Dark Blue Notes’da Son 100

  • Klasikten özgürlüğe: Duo Minerva
    Klarnet ve akordeonu klasik müziğin alışılmış sınırlarından çıkaran Duo Minerva, 19 Eylül’de 7. ALV Müzik ve Sanat Festivali kapsamında İstanbul’da. Avusturya Başkonsolosluğu’nun Yeniköy’deki Bahçe ve Balo Salonu’nda sahne alacak Johanna Gossner ve Damian Keller’le Beethoven’dan Piazzolla’ya, Django Reinhardt’tan klezmere uzanan repertuvarlarını, doğaçlamayı, müzikal özgürlüğü ve Türkiye ile kurdukları bağı konuştuk.
  • Jim Morrison: Kertenkele Kral
    “Ben Kertenkele Kral’ım, her şeyi yapabilirim.” Bedenim buz gibi, ruhum ateş almış. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. Vay canına, evet! Nihayet yine yükseliyorum. Beni zincirleyen ruhlardan kurtuluyorum.
  • Stephen Philip Harvey – Golden Hour (2026)
    Golden Hour, ana akım cazın, usta ellerde eriştiği mükemmeliyet seviyesinin belgesi. Stephen Philip Harvey adını kaydetmenizi, ola ki denk gelirseniz, canlı izleme şansını ıskalamamanızı hararetle öneririm.
  • Ardından: Cassandra Wilson
    Cassandra Wilson’ın ardından, 1954 yapımı Apache’den Coleman Hawkins’a, Charlie Haden’dan True Detective’e uzanan iki şarkının izini sürüyorum. Biri yarım yüzyıldan fazla ait olduğu vokal sesini aradı. Diğeri yıllar sonra bir ölüm haberinin şarkısına dönüştü.
  • Miki Yamanaka ve nefesi: Breathe
    Kobe’de doğup 2012’de New York’a yerleşen Miki Yamanaka, Amerikan caz geleneğinin içine sonradan giren ama kısa sürede onun doğal bir parçası haline gelen müzisyenlerden. Fred Hersch, Jason Lindner ve Jeb Patton’la piyano; Sam Yahel ve Larry Goldings’le org çalışan Yamanaka, 2015’te Kennedy Center’ın Betty Carter’s Jazz Ahead programına seçilen üç piyanistten biri oldu. O günden bu yana New York sahnesinin içinde, hem lider olarak hem de Philip Harper, Roxy Coss ve Antonio Hart gibi isimlerle çalarak kendine sağlam bir yer açtı. 14 Ağustos 2026’da Cellar Live etiketiyle yayımlanan yeni albümü Breathe ise Yamanaka’nın bu yolculuğunun bugüne kadarki en kişisel duraklarından biri.
  • 2120 South Michigan Avenue: Chess Records
    2120 South Michigan Avenue sadece bir posta adresi değil. Rock’n’roll’un köklerine açılan kapı olduğu kadar, bu türün kurucu anayasasının da yazıldığı yer.
  • Önce müziğe hizmet et: Dominic Miller
    Sting’le otuz yılı aşan müzikal ortaklığından “Shape of My Heart”ın doğuşuna, Phil Collins kayıtlarından Manfred Eicher ve ECM dünyasına uzanan Dominic Miller, gitarla kurduğu ilişkiyi tek bir cümlede özetliyor: “Önce müziğe hizmet et.” 25 Eylül’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde dinleyeceğimiz Miller’la müziğin içindeki boşluğu, sadeliği ve kendi sesini bulmanın yollarını konuştuk. 
  • Jon Batiste ve Mozart’tan Monk’a tek piyanoda üç albüm
    Jon Batiste, 14 Ağustos’da yayımlanan üç solo piyano albümünde Mozart ile Monk arasındaki iki yüzyılı blues, gospel, caz ve doğaçlamayla birbirine bağlıyor.
  • Irène Schweizer – Prelude to a Kiss and More (Live)
    Avrupa serbest caz akımının öncülerinden olan İsviçreli caz piyanisti Irene Schweizer, Şubat 1986’da Zürih’te gerçekleşen ve bu yıl yayımlanan canlı performansının kaydı ile avangardlıkta gidilecek yolların tükenmez olduğunu söylüyor.
  • Arif Mardin ve bıraktığı iz: Emin Fındıkoğlu anlatıyor
    Bir öğrencinin, hocasına, yıllar içinde dostuna dönüşen Arif Mardin’e dair hatıraları.
  • Ulysses Owens Jr., Generation Y & Musora – Kind of Grunge (2026)
    Kind of Grunge, cazı anlamanın yolunun “ne”den değil, “nasıl”dan geçtiğini gösteren bir albüm. Cazın ne kadar geniş bir ifade alanına sahip olduğunu ustalıkla ortaya koyuyor. Ama bana kalırsa albümün asıl başarısı şurada: Güzel müzik, iyi müzisyenlerin elinde türlerin içine sıkışmak zorunda kalmıyor.
  • Meme hücresi, koyun Dolly ve Dolly Parton
    Dolly Parton’ın sarı perukları, taşlı elbiseleri ve meşhur memeleri yalnızca country tarihine değil, hiç hesapta yokken bilim tarihine de karıştı. Bir koyunun meme hücresinde başlayan deney, iki Dolly’nin kader fikrine kafa tutan tuhaf, komik ve güzel hikâyesine dönüştü.
  • İki büyük gölgenin arasından çıkmak: Zak Starkey
    Ringo Starr’ın oğlu olarak başladığı ses yolculuğunda en zor koltuklardan birine, Keith Moon’un koltuğuna oturdu, The Who’nun yaklaşık otuz yıllık hikâyesinin parçası oldu ve bütün bunların içinden Zak Starkey olarak çıkmayı başardı. Şimdi ise başkalarının büyük hikâyelerinin içinde yer almaktan biraz uzaklaşıp kendi hikâyesini yazıyor.
  • Dolly Parton: Kendi Hikâyesini kendi yazan kadın
    Porter Wagoner’ın yanında, “Jolene”in ilk gitar cümlesinde, “Coat of Many Colors”daki küçük kızın hikâyesinde, Linda Ronstadt ve Emmylou Harris’in arasında, “9 to 5”ın ritminde, bir rock şarkısının içinde ya da elinde bir çocuk kitabıyla… Dolly Parton.
  • Bir zamanlar bıraktığı yerden: Flea ve Honora
    Bir müzisyenin yıllar boyunca kendisine eşlik eden kimliğini bir kenara bırakıp, çok daha eski bir yerine geri dönmesi. Flea için bu yer caz ve trompet. Benim içinse Honora, sevdiğim bir müzisyenin başka bir enstrümanda neler yapabileceğini görmekten çok, iyi bir müzisyenin hiçbir zaman tek bir enstrümanla tanımlanamayacağını hatırlatan bir albüm oldu.
  • Güneş Memphis’te doğdu: Sun Records
    Motown genç Amerika’nın sesiydi. Atlantic müziği dünyaya taşıyan büyük köprüydü. Stax soul’un kalbinin attığı yerdi. Sun Records ise hepsinden önce kapısını açık bırakan küçük bir odaydı. Bir kamyon şoförü, bir mahkûm, bir pamuk işçisi ya da tanınmayan bir blues müzisyeni o kapıdan içeri girebilir ve birkaç dakika sonra dünyayı değiştirecek bir ses çıkarabilirdi.
  • Joseph Tawadros – Conversations with Jack DeJohnette: Bir konuşmanın son cümleleri
    Joseph Tawadros’un udu, Yacouba Sissoko’nun korası ve James Tawadros’un perküsyonları, Jack DeJohnette’nin son dönem kayıtlarından birinde buluşuyor. “Conversations with Jack”, farklı müzikal coğrafyaların doğaçlamayla birbirine açıldığı, yıllara yayılan bir dostluğun son ve çok özel sohbeti.
  • Miles Davis ve John Coltrane 100 yaşında
    Miles Davis, 26 Mayıs 1926’da, John Coltrane ise 23 Eylül 1926’da doğmuştu; 2026 başından bu yana, doğumlarının yüzüncü yılını kutlayan albümler yayımlanmaya, konserler verilmeye devam ediyor. Biz de şenliğe katılıyor ve Miles@100 ve Coltrane@100 vesilesiyle yayımlanan albümleri tanıtıyoruz.
  • Joe De Gregorio – The Trilogy (The Opening)
    İtalyan piyanist, besteci ve vokalist Joe De Gregorio, cazın köklerinden yola çıkıp New York, Los Angeles ve Paris arasında sınırları aşan bir yolculuk kuruyor. The Opening ise bu uzun hikâyenin kapısını aralıyor.
  • Bir şarkının adındaki değil, ardındaki Rüzgâr
    Youtube’a yüklenen bir videodaki İlhan Şeşen ve Nikiforos Metaxas tartışmasından hareket eden Bülent Seyitdanlıoğlu, sanat ve siyaset ilişkisini irdeliyor, siyasi ve toplumsal gerçeklikle sanatsal karar arasındaki çizginin nerede çizilmesi gerektiğini tartışıyor.
  • Bir spekülasyon denemesi: James Carter Organ Quartet
    James Carter Organ Quartet, 3 Ekim’de, “Coltrane – A Centennial Supreme” projesi ile 36. Akbank Caz Festivali sahnesine çıkacak; kendinin ve döneminin sesini Coltrane ses(ler)iyle birleştirip, onları aynı anda ve birbiri ardına duyuracak.
  • Bağdan önce gitar vardı: Reha Öğünlü
    Urlice’nin kurucusu Reha Öğünlü ile bu kez şarabı değil; gitarı, cazı, WATT 71’i, Detroit yıllarını ve hayatından hiç çıkmayan müziği konuştuk.
