Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    GÖRÜŞ

    New York Caz Haritası

    Rişe ÖzkanBy Rişe Özkan28 Mayıs, 2026

    Bir caz müzik sevdalısı, bir New York aşığı olarak üç buçuk sene sonra Nisan ayında iki hafta New York’taydım. Birçok şey denk düştü, olduğumuz coğrafyada bombalar havada uçuşurken aldım bileti, attım kendimi dünyanın öbür tarafına… Spontane olmayan bir kararda ben New York’a gideceğim tarihleri caz kulüplerindeki programlara göre karar verirdim… Mesela Eylül ayı bu anlamda harika… Yazın dünyanın birçok yerindeki festivaller için turnede olan müzisyenler eylül ayında leylekler gibi New York’a dönüyor, kulüplerdeki programlar birbiriyle yarışıyor. Bu sefer öyle olmadı, her gitmeyi hayal ettiğim konseri bulamadım ama bunun üzerinde duracak halim olmadı; sonuçta New York, New York’tur.

    Rişe Özkan
    Rişe Özkan

    Dark Blue Notes dergisinin kurucu ortaklarından Burak Sülünbaz, ne zaman fark etti ki New York’ta konser takip ediyorum, “muhakkak bir yazı bekliyoruz” dedi… Ben de seve seve bu yazıyı kaleme alıyorum. Meraklılarına iki türlü liste veriyorum diyebiliriz. İlk liste “keşke yakalasaydım” dediklerim, ikinci liste “yakaladıklarım”; yani New York’ta olduğum her gün canlı müzik dinlemeyi aklıma koymuş olduğum için bir gün önce, gün içinde veya son dakika bütün caz kulüplerindeki seçenekler arasından karar verip izlediklerim. 2017-2020 arasında müzik eğitimim için NY caz sahnelerini bizzat takip etmiş olduğum için Instagram’da takip ettiğim hesapların çoğu da NY’ta yaşayan müzisyenler, NY caz kulüpleri, benim zamanında beraber okuduğum, müzik yaptığım arkadaşlarım… Instagram algoritması da sağ olsun, ilgimin ne olduğunu bildiği için merak edeceğim gelişmeleri önüme çıkarıp duruyor. Keşke yakalasaydım dediğim liste bundan da besleniyor… Aşağıda listenin sıralaması sizi yanıltmasın, bu “çok istediğim/az istediğim” gibi bir değer sıralaması değil… Hepsi merak ettiklerim…

    ■

    Bill Charlap – Dee Dee Bridgewater Duo. Her ikisini de ayrı ayrı defalarca dinledim. Bill Charlap benim öğretmenim aynı zamanda. Ama sahnedeki çılgınlığı ile bilinen Dee Dee Bridgewater’un, sahnedeki beyefendiliği ile bilinen Bill Charlap’le birlikteliğinden, bu iki devin müzikal iletişiminden ne doğuyor çok merak ediyordum… ben oradayken konserleri yoktu.

    Caz vokalin en önemli isimlerinden, zamanında Ben Webster, Wes Montgomery, Earl Hines, Billy Eckstine, Dizzy Gillespie, Count Basie ve niceleriyle aynı sahneyi paylaşmış bugün 86 yaşındaki Mary Stallings’i yakalamak isterdim. Koca bir caz tarihini üzerinde taşıyan kaç vokalist var hala hayatta? 2019’da Smoke’ta çıkacağı bir akşam onu dinlemeyi çok istemiş, arkadaşım kendini iyi hissetmeyince evden çıkmamıştık… O gün bugün aklımda, ama bu sefer de denk düşmedi.

    2020’nin mayıs ayında Bobby McFerrin konserine biletim vardı, Jazz at Lincoln Center’a geliyordu. Kapanma yüzünden konser iptal oldu… Bir daha ne zaman yakalarım kim bilir? Al sana esef edecek bir şey daha!  

    New York’un genç jenerasyonundan vokalist Vanisha Gould’u, Lucy Yeghiazaryan’ı, Lucy Wijnands’ı ve Vuyo Sutashe’yi dinlemek istiyordum. Vanisha’yı bir jam sessionda duymuştum 2020 yılında; ağzından notalar, sözler döküldüğünde Bessie Smith’den Sarah Vaughan’a bütün bir gelenek duyuluyordu. Sonradan bakınca çok güçlü bir şarkı ve söz yazarı olduğunu da fark ettim. Aynı yıl Lucy Yeghiazaryan’ı Smalls’da bir konser ve sonrasında jam session yönetirken dinledim. İddialı, sıkı bir vokalist diye düşündüğümü hatırlıyorum, soğuk bulmuştum seyirciye karşı… Tanıyanların da dediğine göre kendisi sahiden bir çetin ceviz… Fakat ayrı ayrı müzisyen arkadaşlarım onu yere göğe koyamıyor, aradan geçen zamanda kendine neler ekledi diye merak ediyordum. Bu arada Vanisha ve Lucy’nin kendi orijinallerinden oluşan “In Her Words” adlı bir ortak albümleri var…

    Lucy Wijnands’ı 2020’de Instagram’da ilk kez görmüş, 2022 yılında Wilson Live’da canlı dinlemiştim. Müthiş esnek, yumuşacık bir sesi var, vibratosunu bence çok güzel kullanıyor ve sahneden seyirciye neşe saçıyor… Onu, müzisyenliği ona öğreten stride piyano üstadı babası Bram Wijnands’le birlikte dinlemeyi istiyordum, denk düşmedi. Vuyo Sotashe’yi dört yıl önce Emmet Cohen’in evinden yaptığı bir “Live from Emmet’s Place” programında keşfettim… O şarkı söylerken hem gelenek duyuluyor hem de bir o kadar kendine has ki! Bugün artık hangi şarkıyı öğrenmek istersem, Vuyo acaba bu şarkıyı söylemiş mi, nasıl ele almış diye bakıyorum.

    Onlardan yaşça büyük, kariyerinde daha ileride olan Sachal Vasandani’yi de yakalamak isterdim; sadece koyu ses renginden, yorumundan etkilendiğim için değil, benim idolüm Sheila Jordan’la turnelere çıkmış, ondan çok şey öğrenmiş birisi olduğu için de…  Bir de beni tanıyanların kolayca tahmin edebileceği gibi çok büyük hayranı olduğum Veronica Swift’in rock projesi olan Dame Band’in bir konserini yakalamak isterdim… olmadı. Bu arada hemen buraya not düşeyim, eğer dikkatinizi çekmediyse Veronica Swift caz projesiyle 13 Temmuz’da İstanbul Caz Festivali için burada olacak.

    Sadece vokalist peşinde mi koşuyorsun derseniz, kesinlikle hayır! Davulcu Brian Blade’i, Alison Miller’i, Terri Lyne Carrington’u, basçı John Patitucci’yi, Christian McBride’ı, Esperanza Spalding’i (Esperanza aynı zamanda vokalist), gitarist Kurt Rosenwinkel’i, Pat Metheny’yi, tenor saksafoncu Houston Person’u, Jerry Bergonzi’yi, piyanist Alan Broadbent’i yakalasaydım havalara uçardım. Aslında bu liste uzar gider, ama bunlar ilk aklıma gelenlerdi.

    ■

    Şimdi size muhasebe tablolarındaki “gerçekleşen” sütunu gibi gidebildiğim konserleri yazıyorum. Hem müzisyenlerden hem de mekanlardan biraz bahsetmiş olurum.

    Leo Genovese

    İlk gecem olan 8 Nisan’da Barbayeux’da piyanist Leo Genovese’yi yakaladım. Çoğunlukla Pharoah Sanders’ten, Jack DeJohnette’ten parçalar ve kendi bestelerini çaldı. Sahnede saksafonda Billy Drewes’ı, basta Cameron Brown’u ve davulda Billy Mintz’i yanına almıştı. Bu isimlerin ortak noktası hepsinin 70 yaşın üzerinde olup (Leo 47 yaşında) caz sahnelerinde efsanelerle çalmış, kendileri çok güçlü isimler olması. Benim açımdan ise Cameron Brown’u dinlemenin bambaşka bir anlamı vardı, çünkü o Sheila Jordan’la 1974 yılından onu kaybettiğimiz 2025 yılına kadar, Sheila’nın imzası olan vokal-bas duo performanslarda yıllarca beraber çalmış iki basçıdan birisi.

