Ahmet Kaya: Müziğe ve gitara ilk adım attığı zamanlar, yolun başındaki Şinasi Celayiroğlu. Müzikal dünyan ve çalgın ile olan bağın nasıl şekillendi?
Şinasi Celayiroğlu: Evde hep müzikle iç içeydik desem yalan olmaz. Dönemin yerli ve yabancı şarkılarıyla dolu plakları, sanat ve halk müziği kasetleri, sonrasında ağabeyimle beraber dinlediğimiz rock ve heavy metal grupları… Artık kendi favori sanatçı ve gruplarım kafamda belirmeye başladığında Barış Manço ve The Beatles diğerlerinin arasından sıyrılmıştı; gitar çalmaya da bu müziklerin etkisiyle başladım. Sonrasında, özellikle elektro gitarın yoğun kullanıldığı blues, rock’n roll, hard rock ve heavy metal türlerine olan ilgim iyice arttı. Bu türler arasından sevdiğim eserleri dinleyerek çalabilme çabası en büyük keyif haline geldi.
Müziği ve gitarı kendi kendime öğrenme, anlama ve keşfetme süreci, “doğaçlama” icrayı da beraberinde getirdi. An içindeki bir düşünceyi, duyumu ya da duyguyu, edindiklerim kadarıyla anında seslerle var edebilmek, yani doğaçlama icra ile anlatabilmek beni her zaman çok cezbetmiştir. Bu kişisel ifade arayışı süreci, zamanla müziği daha derinlemesine anlama isteği uyandırdı ve bu da beni kaçınılmaz olarak “caz teorisi”ne götürdü. Kendi kendine müzik öğrenmekten akademik öğretiye uzanan yolda doğaçlama icra; benim başat ifade aracım, yapı taşım ve pusulam oldu.
Ahmet Kaya: “Caz teorisi” senin için neyi ifade ediyor?
Şinasi Celayiroğlu: Caz teorisine olan ilgim, sadece teknik bir merak değil; müziği bütünüyle kavrama, anlamlandırma, duyumsama ve içselleştirme çabamın bir ürünü olarak uzun zamana yayılarak gelişti. Bu teorik altyapıyı sindirip icranıza da belli ölçüde yansıtmaya başladığınızda, onun aslında sadece caz müziğine ait olmadığını, tüm müzik türlerine uyarlanabildiğini fark ediyorsunuz.
İşte bu yüzden benim için teori, kısıtlayıcı bir kurallar bütünü değil, rock’tan blues’a, fusion’dan deneysel müziklere ya da dünya müziğine kadar her alanda kapıları açan, müzisyeni özgürleştiren bir harita oldu. Tabii caz teorisi ya da başka bir deyişle caz armonisinin uygulanmasında caz standartlarını öğrenmenin ve analiz etmenin rolü bence çok büyük. Oradaki çözümlemeleri, başka türlere –müzikal tavırlarını da fazla değiştirmeden– uyarlayabilme becerisi, üzerine özellikle eğildiğim ve kafa yorduğum bir konudur.
Ahmet Kaya: Yakın zamanda üyesi olduğun A.Ş.K. Trio ile yeni bir EP yayınladınız. Hem bu taze çalışmadan hem de masadaki diğer projelerinizden bahsedebilir misin?
Şinasi Celayiroğlu: A.Ş.K. Trio, değerli müzisyen arkadaşlarım Arda Varol (davul) ve Koray Ergünay (bas gitar) ile birlikte kurduğumuz, caz-rock-fusion ekseninde kendi bestelerini icra eden bir ekip. İlk albümümüz 2019’da çıktı; sonrasında pandemi döneminde bir EP, bir single ve geçenlerde de yeni bir EP’miz daha yayınlandı. Bugüne kadar farklı türlerde, farklı çalışmalarım oldu ancak A.Ş.K. Trio benim için her zaman amiral gemisi niteliğindedir. Müziğin mutfağında kazandığım o bütünsel bakış açısı, A.Ş.K. Trio’nun müziğinde kendine çok doğal bir yer buldu.
Bu yıl (2026) içinde yayınlanan “Daha” isimli yeni EP’miz de dört parçadan oluşuyor. Pandemi öncesi düzenli verdiğimiz konserler, sonrasında Koray’ın yurt dışında yaşamaya başlamasıyla artık pek gerçekleşemiyor. Bu son çalışmamızı da geçen yıl içinde bir araya geldiğimiz kısa sürede kaydettik.
Güncel diğer çalışmalardan bahsetmek gerekirse; 2024 yılında yine Koray Ergünay ve Serkan Alagök (davul) ile deneysel bir albüm çalışmamız olmuştu. Orada besteci-icracılığın yanında düzenleme, ses tasarımı, miks ve mastering aşamalarında da katkım bulunmuştu. Önümüzdeki süreç için de Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğimiz “Etkileşimli Kolektif Doğaçlama” başlıklı konserimizin canlı kaydını yine bu yıl içinde yayınlamayı planlıyoruz. Ayrıca benim de üyesi olduğum Amsterdam merkezli etnik-jazz tınılı Ruken grubu ile sonbaharda Avrupa şehirlerinde bir dizi konser yapılması planlanıyor.
Ahmet Kaya: Müziği kendi kendine öğrenen bir geçmişten akademisyenliğe uzanan bu iki taraflı deneyim, üniversitedeki eğitim yöntemine nasıl yansıyor? Öğrencilerine nasıl bir vizyon sunmayı amaçlıyorsun?
Şinasi Celayiroğlu: Üniversitede akademisyen olarak verdiğim eğitim, sahnedeki ve stüdyodaki icracı-üretici kimliğimle paralel ilerliyor. Öğrencilerimizle çalıştığımız eğitim yönteminin merkezinde yine güçlü bir caz altyapısı ve doğaçlama mantığı var; fakat bunu sadece caz çalmak isteyen öğrencilere yönelik bir sınır olarak tutmuyorum. Elektrogitarın icra edildiği, dokunduğu tüm diğer türlere de nüfuz eden geniş bir perspektif sunma çabam var.Amacım, üniversitedeki genç gitaristlerin öncelikle “müzisyen” kimliklerini geliştirmelerine katkıda bulunmak. Hangi türü çalarlarsa çalsınlar arkasındaki teorik derinliği bilerek, sadece teknik olarak enstrümana hakim olmalarını değil; entelektüel ve özgün bir imza atabilmelerini sağlamayı hedefliyorum. Onları kendi müziklerini üretmeleri yolunda teşvik etmek ve bu amaçta teknolojinin olanaklarını göstermek önceliğim. Kanımca “eğitim” kavramına karşılık gelen şey, tam olarak bu bütünsel vizyondur.
■
Şinasi Celayiroğlu
Dark Blue Notes’da Röportajlar
Ahmet Kaya’nın Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