  • Diminuendo: Bill Evans ve son günleri
    I: Ocak 1980 New York kışı ağırdı ama Bill Evans bunu ilk kez yaşıyor gibi değildi. Asıl soğuk içerideydi. Pencerenin önünde durduğunda camın buğusuna bakmıyordu. Kendi nefesini dinliyordu. İnce. Kesik. Bazen düzensiz. Piyano odanın ortasında duruyordu. Siyah, sabırlı, sessiz. Onu çağırmıyordu. Bill, piyanoya yaklaşmanın bir tür yüzleşme olduğunu biliyordu artık. Çünkü her oturduğunda, notalar dürüst davranıyordu. Ve notalar yalan söylemezdi. Harry’nin ölümünün üzerinden aylar geçmişti. Ama zaman lineer ilerlemiyordu. Bazen dün olmuş gibi, bazen çocukluk kadar uzak. Kardeşinin yüzü zihninde netti. O telefon konuşması. O cümle. O sessizlik. Harry gidince, Bill çocukluğunun son şahidini de kaybetmişti. Bir insanın ölümle ilk
  • Neil Young ve fırındaki albümünü beklerken: Second Song
    Önce “Talkin to the Trees”, ardından Avrupa ve Kuzey Amerika’ya uzanan turne ve bu konserlerden derlenen “As Time Explodes”, şimdi de “Second Song”. Neil Young ve The Chrome Hearts ortaklığının yeni albümü 18 Eylül’de yayımlanıyor. Bülent Seyitdanlıoğlu, albümden çıkan tekli vesilesiyle Neil Young müziğiyle ilişkisini anlatıyor.
  • Ayşe Tütüncü: Doğu ile Batı arasında süren sonsuz diyalog
    Besteci, piyanist Ayşe Tütüncü, çocukluk yıllarından bugüne uzanan kariyerini, Mozaik dönemini, farklı müzik geleneklerini buluşturan bestecilik yaklaşımını ve müziğinde geçmiş ile bugün arasında kurduğu yaratıcı bağı anlattı.
  • Türkiye’de cazın köşe taşlarından: Şenova Ülker
    Türkiye’de cazın gelişim hikâyesi anlatılırken adı mutlaka anılması gereken isimlerden biri Şenova Ülker. Çocukluk yıllarından bugüne uzanan müzik serüveni, ustaları, cazın Türkiye’deki dönüşümü ve müziğin ona hâlâ her gün öğrettiği yeni şeyler…
  • Little White Wonder ve Bob Dylan
    Hikâyelerin güzel tarafı da bu değil mi? Bir plakçı dükkanında başlıyorlar… Bir radyo programına dönüşüyorlar… Sonra bir yazıya… Bazen de bir çizgi romana… Benim hikayem ise Ankara’da, Tunalı Hilmi Caddesi’nde Recep Kerim Öztürk’ün söylediği tek bir cümleyle başladı: “Sana göre bir Bob Dylan bootlegi var”.
  • Sullivan Fortner – Leave That In There (2026)
    Yeni Sullivan Fortner albümü Leave That In There, Artwork Records etiketiyle 28 Ağustos’ta yayın ve raflarda.
  • Dave Holland: Freedom Call (Edition Records 2026)
    Dave Holland: Freedom Call, Synergism, Unity ve Prism projelerini içeren daha önce yayınlanmamış canlı kayıtlarını bir araya getiriyor.
  • Stax Records: Soulsville U.S.A.
    Motown yıldızlar yaratmayı kurumsallaştırmıştı. Atlantic, farklı müzik dünyalarını bir araya getiren büyük bir köprü kurmuştu. Stax ise bir odadaki insanların birbirlerini gerçekten dinlediklerinde nasıl bir ses yaratabileceklerini gösterdi. Onun müziği kusursuzluğa değil, temasa dayanıyordu.
  • Sesler ve Cümleler/ 13
    Mert Çakırcalı bir süredir aralarında dolaştığı tekinsiz albümleri sıralıyor, notaları notlara, sesleri kelimelere tercüme ediyor. Bu fasılın konukları David Bowie, Graham Collier, Koto Ensemble of the Ikuta School ve James Carter.
  • Standartları yaşatmak: John Pizzarelli ve Dear Mr. Bennett (2026)
    Dear Mr. Bennett, Tony Bennett’in mirasını geçmişe emanet etmek yerine onu bugünün içinde yeniden dolaşıma sokuyor. Bennett’in repertuvarı Pizzarelli’nin yorumuyla ve müzikal diliyle tazeleniyor, yeni bir renk kazanıyor.
  • Kartallar uçmadan önce: Linda Ronstadt ve Eagles
    Kartallar uçmadan önce, Los Angeles’ın güneşli tepelerinde aynı şarkıları paylaşan, aynı sahnelerde buluşan ve birbirlerinin şarkına dokunan bir kuşak vardı. Eagles’ın hikayesi de işte orada başladı.
  • Ambrose Akinmusire & Mary Halvorson – Slo-Mo Neon Luminate Hoverings (2026)
    Ambrose Akinmusire ve Mary Halvorson, Nonesuch Records etiketli Slo-Mo Neon Luminate Hoverings isimli albümde birlikteler. Albümün Prelude in the Ash isimli ilk parçasında nadiren hoşlandığım bir nağmeli trompet var. Etnik ya da oryantal bir altyapı ve atmosfer olmadığında iyi tınladığını düşünmüyorum çünkü bir temele oturmuyor ve gerekçesiz/yersiz hissettiriyor. Müzikal bir aksan değil de fazlalık ve süs oluyor. Yine de melodi güçlü. Çağdaş santimantalizmiyle içine çekiyor. This Vivid’de Halvorson’ın glitch efektli çalımı dikkat çekiyor. Ve sanki bir düğmeye bastıkça komik vokal efektler devreye girip parçanın mizahi akıbetine destek çıkıyor. Nice to meet you again for the first time’da trompet helyumlaşıyor, gıcırtılı bir kapıya dönüşüyor
  • Şinasi Celayiroğlu ile türler arası müzik
    Ahmet Kaya, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi, Caz ve Popüler Müzik Ana Sanat Dalı Başkanı Şinasi Celayiroğlu ile müzikal yaşamı, hedefleri ve akademik çalışmaları hakkında konuştu.
  • George Garzone: Theme for Good Friends (Jojo Records 2026)
    Garzone albümü “Themes For Good Friends”, emektar bir devin dostlarıyla birlikte elli yılı aşkın kariyeriyerinin bir özeti
  • İmer Demirer: “Trompet benimle birlikte yaşayan bir varlık” 
    Türk cazının en özgün trompet seslerinden İmer Demirer ile çocukluk yıllarından konservatuvara, TRT Caz Orkestrası’ndan Evergreen albümüne, Miles Davis etkisinden “10 Usta 10 Albüm” projesine uzanan uzun bir yolculuğu konuştuk.
  • Anekdotlarla John Coltrane
    John Coltrane’in hikâyesi, içine kapanık çocukluğunun derin sessizliği ile başlar. Bu yazı, notaların değil; kayıpların, arayışın, duanın ve inatla sürdürülmüş bir yolun kronolojisidir. Coltrane’i anlamak için duymaktan çok, sabretmek gerekir.
  • Devrim ve süreklilik arasında: Sonny Stitt
    Bebop kolektif bir devrimdi, fakat tarih bir ismi merkeze yerleştirdi. Sonny Stitt, Bird sonrası dönemde üretimi, disiplini, alto ve tenor’daki kimliğiyle salt bir kıyas figürü değil, sürekliliğin ustası olduğunu kanıtladı.
  • Tony Allen: Davul çalmanın tanımını yeniden yaptı
    Tony Allen (20 Temmuz 1940-30 Nisan 2020): Ritmi hala canlı. Onun çalımı, artık sadece bir müzik türü değil kültürel bir miras ve sonsuz bir enerji olarak yaşamaya devam ediyor.
  • Joe Lovano & Antonio Faraò “Explorations” feat. Ira Coleman and Johnathan Blake
    Aklımızı başımızdan alan bir performans olmadı ama Antonio Farao ve Joe Lovano’nun sahne aldığı her konser, iyi bir caz deneyimi.
  • Robert Plant with Saving Grace and Suzi Dian
    Robert Plant Ankara konseri, hafızamda rock’n’roll tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yolculuğun sahnedeki yansıması olarak kalacak.
  • Genç Amerika’nın sesi: Motown Records
    Motown Records, siyah müziğin ana akıma ulaşabileceğini kanıtladı. Pop müziğin üretim süreçlerini yeniden tanımladı. Sanatçı geliştirme anlayışını değiştirdi. Irksal bariyerlerin aşılmasında kültürel bir köprü görevi gördü. Ve bütün bunları yaparken yüzlerce unutulmaz şarkıyı dünyanın ortak hafızasına kazandırdı.
  • Birlikte düşünmenin müziği: Okuda Müller Hall – ³√ (Cube Root)
    Küp kök anlamına gelen ³√ (Cube Root), üç farklı ülkeden gelen üç müzisyenin ortak bir ses dünyasında buluşmasını anlatıyor. Serbest doğaçlama ile çağdaş oda müziği arasında dolaşan albüm, dikkatli dinleyiciler için giderek derinleşen bir deneyim sunuyor.
  • Hank Mobley: Neden unutuldu, nasıl hatırlandı?
    Caz denildiğinde tüm cazseverlerin aklına ilk gelen isimlerden Hank Mobley neden unutuldu, nasıl hatırlandı?
  • James Brandon Lewis ile müzik, kimlik ve sonsuz arayış üzerine
    John Coltrane ve Albert Ayler geleneğinin çağdaş temsilcilerinden biri olarak görülen James Brandon Lewis, bugün cazın en özgün seslerinden biri. Ancak o kendisini geçmişin mirasçısı olmaktan çok kendi yolunun haritacısı olarak görüyor. Buffalo’dan Howard Üniversitesi’ne, Molecular Systematic Music teorisinden Mahalia Jackson’a uzanan bu söyleşide Lewis; müziği, kimliği, yaratıcılığı ve hiç bitmeyen arayışını anlatıyor.
  • Geç gelen ilk söz: Sue Cahill – Evanstonia
    Sue Cahill, onlarca yıllık müzikal birikimini ilk lider albümü Evanstonia’da bir araya getiriyor. Klasik müzik, caz ve tango arasında dolaşan bu samimi çalışma, bir kariyer başlangıcından çok, uzun bir yolculuğun ardından gelen kişisel bir anlatı niteliği taşıyor.
  • Akra Caz Festivali 2026 İzlenimleri
    2026 Akra Caz Festivali nasıldı? Joss Stone, Dianne Reeves, Igor Butman, Richard Bona, Kenan Doğulu, Kenny Garrett, Fazıl Say ve daha fazlası
  • Veronica Swift ile caz, rock, özgürlük ve sahnenin sınırları üzerine
    Cazın dilini çocuk yaşta öğrenen, rock müziğin ateşini sahneye taşıyan, operadan Broadway’e, vodvilden glam rock’a uzanan cesur bir ses: Veronica Swift. 33. İstanbul Caz Festivali kapsamında 13 Temmuz 2026’da Sultan Park, Swissôtel The Bosphorus’ta sahne alacak sanatçıyla; TransGenre felsefesini, DAME projesini, İstanbul’la kurduğu bağı ve sahnede “kendisi olma” meselesini konuştuk.
  • Yarım kalan bir geleceğin tonu: Clifford Brown
    Hard bop’un en berrak sesi, Clifford Brown, yalnızca erken bir ölümün değil, gerçekleşmemiş bir evrimin hikâyesini de taşır; trompeti, trajediden çok karakterin ve disiplinin izini sürer.
  • Duran Duran: Danse Macabre ve Thank You
    Thank You ile Danse Macabre arasında ilk bakışta göründüğünden çok daha güçlü bir bağ var. Çünkü her iki kayıtta da Duran Duran başkalarına ait şarkıları ödünç almıyor. Onları yeniden inşa ediyor ve dönüştürüyor.
  • Geçmişin ritmi: Stephen McCraven – Heritage
    Archie Shepp’ten Yusef Lateef’e uzanan yarım asırlık bir yolculuk… Davulcu Stephen McCraven, Heritage albümünde Afrika diasporasının ritimlerini, spiritüel cazın ruhunu ve kuşaklar boyunca taşınan bir müzikal hafızayı aynı potada buluşturuyor.
  • Mike Campbell & The Dirty Knobs – Mission of Mercy
    Tom Petty and The Heartbreakers grubunun kurucu üyelerinden Mike Campbell ve The Dirty Knobs, yeni albümü Mission of Mercy ile Tom Petty mirasını sürdürmeye devam ediyor.
  • Geçmişten gelen bir ses: Thee Sacred Souls
    Bu yıl İstanbul Caz Festivali kapsamında Türkiye’de sahne alacak olan Thee Sacred Souls, soul müziğin yeni kuşağını canlı dinlemek isteyenler için festivalin en heyecan verici isimlerinden biri olmaya aday. Müzikleri, insan duygularının zamansızlığını hatırlatıyor.
  • Sam Barsh, Keyon Harrold, Mark Guiliana: Straight08 (La Reserve 2026)
    Sam Barsh, Keyon Harold ile Mark Guiliana, Straight08 albümü ile urban contemporary türünün “en cool” örneklerinden birini meydana getiriyor.
  • İki müzisyen, iki enstrüman ve bir ömürlük zarafet
    Ron Carter ve Yotam Silberstein’ın Duets albümü bir kontrbas ve bir gitarın arasında kurulan sakin sohbetle ilerliyor. Jim Hall’un mirasına selam veren, Russell Malone’u sevgiyle anan bu kayıt, cazın insan hikâyeleri anlatabildiğini hatırlatan yılın en zarif albümlerinden biri. 
  • Harvie S ve zarif geri dönüşü: Bright Dawn
    “Bright Dawn”, inanılmaz derecede derin bir diskografinin en son adımı; doğanın müzikal gücünü ve sürekliliğini kabul eden açık bir kanıt niteliğinde: Harvie S, her yeni günde, yolu istikrarlı bir şekilde aydınlatan parlak bir güneş.
  • Corcoran Holt: Gelenek, topluluk ve kendi sesini bulmak üzerine
    Kenny Garrett ile yıllardır aynı sahneyi paylaşan kontrbasçı, besteci ve eğitimci Corcoran Holt; Washington D.C.‘nin güçlü caz mirasından ailesinin John Coltrane’e uzanan hikâyelerine, Freedom of Art albümünden Arizona State University’deki eğitimciliğine kadar uzanan samimi bir sohbetle Dark Blue Notes’un konuğu oldu. Holt’a göre cazın özü teknik mükemmellikte değil; dürüstlükte, toplulukta ve insan hikâyelerinde saklı.
  • Kenny Barron: So Many Lovely Things: Live in Brecon (Elemental 2026)
    Caz Detektifi Zev Feldman ve Elemental Music işbirliğinden nefis bir kayıt daha: Kenny Barron: So Many Lovely Things: Live in Brecon.
  • Ahmet Güntan ve Yol Çiçekleri
    Müzikte zamanında “hayat budur”u görmüş, fakat bu savın işaret ettiği boşluğu anlayıp ondan vazgeçmiş ve şimdi kimsenin ilgilenmediği deneyler yapan Reykjavik’li bir opera bestecisi olarak yaşayan Ahmet Güntan, Ahmet abi belki de yakın zaman sonra müziğin mutsuzların arkadaşı olmaktansa mutsuzluğunun kaçınılmazlığıyla mutlu olanların mutluluğunun eşlikçilerinden biri olduğunu ifade eder.
  • Tyshawn Sorey – Members… Don’t! (2026 Pi Recordings)
    Tyshawn Sorey, uzun uzun, sabırla müzik yapıyor. Yavaş başlatıyor müziği, herkesin ısınmasına izin veriyor, hattâ müziği bu açıdan sonsuz bir kardiyoyu andırıyor, sürekli ısınıyor ve ısıtıyor, kaynama noktasına kadar getiriyor ve orada da bitirmiyor, müziği ilik suyu yapar gibi saatlerce kaynatıyor, dolayısıyla mekanları ve kulakları ve zihinleri de.
  • Karanlığın içinde bir ışık aramak: Lakecia Benjamin ve We Dream
    Altı Grammy adaylığı bulunan Lakecia Benjamin, 5 Haziran’da Artwork Records etiketiyle yayımlanacak yeni albümü We Dream ile umut, dayanışma ve ortak hayal kurabilme fikrini cazın en yaratıcı isimlerinden oluşan yıldız bir kadroyla buluşturuyor.
  • Sahnenin hafızasını taşıyan bas: Nezih Yeşilnil
    Türkiye caz sahnesinin duayen kontrbasçısı Nezih Yeşilnil, yıllara yayılan müzikal yolculuğunu, ustalarla geçen sahne deneyimlerini ve canlı konser kayıtlarından oluşan ilk caz albümü On The Jazz Stage’i anlatıyor.
  • Steve Swallow: Winter Songs (ECM 2026)
    Steve Swallow albümü Winter Songs’da 66 yıl boyunca her şeyini verdiği sadık dostu müzik, bu sefer Swallow’un yardımına koşuyor.
  • Emre Topak ile müziğin geleceği
    Ankaralı bas gitarist Emre Topak ile müzik yaşamı, cazın yaşamına kattıkları ve müziğin geleceği üzerine
  • Sonny, Please…
    Hayatının büyük kısmını geçirdiği şehrin, New York’un, ona borcunun bir kısmını ödeme vaktidir. Yakınına gidenlerin yüzüne yüzüne esen rüzgar, hala Sonny Rollins’in saksofonunu fısıldıyor ve Williamsburg Köprüsü’nün 124 yıldır taşıdığı ismi, Sonny Rollins’e devretme zamanı geldi, geçiyor.
  • Newk gidince Harlem biraz daha sessizleşti
    Sonny Rollins’in ölüm haberini duyduğumda içimde tuhaf bir boşluk oluştu. Benim gözümde Rollins, insanın hayatına karakter, yürüyüşüne ritim, yalnızlığına omuzdur. Ve şimdi “Newk” gittiğinde, sanki Harlem’in bir sokağındaki eski bir ışık da söndü biraz.
  • Thrash metalden caz sahnesine: Alex Skolnick ve sınır tanımayan hikâyesi
    Testament’ın efsanevi gitaristi olarak milyonlarca metal dinleyicisinin zihnine kazınan Alex Skolnick, bu röportajda Berkeley yıllarından Joe Satriani öğrenciliğine, thrash metal sahnesindeki aidiyet hissinden New York’ta yeniden öğrenci olmaya kadar uzanan çok samimi bir hikâye anlatıyor. 
  • New York Caz Haritası
    Cazın başkenti New York. Bir caz müzisyeninin gözünden kentin hatıraları, ritmi, melodisi, müziği ve kulüpleri: Barbayeux, Jazz Cultural, Village Vanguard, Smalls Jazz Club, Blue Note, Mezzrow, iBeam Brooklyn, Perelman Performing Arts Center.
  • Gri süet ayakkabılar, Miles Davis ve Betty Mabry
    Betty Mabry’nin etkisini romantik bir dipnot gibi okumak eksik kalır diye düşünmek gerekiyor. O daha çok, Miles Davis’in elektrikli döneme yürüyüşündeki estetik kırılmalardan biri gibi duruyor.
  • Kaç Miles Var?
    Miles Davis bugün hâlâ yalnızca geçmişin büyük bir caz efsanesi değil; modern müziğin nasıl sürekli dönüşebileceğinin en önemli örneklerinden biri. Doğumunun 100. yılında geriye dönüp baktığımızda, onun mirasının yalnızca kayıtlarda değil, hâlâ risk almaya çalışan bütün müzisyenlerde yaşamaya devam ettiğini görüyoruz.
  • Miles@100
    Müziğin temposundan enerjisine, cümlelerin uzunluğundan grubun psikolojisine kadar her şeyi kontrol etmek isteyen bir liderdi Miles. Sıradan olmak hiç ona uygun değildi.
  • Miles Davis yaşadı mı?
    Yaptığının caz olmadığı yolundaki eleştirilerin yanı sıra karanlıkların prensi, sfenks, büyücü gibi çeşitli isimlerle anılan Miles Davis bence “cazın mor kâküllü şehzadesidir.”