    Barbayeux Brooklyn’de ufacık bir bar, müzik için belli bir ücret almıyor, isteyen istediği kadar bırakıyor.  Leo’yu ilk kez 2022 senesinde uzun yıllar İstanbul’da yaşamış basçı sevgili Apostolos Sideris’in Borusan Müzik Evi’nde verdiği bir konserde dinlemiştim. Bu samimi ortamda konser çıkışı Leo’yla Apostolos’un kulaklarını çınlattık; ben Cameron Brown’a onu ilk kez 2018 yılında Sheila Jordan’la dinlediğimi söyleyince tatlı bir sohbet oldu, Sheila’yı andık.

    Gregory Hutchinson

    İkinci akşamım 9 Nisan’da New York’un en yeni caz kulübü Jazz Cultural’da davulcu Gregory Hutchinson’un doğumunun yüzüncü yılında Miles Davis’e saygı duruşunda bulunan “Kind of Now – Pulse of Miles” projesini dinledim. Greg Hutchinson’un bu isimle oluşturduğu albümün yayınlanmasından bir hafta sonra verdiği ilk konseriydi bu. Onunla beraber sahnede trompette Josh Evans, tenor saksafonda Nicole Glover, gitarda Emmanuel Michael, piyanoda Christian Sands ve basta Larry Grenadier vardı.

    Bu isimlerden ben sadece Nicole Glover’i biliyordum saksofonda yükselen bir yıldız olarak… müthiş bir gruptu… ama kendi adıma müzik dili bana en farklı gelen gitarist Emmanuel Michael oldu… Parçalardan birinde çaldığı beş dakikayı aşan introda Emmanuel öyle seçimler yapıyor, öyle bir armoni duyuluyordu ki, aynı anda Greg Hutchinson’un yaptığı şaşkın, komik, etkilenmiş yüz ifadelerini kaydetseydim, Jazz Memes hesabından büyük ilgi görürdü bence… ama cesaret edemedim, Hutchinson’un tersi ters… Onu 2024 yılında İstanbul Caz Festivali’nde dinlediğimde, seyirci 2 ve 4’lerde onun istediği gibi tempo tutmuyor diye açıktan bayağı kızmıştı.

    Gregory Hutchinson, Jazz Cultural, New York
    Gregory Hutchinson, Jazz Cultural, New York

    Jazz Cultural şehrin meşhur caz mekanlarından Smalls ve Mezzrow’u da işleten kişiler tarafından bu yılın mart ayında açılmış New York’un en yeni caz adresi. İsmini Barry Harris’in 1980/90’larda işlettiği, bir sahne, bir okul ve bir komunite yaratmış olan The Jazz Cultural Theater’dan alıyor; bir anlamda onun mirasını devam ettirmeyi hedefliyorlar. Diğer iki kulübe göre kesinlikle müzisyenler açısından daha rahat, ferah ve seyirci açısından sahneyi görmeye daha elverişli. Müziği bardan izlemek 25 dolar, daha yakından izlemek 40 dolar. Minimum bir harcama tutarı yok, çay içip çıkabiliyorsunuz.

    Sullivan Fortner Trio 

    Gelelim 10 Nisan Cuma akşamına: Village Vanguard’da Sullivan Fortner Trio çalıyor ve biletler tükenmiş. Sullivan Fortner’i daha önce birkaç kez dinledim, çünkü bugünün en güçlü caz vokalistlerinden, müzikten başka sanat dallarındaki bilgisiyle de öne çıkan “complete artist” Cecile McLorin Salvant’ın piyanisti (aynı zamanda hayat arkadaşı). Fakat Cecile’in konserlerinde gözümü kulağımı ondan alamadığım için aslında Sullivan Fortner’ın müziğine dair hiçbir fikrim yok. Attım kendimi Vanguard’ın kapısına, kapıdaki görevliyle konuştum, bilet bekleyenlerin sırasına yolladı beni… dikildim, bekliyorum… sıra uzuyor bu arada…

