Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    VİTRİN

    Flashdance ve What a Feeling: Tutkunun gerçeğe dönüştüğü şarkı!

    Biz 80’ler kuşağı kavganın, mutsuzluğun, ayrışmanın tam ortasında doğduk... Dünyayı kasıp kavuran Fame dizisini izliyor, sahne sanatları hayalleri kuruyorduk. Dansçı olmaya karar vermiştik; bu sadece bir heves değil, bir kaçış biçimiydi.
    Oktay GökkayaBy Oktay Gökkaya26 Şubat, 2026
    Irene Cara - What a Feeling

    Siz hiç dans ederken ağladınız mı?  Ben ağladım. Hem de defalarca. Çünkü bazen mutluluk, gözyaşlarıyla birlikte gelir. Hele ki söz konusu müzik ve dans ise… Bunu nereden biliyorum? Çünkü ben tam olarak böyleyim.

    Bazı şarkılar vardır, sadece kulağımıza değil, doğrudan hayatımıza dokunur. Hani sorulur ya: ‘’Bu şarkı sana ne ifade ediyor?’’ İşte bu sorunun cevabını verebilmek için sizi, müzik ve dans ile kurduğum ilişkinin neredeyse saplantıya dönüştüğü 80’li yıllara götürmek istiyorum.

    Biz 80’ler kuşağı kavganın, mutsuzluğun, ayrışmanın tam ortasında doğduk. Türkiye’nin içinden geçtiği buhranlı günlerin ağırlığı gençliğimizin üzerine çökmüştü. Bir çıkış yolu arıyorduk. İçimizde biriktirdiğimiz karanlığı dağıtmak istiyorduk. Şanslıydık çünkü müzik ve dans, tam da o dönemde bizim kurtarıcımız oldu. Ben ve sınıftan iki arkadaşım, korkunun ve belirsizliğin hayallerimizi hapsettiği günlerde dansa sığındık.

    Fame
    Fame dizisinden bir sahne

    Dünyayı kasıp kavuran Fame dizisini izliyor, sahne sanatları hayalleri kuruyorduk.. Dansçı olmaya karar vermiştik; bu sadece bir heves değil, bir kaçış biçimiydi.

    Aslı’nın teyzesinin Almanya’dan getirdiği kasetleri dinliyor, sokaklarda, okul bahçesinde çılgınlar gibi dans ediyorduk. Dans etmediğimiz tek bir gün bile yoktu. Hatta bir süre sonra, çok sevdiğim futbol antremanlarını bile bırakmıştım.

    Bir gün mahallemizdeki video kasetçiye Flash Dance filminin geldiğini duyduk. Cuma ders çıkışında sözleştik. O gün okul hiç bitmedi sanki. Okuldan nasıl fırladığımı hatırlamıyorum. Koşarak kasetçiye gittik.

    Flashdance ve What a Feeling, Irene Cara
    Flashdance filminden sahneler

    Dans kıyafetlerimiz önceden giymiştik. Kafa bantları, parlak çoraplar, ayaklarımızın altında beyaz dans şeritleri… Kalbimiz yerinden çıkacak gibiydi.

    Filmi izlerken başta beklediğim kadar dans görmeyince biraz hayal kırıklığı yaşadım. 

    Sonra bir şey oldu. Sıradan bir film bir anda tutku dolu bir hikayeye dönüştü.

    Ve Alex Owens sahneye çıktı. Alex’in tek istediği şey dans etmekti. Geceleri çalışıyor, kalan zamanlarIarında dans ediyordu. Tutkusu ekranın içinden taşıyordu. Gözlerimi ondan alamadım. Donup kaldığımı hatırlıyorum.

    Hayatımı değiştirecek sahnenin yaklaştığını hissediyordum.

    Geniş bir salon. Beş jüri üyesi. Sessizlik…

    Ve Alex kıvırcık saçları, parlayan gözleri ile sahnedeydi. Üzerinde siyah bir dans mayosu, dizlerine kadar uzanan siyah bir çorap. Harika gözüküyordu.

    “What a feeling (I am music now)
    Being’s believing (I am rhythm now)
    I can have it all
    Now I’m dancing for my life”

    O an kararımı verdim. Dans edecektim. Hayatımı tutkuyla yaşayacaktım. Film devam ederken hem dans ediyor hem de ağlıyordum. Arkadaşlarıma baktım; onlar da benim gibiydi.

    Kendimi okulun parke salonunda, beden eğitimi dersinde yapılan dans seçmelerinde hayal ettim. Müzik tüm bedenimi sarmıştı. Avuçlarım terlemişti.

    İsmim okunduğunda içeri girdim. Karşımda beş sıkıcı jüri üyesi vardı. Onlara doğru yürüdüm. Salonun köşesindeki plakçalara Irene Cara’nın plağını koydum. Heyecandan ilk figürleri kaçırdım. Özür diledim.

    “’Tekrar başlayabilir miyim?’’ dedim.

    Ve işte yine başlıyorum. Bu kez müziği duyduğumda bir şeyler değişti. Ritimler damarlarımda dolaşmaya başladı. Kalbim her attığında vücuduma dans pompalanıyordu. Hücrelerime kadar tutkuyla dolmuştum. Artık o salonda özne değildim; müziğin kendisi olmuştum.

    Jüri üyeleri artık sadece jüri değildi. Hayalimin parçalarına dönüşmüşlerdi. Ayaklarım, ellerim olmuşlardı. Benimle dans ediyorlardı.

    Notalar bedenimin her zerresine sızmıştı. What a feeling kalbimin atışına yetişemiyordu.

    Saf bir dans enerjisi ile izleyenlerin derinliklerine nüfus ediyordum. Önce ayaklar tempo tuttu, sonra omuzlar sallandı. Buzlar çözülüyordu. Birbirlerine bakıştıklarını hatırlıyorum. Dansım onları şaşırtmıştı. Bir o kadar da eğleniyorlardı.

    Salonun köşesinden onlara doğru hızlıca koştum. Önlerinde yere yattım. Islak saçlarım parkeleri kayganlaştırdı. Kendi eksenimde defalarca döndüm. Masaya doğru yaklaştım. Parmaklarım ile her birini göstererek gözlerinin içine baktım. Salonun köşesine geri döndüğümde içimde bir şeyler yer değiştirdi. O gün benim için yeniden yazılmıştı. Sanki parmak uçlarımda yürüyormuşum ve ağırlıksızım gibi hissettim. İçimde serin bir nehir akmaya başladı. Rahatlamıştım.

    Dansım bittiğinde, okuldan dışarı attım kendimi. Herkes toplandı başıma. Arkadaşımın kasetçelarında Maniac çalıyordu. Sarıldık birbirimize. Manyak gibiydik.

    Beni havaya atıp tutuyorlardı.

    Başarmıştım! Müthiş bir duygu yaşadım o anda. Nasıl anlatsam size. Anlatmak çok zor.  Müziğin ve ritimin ta kendisi olmuştum. Resimlerin canlanması gibi. Yavaşca parlayan bir rüyanın içinde tutkunu harlamak gibiydi. Hâlâ o harlı ateşi hissediyorum içimde.

    Ben Oktay Gökkaya! Müziği duydum, gözlerimi kapattım. Ritmi hissettim; içimde dolanıyordu. Kalbimle tutundum.

    Nasıl bir his ama! Hayatım boyunca dans edebilirim…

    ■

    Oktay Gökkaya’nın diğer yazıları
    Dark Blue Notes’da Vitrin

    260227 Fame Flashdance Irene Cara Maniac What a Feeling
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleDave Holland, Norma Winstone, Kenny Wheeler – Vital Spark (Music of Kenny Wheeler) (2026)
    Next Article Joel Ross – Gospel Music (2026 Blue Note)
    Avatar fotoğrafı
    Oktay Gökkaya

      Yazar, odyofil, Depeche Mode hastası, şiir ve roman peşinde. Amatör DJ. Plak dinler, rock ve caz sever.

      Related Posts

      Geçmişin ritmi: Stephen McCraven – Heritage

      18 Haziran, 2026

      Mike Campbell & The Dirty Knobs – Mission of Mercy

      18 Haziran, 2026

      Sam Barsh, Keyon Harrold, Mark Guiliana: Straight08 (La Reserve 2026)

      18 Haziran, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle