Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    GÜNCEL

    Robert Plant with Saving Grace and Suzi Dian

    3 Temmuz 2026 Robert Plant Ankara konseri, hafızamda bir rock’n’roll tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yolculuğun sahnedeki yansıması olarak kalacak.
    Bülent SeyitdanlıoğluBy Bülent Seyitdanlıoğlu8 Temmuz, 2026
    Robert Plant with Saving Grace and Suzi Dian (Fotoğraf:Salih Üstündağ)

    Hafta başında İstanbul Harbiye Açıkhava’da Marcus Miller ile Miles Davis’e zarif ve sofistike bir saygı duruşuna tanıklık ettikten sonra, aynı haftanın sonunda kendimi bu kez Ankara’da, rock’n’roll tarihinde emsalsiz bir yolculuğun bugünkü durağında buldum. Güzel bir Ankara akşamında, beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir konser mekânında, bir ömürdür hayatımın bir parçası olan bir rock’n’roll kahramanı Robert Plant ve müziğini yeniden keşfettim.

    Robert Plant’i daha önce de izlemiştim. Ancak 3 Temmuz 2026 gecesi sahnede gördüğüm kişi, Led Zeppelin’in efsanevi solistinden çok, rock’n’roll tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yolculuğun bugün geldiği noktayı temsil eden bir bilgeyi andırıyordu.

    Sahnenin arka planında, Saving Grace albüm kapağından tanıdığımız boğa figürü yer alıyordu. Ön tarafta ise klasik rock konserlerinin hiyerarşik düzeninden uzak, hafif yükseltiler üzerine yerleştirilmiş bir topluluk vardı. Plant, simsiyah giysileri, artık başlı başına bir alamet-i farika haline gelen saçları ve kendine özgü duruşuyla bu topluluğun önünde değil, adeta içinde yer alıyordu. Kimi zaman yılların içinden gelen o tanıdık güçle kükrüyor, kimi zaman ise neredeyse fısıldayarak anlatıyordu. Ve anlattığı şey, şarkıların çok ötesinde, hayatın kendisiydi.

    Robert Plant with Saving Grace and Suzi Dian (Fotoğraf:Salih Üstündağ)

    2019 yılında bir araya gelen Saving Grace, bir eşlik grubundan çok, ortak bir müzikal hafızanın taşıyıcısı. Suzi Dian’ın zarif ve anlatıcı vokalleri, Matt Worley’nin banjo ve telli çalgılar üzerindeki ustalığı, Tony Kelsey’nin gitar dokuları, Barney Morse-Brown’un çellosu ve Oli Jefferson’un incelikli ritim yaklaşımı, topluluğu bir rock grubundan çok çağdaş bir folk topluluğuna dönüştürüyor. Belki de en dikkat çekici nokta, tamamı İngiliz olan bu ekibin, 21. yüzyılda Amerikan kök müziğinin izini aynı tutkuyla sürmeleri.

    Robert Plant’i 2018 yılında İstanbul’da da izlemiştim. O konser, hafızamda müziğin yanı sıra küçük ama unutulmaz bir anıyla da yer etmiş durumda. O gece konsere birlikte gittiğim Burak Sülünbaz, Harbiye Açıkhava’ya girmeden hemen önce “Abi, bir hamburger yesek mi?” diye sormuştu. Kabul ettik. Ancak sohbet uzayınca konserin açılış şarkısını kaçırdık. Yıllar sonra dönüp baktığımda, bu küçük aksiliğin bile o geceye dair hatırladığım sıcak ve insani ayrıntılardan biri olduğunu fark ediyorum.