    Derken dünyalar güzeli bir kız belirip “aranızda tek bilet arayan var mı?” diye sordu, solo gezmenin avantajları!.. Sevinçle atıldım… Meğer babası yetişemiyormuş… Bendeniz sadece içeri girmekle kalmadım, Vanguard’ın en faça masasına oturtuldum, konseri öyle izledim. Trio’nun diğer iki üyesi Tyrone Allen II basta, Kayvon Gordon davulda. Kimseyi bilmiyorum esas olarak. Fırtına gibi bir konser oldu, Sullivan Fortner’ı benim açımdan diğer dinlediğim piyanistlerden ayıran birkaç şey söyleyebilirim, çaldığı parçalarının içine klasik piyanoyu bayağı belirgin şekilde yerleştirdi, stride piyano stilinde çaldı ve blues çaldığı sırada şarkı değil bir kabile ezgisi söylüyormuş gibi sesini de kullandı. Set listesi sadece ana akım caz parçalarından oluşmuyordu, latin parçalar belki gecenin yarısını oluşturdu.

    Village Vanguard, New York
    Village Vanguard, New York

    Village Vanguard’dan bahsedecek olursam, New York’un en köklü caz kulübü, kuruluşu 1934 olmakla beraber sadece caz müzik performanslarına yer vermeye başlaması 1957 yılı… Neredeyse 70 yıllık bir mabet bu müzik türü için… içeri girince merdivenle yerin altına iniyorsunuz, üçgenimsi diyebileceğim bir şekli var salonun, seyirci için her yer aynı derecede iyi değil, ufak sayılır hem sahnesi hem oturma alanı, arkada yine küçük bir barı var… duvarlar koyu yeşil, caz ilahlarının fotoğraflarıyla dolu, en yüksek kalibre müzisyenler burada çıkmış ve çıkmaya devam ediyor… biletler ucuz değil, 45 dolar şu anda, ama içeride ne kadar para harcadığınıza karışmıyorlar, bir soda veya kahve alabiliyorsunuz. Performans sırasında görüntü almak kesinlikle yasak, uymayanı görmedim. Defalarca gittim Vanguard’a, burası müziğe, müzisyene, dinleyiciye gösterilen saygıyı hissettiğiniz, biraz mesafeli ama doğru adresteyim diyeceğiniz bir kulüp.

    Sateen Besson

    11 Nisan Cumartesi akşamımda caz peşinde koşmadım. 2019 yılında tanıştığım o sırada The Standard Hotel’deki performansları düzenleyen müzik kuratörü Annie O’nun son yıllardaki projesi olan Perelman Performans Sanatları Merkezi için yürüttüğü (PAC NYC) konser serisinden Sateen Besson’un showuna gittim. Sateen 23 yaşında, pop müzik söylüyor. Güçlü bir sesi var. Tarz olarak bugün birçok pop şarkıcısı bana Billie Eilish gibi duyuluyor, orijinal bulduğumu söyleyemem. İmajı yaptığı müzikten önde geliyor. Diyeceksiniz ki, pop müzik de biraz böyle bir şey değil mi? Haklısınız! Yıllar önce Emel Mathlouthi’yi, o “Holm” şarkısıyla büyük bir çıkış yakalamadan Annie O’nun düzenlediği bir gecede dinleyip çok etkilenmiştim. Sateen aynı etkiyi yaratmadı. Ama burnumu caz kulüplerden çıkarmış olmam da değişiklik oldu, iyi oldu.

    PAC NYC’den bahsedecek olursam, 11 Eylül 2001’de New York’u vuran terör saldırısında Dünya Ticaret Merkezi (World Trade Center) yıkılınca şehrin finansal merkezi olan bu bölgeyi o korkunç yıkımdan hayata geri döndürmek için bir heyet kuruluyor ve gerçekten de burası 10 yıl gibi bir süre içinde evler, okullar, parklar, iş yerleri, sanat merkezleri ile eskisinden daha çok insana ev sahipliği yapan bir yere dönüşüyor. Bu başlıkta, New York’un zengin iş adamlarından biri olan Ronald Perelman bir sanat merkezi için yüklü bir bağışta bulunuyor. 2023 yılında ortaya şıkır şıkır bir kültür merkezi çıkıyor, çeşitli büyüklükte çok amaçlı performans alanlarıyla dans, film, müzik ve tiyatro gösterilerine yer veriyor. Benim katıldığım etkinlik cumartesi akşamları 19.00-20.00 arasında gerçekleşen ücretsiz bir etkinlikti.

