Ansızın yanı başımda bulduğum ve beni tarifsiz mutlu eden taptaze bir albümden bahsetmek istiyorum. Albümün sahibi, belki de 1970’li yıllar progressive rock sahnesine yön veren ve şekillendiren öncü bir isim. Başka bir ifadeyle progressive rock tarihinde bir kahraman olarak nitelendirebiliriz kendisini; ama, olabildiğince sessiz sakin ve mütevazi bir kahraman aynı zamanda. Camel topluluğunun kurucu lideri Andrew Latimer, uzun, çok uzun bir kariyerin ilk solo çalışması niteliğindeki War Stories ile karşımızda.
Camel’in A Nod and a Wink albümünün yayınlanmasının üzerinden tam yirmi üç yıl geçti. Aradan geçen onyıllarda, Andrew Latimer’den yeni sesler duymak ise yaşadığı sağlık sorunları ve bu sorunlara bağlı konser iptalleri dikkate alındığında imkansız gibiydi. Sonra, beklenmedik bir anda ve aniden beliriverdi War Stories ve bizi ziyadesiyle mutlu etti.

Çatışmalara göğüs germek zorunda kalan, tutku, güç ve cesarete sahip olanlara ithaf edilen War Stories, yaşanmışlıkların, kayıpların, savaşın ve insan ruhunun kırılganlığının içsel bir keşfi olarak nitelendirilebilir.
Camel ile birlikte Stationary Traveller‘da bölünmüş Berlin’i, Nude‘da bir adada unutulan yalnız bir askeri, Harbour of Tears‘da göçle parçalanmış aileleri ve Dust and Dreams‘in içine işleyen terk edilmiş hayatta kalma ve aidiyet mücadelesini sorgulayan ve yanıt arayan Latimer, bu kez solo olarak, War Stories ile, on dört bölüme ayrılmış 48 dakikalık tek bir süit olarak karşımıza çıkıyor ve insani duygulara yanıt arıyor.
Sesler denizinde çıktığımız bu yolculuk, yaklaşan fırtınalara, değişim rüzgarlarına, karanlığa, duaya, kelimeleri kaybetmeye ve nihayetinde eve dönüş’e dair. Sonsuz evrende arayışlara olduğu gibi görsel etkilere de açık olan War Stories, bir yandan 70’lerin izini sürerken diğer taraftan da, Camel topluluğunun kurucu üyesi ve lideri olarak progressive rock dinleyicileri için bir dönemin efsane ismi Andrew Latimer’i modern bir ses örgüsüyle solo olarak deneyimleme fırsatı da sunarak bu güne taşıyor.
In the Dark ve Going Home hariç, bütün bestelerin Andy Latimer’e ait olduğu albümde, yine bütün enstrumanlar ustalıkla kendisi tarafından çalınmış. 48 dakikaya yayılan ve ortak bir tema üzerine oluşturulan ses örgüsünde onun müziğe duyduğu tutkunun ve yaratıcılığın yansımasını buluyorsunuz.
War Stories’in ustalıkla ve büyük bir zerafetle oluşturulan ses örgüsüne önemli dokunuşlar yapan iki isim var. Pete Jones, In the Dark ve Going Home şarkılarının söz yazarı olarak karşımıza çıktığı gibi vokali ve saksafonuyla, Guy LeBlanc ise, Going Home’da piyano, davul ve bas gitar dokunuşlarıyla albüme ruh katıyor. Bu arada Guy LeBlanc deyince bir parantez açmamız da gerekiyor. Karmaşık ve atmosferik klavye düzenlemeleriyle progressive rock dünyasının en ayrıksı isimlerinden birisi olan ve bir dönem Camel’de Andrew Latimer ile de birlikte çalışan Kanada’lı Guy LeBlanc’i 2015 tarihinde, çok genç bir yaşta yitirmiştik. Dolayısıyla bu albüme eski kayıtlarıyla katkı sunduğu ve bu katkının aynı zamanda Latimer tarafından onun adına bir saygı duruşu olarak bu güne taşındığı da anlaşılıyor.
Özetle War Stories, yılların birikimi ve alçakgönüllü olduğu gibi görkemli Camel geçmişiyle Andrew Latimer’in progressive rock mirasını bugünlere taşıyan bir albüm. Bu niteliğiyle kulaklarda nostaljik bir tat bıraktığı gibi bu efsane ismi bugünlere de taşıyor.
War Stories, görsel tasarımı ile de Camel ruhunu yansıtıyor. Müzikal kadroda yok ama Camel’in uzun yıllardır bas gitaristi olan Colin Bass tarafından tasarlanan albüm kapağı ses örgüsünün tematik derinliğini tamamlıyor.
Oluşturduğu ses örgüsüyle ruhumuzu derin bir yolculuğa çıkaran ve 70’lerden bugünlere miras niteliğini taşıyan War Stories için Andrew Latimer’e minnettarlığımızı sunuyoruz.
Dark Blue Notes’da Vitrin
Bülent Seyitdanlıoğlu’nun diğer yazıları
Dark Blue Notes’da rock müzik


