Barok Müziği /2

Barok Müziği [Bölüm 1] [Bölüm 2] [Bölüm 3] [Bölüm 4] [Bölüm 5]

Tarihteki geçiş dönemleri her zaman karmaşık, kalabalık ve heterojen olmuştur. 16. yüzyılın başı yani Barok dönemin şafağı da böyledir. İtalya’nın da nasiplendiği hercümerci birkaç bestecinin isimleri altına süpürerek başlayacağız işe.

Başlayalım.

Konçerto bildiğiniz gibi barok dönemle doğmuş ve barok dönemin simgesi olmuş formlardan biridir. İlkin formdan çok üsluptu; “stile concertato”. Birden çok grubun karşılıklı şekilde söyleşmesi diyelim muhtasaran. 16. yüzyılın başında formun henüz ismi var ancak cismi tam manasıyla teşekkül etmemiş. Banchieri, Viadana, Giacomo Moro vs., ismine yahut üslubuna “konçerto” dedikleri eserler bestelemişler ancak bu eserler formun çerçevesini belirleyemeyecek kadar dağınıklar. Corpus yani müktesebat oluşturmaktan uzaklar. Giovanni Gabrieli (1557-1612)’nin 1610 yılında bestelediği In Ecclesiis milattır. Üç kornet, iki trombon ve viyolaya; iki vokal grubu karşılık verirler. Aşağıda paylaştığım videoda eserden bir kesit bulacaksınız. Notaların aktığı ekranı göz ucuyla takip edin yeter, nota bilmeye gerek yok.

Ne var bu müzikte?

  1. Eser özel olarak belli sazlar için yazılmış.
  2. Rönesans müziğinde vokal ve sazları birbiri içinde erimiş, tek bir ses olarak olarak duyarız. Oysa burada gruplar birbirine karşıtlar ve zaman zaman iç içe geçiyorlar. Yekpare değil katmanlardan oluşan bir müzik bu.
  3. Vokali eski stildeki gibi kutsalı dillendiren tellal olmaktan çıkmış başlı başına saza dönüşmüş. Bilhassa ritornello kısmında -hani “hallelujah“ diyor ya-, işte orada 8’lik notalarla eşlik eden vokal partisyonlarına dikkat ediniz.
  4. Vokal sözlerin boyunduruğundan kurtulmuş, resitatif yani konuşur gibi söylemekten imtina etmiyor.
  5. Eserin tümünü dinlediğiniz zaman sık sık tekrar eden canlı pasajı kolayca fark edeceksiniz. Hallelujah dediği bölümler. Bu canlı, sık tekrar eden, dinamik ve tüm sazların birlikte çaldığı bölümlere ritornello deniyor. Bilindiği kadarıyla ilk kez bu eserde kullanılmış. Konçerto formunun gelişimindeki rolü önemlidir. Ritornello kısımları eserin en gürültülü faslı ve armoninin karalılığı da gürültüye paralel olarak artıyor, nihayet durağan seyrediyor ancak ritmik oyunlarla sahte bir polifoni havasını yakalamayı başarıyor. Rönesans üslubunda böyle ritmik oyunlara rastlamak zordur.

Şimdi bir de ritmik unsurun son derece belirgin, köşeli ve alengirli olduğu konçerto formunun/üslubunun karşı kefesine bakalım. Önceki yazıda basso continuo’dan -melodiye eşlik eden bas partisyonu- müzik tarihinin en önemli buluşlarından biri olarak bahsetmiştim. Önemli çünkü basa yüklenen eşlik vazifesi sayesinde melodi çeviklik kazanmış, dağarcığını ve ifade gücünü genişletmiştir. Bunu ilkin süslemelerle (ornaments) yapmıştır. Süslemeler 15. yüzyılın ikinci yarısından beri kullanılıyor olsa da derli toplu tarif eden ilk kişi Giulio Caccini (1551-1618)’dir: Le nuove musiche (Yeni müzikler) – 1601. Solo vokal ve basso continuo için yazılmış 12 madrigal, 10 da aria var koleksiyonda. Yayınladığı notaların girişine “ailetori” yani okuyuculara diye bir bölüm eklemiş. Müzikoloji açısından tarihi bir metindir.

Süslemelerin ölçüsüz, dikkatsiz ve yersiz kullanılmasından rahatsız olan Caccini, süsleme tekniklerini beş ana grupta toplamış (passaggi, accenti, esclamatione, gruppo, trillo) ve sınırlarını çizmiş. Niçin önemli bu? Çünkü süslemeler vokal üslubuna öyle sirayet etmiş ki, melodi ritmin tik taklarından taşar olmuş. Gabrieli’nin eserini incelerken gördük; eşit zamana bölünmüş, karmaşık ancak şaşmaz bir ritm vardı. Süsleme enflasyonuyla birlikte ritm tökezlemeye, sünmeye mecbur kaldı. Aksi halde vokal melodisi zapt edilemezdi. Müzik terminolojisinde buna rubato deniyor. Caccini ise sprezzatura demeyi tercih etmiş. Aralarında nüans vardır. Rubato yalnızca ritme atıfta bulunurken sprezzatura daha geniş ölçekli bir esnemedir. Sadece tempo değil, melodinin de sarkmasını ifade eder. Caccini’nin deyimiyle ufak hatalar yahut dissonanslar şarkıyı kuruluktan, sıkıcılıktan kurtarır; ona ferah, özgür bir hava katar. Tıpkı gündelik konuşmaların belagatle çeşnilendirilmesi gibi. Sprezzatura modada, müzikte, retorikte yani sanatın her dalında var olan, tartışılan bir kavram. İzahı da en az kitsch kadar güç. İki-üç deneme yapayım:

•Zor bir şeyi icra ederken bile rahat, dingin ve doğal olmak.
•Sanatı, sanatsallığı yahut sanatsal olma kaygısını gizleyerek icra edebilmek.
•Ustalığı gösterişçi mütevaziliğin tuzağına düşmeden gizleyebilme zarafeti.
•Kusurdaki güzelliği bulma ve/veya gösterme becerisi.

Terimin ete kemiğe bürünmüş halini görmek isteyenlere iki örnek verelim: İzzettin Ökte ve Mariya Yudina. Neyse lafı uzatmayayım. Kefenin bir tarafında konçerto var öteki tarafta da az evvel bahsettiğim, bolca sünen, süslü üslup var. Her yeni üslup, yeni bir biçim demektir. Bu üslup da ‘monodi’yi doğurmuştur. Monodide berrak bir melodi ve ona eşlik eden yürüyüş vardır. Operayı besleyen, büyüten de monodi olmuştur. Polifoni yerini monodiye bırakmış oldu diyemeyiz. Barok devrinin ilginçliği de burada zaten; eski ve yeni üslup yan yana var olmuşlar. Polifoni monodiye yer açmış. Monodi denen form yahut üslubun ilk şaheseri ise Caccini’nin Le nuove musiche’si. Tarihi bir metin olduğu kadar tarihi de bir müzik. Caccini’den sonra onlarcası geliyor; Jacopo Peri Le Varie Musiche (1609), Francesco Rasi – Musica di Chiesa (1612), Stefani Giovanni – Affetti Amorosi (1618), Alessandro Grandi – Cantade et Arie (1620), Girolamo Frescobaldi – Arie Musicali (1630) …

Böylelikle lâdini müzikler 17. yüzyılın ilk yarısında, kimi soylu isimler tarafından desteklenerek, müzik teorisyenlerince savunularak seküler merciler tarafından takdis edilmiş, meşruiyet kazanmış oldular. Yeni müziklerin notalarını basan yayın evleri de, yeni seküler takdis mercii olarak, bu devirde kutsiyet kazandılar. Önemli. Gelecek yazıda lâdini sözlü müziğin ilk zirvelerinden olan Claudio Monteverdi’yi (1567-1643) ve onun ‘madrigal’lerini konuşacağız.

Fatmagül’ün Yengesi’nin blog yazıları BURADA.

Not: Yazar sosyal medya kullanmamaktadır. Sorularınız, önerileriniz, itirazlarınız ve yorumlarınız için kendisine [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.

Dark Blue Notes sosyal medya hesaplarını takip edin, caz dünyasındaki gelişmelerden, yeni çıkan albümlerden, yaklaşan konserlerden haberdar olun: Instagram, Twitter, Facebook.

Fatmagül'ün Yengesi

    Venedikli asilzade Senyör Pococurante.

    Fatmagül'ün Yengesi 'in 7 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Fatmagül'ün Yengesi ait tüm yazıları gör

    Avatar photo

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir