Akbank Caz Festivali

Barok Müziği /14

Barok Müziği önceki bölümler: [Bölüm 1] [Bölüm 2] [Bölüm 3] [Bölüm 4] [Bölüm 5] [Bölüm 6] [Bölüm 7] [Bölüm 8] [Bölüm 9] [Bölüm 10] [Bölüm 11] [Bölüm 12] [Bölüm 13]

Geç Barok dönemle birlikte tonalitenin kurumsallaşması, kabul görmesi ve kök salması müziği her yönüyle etkilemiştir. Bunu amatör dinleyiciler de kolaylıkla sezebilirler. Kompozisyonun yapısal olarak iki temel sesi vardır; melodi ve akor. Akorun işlevi hiç şüphesiz melodiye eşlik etmek, onun inşa ettiği duyguyu perçinlemektir. Fakat Geç Barok dönemle birlikte akor, melodiye baskın gelmeye başlamıştır. Melodinin giderek armonik eşlik tarafından koşullandırıldığını ve ona bağımlı hale geldiğini kolayca fark edersiniz. Klasik dönemde bu eğilim daha da kuvvetli hale gelecektir. Sonunda melodiyi ve armoniyi birbirinden ayırmakta güçlük çekeceğimiz bir yekpareliğe, homofoniye dönüşecek müzik. Aşağıdaki videoda bu iki üslup arasındaki uçurumu hem görecek hem duyacaksınız.

Geç Barok dönemde iki zıt kutup belirgindir: Kapasitesinin son sınırlarına kadar genişlemiş bir kontrpuan yazımı ve sürekli homofoni(continuo homophony). İkincisine bu dönemin en önemli yeniliği olan konçerto formunda rastlarız. Hatırlarsanız konçertoları ilk kez Erken Barok devrinde görmüştük. Fakat bu isimlendirme bir formu değil üslubu niteler: Stile concertato. Bir form olarak doğuşu Geç Barok döneme rastlar. Sadece müzikal bir form olarak değil fikir olarak da yeni ve hatta moderndir. O sadece müziktir. Hiçbir fikrin ya da düşüncenin temsili değildir. Müzikte biçimciliğin (formalism) ilk nüvelerindendir denebilir konçerto için. Biçimciliği şöyle izah edeyim; erkeklerin ayaktayken içine işeyebildikleri hazneye pisuvar denir değil mi? Fark ettiğiniz gibi pisuvarı işlevi üzerinden tarif etmiş oldum. Pisuvarın en önemli özelliği içine ayaktayken işeyebiliyor oluşumuzdur demeye getirdim. Beyaz seramikten değil de pembe kompozitten veya turuncuya boyalı bir çelikten imal edilmiş olsaydı da yine pisuvar olurdu bu değil mi? Peki işlevini bir kenara bırakırsak nedir pisuvar? Formunu, malzemesini, rengini, dokusunu düşünün. Güzel olabilir mi mesela veya kışkırtıcı? Bu fikir cimnastiğinin plastik sanatlardaki zirvesi Duchamp’ın pisuvarı oldu. Müzikteki zirve plastik sanatlardan daha yukarıdadır bana kalırsa; Alphonse Allais, Sağır bir adamın cenaze merasimi için müzik (Marche funèbre composée pour les funérailles d’un grand homme sourd -1897). 50 yıl sora John Cage, parçanın bir coverınıyaptı:4’ 33’’.

Salt güzellik arayışı 15-16. yüzyıl civarında başlamıştır. Onun öncesinde sanatın işlevi açıktı: Dünyevi şeyleri güzellikle kuşatmak. Böyleliklehayat, sanat aracılığıyla güzelleştiriliyordu. Yani henüz sanat, saf güzellik olarak kavranmamıştır. Mana ve gaye her zaman estetik değerin önündeydi. Duchamp, pisuvarı işlevinden ayırarak bir sanat objesine dönüştürebileceğini düşündü. Peki müzikte neyi ayıklayabiliriz? Salt müzik nedir? Bu sorular Geç Barok dönemin soruları değildi tabii ki ama o dönemin arayışından doğdular. Konçerto bu arayışın ilk mahsulüdür. İlkin bir fikirdir fakat zamanla biçime, forma dönüşmüştür. Her fikre belirgin bir biçim verme, onu bir sisteme dönüştürme arzusu bu zamanın ruhudur.

