İyi müziğin peşinde yeniden yollardaydım. Bu seferki durağım Alanya Belediyesi ve Alanya Turizm Tanıtma Vakfı işbirliği ile gerçekleştirilen Palmeras Hotels 20. Alanya Caz Festivali oldu. Bu uzun soluklu festivalin başarısının arkasında Alanya Belediyesi’nin halka hizmet etme kararlılığı ve yoğun emeği yatıyor. Bu festivali bu kadar özel kılan şeyler istikrarlı ve ulaşılabilir olması.

Alanya’da Eylül ayının sonu geldiğinde farklılıklar ortadan kalkıyor, müzik kendi dilinde konuşmaya başlıyor. 20 yıldır tarihin, doğa güzelliğinin ve güzel müziğin harmanlandığı ücretsiz bir caz festivali düzenleniyor. Bu güzel festivali uzun süredir ilgiyle takip ediyorum ve her yıl programlama, organizasyon, ulaşılabilirlik ve görünenin ötesindeki detaylardaki iyileştirmeleri gözlemleme fırsatı buluyorum.
Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat tarafından 13. yüzyılda inşa ettirilen Kızılkule, Akdeniz savunma mimarisinin güzel bir örneği. İlçenin simge yapılarından biri olan bu heybetli yapı, doğu yönünde 33 metre yüksekliğe sahip. Bu yıl 800. yaşını kutlayan Kızılkule’nin alt bölümlerinde dikdörtgen kireç taşı ve devşirme malzeme olarak klasik sütun gövdeleri kullanılmış. Üst bölümlerde ise kırmızı tuğla kullanılmış ve ışıklandırma sayesinde toprak tonları daha da vurgulanmış.

Kızılkule’nin altında kurulan festival alanında, 1200 kişilik oturma grubu ve ayakta konser izleyen coşkulu bir seyirci topluluğu bulunuyor. Hafta sonu seyirci ilgisi özellikle yüksek. Alanın dikdörtgen yapısı nedeniyle konseri rahat izleyemeyenler için arka taraflara dev bir ekran kurulmuş. Ayrıca, alanın arka bölümlerinde bu yıl ilk kez yiyecek, içecek ve plak satış alanı da eklenerek festival atmosferi güçlendirilmiş.

Kızılkule’de gerçekleşen ücretsiz caz konserleri
12 Eylül akşamı Kerem Görsev Trio, İç Kale Seyir Terası’na kurulan sahnede festivalin açılışını gerçekleştirdi.

17 Eylül’de Kızılkule’de, ülkemiz cazının uzun soluklu projelerinden biri olan Önder Focan ve Şallıel Bros “Funkbook”a, genç caz vokalisti Cansu Nihal Akarsu eşlik etti. Focan, tecrübesiyle cazı kimliğinden ödün vermeden, yerel motiflerle harmanlayarak dinleyicinin zevkine daha yakın bir hale getiriyor. Kaan Bıyıkoğlu’nun elektrik piyanosunun da eklenmesiyle proje artık iyice oturmuş ve daha da keyifli bir hale gelmiş durumda.

Ardından, sahne kostümleri ve 30’lu ve 40’lı yılların armoni vokal popunu günümüze uyarlayan ve nostaljik swing atmosferini sahneye taşımayı amaçlayan Puppini Sisters sahneye çıktı. Ücretsiz bir festivalde programda bir swinging konser olması her zaman işleyen bir fikir. 20 yıllık kariyerleri boyunca dünya çapında ilgi gören gruba seyircinin tepkisi olumluydu, ancak gecenin sonunda Önder Focan ve Şallıel Bros “Funkbook” konserinin aklımda daha fazla kaldığını söylemeliyim.

18 Eylül akşamı Eylül Ergül, Doruk Çebi, Enver Muhammedi ve Ekin Cengizkan sahnedeydi. Eylül Ergül’ü kariyerinin başından beri takip ediyorum. Yurt dışı projeleriyle birlikte her geçen gün daha fazla tecrübe kazandığını ve genç yaşına rağmen yüksek sahne özgüveni ve korkusuzluğuyla kariyerini yukarı doğru ivmelendirdiğini düşünüyorum. Dörtlü, Doruk, Enver ve Ekin’in oluşturduğu müzikal güven alanında farklı türlere de uğrayarak güzel bir konser verdiler.