    Gideon Forbes

    12 Nisan Pazar akşamı nereye gideceğimi haftalar öncesinden biliyordum, çünkü o gece William Paterson’dan (WP) arkadaşım Gideon (Forbes) birkaç yıldır üzerinde çalıştığı projesi ile albüm kaydına girmeden son konserini yapacaktı. Gideon saksafoncu, neyzen, kompozitör ve eğitmen. Harika bir müzisyen. Benim dinlediğim grubunun adı Weavers. Davulcusu yine WP’den Steven Crammer; basta Mathias Hojgaard Jensen, piyanoda Evan Main vardı. Çaldıkları müzik Arap makam müziği. Bizlerin buradan caz müziğine çekildiğimiz gibi Gideon da oradan Orta Doğu coğrafyasının makam müziğine çekilmiş birisi… New York ve çevresinde aranan bir neyzen… Onun aranjmanlarıyla çok güzel bir makam müziği albümü geliyor bu yıl içerisinde.

    Gideon’u dinlemeye gittiğimiz yer Brooklyn’de iBeam adında ufak bir mekan… Bir kulüp değil, bir prova mekanı aslında. Aynı zamanda gruplar performansları için de kiralayabiliyor. Temiz, ferah bir yer. Sahne ışığı gibi bir düzenleme olmadığı için hayli aydınlık, biraz daha da samimi bu yüzden.

    Aaron Goldberg

    13 Nisan Pazartesi. Büyük gün! Neden? Çünkü 2017’den beri öğretmenim olan, en son 2020’de canlı dinlediğim piyanist Aaron Goldberg’i dinlemeye gidiyorum Smalls’da. Porto Rikolu basçı Ricky Rodriguez’in grubunda çalıyor, tenor saksafonda John Ellis ve davulda Julia Berger’le beraber. Genç davulcu dışında bu isimler New York’un ağır siklet müzisyenleri.

    Ricky Rodriguez’i ilk kez dinledim. Aaron’u ilk kez ağırlıklı Latin bir projede dinledim. Ben esas olarak geceyi heyecan içinde geçirdim. Burada bir duygusal durum var benim açımdan… Aaron Goldberg WP’de okurken canımı alan kulak eğitimi dersinin hocasıydı. O gün deselerdi seni bu kadar zorlayan bu öğretmenle okulu bitirdikten sonra da senelerce ders yapacaksın, inanmazdım; hayatımdaki yeri çok büyük. Yüksek tempolu parçalarda ortalık alev aldı ama çaldıkları ballad benim favorim oldu. Erken sete gittik ve ikinci sete de kaldık, körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz!

    Smalls, New York’un en hip caz kulüplerinden biri. 1994’ten beri faaliyet gösteriyor. Yerin altında dikdörtgen bir salon, büyük değil, küçük değil… Haftanın her günü, gecede üç ayrı grup çalıyor, öğleden akşama, geceden sabahlara kadar jam sessionlar yapılıyor. Bildiğiniz bilmediğiniz herkes orada kendini gösteriyor. Vanguard gibi mesafeli bir yer değil, daha genç, kaynayan bir kulüp. Yukarıda bahsettiğim Jazz Cultural ve daha sonra bahsedeceğim Mezzrow kulüplerini işleten ekip işletiyor. Gerçekten şehrin caz kültürüne çok büyük emekleri geçiyor. Bilet fiyatları birkaç kategori, en pahalısı 35 dolar. Jam sessionlara girişte ücret ödenmiyor, minimum bir içki içmenizi bekliyorlar ama belirli bir meblağ harcamanız şart değil.

    Bu arada bizim Ricky Rodriguez konserinde Smalls’da yaptığımız gibi birçok kulüpte, bir konser bileti alıp sonraki sette müsaitlik varsa, bir içki içmek kaydıyla yeniden bilet almadan konseri izleyebiliyorsunuz.