  • Bugünden önce, yarından sonra
    Yaz, sıcak, yırtıcı ve sessiz bir çığlık. Belki de İstanbul’daki yaşanmış konserlerin en egzotiği, Miles’ın son dönemine canlı şahit olmak. Soyut ve somut tüm hislerin sahnede tek bir çizgide olması. Hipnotize eden bir voodoo ayini. Seslerin yankısından günümüze ulaşan…
  • 100. Doğum Gününde Bir Miles Davis Yazısı
    Yazar, eleştirmen, radyo programcısı ve fotoğraf sanatçısı Levent Öget, Miles Davis’in müzikal yolculuğundaki yerini ve önemini yazdı.
  • Mavinin en güzel tonu: Kind of Blue
    En popüler caz albümü Miles Davis ve Kind of Blue ile kayıt gününde yaşananlar, albüm hakkında bilmeniz gereken her şey.
  • Özgürlük ve aşk: Miles Davis ve Juliette Gréco
    1949 sonbaharında savaş yaralarını hâlâ taşıyan Paris, Amerikalı genç siyah trompetçiye ilk kez “insan gibi” davranıyordu. Miles Davis, Saint-Germain gecelerinde Juliette Gréco’ya, cazın getirdiği özgürlüğe ve bir daha asla tamamen geri dönemeyeceği bir hayata âşık oldu. 
  • Neşet Ruacan: Cazın içinde yaşamak
    Türkiye cazının en zarif müzisyenlerinden Neşet Ruacan; çocukluk bahçesinde kucağına aldığı ilk gitardan, Nükhet Ruacan’lı yıllara, TRT Orkestrası’ndan Bilgi Üniversitesi’ne uzanan hikâyesini anlatıyor. Onun için caz, dinlemek, sezmek, risk almak ve o anın içinden konuşmak demek.
  • Neil Young ve Like a Hurricane
    Like a Hurricane, kusursuz olmaya çalışmayan ama duygusal olarak tam hedefe ulaşan şarkılardan biri; benim içinse geçen yıllara karşın Neil Young’a açılan en güçlü kapı olma özelliğini sürdürüyor.
  • Dhafer Youssef: Shiraz (ACT Music 2025)
    Yeni Dhafer Youssef albümü Shiraz, hikaye anlatıcılığında ulaşılabilecek en sarsıcı eserlerden biri olarak ACT Music kataloğunda yerini aldı.
  • Sesler ve Cümleler/ 12
    Mert Çakırcalı bir süredir aralarında dolaştığı tekinsiz albümleri sıralıyor, notaları notlara, sesleri kelimelere tercüme ediyor. Bu fasılın konukları Les Cris de Paris, Geoffroy Jourdain, Lucile Richardot, Adam O’Farrill, İlhan Mimaroğlu, Zakir Hussain, Jacky Terrasson.
  • Kendi ritmini arayan bir trombon: Altin Sencalar ve Natural Rhythm
    Meksika halk müziğinden New York caz kulüplerine, hard bop geleneğinden salsa orkestralarına uzanan geniş bir dünyanın içinden gelen Altin Sencalar, yeni albümü Natural Rhythm ile çocukluğunu, aile köklerini, babalığı ve hayatın iç akışını trombonunun içine yerleştiriyor. 
  • Yorgun parmaklardan gelen ışık: Peter Frampton – Carry The Light
    Peter Frampton, yıllar sonra yayımladığı Carry The Light albümünde yaş almayı, hastalıkla mücadeleyi, dede olmayı, eski dostlukları ve gitarın içindeki kırılganlığı anlatıyor. UMe etiketiyle yayımlanan albüm, bir rock yıldızının geçmişine dönmesinden çok, hâlâ ışık taşımaya çalışmasının hikâyesi gibi duyuluyor.
  • Bir tatlı hüzün: Alireza Ghahremani ve Sweet Sadness
    İranlı müzisyen ve besteci Alireza Ghahremani ile yeni albümü Sweet Sadness, sanatsal yaklaşımı, İran müziği, caz ve Ankara üzerine
  • Ali Perret ile caz, doğaçlama ve özgürlüğün disiplini üzerine
    Türkiye’de akademik caz eğitiminin öncülerinden Ali Perret, müziğe yalnızca teknik bir alan olarak değil, insanın zihinsel ve ruhsal dönüşümünü şekillendiren bir yaşam pratiği olarak bakıyor. Berklee yıllarından Can Yücel dostluğuna, free jazz’dan elektronik müziğe uzanan bu söyleşide Perret; doğaçlamayı, özgürlüğü, sahneyi ve Türkiye’deki caz ortamını tüm açıklığıyla anlatıyor.
  • Antonio Faraò ile Explorations üzerine
    33. İstanbul Caz Festivali kapsamında 7 Temmuz akşamı Joe Lovano ile sahne alacak, italyan piyanist Antonio Faraò ile Explorations üzerine
  • Ahmad Jamal – At the Jazz Showcase: Live in Chicago (Resonance Records 2026)
    Caz tarihinin en etkili piyanistlerinden birinin bu kaydının, nadiren canlı olarak çaldığı bir üçlü ile zirve anında yakalanmış, göz kamaştırıcı bir belgesel tadı taşıdığı, kaydedilip yıllar sonra yayımlandığı ve dinleyebildiğimiz için kendimizi yine de şanslı hissedebileceğimiz bir albüm olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.
  • Son Sultan: Ahmet Ertegün ve Atlantic Records
    Ahmet Ertegün, yalnızca bir yapımcı ya da iş insanı değildi. O, sesi duyan ve o sesi dünyaya taşıyan bir köprüydü. Ve bazı köprüler, üzerinden geçildikten sonra bile varlığını hissettirmeye devam eder.
  • Bir hayalin peşinde: Francisco Blanco ile Sedajazz 
    Sedajazz, İspanya’nın Valencia kentinde doğmuş caz kolektifi. Bugün yalnızca bir topluluk değil; aynı zamanda konser organizasyonu, müzik eğitimi, atölyeler, uluslararası seminerler ve plak yayımcılığı yapan kapsamlı bir caz kurumu. Francisco Blanco ile Beran Paçacı konuştu.
  • Meriç Demirkol: Klasikten caza uzanan çok katmanlı müzik yolculuğu
    Nefesli çalgıları ustası Meriç Demirkol ile klasikten caza uzanan çok katmanlı müzik yolculuğu ve sanat yaşamı.
  • Napoli’de Dünya Caz Günü – Alfa Mist
    Alfa Mist’in müziğini renkli sis bulutunun içinden gelen su sesini takip edip duru bir ırmağa ulaşmaya benzetiyorum. Sis yüzünden hiçbir şey göremiyoruz ama o sis bulutunun ardından tertemiz bir ses geliyor ve o ses etrafımızdaki her şeyin bizimle birlikte ritim tuttuğunu, doğayla da şehirlerle de ritimlerimizi uydurabileceğimizi bana hatırlatıyor. Sadece doğru tonu bulmamız gerekiyor. Caz bence o yolculuğun tamamı.
  • Bu kediler yükseğe zıplıyor: Jumpin’ Cats
    Ankaralı blues grubu Jumpin’ Cats, Blues Aperitiv yarışmasında kazandığı birinciliğin ödülü olarak, 2026 Kasım’ında Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenecek Blues Alive festivalinde sahne almaya hak kazandı. Bu başarıyı fırsat bildik ve grup üyeleriyle, blues’un çekiciliği, Ankara’nın blues geleneği ve müzikal hedefleri üzerine söyleşi gerçekleştirdik.
  • Donald Fagen ve The Nightfly: Mücevher değerinde yanılsama
    The Nightfly albümü, Steely Dan ile kurduğu müzikal evrenin bireysel hali ve bir Donald Fagen alamet-i farikası olarak nitelendirilmeli.
  • Nick Adema – Incandescence: İçten içe yanan kolektif bir ses
    Genç bir topluluğun kurduğu bu ses, bireysel gösterinin ötesine geçiyor. Incandescence, boşlukla, nefesle ve sezgiyle büyüyen, içten içe yanan bir müzik. 
  • Johnny Griffin & Thomas Clausen’s Trio – Live in Helsingborg 1990 (2026)
    1990’da bir gece, sahnede kurulan o kırılgan ama güçlü denge, yıllar sonra hâlâ nefes alıyor: Johnny Griffin’in patlamaya hazır sesi ile Thomas Clausen üçlüsünün akışkan diyaloğu, Live in Helsingborg 1990’ı geçmişin kaydı olmaktan çıkarıp, anın içinde yeniden kurulan bir caz düşüncesine dönüştürüyor.
  • Ritim konuşmaya başladığında: Ediz Hafızoğlu ile Jazz Meets Rap üzerine
    35. Akbank Caz Festivali’nde doğan, Akbank Sanat sahnesinde büyüyen bir fikir… Ediz Hafızoğlu’nun Jazz Meets Rap projesi, cazın doğaçlamacı dili ile rap’in keskin sözünü aynı groove içinde buluşturuyor. Nazdrave köklerinden beslenen bu yapı, bir füzyondan çok, birlikte düşünmeyi öğrenmiş bir müzik hâli.
  • Yükselenler: Introducing Alejandro Latinez
    Alejandro Latinez, debut albümünde büyük laflar etmeden ama dili iyi bildiğini hissettirerek cazın içine yerleşiyor. 
  • Antonio Forcione & Cenk Erdoğan: Storytellers (2025)
    Antonio Forcione ve Cenk Erdoğan’ın yeni albümü Storytellers, sadelik ile derinliği kuyumcu terazisi hassasiyetinde buluşturan, incelikli bir armağan.
  • Sesler ve Cümleler/ 11
    Mert Çakırcalı bir süredir aralarında dolaştığı tekinsiz albümleri sıralıyor, notaları notlara, sesleri kelimelere tercüme ediyor. Bu fasılın konukları Kahil El’Zabar, Tim Berne, Marc Ducret, Tom Rainey, Craig Taborn ve Patricia Kaas.
  • The time of my life: Dirty Dancing
    Geçen gün, bir erkek ya da bir genç kız bana aşk nedir diye sorsa, onlara nasıl tarif ederim diye düşündüm. Sanırım onlara Dirty Dancing filmini izlemelerini önerirdim.
Exit mobile version