Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    VİTRİN

    The Cure – Songs of a Lost World

    Oktay GökkayaBy Oktay Gökkaya31 Temmuz, 2025
    The Cure - Songs of a Lost World

    Ne zaman kendi kendime “Artık neşeli bir şeyler dinleyeceğim!”  diye söz versem de kendimi her seferinde hüzünlü, karanlık ve melankolik albümleri dinlerken buluyorum. Sizi bilmem ama ben hüzünlenince The Cure dinlerim. Adeta çekilirim albümlerine.

    Albümsüz geçen 16 yılın ardından The Cure, Songs of a Lost World (Kayıp Dünyanın Şarkıları) ile geri döndü. Robert Smith’in dağınık saçları, kırmızı ruju, karanlık, gotik, teatral tarzını, sofistike şarkı sözlerini özlemişiz. Robert kardeşinin ölümünden sonra, uzun zamandır hapsettiği karanlık, hüzünlü, insanın içini delen şarkı sözlerini ve müziğini kasvetli bir kasım sabahında zindanından salıvermiş. Notalar saf bir acı ve yas içindeler. Uzun zamandır karanlıkta kaldıkları için ışığa alışmaları da uzun zaman aldı.

    The Cure - Songs of a Lost World
    Robert Smith (Fotoğraf: Jason Squires/FilmMagic)

    Kayıp dünyanın şarkıları gök gürültülü, fırtınalı, karanlık, hüzünlü gecelerin en kötüsünde zincirlerini kırmış ve dünyamıza ulaşmıştı. Bizleri yaşam ve ölüm arasında, aşağı bakamayacak kadar yükseklere çıkaran lirizmi, karanlık tarzı, melankolik sert cümleleri ve albümün kapağında kullanılan heykelin hikayesi ile tam bir başyapıt yaratılmış. Kırılgan düşünceler ve hüzünlü yitik notalar başıboş gezinirken The Cure müziği ile karşılaşıyor ve derin acıyı hafifleten bir ağıt haline dönüşüyor.

    İşte 2024’ün sonlarında çıkan The Cure’un son albümü Songs Of A Lost World’ü ilk dinlediğimde aynı duygularla çekildim ben de. Dışarıda yürüyüş yapıyordum. Albüm bittiğinde bankların birine oturduğumu hatırlıyorum. Gözlerimden akan birkaç damla yaş yanaklarımı ıslattı. Yaşadığım deneyimin ardından bir gel-git oluştu zihnimde. Birazdan sizlere The Cure’un gel-git dünyasını anlatacağım. Hüzünlü notalar arasında kaybolmaya hazır mısınız?

    Kapakta kullanılan Bagatella adlı heykel, Slovenyalı Heykeltraş Janes Pirnat’a ait. Eserlerin çoğunda yüz figürleri kullanmış bir sanatçı kendisi. Robert heykeli albümde kullanmayı düşündüğünde garip bir tesadüfle karşılaşıyor. Sanatçıya ulaşmaya çalıştığı gün onun öldüğünü öğreniyor. Bu durum çok etkiliyor Robert’ı. O gün bu heykelin fotoğrafını albüm kapağı için kullanacağına kesin olarak karar veriyor. Heykelin gizemli havası, başın üstünde ölü bir yüz, altında genç bir yüz iç içe geçmiş; tıpkı hayatın ta kendisi.

    Robert albümün tüm şarkı sözlerini kendi yazmış. Ölüm hırsızı kardeşinin hayatını çaldığında pasif bir direniş değil, aksine ölüme karşı aktif bir direniş göstermiş. Bol göz yaşı garantili şarkı sözleri, akılda kalıcı lirizmi ile sadece karanlık bir albüm değil adeta ölüme karşı bir manifesto yaratmış. Böyle bir acıyı notalara dökmek, konuşmak istemediğinde ruhunun derinliklerinden gelen çığlıkları belli bir yörüngeye yerleştirmek bambaşka bir şey.

    Daha ilk şarkı olan Alone’nun, ‘This is the end of every song that we sing’ cümlesi ile başlaması yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgide, kum saatimizin ters çevrildiğini ve kumların aşağı doğru hızlıca aktığını anlatır bize. “Yalnız dünyaya geldik, yalnız öleceğiz” gerçeğini yüzümüze vuruyor adeta. Daha ilk şarkıda başınıza ne geleceğini hemen anlıyorsunuz.  