Geçtiğimiz sezonda İş Sanat sahnesinde de performans sergileyen Kübalı Ivan “Melon” Lewis & The Cuban Swing Express, aynı yıl içinde Alanya seyircisiyle buluştu. Muazzam aranjmanlar, müthiş enerji ve birinci sınıf bir Afro-Küban gecesi yaşandı. Sempatisi ve pozitif enerjisiyle seyircinin gönlünü fetheden Lewis’i ilerleyen zamanlarda ülkemizde tekrar görebiliriz.
19 Eylül akşamı festivalde bir ilk yaşandı ve caz sohbetinde İzzet Öz, Önder Focan, Selen Gülün, Cem Tuncer ve Ferit Odman, cazın dünü, bugünü ve yarını üzerine bir araya geldiler. Festivalin panellerle canlandığını düşünürsek, bu söyleşilerin de artarak devam etmesini umuyorum.
19 Eylül akşamı, Della Miles, Hüseyin Fatih Oktay, Mert Erdem, Emre Gerçek, Halil İbrahim Aydoğanlar, Emrah Efekan Güngör, Atilla Öksüz, Orhun Kundakçı, Gürkan Günver, Eyüp Can Esen ve Burcu Esen ile birlikte gecenin ilk konserini verdi. Miles, “Senden Daha Güzel”, “Yalnız”, “Dom Dom”, “Yalan” ve “Sil Baştan” gibi Türkçe şarkıları seslendirirken, Türkçe telaffuzundaki zorluklar nedeniyle seyirciyle bağ kurmakta biraz güçlük çekti, seyirci şarkılara eşlik etmekte zorlandı. Caza hiç dokunmayan bir rock orkestrası eşliğinde, “Oscar Winning Tears”, “I Need You”, “Too Sweet”, “Zombie”, “Get This Party Started”, “Sweet Dreams”, “Seven Nation Army” ve daha birçok şarkıdan oluşan geniş bir repertuvarla Alanyalılara nostaljik bir 90’lar rock gecesi yaşattı.
Şahsi bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Caz festivallerine daha fazla dinleyici çekmek amacıyla farklı müzik türlerinden sanatçılar davet edilse de, bence dinlediğimiz müzik caz olmadığı için dinleyicinin kafasındaki caz kavramı ile caz olmayan arasındaki çizgi bulanıklaşıyor.

Alanya’nın gururu, tecrübeli gitarist ve besteci Cem Tuncer, gecenin ikinci konserinde muhteşem bir caz orkestrası kurarak ilk konserin bende bıraktığı pop-rock etkisini nefis sahnesiyle tamamen unutturdu. Sahnede, muhtemelen ülkenin en iyi nefesli üçlüsü Barış Doğukan Yazıcı, Engin Recepoğulları ve Serdar Barçın, davulda caz yıldızımız Ferit Odman, basta Alper Yılmaz ve piyano ile vokallerde Selen Gülün ile konuk sanatçılar Selen Beytekin ve Dilek Sert Erdoğan yer aldı. Ülkemizde 600’e yakın profesyonel caz müzisyeni bulunuyor ve bu müzisyenlerin en tanınmış isimlerinden bazıları, 20. Alanya Caz Festivali kapsamında Alanya’da sahne aldı.

Festivalin son akşamında piyanist Burçin Büke, Eylem Pelit, İzzet Hiçkalmaz ve Güvenç Dağüstün ile beraber sahnedeydi.

20. Alanya Caz Festivali kapanış konserini ise dünya müzik miraslarından Buika ile gerçekleşti. 2008 yılında “No habra nadie en el mundo” parçasını ilk dinlediğimde aklıma tek bir şey gelmişti. Yaşamın eşsiz bir armağan olduğunun farkına varmış, duyguları olan bir insanın bu şarkıya kayıtsız kalmasına imkan yoktur. Bir ağıt gibi derinlere işleyen motiflerde kahve kadar koyu ses tonuyla hüzün yüklü bir kadın “Dünyada kimse yok ki derdime derman olacak” diyordu. Bu ses yıllar içinde kıtaları aştı milyonların hislerine tercüman oldu. Ülkemize defalarca gelen ve her gelişinde bizi büyüleyen Buika, bu konserde Alp Ersönmez, Cenk Erdoğan, Ediz Hafızoğlu ve tromboncu Santiago Canada gibi muazzam müzisyenlerle sahne aldı. Daha önce de Buika’yı izlemiştim ama bu seferki konser, bulunduğum manzaranın etkisiyle müziği bambaşka bir boyutta deneyimlememi sağladı.
Gecenin sürprizi, Buika’nın bir zamanlar yaşadığı nefes darlığı sorunlarını atlattığı dönem gitarıyla kendisine eşlik ederek toparlanmasını sağlayan amatör gitarist, ürolog Prof. Dr. Oğuz Acar ile birlikte şarkı söylemesiydi. Bu sahnedeki müzikal sohbet, müziğin tedavi edici gücünün canlı bir kanıtıydı.
Festival kapsamında usta fotoğrafçı Aykut Uslutekin’in ‘Cazın Büyüsü’ fotoğraf sergisi Kızılkule’de ziyaretçilere açıldı. Bir diğer taraftan festivalin onur konuğu sıfatıyla Alanya’ya davet edilen yapımcı, radyocu, prodüktör İzzet Öz’ün imzalı plak arşivinden seçtiği 20 plak festival alanının girişinde ziyarete açılmıştı. Plaklar arasında Pat Metheny, Weather Report, Al Di Meola, George Benson, Larry Coryell, Head Hunters, John McLaughlin, Stanley Jordan, Chick Corea, David Sunborn gibi isimler bulunuyordu.
Neden Alanya? Neden caz?
Bu sorunun cevabını 800 yıllık bir kadim mirasın eseri olan Kızılkule’nin ve gerisindeki tersane binasının duvarlarına yansıyan caz tınılarını duyduğunuz anda kendiniz verebiliyorsunuz. Cazın mutlu eden ritmik tabiatı, dünyanın 130 ülkesinden gelen 40 binden fazla yerleşik yabancı misafiri ve Alanyalıları çok kültürlü bir ortak mirası paylaşabilme şansı veriyor. Tabii burada bahsedilen caz, mümkün olduğunca ilk defa dinleyeni bile yakalayacak formda seçilmeye çalışılıyor.
Caz dinliyorum diye caka satanlar ve cazı allayıp pullayıp satarak cebini doldurmaya çalışan caz simsarlarının her yeri sardığı bir ülkedeyiz. Alanya Caz Festivali’nin, cazı elitist bir hale getirmeden ve gösteriş yapmadan, kentin marka kimliğini üst seviyelere taşımaya yönelik bir festival olarak tasarlandığını görüyorum. Eksikleri var mıdır? Hepimizin olduğu gibi elbette vardır. Ama festival yöneticileriyle yaptığım sohbetlerle eleştiriye ve festivali geliştirmeye açık olduklarını görüyorum. Festivalin gelecek yıllarda daha büyük isimlere ev sahipliği yapmayı ve yeni eklentilerle büyümeyi hedeflediğini duyurmaktan mutluluk duyuyorum.
Alanya ile kültür, tarih, tropik lezzetler ve gastronomi ekseninde bir deneyim
Festival dolayısıyla Alanya’da bulunduğumuz süre içerisinde yalnızca konserleri değil bölgenin tarihi ve kültürel zenginliklerini, doğal güzelliklerini, coğrafi işaretli ürünlerini, gastronomi kültürünü, spor yatırımlarını ve tropikal tarım bölgelerini de gözlemleme ve deneyimleme şansımız oldu. Alanya’ya özgü gülüklü çorba, s pasta, fıstıklı limonata, çiğirdik, öksüz helvası ve daha pek çok lezzetle de burada tanıştık.
Alanya’da İç Kale bölgesinde yer alan İpek Kültür Evi, Herbaryum, Tarihi Sarnıç, Bedesten Çarşısı, Süleymaniye Camii, Damlataş Mağarasına inen teleferik ve Gazipaşa’dan Kızılkule’ye gidene kadar devam eden Mahmutlar mahallesi boyunca uzanan uçsuz bucaksız halk plajları, yürüyüş alanları zaten Alanya’da ilk ziyaret edilecek yerler. Ama dahası da var.
Bu gezimde ilk defa ziyaret etme şansı bulduğum yer ise 2019 yılında kazılara başlanılan muhteşem antik kent Syedra oldu. Syedra’nın ismi gemi yapımında kullanılan sedir ağacından geliyor. MÖ.9. yüzyıla tarihlenen yapıda sütunlu cadde, hamam, stadyum, hermeli yapı, Aziz Pavlus vaftiz mağarası, sarnıçlar, Herakles’e verilen 12 görevin betimlendiği 7,9m ve 21,9m uzunluğunda olan hamam mozaikleri, tarihin ilk tabla oyunu örneği, tamamen korunmuş zeytinyağı işliği, kaya sığınakları gibi ilgi çekici buluntuları için arkeoloji meraklılarını kente çekecek zenginlikte.

Alanya Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik ile Alanya Turizm Vakfı Başkanı Abdrurrahman Açıkalın ve Nazmi Uyar ile birlikte Hakan Hatipoğlu, Ayşe Çolak Kılınç, Özcan Sarıtaş, Ertuğ Ergürer, Alper Gencelli, Özge Kıldırgıcı, Asiye Araz, Ali Keklik, Gökçe Aydoğan, İrem Yunusoğlu, Ahmet Koçak ve ulaşımdan organizasyona tüm ekibe, sahne gerisi emekçileri ile güvenlik arkadaşlara emekleri ve yardımları için çok teşekkür ederim.
20. Alanya Caz Festivali’ne basın mensuplarını bölgeye davet eden All İletişim ve İbrahim Şahin’e özel bir teşekkür borçluyum. Alanya’da bulunduğumuz süre boyunca bize yardımcı oldu ve festivalin basın iletişiminde önemli bir rol oynadı. Sürekli festival takip eden biri olarak, Şahin’in katkısının Alanya Caz Festivali’nin gelecek yıllarda daha geniş kitlelere ulaşmasına yardımcı olacağına inanıyorum.
■
Burak Sülünbaz’ın diğer yazıları
Alanya Belediyesi resmi web sitesi


