Yeni Pat Metheny albümü Side-Eye III+, kendi şirketi Uniquity etiketiyle yayında. Pat Metheny, Chris Fishman ve Joe Dyson üçlüsü, kapaktaki isimlerinden de anlaşılabileceği gibi ön planda olsa da bunlara Hollywood Studio Symphony Orchestra ve arpçı Brandee Younger ile perküsyoncu Luis Conte gibi isimler eşlik ediyor. Joe Dyson davulda oldukça dinamik, oldukça enerjik. Metheny’nin Secret Story ve Still Life gibi albümlerinden alışık olduğumuz atmosferik efektler, genç piyanist Chris Fishman’ın eşliği ile de iyice radikalleştirilmiş, koronun dahil olduğu anlar epik bir ambiyans yaratıp melodilerin duygusunu iyice belirgin kılmış ve albümü sanki destansılaştırmış.
Daha ilk parçada, Metheny’nin alışılmış estetiğinin biraz daha ileriye itilmiş haliyle karşılaşıyoruz ve içimiz kıpır kıpır oluyor. Don’t Look Down isimli ikinci parça, on bir dakikayı aşan uzun, duygu zenginliğiyle ön plana çıkan, Chris Fishman’ın kendini gösterdiği, albümün tüm müzikal nefasetini içinde taşıyan ve albümü tanımlayıcı bir parça.
Make a New World isimli üçüncü parça, adından da anlaşılabilen politik bir mesaj taşıyor gibi. Anlatım gücü yüksek, önceki iki parçaya göre daha sakin başlıyor, daha oturaklı, ciddi. İsim ikincil bir anlam taşıyor ki, acaba Metheny bunu mu önceliyor diye düşünmeden edemiyorum: Kariyerinin ortalarından itibaren inşa etmeye başladığı kendi müzikal-fantastik dünyasının itirafı. In other words: Müzikal yaratımının escapist özelliğinin. Parçaya dönelim: Çıktığı yolculuğu zeminde, ne kadar havalanmış olsa da ayakları yere basarken bitirecek gibidir, koro dahil olur, davul belirginleşir, çıngıraklar ve ziller artar, gökselleşirken, mitikleşirken yeni bir insanlık zeminine konarak destansılaşır ve Metheny’nin fantazmını tekrar işaretlemiş olur.
Urban and Western’da, orgda konuk müzisyen James Francies var ve Julian Lage’in son albümündeki John Medeski gibi davranıyor. Güncel bir Americana ortaya konuyor. Güçlü vokaller bu Amerikan taşra sound’unu iyice yükseltiyor ve Siyahi kilise müziğinin lezzetini getiriyor parçaya.
SE-O, latin esintili perküsyon ve klavyenin birlikte taşıdığı oldukça enerjik, doğaçlama ağırlıklı bir parça. Metheny de geri kalmıyor. Our Old Street’te Metheny o ara sıra başvurduğu asansör müziği gökselliği ve lüks hissini hatırlıyor. Sakinleştirici, sağaltıcı bir parça bu. Kusura, insaniyete uzak, meleksi bir aura var gibidir Metheny’nin benzer parçalarında. Ütopik, planlı, düzenli, endişeye ve öngörülemez olana yer olmayan cennetsi bir mükemmeliyet hakim olur bunlarda ve bir tuvalin yüzü gibi tek boyutluluk hissi baskındır. Müzik, müzisyeninin çizdiği çerçeveden dışarı çıkmaz, olanlar müziğin içerisinde olur, dış referanslardan söz edilmez, sınırları bellidir. Our Old Street de, Metheny’nin müziğinden soğumaya teşne dinleyicilere sebep sunan bu asansör müziği diyebileceğimiz dosyasına ekleniyor.
“Kendi müziğinden destan yaratmak; bu çağda bunu yapma lüksüne sahip bir usta olmak ve bunu tüm evrene hem açmak, hem dayatmak.“
Risk and Reward, dokusu çeşitli perküsyon hareketleri ile zenginleştirilmiş bir parça, albümün önceki parçalarına göre daha az iddialı. Ehlileştirilmiş bir doğaçlama devam ediyor ortalarında, arp dokunuşları, piyano vuruşları ve gitar ile yan yana ilerliyor. Bir flütten çıkmadığını birkaç saniye sonra anladığımız flütümsü klavye sesleri devreye giriyor, perküsyon ile birleşince de bir bossanova havası estirilir gibi oluyor. Parçanın sonundaki perküsyon hareketleri ise tüm parçayı toparlayıp kapatan bir dokunuş oluyor.
So Far, So Good albümdeki son parça. Adıyla anlatıyor anlatacağını. Şimdiye kadarki üretiminden duyduğu memnuniyeti dile getiriyor Metheny. Vokaller ve atmosferik efektler gospelvari bir hava yaratırken Metheny gitarını çalıyor sakinlikle. Düşük tempolu, hafif bir hüzünle birleşmiş bir memnuniyet bizi alıp götürürken, parçanın yarısından itibaren arp ve elektroniklerin baskınlığının artışıyla yine gökselleşiyor dinlediğimiz müzik.
Bu, artık, bir arayış/keşif/deneme albümü değil. Vaktiyle bulmuş olmanın, bulunmuş olanı işaretlemenin, işaretlenenin kaydedilmesinin ve bir check-point olarak tarihe kondurulmasının albümü gibi. Metheny’nin yaşamı boyunca ürettiği müzikal repertuvarın rafine edilmiş, filtrelenmiş, süzdürülmüş, kusursuzlaştırılmış ve günümüze getirilmiş bir özeti. Bu fikir kulağa itici de geliyor aynı zamanda: Metheny’nin kendini kendi tarzına hapsettiği ve kendi tanımından dışarı çıkmadığının, kendinden duyduğu aşırı memnuniyetin sonucunda kendinde tutucu olduğunun bir göstergesine dönüşüveriyor tüm albüm.
Günün sonunda bir ustalık albümü bu. Yeni olan neredeyse hiçbir şey yok içinde. Kendi eskisinin ustalıkla tekrarı var, ustalığının yinelenmesi ve belki de bu şekilde yenilenmesi var. Burada heyecan duyduğumuz şey kompozisyonların, içeriğin ya da biçimin yeniliğinden ziyade Metheny’nin ve ona eşlik eden; onun müzikal hayal gücünün birer uzantısı haline getirilmiş müzisyenlerin performansının bu sefer bir ustalık albümünde kusursuzca geri gelişi.
Kendi müziğinden destan yaratmak; bu çağda bunu yapma lüksüne sahip bir usta olmak ve bunu tüm evrene hem açmak, hem dayatmak.
■
Dark Blue Notes’ta Vitrin
Mert Çakırcalı’nın Dark Blue Notes’daki diğer yazıları