Form ilk kez Arcangelo Corelli [1653-1713] ve Giuseppe Torelli [1658-1709] tarafından kalıba dökülmüştür. Corelli’nin konçertolarında orkestrayı iki hizip halinde görürsünüz: İki keman ve bir çellodan oluşan concertino ile sürekli bas eşliğinin desteklediği bir yaylı çalgılar grubundan oluşan ripieno. Günümüz konçertosunda görmeye alışkın olduğumuz solist burada yoktur. Haliyle virtüözite de duymayız [Şu linkte bestecinin tüm konçertolarını notaları takip ederek dinleyebilirsiniz]. Zengin ve heybetli bir orkestrayla mücadele eden gösterişsiz, küçük fakat ruhen güçlü bir rakip. Solistle ilk kez Torelli’de tanışırız. La majör keman konçertosu bir milattır. Tutti ve solo ayrımı keskinleşmiştir yani. Haliyle solist için daha zor pasajlar yazılmış, virtüözite öne çıkarılmıştır. Tüm orkestranın hakkından gelen yarı tanrısal bir şövalye. Üstelik bölümler daha derli toplu, daha net sınırlarla birbirinden ayrılmış ve standart hale gelmiştir: Allegro-Adagio-Allegro. Ve nihayet orkestranın ufkunun genişlediğini de Torelli’nin trompet konçertolarıyla görürüz. Trompetin solo çalgı olarak sahneye çıktığı ilk andır bu. Cesur bir girişim çünkü o zamanlar trompette henüz valf bulunmuyordu. Çalgı üzerinde delikler bulunan düz, uzun bir bakır borudan ibaretti. Dolayısıyla kromatik sesleri çıkarmak çok çok güçtür. 19. yüzyıla kadar trompet partisyonlarının hep tiz perdelerde yazılması da bundandır. Pestlerde kontrol iyice kaybolur. Bach’ın 2 numaralı Brandenburg Konçertosunu bu bilgiler ışığında tekrar dinlemenizi tavsiye ederim. Ham çalgının hem de insanın sınırlarının bu kadar esneyebildiğini görmek çok çarpıcı. Albüm kayıtlarında ve konserlerde çoğunlukla günümüz trompetleriyle çalarlar bu eseri. Aşağıdaki videoda trompetin feriştahını, Gabriele Cassone’yi görecesiniz. Olağanüstü bir şey.

Torelli’den sonra da Vivaldi [1678-1741] geliyor. Konçerto formunun babası olarak bilinir. Konu buraya gelince illa ki Stravinsky’nin“Vivaldi 500 konçerto yazmamıştır; aynı konçertoyu 500 kez yazmıştır” hükmü hatırlatılır. Vivaldi 500 küsur konçerto yazdığı için konçertonun babası olmadı. Günümüze kadar taze kalabilmesinin en önemli sebebi tema yazmadaki başarısıdır. Kısa fakat sloganlaşacak adar sığ olmayan, çarpıcı fakat güzelliği boğacak kadar gösterişe kaçmayan cümlelerle yazar temalarını. Binlerce tema yazmasına rağmen pek az tekrara düşen, nağme zengini bir bestecidir. Bana kalırsa en sıra dışı özelliği hem büyük hem de küçük ölçekte düşünebilmesidir. Mandolin gibi ses hacmi ve ifade yeteneği kısıtlı, endemik bir çalgıyı konçertonun solisti yapmış ve ona narin, nazenin haliyle fatih olma yolunu açmıştır. İhtişamın yapmacıklığı yerine basitliği, sadeliği vurgulamıştır. Dönemi için alışılmadık bir fikirdir. Pek meşhur konçertosu Dört Mevsim’de (Le Quattro Stagioni) saray hayatı, tanrısal kahramanlar, dini vakar, idealler, kendini feda ediş, aşkın yüceliğine dair hiçbir şey duymazsın. Burada sadece doğa vardır. Tümüyle pastoraldir. Aristokratik hayat ülküsünden vazgeçmenin milatlarından biridir bu eser. Küçümsenen köylü de bir ülküye dönüşecektir. Az şey değildir bu.

Başka neler oldu? Orta Barok dönemde demode olan tuşlu çalgılar müziği Geç Barok ile birlikte yelinnedi. Bernardo Pasquini [1637-1710] ilk alametlerdendir. İki klavsen için yazmış olduğu çift partimentolu 14 sonatı bir meydan okumadır. Peşinden gelen Giovanni Maria Casini [1652-1719] ise bir hilkat garibesidir. Org için yazdığıpensieri’yi dinlediğinizde bana hak vereceksiniz. Keza Domenico Scarlatti’nin [1685-1757] klavsen için yazdığı temrinler de bu sınıftadır. Scott Ross’un 1976 yılı kayıtları gerçek bir şaheserdir. Allah her besteciye böyle yorumcu nasip etsin. Zahmetsiz fakat mıymıntı olmayan, çalarken kendini dinleyebilen, zehir gibi etkili bir icra. Ross’dan geriye kalan en değerli şeylerden biri de “müzik dersi” videosu. Glenn Gould’a, Maria Tipo’ya, Wanda Landowsa’ya meydan okuyan, barok müziğin ne olduğunu tertemiz bir dille tarif eden çarpıcı bir nutuk. “Detaycı biri misinizdir?” sorusuna verdiği cevabı iliştiriyorum:

“Düşündüğünün de ötesinde çünkü benim bir niteliğim var -buna kusur da diyebilirsiniz: Sabır (patience) ile karıştırılmaması gereken azim (persévérance)! Sabrım yok ama azmim var. Scarlatti’nin 555 sonatını kaydetmiş biri var karşınızda. Sabır isteyen bir iş değildi. Hiçbir şeye sabrım yoktur.”

Dinleyici veya icracı, amatör yahut profesyonel, herkesin etkileneceğini düşünüyorum.

Pekmez yaparken üzümü, üstünde köpükler oluşuncaya kadar kaynatırsın. Köpükleri kaşıkla temizler kaynatmaya devam edersin. İçine de havara derler pekmez toprağı koyarsın ki meyvenin taneleri dibe çöksün. Kararını bulunca da dinlenmeye bırakırsın. Bazen bir müzik veya form da böyle olgunlaşır, demlenir. François Couperin [1668-1730] olgunlaşmanın ilk meyvelerinden biridir. Dans müziğinden bir türlü ayrışamayan ve Fransa’da uzun zaman figüran olarak kalan çalgısal müzik, ilk kez Copuerin ile palazlanmıştır. En önemli yapıtlarından biri Pièces de clavecin’dir.Dört kitaptan oluşur. Özellikle ilk iki kitapta dans müziğinin etkileri hala çok baskındır. Keskin, enerjik, ritmik, sık sık tekrar eden kısa cümleler duyarsınız. Melodi baskındır. Sol ve sağ el ya homofonik şekilde beraber hareket ederler ya da sırayla konuşurlar. Takip etmesi güç, ağır bir kontrpuan nadirdir. Cana yakın ve sevimlidir.

Son fasılda vokal müziğine bakalım. Geç Barok dönemde ciddi bir dönüşüm geçirdi çünkü itici gücünü çalgısal müzikten almaya başladı. Erken Barok döneme göre işler tam tersine dönmüş oldu. Çalgılarla yarışmaya başlayan vokal virtüözitesine bu dönemde tanık oluruz. Iskalanmış besteci Nicola Porpora’nın [1686-1768] Polifemo operasındaki Alto giove; Leonardo Vinci’nin [1690-1730] Artaserse operasındaki Vo solcando un mar crudele; Vivaldi’nin RV 626 numaralı kantatındaki In furore iustissimae irae başlıklı arya ve Pergolesi’nin [1710-1736] Stabat Mater’indeki Quae moerebat et dolebatFakat bu işlerin zirvesi şüphesiz Alessandro Scarlatti’dir [1660-1725]. Griselda operasındaki Agitata da due vent; Sedecia başlıklı oratoryosundaki Doppio affetto nel mio petto; La Giuditta başlıklı oratoryosundaki tok içimli sigarayı andıran Dormi, o fulmine di guerra; hayret verici yumuşaklığına rağmen pek çarpıcı olan Sussurrando il venticello; Il giardino di rose’daki yürek yakıcı Mentr’io godo in dolce oblio; Elizabeth Harwood’un insanı aşan icrasıyla Giardino di amore; Reri Grist’in acayip performansıyla Se geloso e il mio core; ve Toglietemi la vita ancorve Lo vi miro ancor ve La donna ancora è fedeleGeç Barok dönemin bana göre en değerli mahsulü, ne yazık ki daha çok Domenico Scarlatti’nin babası olarak tanınan Alessandro Scarlatti’dir. Böylesi geniş bir repertuvar çok az besteciye nasip olmuştur. Avrupa Sanat Müziği’nin tarih yazımında J.S. Bach veya Handel kadar yer tutmuyor oluşunun sebebi onun İtalyan üslubu çerçevesi içerisinde kalmasıdır. Neredeyse endemik bir müziktir onunkisi. Bach ise milletler üstü ve eklektiktir. Onu da gelecek yazıya bırakalım.

Fatmagül'ün Yengesi

Venedikli asilzade Senyör Pococurante.

Fatmagül'ün Yengesi 'in 14 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Fatmagül'ün Yengesi ait tüm yazıları gör

Avatar photo