Hayatının büyük kısmını geçirdiği şehrin, New York’un, ona borcunun bir kısmını ödeme vaktidir. Yakınına gidenlerin yüzüne yüzüne esen rüzgar, hala Sonny Rollins’in saksofonunu fısıldıyor ve Williamsburg Köprüsü’nün 124 yıldır taşıdığı ismi, Sonny Rollins’e devretme zamanı geldi, geçiyor.
Sonny Rollins’in ölüm haberini duyduğumda içimde tuhaf bir boşluk oluştu. Benim gözümde Rollins, insanın hayatına karakter, yürüyüşüne ritim, yalnızlığına omuzdur. Ve şimdi “Newk” gittiğinde, sanki Harlem’in bir sokağındaki eski bir ışık da söndü biraz.
Testament’ın efsanevi gitaristi olarak milyonlarca metal dinleyicisinin zihnine kazınan Alex Skolnick, aslında yıllardır tek bir dünyanın içinde yaşamayı reddeden müzisyenlerden biri. Miles Davis, John Coltrane, Wes Montgomery ve Randy Rhoads arasında kendi dilini kuran Skolnick; bu röportajda Berkeley yıllarından Joe Satriani öğrenciliğine, thrash metal sahnesindeki aidiyet hissinden New York’ta yeniden öğrenci olmaya kadar uzanan çok samimi bir hikâye anlatıyor.
Cazın başkenti New York. Bir caz müzisyeninin gözünden kentin hatıraları, ritmi, melodisi, müziği ve kulüpleri: Barbayeux, Jazz Cultural, Village Vanguard, Smalls Jazz Club, Blue Note, Mezzrow, iBeam Brooklyn, Perelman Performing Arts Center.
Yazar, eleştirmen, radyo programcısı ve fotoğraf sanatçısı Levent Öget, Miles Davis’in müzikal yolculuğundaki yerini ve önemini yazdı.
En popüler caz albümü Miles Davis ve Kind of Blue ile kayıt gününde yaşananlar, albüm hakkında bilmeniz gereken her şey.
1949 sonbaharında savaş yaralarını hâlâ taşıyan Paris, Amerikalı genç siyah trompetçiye ilk kez “insan gibi” davranıyordu. Miles Davis, Saint-Germain gecelerinde Juliette Gréco’ya, cazın getirdiği özgürlüğe ve bir daha asla tamamen geri dönemeyeceği bir hayata âşık oldu.
Türkiye cazının en zarif müzisyenlerinden Neşet Ruacan; çocukluk bahçesinde kucağına aldığı ilk gitardan, Nükhet Ruacan’lı yıllara, TRT Orkestrası’ndan Bilgi Üniversitesi’ne uzanan hikâyesini anlatıyor. Onun için caz, dinlemek, sezmek, risk almak ve o anın içinden konuşmak demek.
Like a Hurricane, kusursuz olmaya çalışmayan ama duygusal olarak tam hedefe ulaşan şarkılardan biri; benim içinse geçen yıllara karşın Neil Young’a açılan en güçlü kapı olma özelliğini sürdürüyor.
Caz 101’in yeni konuğu kariyerini ABD’de sürdüren davulcu Emre Kartarı: “Cazın büyük farkı, sahnedeki risk. Çalışıp mükemmelleştirdiğiniz bir fikri sahnede aynı şekilde mükemmel çalıyorsanız, risk almadınız demektir. Tekniğiniz müzikten doğmalı. Müziğiniz tekniğinizden doğuyorsa, bu caz olmuyor.”
İnsanlar kabuklarının içinde yaşar. Bulunduğun coğrafya, içinde var olduğun toplum, dünyaya gelmene sebep olan aile, başkaları tarafından sana verilen isim… Bunların hepsi bizim için birer kabuk sayılabilir. Her ne kadar inkâr etsek bile, çünkü en çok kabuğumuzdan korkar kaçarız, en çok ona yabancıyızdır. Bizden olmayan her şeyin içinde kendimizce yollarla bu kabukların hepsiyle kurduğumuz bağ ve ilişki yöntemiyle hayatta kalmaya devam ederiz. Kendi kabuğumuz her ihtimale karşı bize hayatta kalma dürtüsü verir. Çünkü içinde onun şeklini alarak ona uyum sağlamanın yollarını öğreniriz.
Still in her early 20s, British saxophonist Emma Rawicz is a musician who has a great command of her instrument and truly loves and respects music. The audience watching Rawicz on the stage of the 32nd Akbank Jazz Festival at Akbank Sanat, where we went for the first time in a long time, on the evening of September 27, witnessed perhaps one of the most precious moments in modern jazz history. Because this is Rawicz’s first concert outside the UK. First of all, let’s congratulate for her success. More importantly, let’s thank the Akbank Jazz Festival for putting such a young musician on the festival stage by trusting her vision.
32. Akbank Caz Festivali kapsamında 27 Ekim’de sahne alan İngiliz saksofoncu Emma Rawicz henüz 20’lerinin başında olmasına rağmen enstrümanına son derece hakim, müziği gerçekten seven ve saygılı bir genç müzisyen. O gece, uzun bir aradan sonra ilk defa gittiğimiz Akbank Sanat’ta, Rawizc’i izleyen seyirciler belki de modern caz tarihinin en değerli anlarından birine tanıklık etti. Çünkü bu konser Rawicz’in İngiltere dışındaki ilk konseri. Bu başarısından dolayı öncelikle kendisini tebrik edelim. Daha da önemlisi, bu denli genç bir müzisyene güvenerek festival sahnesinde yer verdikleri için Akbank Caz Festivali’ne teşekkür edelim.
Portre
Röportaj
Sedajazz, İspanya’nın Valencia kentinde doğmuş caz kolektifi. Bugün yalnızca bir topluluk değil; aynı zamanda konser organizasyonu, müzik eğitimi, atölyeler, uluslararası seminerler ve plak yayımcılığı yapan kapsamlı bir caz kurumu. Francisco Blanco ile Beran Paçacı konuştu.
Görüş
Pusula
Bir süre daha burada kalmak istiyorsanız, size, dergiye dair bir pusula verelim. Yayınlanan son 100 yazı Yeni bağlantısında. Vitrin, yakın tarihlerde yayınlanan albümlere dair inceleme yazılarını içeriyor. Sanatçıların derinlikli yaşam öyküleri Portre kategorisi altında. Röportaj ve Güncel kategorileri açıklamaya ihtiyaç duymuyor. Ağır yazılar Görüş, vazgeçilmezlerimiz ise Başucu Albümüm kategorisinde. Türk cazına dair yazılarımız ise Bizim Caz bölümünde. Okuduğunuz yazarlar başka neler yazmışlar diye merak ettiyseniz Yazarlar bölümüne başvurabilirsiniz.
Bültene Abone Olun
Pusula
Divalar bölümünde vokal cazın efsanevi şarkıcılarının öykülerini okuyabilir, caz müziğin geçmişine meraklıysanız Caz Devleri kategorisinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Caz tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisi bu yıl 100 yaşına girdi: John Coltrane ve Miles Davis, bu iki ikonik sanatçının yaşamına daha yakından bakabilirsiniz. Degüstasyon, sanatçıların yeme içme kültürüne dair ilgilerini eşeliyor. Koleksiyon ile müzisyenlerin müzik dışında nelerle ilgilendikleri hakkında bilgilenebilirsiniz. Sadece caz değil, Dark Blue Notes’da Rock müzikle ilgili yazılar da var.
Caz Devleri