    Julius Rodriguez

    14 Nisan akşamında Julius Rodriguez dinlemeye Blue Note’a gittim. Julius Rodriguez piyanist, davulcu, besteci ve prodüktör. Sahnede onunla beraber saksafonda Emilio Modeste, basta Brandon Rose, davulda Brian Richburg Jr var. Her biri 20lerinde… her biri deha seviyesinde 5-8 yaşında keşfedilip 10’lu yaşlarında sahneye çıkmaya, okulları hızla bitirip, büyük isimlerle aynı sahneleri paylaşmaya, ödülleri toplamaya başlamış isimler.

    Ana akım bir caz konseri olmadı, Julius Rodriguez’in müziği stiller arasında geçişken bir müzik. Etrafınızda cazdan keyif almıyorum diyen, caz müzikte dans edilmiyor, ben dans etmek istiyorum diyen birileri varsa, Julius Rodriguez konseriyle başlasın serüvenine. Bir Stevie Wonder groove’u sardı ortalığı…  Saksafondaki Emilio’yu arkadaş grubumdan tanıyorum, ama tanıştığımızda pandemi yüzünden konserler, her şey durmuştu, dolayısıyla ev ortamında dinlesem de sahnede dinleyememiştim, o sırada 17 yaşındaydı ve üç senedir Grammy ödüllü trompet ustası Wallace Roney’in grubunda çalıyordu… Sahnelerin açılmasıyla Emilio da tutulamadı… bugünlerde Stanley Clarke’ın grubunda. O bu gece sololar atarken bende bir gurur!

    Blue Note caz kulübü, New York’un Times Meydanı gibi en turistik, en meşhur mekanlarından biri… New York’takinin dışında Los Angeles, Hawai, Tokyo, Rio, Sao Paulo, Milano, Pekin ve Şangay’da Blue Note var; yakında Londra’da da açacaklar… New York’a gelmişken caz dinleyelim diyen birisi kendini Blue Note’ta buluveriyor… Turistik dediğimde müzikte bir sığlık veya müzisyenlerde bir eksiklik aklınıza getirmeyin. Giriş ücreti yüksek, içeride bir minimum harcama bekleniyor sizden, sıkış tıkış masaların arasından yürünmüyor. Bar alanı 30 dolar (internet satışı 40 dolara geliyor), masada oturursanız 45 dolar (internetten 55 dolara geliyor). 20 dolar harcamanızı ve tabi New York’ta garsondan, barmenden güler yüz istiyorsanız, %20 kadar da bahşiş eklemenizi bekliyorlar. Böyle olunca da “cats” (New York’ta caz müzisyenlerine kedi deniyor) genel olarak Blue Note’ta takılmıyor, çünkü aynı kalibrede müzisyeni başka nerede dinleyebileceğini biliyor.

    Woodlawn Mezarlığı, New York
    Max Roach, Woodlawn Mezarlığı, New York

    Woodlawn Mezarlığı

    15 Nisan’da hem gündüzü hem akşamı size anlatabilirim. Aranızda Dark Blue Notes dergisi için Sheila Jordan’ın vefatının ardından yazdığım yazıyı okumuş olanlar olabilir; o yazıyı hazırlarken New York’un Woodlawn Mezarlığı’nda caz ustalarına ayrılmış bir yer olduğunu öğrenmiştim. Duke Ellington, Max Roach, Miles Davis, Tommy Flanagan, Barry Harris, Clark Terry, birçok usta burada toprağa verilmiş… Sheila Jordan da bu isimlerin arasına girdi geçtiğimiz yıl…

    Aile büyüklerimize mezar ziyareti yaptığımız gibi, caz büyüklerimize de bir ziyaret yapabiliriz diye düşündüm ve benimle gelmeyi kabul eden arkadaşım, New York’taki gurur kaynağımız caz vokalisti Cemre’yi de (Necefbaş) Bronx’taki bu mezarlığa sürükledim. İlk önceliğim Sheila Jordan’un yattığı yeri bulmak ama yukarı aşağı sağa sola bu koskoca mezarlıkta dolandık, başka büyükleri bulduk, onun mezarını bulamadan çıktık, mezarlık kapanıyordu.

    Miles Davis, Woodlawn Mezarlığı, New York

    Gilad Hekselman 

    Bir sonraki durak tekrar Village Vanguard… Bu akşam gitarist Gilad Hekselman çalıyor, biletler günler öncesinden tükenmiş. Bunu kaçırmıyoruz diye bizim biletleri ayarlayan Cemre. Piyanoda Brad Mehldau, basta Thomas Morgan, davulda Marcus Gilmore. Bu isimler yine öyle ağır ki… Benim açımdan gecenin önemini Brad Mehldau oluşturuyor. 2000lerin başından beri Türkiye’de, yurt dışında caz konserleri takip eden biri olarak Mehldau’yu hiç canlı dinlememiştim, bu ayıbımdan kurtuldum.

    Hekselman’ın müziği yumuşak ve güçlü, “soft power” diyebileceğimiz gibi… 2004’te caz öğrencisi olarak New York’a geldikten sonra birçok ödül almış, yarışma kazanmış, festivallere katılmış, büyük isimlerle sahne, albüm paylaşmış… 2018 yılında Amerikan Ulusal Sanat Vakfı’nın Pat Metheny’ye caz üstadı ödülü vereceği törene, Metheny gitarda kendisine eşlik etmesi için Hekselman’ı çağırınca, Hekselman caz sahnelerindeki yerini iyice sağlamlaştırmış.  

    Doug Wamble Trio 

    16 Nisan oldu, gün içindeki programımın bitişine göre Mezzrow’da bir konsere gireceğim. Erken set (gitarist) Doug Wamble Trio, geç set (basçı) Russell Hall Trio. 2022 yılında Londra’da Emmet Cohen Trio’da Russell Hall’u dinlemiş olduğum için Doug Wamble Trio’da karar kıldım. Doug Wamble gitarist, vokalist, besteci, ayrıca Juilliard Müzik Okulu’nda caz ensemble’larının direktörü. Sahnede onunla Juilliard’dan öğrencileri John Murray basta, Beckett Miles davuldaydı. Çakı gibi çalıyorlardı. Doug Wamble gitar çaldı, şarkı söylemedi. Bu yazıyı yazarken onun 2003 yılında Branford Marsalis prodüktörlüğünde çıkan “Country Libations” adlı ilk albümünü dinliyorum, o kadar güzel.

    Mezzrow’un adı yukarıda birkaç kez geçti, Smalls ve Jazz Cultural kulüpleriyle kardeş. 2014’ten beri açık. Biraz tren vagonu gibi ince uzun, sahne salonun ucunda. Efsanevi Grand Steinway A model bir piyano var ve sahipleri öncelikle burası bir piyano odası diyor. Hem cazın ağır toplarını hem jam session’larda öğrencileri görebileceğiniz bir yer. Fiyatlar Smalls’daki gibi… Kapıdaki hayli gıcık adam (neyse ki adını bilmediğim için dedikodu yapmış olmuyorum) beni bu sefer gittiğim iki konserde de sahnenin en içindeki sandalyeye oturttu… Doug Wamble’la diz dize, bir sonraki anlatacağım piyanist Adam Birnbaum’la göz göze konserler geçirdim.

    Mezzrow, New York
    Mezzrow, New York

    New York’a ayağımı bastığımdan beri soluksuz konser takip ediyorum, bu arada hava 0 dereceden 30 dereceye yükseldi, New Yorklular çiçekler gibi açıldı, sokaklara, parklara serpildi… ve fark ettim ki, ben bu hız gidersem bir tek hoş akşam yemeği yemeden New York’tan döneceğim. Cumartesi ve pazarın programları kafamda belliydi, onları sabit tutup 17 Nisan Cuma akşamında Cemre’yle kendimize güzel bir İtalyan Lokantası’nda akşam yemeği molası verdik… seçimlerimizden pek memnun kaldık.

    Adam Birnbaum Trio

    18 Nisan Cumartesi akşamı Dizzy’s’de Benny Green’in solo piyano konseri var, ilgimi çekti, ama ben Mezzrow’daki Adam Birnbaum Trio’da karar kıldım. Birnbaum basta Peter Washington, davulda Kenny Washington’la beraber. Washingtonları biliyorum, 30 yıla yakın birlikteliğini sürdürmüş ana akım cazın en usta piyano-bas-davul triolarından Bill Charlap Trio’nun üyeleri olarak. Trionun dağılmış olduğunu duyunca hayli şaşırıp üzüldüm, aralarında öyle bir uyum vardı ki, sahiden beraber nefes aldıklarını düşünürdünüz ama her şeyin bir ömrü var değil mi?

    Gelelim Adam Birnbaum’a… Boston’daki New England Konservatuarı’nı bitirip 2003 yılında Julliard’da yüksek lisans yapmak üzere New York’a gelmiş, şehrin caz sahnelerinde hem grup üyesi olarak hem kendi projeleriyle sağlam bir yer edinmiş, bugün Village Vanguard Orkestrası’nın bir üyesi ve Purchase College’ın Caz Bölümü Başkanı. Hem onu dinlediğime hem de Peter ve Kenny Washington’un dünyanın merkezinden gelen bir güçle çaldıkları müziği yakaladığıma çok sevindim. Genel kanı aynı yönde olacak ki, bu geceki iki set için de biletler tükenmişti.

    Smalls House Band

    19 Nisan Pazar New York’taki son günüm. Smalls’da öğleden sonra iki ile beş arasında yapılan jam session’a gidip Smalls House Band’i dinledim. Grup üyeleri trompette Ryo Sasaki, piyanoda Steve Ash, basta Bill Crow ve davulda Steve Little.

    New York jam sessionları başlı başına bir yazıyı hak ediyor aslında ama ben burada beni en çok etkileyen şeyin ne olduğunu yazmak istiyorum. Bill Crow 97 yaşında basını çalmaya bastonuyla, güler yüzüyle, Charlie Parker anılarıyla gelmiş; Steve Little 91 yaşında Duke Ellington anılarıyla davulun başında. Çocuklardan 80li yaşlarına kadar her yaştan insan caz kültüründen beslenmek için Smalls’da… Herkes pürdikkat ustaları dinliyor, jam session başlayınca genç, yaşlı, kadın, erkek, öğrenci, amatör, profesyonel herkes kendine bir yer buluyor… içim açılarak, New York’u ne kadar sevdiğimi bir kere daha dolu dolu hissederek Cemre’yle son bakery date’imize doğru yola çıkıyorum.

    Bazen New York’a seyahat edecek eş-dost ne dinleyelim, nereye gidelim diye soruyor, bu yazımın birkaç fikir vermesi dileği ve sevgilerimle.

    ■

    Dark Blue Notes’da Rişe Özkan
    Barbayeux
    Jazz Cultural
    Village Vanguard
    Perelman Performing Arts Center
    iBeam Brooklyn
    Smalls Jazz Club
    Blue Note New York
    Woodlawn Cemetery
    Mezzrow

    260529 Barbayeux Blue Note Burak Sülünbaz Dizzy's Jazz Club iBeam Brooklyn Jazz Jazz Cultural Mezzrow New York Perelman Performing Arts Center Smalls Jazz Club Village Vanguard
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleGri süet ayakkabılar, Miles Davis ve Betty Mabry
    Next Article Thrash metalden caz sahnesine: Alex Skolnick ve sınır tanımayan hikâyesi
    Rişe Özkan
    Rişe Özkan
    • Website

    Caz vokalisti. Kurumsal iletişimci.

    Related Posts

    Sam Barsh, Keyon Harrold, Mark Guiliana: Straight08 (La Reserve 2026)

    18 Haziran, 2026

    Kenny Barron: So Many Lovely Things: Live in Brecon (Elemental 2026)

    11 Haziran, 2026

    Ahmet Güntan ve Yol Çiçekleri

    11 Haziran, 2026
    Yazarlar
    Kimiz?

    Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

    DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

    Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

    İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

    Yazıların telifi yazanlara aittir.

    Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

    Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

    Reklam: [email protected]

    Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

    Kanalı Görüntüle