Cazla Yeni Tanışanlara Tavsiyeler

Dark Blue Notes’dan caz ile yeni tanışanlar için dev hizmet! Caz ilginizi ya da bağınızı çok kestiremiyorum bu yüzden seviyemizi algılanabilir dahası keyif alınabilir bir yerlerde tutmayı amaçlıyorum.

Caz denince ilk akla gelen Blue Note plak firmasının kataloğunu açtım önüme ve “Cazla yeni tanışan biri ilk önce neler dinlemeli?” diye düşündüm kendi kendime. Duyar duymaz “Bu güzelmiş” diyeceğiniz hatta muhtemelen bir yerlerden duyduğunuz parçaları seçtim derledim. Bu sayfayı favorilerinize kaydedin, aklınıza geldikçe açar dinlersiniz. Lafı uzatmadan başlıyorum.

Thelonious Monk – Round Midnight

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

Round Midnight, caz müziğin tartışmasız en öncü figürlerinden Thelonios Monk’la özdeşlemiş bir parça. Muhtemelen müzik dünyasının en çok yeniden düzenlenen caz standartlarından biridir.

Parçanın dönüm noktası, Miles Davis’in 1955 yılında Newport Caz Festivali sırasındaki icrasıdır. Bu icra Miles’ın Colombia Records ile anlaşma yapması ve Round About Midnight albümünü çıkartmasıyla sonuçlanmıştı. Ama ilginçtir ki; Miles’ın otobiyografi kitabında yer alan anılarında O akşamdan bahsederken Monk’un Miles’ın icrasından hiç hoşlanmadığından ve eve dönüş yolunda yolda Monk ile kavga ettiklerinden ve Monk’un şöföre arabayı durdurmasını söyleyerek yolda inmesinden bahseder. 

Monk, bir dönemler Harlem’de ismi bilinmeyen müzisyenlerden biriydi. Cootie Williamson eline birkaç dolar sıkıştırmış ve onun yazdığı parçanın ismine kendi ismini yazdırmıştı. Tabi işin bu kısmı biraz havada, dedikodu gibi. Blue Note kurucusu Alfred Lion‘ın elinde yalnızca bir albüm kaydedecek kadar para vardı ve iki isim önerisi gelmişti. Bud Powell ve Monk. Bud Powell o dönemde ismi bilindik teknik bir piyanist olarak tüm arkadaşlarının önerisindeydi. Monk ise Coleman Hawkins’in arkasında çalan fazla teknik çalışı olmayan garip stilli yeni bir figürdü. Alfred Lion, muhtemelen dünyada Monk’a albüm yaptıracak tek kişiydi. Lion ‘ın bu vizyoner kumarı Monk’u caza kazandıran hamle olacaktı. 

Albümdeki parçaları dinlediğinizde müzikal devrimin ayak seslerini duyabilirsiniz. 

Bu kısa parça fazla bir solo ve süslemeye gerek olmadan ana motifinin güzelliğiyle parlayan ve Blue Note’un ilk önemli başarılı kayıtlarından biri olarak müzik tarihine işlenmiştir. 

Genius of Modern Music Vol 1 diye Vol 2 olarak yayınlanan toplama albümler Monk’un Blue Note ile lider olarak kaydettiği ilk kayıt olma özelliği taşır. 1947’de kaydedilmiş ve 1951’de 10 inch olarak yayımlanmıştır.

Horace Silver – Song For My Father

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

Blue Note tarihinde daha sonraları Jazz Messengers olarak anılacak en önemli devrimlerden biri piyanist Horace Silver’ın kayıtlarıyla yaşandı. Muazzam enerjisi, tuşları tokatlayarak icra ettiği perkusif tonuyla Horace Silver dans müziği olarak yola çıkan cazı doğaçlamalarıyla düşünsel bir müzik olarak konumlamış ve sofistike bir hal almasını sağlamıştır.

Song for My Father, Silver’ın aynı isimli albümünden albümün isim parçası. Benim de Blue Note kataloğunda en sevdiğim parçalardan biri. 1964 ve 65 yıllarında kaydedilmiş. Horace Silver’ın Brezilya turu sırasında ilham alarak ritmini yazdığı bir parça ve melodik çizgilerini çok eski bir Cape Verde ve baba memleketi Portekiz’den alınan bir ritimden ilham almış. Kapakta ise babası John Silver’ı görüyoruz. Trompetçi Carmel Jones ve Saksofoncu Joe Henderson’ın tek nefes üfledikleri giriş sonrası parça nerelere evriliyor. Birlikte dinleyelim.

Kenny Burrell-Chitlins Con Carne

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

Sırada Kenny Burrell, 1963 kaydı Midnight Blue var. Albümde Burrell’e kavruk saksafon tonu ile Stanley Turrentine tenor da Major Holley Jr basta Billy English davulda ve Ray Barretto perküsyonda eşlik ediyor.

Saksofonun ve gitarın birbiriyle keyifli sohbetlerini Ray Barretto muazzam bir ritimle geri plandan ateşliyor. Bu arada ufak bir not Kenny Burrell’in melodik tonu nesiller boyu gitarcılara ilham olmuştur. Hatta Jimmy Hendrix’in kendisinden bahsederken “İşte aradığım ton” dediği söylenmiştir.

Grant Green-Idle Moments

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

Gitardan yola çıkmışken şimdi sırada Grant Green var. Yine aynı yıl 1963’te bu sefer gitarist Grant Green’den bir parça dinleyeceğiz. Grant Green yaşarken değeri bilinmemiş, hak ettiği şöhreti yakalayamamış bir gitarist olarak anılır. 29 tanesi Blue Note şirketi için olmak üzere lider olarak 34 albümde pena sallamıştır. Tane tane tonu diğer gitaristlerden hemen ayırt edilir.

Idle Moments ismiyle müsemma boş zaman dinginliğinde bir parça. Albümde Green’e Joe Henderson, Booby Hutcherson, Duke Pearson Bob Cranshaw ve Al Harewood eşlik ediyor.

Lee Morgan-The Sidewinder

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

Blue Note tarihinde saymakla bitmeyecek süper yıldız var. Bunlardan biri Blue Note’un genç aslanı kabul edilen Lee Morgan. Genç yaştaki trajik ölümü O’nu bugün daha da tanınır kıldı. Aslında muazzam yeteneği, sahne duruşu, akılda kalıcı melodik parçalarıyla geleceğinin çok parlak olacağı düşünülüyordu.

Uyuşturucu madde bağımlılığı kariyerini bitirme noktasına getirmişti. Kendisine her anlamda yardımcı olan, uyuşturucu batağından kurtulmasına ön ayak olan ve aynı zamanda menajeri de olarak kariyerini en tepe noktaya taşıyan hayat arkadaşı Halen Morgan’ın kıskançlık krizi sonu Lee Morgan’u çaldığı barda tek kurşunla öldürdüğünde henüz 34 yaşındaydı. Kar fırtınalı bir New York gecesinde vurulduğu mekâna ambulansın ulaşaması sonucu karlar üzerinde hayatını kaybetti. 

Kendi adına kaydettiği albümlerinin yanı sıra Coltrane’in Blue Train albümünde de çalmıştı ve Art Blakey and The Jazz Messengers grubunun da en kıymetli üyesiydi. Yaşasaydı müziğini taşıyacağı nokta caz sohbetlerimizde her zaman malzememiz olmuştur. Dizzy Gillespie gibi hızlı ve icrası aynı zamanda çok keyifliydi.

1964’de yayımlanan The Sidewinder albümü 4000 kopya olarak basılmış ve 3-4 gün içinde tamamen yok satmıştı. Televizyon reklamlarından, jeneriklere, pop listelerine kadar her yerde bu albümün isim parçası The Sindwinder çalınıyordu. Verdiği bir röportajda albümde yer alan basçı Bob Carnshaw o günü anlatıyor; Rudy Van Gelder Stüdyolarındalar. Albümün tamamlanması için sadece son bir parça kalmış. O sıra Morgan lavaboya gitmiş ve 20 dakika gelmemiş. Döndüğünde o ana kadar duydukları en güzel parçayı çalmış. Bu parça The Sidewinder parçasıydı. Bu parçada Barry Harris bir bebop müzisyeni olarak daha önce hiç çalmadığı kadar groove’lu ve funky çalmıştı. Türler üstü bir parçaydı ve bugün bile en sevilen plaklardan birinin giriş parçası olmuştu.

Saksofonda Joe Henderson, davulda Billy Higgins ve basta Bob Cranshaw var.

John Coltrane-Blue Train

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

Blue Note plak şirketinin en sevilen parçalar arasında gerçekleştirdiğimiz yolculuğumuz devam ediyor. Blue Note’dan bahsederken önemini asla göz ardı edemeyeceğimiz en güzel albümlerden biri olan Blue Train’e geldi sıra. Bu albüm Miles’ın Kind of Blue albümüyle birlikte tüm zamanların en çok satan, bilinen ve ilgi gören albümü olarak tarihe geçmiştir. Hem müzikal olarak hemde spritüel olarak büyük kitleleri etkilemiştir.

O dönem Prestij firması içinde kayıtlar üreten ekip bu albümde de çalıyorlar. Prestijde kayıt öncesi prova alma imkanı çok kısıtlıyken Blue Note geleneğinde stüdyoda birlikte vakit geçirmek çok önemliydi. Ekipte trombonda Curtis Fuller trompette Lee Morgan piyanoda Kenny Drew basta Paul Chambers ve davulda Philly Joe Jones yer alıyor. Bu ekip zaten birlikte Blue Note da farklı gruplarda albümler kaydetmişler. 

Bu albümün liner notlarında bahsedilen bir cümle var benim çok hoşuma gidiyor. “Bu albüm özgür ama dağınık değil. Herkesin icrası sıra dışı bir formda. bireysel olarak ve takım olarak.

Albümün kapak fotoğrafı Blue Note kataloğunun büyük bir kısmında olduğu gibi Francis Wolff a ait. Tasarımcı Reid Miles fotoğrafı sadece kroplamayı ve blue mood a uygun bir fotofiltre ile bu kapağı ölümsüz kapaklardan biri olarak tarihe geçirmiş.

Giriş partisyonu pek çok radyo programında ve caz ile ilintili radyo programında kullanıldı. Girişin ardından başlayan Coltrane’in yırtıcı solosu her zamanki müthiş.

Cannonball Adderley-Something Else

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

1958’de kaydedilen bu muazzam albümde Miles Davis’i çok nadir olarak sideman olarak dinliyoruz. Miles Davis ertesi yıl caz tarihinin en önemli albümlerinden biri olarak Kind of Blue’yu kaydetmiştir. Bu albüm Cannonball Adderley’nin Blue Note’daki tek kaydıdır ve aynı zamanda Miles’ın iki canlı kaydının dışında Blue Note’da kaydettiği tek stüdyo kayıdıdır.

Son derece gevşetici balladlar, 12 bar blues formlu bestelerle dönemin müzik eleştirmenlerinden tam not almış baş yapıtlardan biri Somethin Else.

Albümdeki blues lardan biri olan One for Daddy-O parçası Cannonbal Adderley’nin kardeşi Nat ‘e ait bir bestedir. Parçanın sonunda Miles’ın prodüktör Alfred Lion’a seslenerek “Is that what you wanted, Alfred?” yani “İstediğin bu muydu Alfred?” diye sorduğun bölümde kayıtta yer almıştır. 

Albümün açılış parçası Autumn Leaves. Bu parçanın bestesi Macaristan doğumlu Fransız besteci Joseph Kosma’ya ait. Caz aleminde Fransız bir bestecinin eserinin zamanla bir standarta dönüşmesini çok nadir görürsünüz. 

Aslında Fransızlar caz kültürüne 1935’lerde yayımladıkları caz dergileriyle birlikte daha çok özen göstermişler ve kayıt altına alınmasında önemli katkılar sağlamışlardır. 

Müzik dünyasının en çok yorumlanan eserlerinden biri olan Autumn Leaves’in yayın hakları ise Sir Paul McCartney’e aittir. 

Miles, Bill Evans, Cannonball Adderley ile özdeşleşmiş bu önemli eserin yaratılış hikayesi de biraz hikayesel. Besteci Kosma, parçanın sözleri için Paris’te Jacques Prevert ile çalışmaya başlıyor. Uzun süre çalışılan bestenin bugün Sonbahar Yaprakları olarak bildiğimiz O dönemki ismi kulaklara biraz garip geliyor. “Ölü Yapraklar” Tam bu sırada Johnny Mercer ufak bir dokunuşla bestenin ismini bugünkü haliyle Sonbahar Yaprakları’na çeviriveriyor. Ticari başarısı inanılmaz olan bestenin duygusal etkisi de paha biçilemez. Dinleyelim bakalım Sonbahar Yapraklarının düşüşündeki hüznü duyabilecek miyiz?

Art Blakey and The Jazz Messengers-Moanin’

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

Blue Note albümlerinden en gözde parçalardan bahsettiğimizde adını anmadan geçemeyeceğimiz en önemli figürlerden biri de Art Blakey‘dir. Caz davulunun süper starı kabul edilen Blakey ataklarla dolu gösterişli icrasıyla her zaman cool bir davulcu olmuştur. Albümün isim parçası Moanin‘ nefis bir parça. Bestecisi sirozdan henüz 38 yaşında hayatını kaybeden Bobby Timmons’dır. Timmons, kısacık hayatına kendi adına kaydettiği çoğunluğu Prestige firmasından 18 albüm yayımlanmış ve çok sayıda albümde de yer alarak yeri doldurulmaz piyanistlerden biri olmuştur. Piyanoda incelikli işçiliği yüz güldüren fikirleri, akılda kalıcı melodileriyle çok eğlenceli bir müzik üretirdi. Eğlenceli dediysem düşünsel yönünü asla yok sayamayacağımız akıl dolu soları besteleriyle cazdan gençlerinde keyif almasını sağlayan bir figürdü. Moanin’ soru-cevap formu kurgulanmış bir bestedir. Timmons piyano solosuyla sorusunu sorar, Benny Golson saksofonuyla Moanin cevabını verir. Kısa soru cevaplar ile başlayan parça Golson’un kurduğu köprüyle akıcı formuna evrilir. Size bütün gün ıslıkla kendini söyletecek bir melodidir. F minor formundaki bestenin bana göre en keyif verici kısmı ise giriş bölümünün ardından gelen muzzam yaratıcı Lee Morgan solosu. 

Kaydın hemen başında Lee Morgan ile Van Gelder ‘ın solo kaydı hakkında kısa muhabbeti ve Van Gelder ‘ın 4. kayıt anonsu yer alıyor. Sanki stüdyoda gibiyiz.  

Herbie Hancock-Maiden Voyage

Illustration by Burak SÜLÜNBAZ

Cazın dünyaya yayılması hususunda başarının en büyük pay sahiplerinden biri de Herbie Hancock. Hancock şuan türler ötesi bir müzik süperstarı. Hard bop akımından fusion’a, pop müziğe, rock müziğe kadar pek çok türe girip çıkmış bir efsane Herbie Hancock.

Herbie’nin sayısız albümden oluşan diskografisinde benim için en değerli olan albümleri Blue Note etiketiyle olanlar. Taking off, Empyrean Isles, Inventions and Dimensions, My Point of View ve en nadidesi Maiden Voyage.

Maiden Voyage geminin ilk seferi anlamına geliyor. 1965 kaydı olan bu albümde üflemilerde tenor saksofonda George Coleman, trompette Freddie Hubbard ‘ı dinliyoruz. Normalde son derece agresif tonlarda gezen bu ikiliyi bu sefer ana motifi kurarken yumuşamış bir formda dinliyoruz. Tekrarın arasına sololarla kurgulanan bir parça. Parçanın ortalarına doğru Freddie Hubbard’ın hırçın solosunun ardından Herbie Hancock’ın sakin solosu içinde kaybolup gideceğiniz türden.

Caz aslında biraz “call” and “response” yani bir çağrıya karşılık verme. Kilisede vaizin kalabalığa tanrının ismini söylettirme çağrısı gibi biraz. Bir soru ile başlıyor. Ben bir vaiz olarak akıllarınıza cazla ilgi bir soru bırakıyorum ve eğer dilerseniz sizde bu çağrıma karşılık vererek hayatlarınızda yeni kapılar açma isteğiyle derinlemesine soru cevaplarla irdelemeye, öğrenmeye, caz ile vakit geçirmeye devam ediyorsunuz.

Burak Sülünbaz

Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

Burak Sülünbaz 'in 42 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Burak Sülünbaz ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.