Bir müzisyenin yıllar boyunca kendisine eşlik eden kimliğini bir kenara bırakıp, çok daha eski bir yerine geri dönmesi. Flea için bu yer caz ve trompet. Benim içinse Honora, sevdiğim bir müzisyenin başka bir enstrümanda neler yapabileceğini görmekten çok, iyi bir müzisyenin hiçbir zaman tek bir enstrümanla tanımlanamayacağını hatırlatan bir albüm oldu.
James Carter Organ Quartet, 3 Ekim’de, “Coltrane – A Centennial Supreme” projesi ile 36. Akbank Caz Festivali sahnesine çıkacak; kendinin ve döneminin sesini Coltrane ses(ler)iyle birleştirip, onları aynı anda ve birbiri ardına duyuracak.
Urlice’nin kurucusu Reha Öğünlü ile bu kez şarabı değil; gitarı, cazı, WATT 71’i, Detroit yıllarını ve hayatından hiç çıkmayan müziği konuştuk.
I: Ocak 1980 New York kışı ağırdı ama Bill Evans bunu ilk kez yaşıyor gibi…
Önce “Talkin to the Trees”, ardından Avrupa ve Kuzey Amerika’ya uzanan turne ve bu konserlerden derlenen “As Time Explodes”, şimdi de “Second Song”. Neil Young ve The Chrome Hearts ortaklığının yeni albümü 18 Eylül’de yayımlanıyor. Bülent Seyitdanlıoğlu, albümden çıkan tekli vesilesiyle Neil Young müziğiyle ilişkisini anlatıyor.
Besteci, piyanist Ayşe Tütüncü, çocukluk yıllarından bugüne uzanan kariyerini, Mozaik dönemini, farklı müzik geleneklerini buluşturan bestecilik yaklaşımını ve müziğinde geçmiş ile bugün arasında kurduğu yaratıcı bağı anlattı.
Türkiye’de cazın gelişim hikâyesi anlatılırken adı mutlaka anılması gereken isimlerden biri Şenova Ülker. Çocukluk yıllarından bugüne uzanan müzik serüveni, ustaları, cazın Türkiye’deki dönüşümü ve müziğin ona hâlâ her gün öğrettiği yeni şeyler…
Hikâyelerin güzel tarafı da bu değil mi? Bir plakçı dükkanında başlıyorlar… Bir radyo programına dönüşüyorlar… Sonra bir yazıya… Bazen de bir çizgi romana… Benim hikayem ise Ankara’da, Tunalı Hilmi Caddesi’nde Recep Kerim Öztürk’ün söylediği tek bir cümleyle başladı: “Sana göre bir Bob Dylan bootlegi var”.
Yeni Sullivan Fortner albümü Leave That In There, Artwork Records etiketiyle 28 Ağustos’ta yayın ve raflarda.
Romina Power ve Al Bano, aşklarıyla milyonları büyülediler, Eurovision sahnesinde birlikte şarkı söylediler, dört çocuk yetiştirdiler. Ama hayat, onlara yalnızca şarkılarla değil, derin bir acıyla da dokundu.
Burak Sülünbaz, 35. Akbank Caz Festivali’nin bu seneki konuklarından İskandinav müzik kozmonotları Rymden üzerine yazdı.
10 Ekim’de Frankhan’daki Kinga konseri onun hikâyelerini müzik aracılığıyla paylaşma biçimine tanık olmak için eşsiz bir fırsat.
Müzisyenlerin bağcılık ve şarap üretimi uğraşlarını konu alan yazı dizisinin üçüncü bölümünün konuğu, Queensrÿche grubunun vokalisti Geoff Tate.
Vitrin
İsveç’in en üretken müzisyenlerinden Lars Danielsson Liberetto ile yeniden geliyor. Burak Sülünbaz, tecrübeli müzisyen hakkında detaylı bir tanıtım yazısı kaleme aldı.
Jazz Sabbath, popüler müzikte yaygın olan intihal ve esinlenme olgusunun en önemli kurbanlarından. Bestelerini Black Sabbath’a kaptırdıktan 50 yıl sonra haklarını alabildiler ve tekrar bir araya gelip yeni bir albüm yayınladılar. Turgay Yalçın, yazısında, Orhan Gencebay ve Fikret Kızılok arasındaki intihal tartışmasından başlayıp, oradan Led Zeppelin’e ve Jazz Sabbath’ın Vol. 2 albümüne doğru akıyor ve cazın popüler müzik karşısındaki tutumunun nasıl olması gerektiği üzerine görüşlerini yazıyor.
Çoğunlukla multi-enstrümantalist ve dünya müziği uygulayıcısı olarak nitelenen Stephan Micus’un en son albümü Thunder yeni yılın ilk ayında yayınlanan ECM albümlerinden biri oldu. Micus, Thunder’da tam 14 farklı enstruman çalıyor.
Turgay Yalçın, 2 Şubat’ta 37 yaşını dolduran besteci, müzisyen, şarkıcı Melody Gardot’nun yaşam öyküsünü yazdı: “…Milenyum sonrası müzisyenlerinin ‘hiç bir stile bağlı olmama’ ilkesine uygun yaşıyor, düşünüyor ve üretiyor. Caz yapmak, caz şarkıcısı olmak gibi bir motifle şarkı söylemiyor; çoğunluğu yaşadıklarından, hissettiklerinden hareketle yazdığı şarkılarını dinleyicisine aktarmak, onları da şarkılarındaki dünyaya taşıyabilmek için cazı bir taşıt olarak kullanıyor. Söylediği şarkıların hikayesinin kendisine ait olduğundan, aslından kendisini anlattığından şüphe edilmeyecek denli samimi söylüyor. Bu nedenlerle de çok seviliyor…”
Portre
Röportaj
John Coltrane ve Albert Ayler geleneğinin çağdaş temsilcilerinden biri olarak görülen James Brandon Lewis, bugün cazın en özgün seslerinden biri. Ancak o kendisini geçmişin mirasçısı olmaktan çok kendi yolunun haritacısı olarak görüyor. Buffalo’dan Howard Üniversitesi’ne, Molecular Systematic Music teorisinden Mahalia Jackson’a uzanan bu söyleşide Lewis; müziği, kimliği, yaratıcılığı ve hiç bitmeyen arayışını anlatıyor.
Görüş
Pusula
Bir süre daha burada kalmak istiyorsanız, size, dergiye dair bir pusula verelim. Yayınlanan son 100 yazı Yeni bağlantısında. Vitrin, yakın tarihlerde yayınlanan albümlere dair inceleme yazılarını içeriyor. Sanatçıların derinlikli yaşam öyküleri Portre kategorisi altında. Röportaj ve Güncel kategorileri açıklamaya ihtiyaç duymuyor. Ağır yazılar Görüş, vazgeçilmezlerimiz ise Başucu Albümüm kategorisinde. Türk cazına dair yazılarımız ise Bizim Caz bölümünde. Okuduğunuz yazarlar başka neler yazmışlar diye merak ettiyseniz Yazarlar bölümüne başvurabilirsiniz.
Bültene Abone Olun
Pusula
Divalar bölümünde vokal cazın efsanevi şarkıcılarının öykülerini okuyabilir, caz müziğin geçmişine meraklıysanız Caz Devleri kategorisinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Caz tarihinin en önemli müzisyenlerinden ikisi bu yıl 100 yaşına girdi: John Coltrane ve Miles Davis, bu iki ikonik sanatçının yaşamına daha yakından bakabilirsiniz. Degüstasyon, sanatçıların yeme içme kültürüne dair ilgilerini eşeliyor. Koleksiyon ile müzisyenlerin müzik dışında nelerle ilgilendikleri hakkında bilgilenebilirsiniz. Sadece caz değil, Dark Blue Notes’da Rock müzikle ilgili yazılar da var.
Caz Devleri