    O konser de, klasik bir Led Zeppelin nostaljisi olmaktan çok uzaktı. “Carry Fire” döneminin ruhunu taşıyan bu performansta; blues, psychedelic rock, Afrika ve Orta Doğu ezgileri ile Amerikan kök müziğinin iç içe geçtiği, sınır tanımayan bir müzikal evren kurulmuştu. Plant, daha o yıllarda kendi müzikal yolculuğunu rock’n’roll’un sınırlarının dışına taşımış; geçmişini yeniden üretmek yerine onu dönüştürmeyi seçmişti. Ankara’da tanık olduğum konser ise, rock’n’roll tarihinde eşi benzeri görülmemiş bu yolculuğun yıllar içinde daha da derinleşmiş, olgunlaşmış ve mücevher değerinde bir yansıması gibiydi. Led Zeppelin şarkıları yine bir hatırlama egzersizi olarak değil, yılların, deneyimlerin ve keşiflerin içinden süzülerek yeniden hayat bulan anlatılara dönüşüyordu.

    Konser repertuvarı da bu yaklaşımın doğal bir uzantısıydı. “Ramble On”, “Four Sticks”, “Friends” ve “The Rain Song”, artık Led Zeppelin şarkıları olmaktan çıkmış; Robert Plant’in yaşam deneyimiyle yeniden şekillenmiş anlatılara dönüşmüştü. Bis bölümünde gelen “Gallows Pole” ve “Black Dog” ise, geçmişe dönük bir selamdan çok, bu eşsiz rock’n’roll yolculuğun bugün yeniden yorumlanmış durakları gibiydi. Özellikle “Gallows Pole” sırasında, Suzi Dian’ın vokalinde zaman zaman Kate Bush’un pastoral ve gizemli dünyasından yankılar duydum. Elbette bu bir benzerlikten çok bir ruh akrabalığıydı; her iki ses de gücünü gösterişten değil, hikâye anlatıcılığından, kırılganlıktan ve kök müzik geleneklerinin derinliklerinden alıyordu.

    Robert Plant with Saving Grace and Suzi Dian (Fotoğraf:Salih Üstündağ)

    Konserin en etkileyici anlarından biri, Robert Plant’in sonlara doğru sözü Suzi Dian’a bırakmasıydı. Suzi, grup üyelerini tek tek tanıtırken; şarkı aralarındaki konuşmalarda olduğu gibi, Plant’e duyduğu saygıyı ve topluluğun kendi içindeki zarif ilişkiyi bir kez daha görünür kıldı. Bu, bir yıldızın yardımcı müzisyenlerini tanıtmasından çok, aynı yolu birlikte yürüyen insanların birbirlerine duydukları saygının sahnedeki karşılığıydı.

    Belki de bu nedenle 3 Temmuz 2026 Ankara konseri, hafızamda bir Robert Plant konseri olarak değil, rock’n’roll tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yolculuğun sahnedeki yansıması olarak kalacak. Güzel bir Ankara akşamında, çizgi üstü bir konser aracılığıyla, zamanın, rock’n’roll’un ve hayatın birbirine nasıl karışabildiğine tanıklık etme ayrıcalığını yaşadım diyebilirim…

    ■

    Robert Plant Official Web Sitesi BURADA

    Barney Morse-Brown Matt Worley Oli Jefferson Robert Plant Rock Suzi Dian Tony Kelsey
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleGenç Amerika’nın sesi: Motown Records
    Bülent Seyitdanlıoğlu

      Her şeyden önce iyi bir müzik dinleyicisi. Uzun yıllardır Radyo ODTÜ'de Kulak Misafiri isimli programı hazırlıyor ve sunuyor, Dark Blue Notes ve Stüdyoİmge dergilerinde rock kültürüne dair yazılar yazıyor. Rock 'n' roll'un bir yaşam tarzı olduğuna inancı sonsuz. Ona göre müzik, büyük bir disiplin ve ciddiyet demek.

      Related Posts

      Akra Caz Festivali 2026 İzlenimleri

      27 Haziran, 2026

      Napoli’de Dünya Caz Günü – Alfa Mist

      7 Mayıs, 2026

      İlhan Mimaroğlu 100 Yaşında

      16 Nisan, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle