve Cosmic Music diye isimlendirdiği projesini seslendirecek. Cazın efsanevi figürlerinden ikisinin oğlu ve kuşağının en önemli müzisyenlerinden biri kimlikleriyle Ravi Coltrane’ni tanıtmayı amaçladığım bu yazıda, İstanbul konserinin nasıl bir havada geçeceğine dair ipuçlarını vermeye ve muhtemel repertuvarı tahmin etmeye çalıştım.

Read more / Daha fazla

Emma Rawicz

“Sahi, parmağını sürsen elmaya, rengini anlar mısın? Gözünle görsen elmayı, sesini duyar mısın? Onu işitsen yuvarlağı sende kalır mı?”
Akbank Caz Festivali kapsamında 27 Eylül’de Akbank Sanat’ta sahne alacak besteci, müzisyen Emma Rawicz için bu sorular bir şiirdeki metaforlar olmanın ötesinde anlam taşıyor. Rawicz, müziğin rengini görebilme, seslerin barındırdığı renkleri ayırt edebilme yeteneğine sahip. Bu yetisi sayesinde, daha önce işitmediği renklerden yola çıkarak hazırladığı ve kaydettiği Incantation albümünün turnesi kapsamında 32. Akbank Caz Festivali’ne, gitarda Ant Law, piyanoda Ivo Neame, basta Conor Chaplin ve davulda Asaf Sarkis‘ten kurulu ekiple geliyor.

Read more / Daha fazla

Gonzalo Rubalcaba & Aymee Nuviola

Live in Marciac, müziğin, insanların arasındaki yapay ayrımları yok edebilme gücünü hatırlamamıza vesile oluyor. Rubalcaba’nın çalışı bir şarkıcıya nasıl eşlik edilmesi gerektiğinin ansiklopedik karşılığı neredeyse. Nerede geri durması, ne zaman vokale yön vermesi gerektiğini çok iyi bilen bir piyanist.

Read more / Daha fazla

Şeytanî Oyuncakların Dansı: Tarbaby

Piyanist Orrin Evans, basçı Eric Revis ve davulcu Nasheet Waits’den oluşan Tarbaby grubu beşinci albümünü kısa süre önce yayınladı. Daha önce de grupla çalmış olan efsanevi saksofoncu Oliver Lake’ın konuk sanatçı olarak yer aldığı albümün tanıtımını yapalım ve bu vesileyle grubun öyküsünü de aktaralım istedik.

Read more / Daha fazla

Chicago’dan Sevgilerle: Adam Larson

Her ne kadar, caz, dünyanın her köşesine yayılmış bir müzik türü olsa da bazı şehirlerin isimleri cazla özdeşleşmiş durumda. Misal, cazı erken dönem icralarıyla tanıyanlar için New Orleans; modern dönem cazını takip edenler için New York bu türün en ‘iyi’ yapıldığı şehirleri simgeliyor. Cazı tutku düzeyinde sevenler için ise durum o kadar basit değil. Öyle şehirler var ki, sadece geçmişin değil günümüzün cazına yaptıkları katkıyla da önemlerini koruyorlar. Örnek mi? Rüzgarlı şehir Chicago.

Read more / Daha fazla

Nazik Baladlar: Eric Alexander

Gentle Ballads VI farklı dinleme biçimlerine açık. Kendinizi tümüyle teslim etmediğinizde sakince akıyor. Yüzeyi sakin, dalgasız. Dibe dalındığında ise müzik berraklığını kaybetmeden hareketleniyor; nezaketle ve sükunetle ilerleyen icraların içinde ortaya koyulan zengin fikirlerin derinliği ve akışın mükemmel detayları belirginleşmeye başlıyor.

Read more / Daha fazla

Babasının Oğlu: T.S. Monk

Nerede görürsem göreyim Monk ismine kayıtsız kalamayanlardanım. Bir albümde Monk bestesi varsa, en azından hızlıca kulak verilmeyi, eğer ilk intiba iyi ise derinlemesine dinlenmeyi hak ediyordur. Aynı durum Shorter ve Ellington başta, caz standartlarından orijinal bestelere geçiş dönemindeki büyük besteci-müzisyenler için de geçerli. Çok öznel bir dinleme şekli, haklısınız ama kendi içinde tutarsız da gözükmüyor sanki. Her şeyden önce bu durum liderin caza bakış tarzını, zanaata bağlılığını yansıtır. Öte yandan bir gövde gösterisi de sayılabilir. Öyle ya, bestecisi tarafından zamanında mükemmel şekilde icra edilmiş olmaları bir yana, neredeyse her caz müzisyeni tarafından çalınmış bestelere yeni bir yorum getirmeye niyetlenmek cesaret işi.

Read more / Daha fazla