    And Nothing Is Forever, sinemada seyrettiğiniz en romantik filmin finali gibi başlıyor. Işıklar hiç açılmasın istediğiniz anlarda gözyaşlarınız parlar ve perdeden yansıyan ışıkla genzinizde bir yumruk olur ya, işte böyle bir melodi. Sonra yine ‘end ‘ile biten bir cümle arkada uzaktan bir gitar sesi Robert’in cenazeden eve geldiğinde yakınları ile dertleşir gibi mırıldandığı bir dertleşme senfonisi.

    A Fragile Thing albümün havasını çok hafif hareketlendiriyor. Eşi albümü ilk dinlediğinde bu hali ile çok karanlık olduğunu söylediğinde Robert bazı parçaları az da olsa hareketlendirmiş. Aşkın kırılganlığı karşısında şarkı söylemekten başka yapabileceğimiz bir şeyin olmadığını söyleyerek bizi teselli ediyor. Şarkının ve albümün mixlenmiş hali, aşktan yaralananları tedavi edecek gibi gözüküyor.

    Drone: Nodrone’un başlarında elektro gitarların başına buyruk sesleri uyumsuz gelse de arka plandaki synthesizer pasajlarının etkisi ile gitarlar hizalanmış. Albümün hüzünlü havasından bir anlığına da olsa uzaklaşıyorsunuz. The Cure şarkıda “Don’t Know, I really, don’t! And all, Thing so, but maybe not” gibi akılda kalıcı bir nakarat yaratmış. Konserlerde seyirciler bu nakaratı beraber söyleyerek müzik şölenini başka boyuta taşıyacaktır.

    I Can Never Say Goodbye albümün göz yaşı şarkısı. İçimizdeki karanlığın kapladığı alanın genişlediği anlara geldik sonunda. Gök gürültüsü ve bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun sesi ile başlıyor. Şarkının ortasına kadar olan bölümde basit ama kulağımıza sızan piyano tuşesine arkadan ince bir elektro gitar ve bateri dokunuşu eşlik ediyor.

    Robert Smith’i o kadar derin bir acı ve keder sarmalamış ki, şöyle bir cümle ile giriş yapıyor şarkıya “Onun adını fısıldıyorum, uyanması gerekiyor”… Gitar telleri bile üzgün yankılanıyor bu cümlenin ardından.

    “I can never say goodbye” diye devam ediyor şarkıya Smith.Veda etmeyi reddederek onun ruhunu sonsuzluğa görkemli bir melodi ile uğurluyor. Şarkının finalindeki fırtına sesi, ölümün gelişini haber veren Azrail’in çirkin sesi gibi.

    Endsong kapanış şarkısı. Albüm, 10:23 saniyelik görkemli bir şarkı ile kapanıyor. Yaklaşık 6 dakikalık introsu sonrasında “Ve ben dışarıda karanlıkta kan kırmızısı aya bakıyorum” cümlesi, şarkıyı mistik bir havaya sokmak için seçilmiş. Kırmızı ay mitolojide kralın ölümü ve düşüşünü simgeler, Amerikan yerlilerinin inancında ise sevgi ve ilgiden yoksun bırakıldığında ayın kırmızıya döndüğüne inanılır.

    Final, ödüllü bir yönetmenin elinden çıkmış görsel bir şölenin müzikal hali gibi. Her saniyesi özenle planlanmış. Kaybolan dünyanın şarkıları kırmızı ayın olduğu bulutsuz bir gecede öyle güçlü bir şekilde veda ediyor ki. Bitmeye yakın başlayan nefis gitar solosu tek başına ağıt yakıyor.

    Zalim ölüm hırsızı, bir kalp atışının sessizliğinde milyonlarca yıldır hayatımızı çalarken yaptığı gibi sokulduğunda dibimize; boş bir hiçten başka hiçbir şey kalmaz geriye. Sonuçta; hiçbir şey sonsuza kadar sürmez, değil mi?

    Nothing, Nothing, Nothing…

    Oktay Gökkaya’nın diğer yazıları
    Dark Blue Notes’da Vitrin
    Janes Pirnat
    Spotify

    2024 Janes Pirnat Robert Smith The Cure
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleCharles Mingus: Yalnızlıktan Doğan Öfke
    Next Article Art Pepper ve Patricia’ya Mektup
    Avatar fotoğrafı
    Oktay Gökkaya

      Yazar, odyofil, Depeche Mode hastası, şiir ve roman peşinde. Amatör DJ. Plak dinler, rock ve caz sever.

      Related Posts

      Geçmişin ritmi: Stephen McCraven – Heritage

      18 Haziran, 2026

      Mike Campbell & The Dirty Knobs – Mission of Mercy

      18 Haziran, 2026

      Sam Barsh, Keyon Harrold, Mark Guiliana: Straight08 (La Reserve 2026)

      18 Haziran, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle