Browsing: 32. AKBANK CAZ FESTİVALİ

32 yıldır şehir ve caz kültürünü bir araya getiren, Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden Akbank Caz Festivali bu yıl 24 Eylül – 9 Ekim Ekim tarihleri arasında 22 farklı mekanda, Dünya ve Türk Caz sahnesinden 120’ nin üzerinde sanatçının birbirinden özel performansına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

32. Akbank Caz Festivali kapsamında 27 Ekim’de sahne alan İngiliz saksofoncu Emma Rawicz henüz 20’lerinin başında olmasına rağmen enstrümanına son derece hakim, müziği gerçekten seven ve saygılı bir genç müzisyen. O gece, uzun bir aradan sonra ilk defa gittiğimiz Akbank Sanat’ta, Rawizc’i izleyen seyirciler belki de modern caz tarihinin en değerli anlarından birine tanıklık etti. Çünkü bu konser Rawicz’in İngiltere dışındaki ilk konseri. Bu başarısından dolayı öncelikle kendisini tebrik edelim. Daha da önemlisi, bu denli genç bir müzisyene güvenerek festival sahnesinde yer verdikleri için Akbank Caz Festivali’ne teşekkür edelim.

Yerli sahnenin en üretken müzisyenlerinden ikisini, Nihal Saruhanlı ve Barış Demirel’i buluşturacak özel bir performans için 1 Ekim günü rota Kadıköy’deki HOOD Base. 2007’de katıldığı Okay Temiz Ritim Atölyesi’nin ardından müzikle ilişkisi derinleşen Nihal Saruhanlı; Afrika ritimleri, Brezilya müzikleri ve Güney Amerika kültürüne özel ilgi duyan bir davulcu ve perküsyoncu. 2015-2016 döneminde Bahçeşehir Üniversitesi Caz Sertifika Programı’nı bitiren müzisyen, aralarında Şevket Akıncı, Bahr ve Kalben’in de bulunduğu birçok müzisyen ve grupla üretimini sürdürüyor. Yakında Pieces & Parts adını verdiği kişisel projesiyle karşımızda olacak. Kendisine bu konserde trompetiyle eşlik edecek Barış Demirel ise yıllardır çeşitli gruplar ve iş birlikleriyle yaptığı kayıtlar ve performansların ardından 2021’de ilk solo albümü Mutluluklar’ı yayımladı; ikinci solo albümü için de geri sayımda. Yolda başka sürprizler ve ortaklıklar da var üstelik. İkilinin, yeni medya sanatçısı /da’nın görsel performansının da eşlik edeceği doğaçlama görsel-işitsel performansı, ilk kez 32. Akbank Caz Festivali kapsamında sahnelenecek.
Fırsattan istifade edelim dedik ve şipşak fotoğrafını çekmek üzere Nihal Saruhanlı’yı CAZ101’ledik.

9 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde Akbank Caz Festivali kapsamında sahne alacak Oded Tzur Quartet, festival programının gizli cevheri. Oded Tzur Quartet’in en albenili yanı, müzikal diline yerleştirdiği ince nüanslarla cazın mekanik yönünü titreştirip ona ruh katması. Ekip, dokunaklı müzikal unsurları incelikle işleyerek melodik, içerisine kolayca girebileceğiniz, ferah ve ruhani bir deneyime çağırıyor bizi. Festivali’n kapanış konserini gerçekleştirecek dörtlü, bizlere bu deneyime canlı olarak tanıklık etme şansı sunuyor.

Sahnede bir piyano, bir tabure ve bir piyanist.
Piyanist tuşlara yumuşakça dokunuyor, çekiç tele dokunuyor; sertçe vuruyor, çekiç de tele sertçe vuruyor. Çekiçler ve teller, tuşeye, piyanistin dokunma şekline öylesine mükemmel cevap veriyor ki, bu olsa olsa bir sihir. Nasıl ki parmakları vücudunun organik bir parçası, piyano ona cevap verdikçe parmaklarıyla tuşlar birleşiyor, piyanist o devasa enstrumanla yekvücut oluyor. Tuş da piyanist, tel de, pedal da, çekiç de… Mindiff işte böyle başlıyor.

32. Akbank Caz Festivali’nin programında merakla beklediğim konserler arasında Ravi Coltrane konseri yer alıyor. 8 Ekim akşamı Zorlu PSM’de gerçekleşecek konserde Ravi Coltrane ile birlikte klavyede Gadi Lehavi, basta Lonnie Plaxico ve davulda Ele Howell ile sahne alacak. Ravi’nin, Alice ve John Coltrane’in eserlerinden oluşan bir repertuvarla sahne alacağı duyuruldu. Kadro ve repertuvar oldukça ilgi çekici bir konserin bizi beklediğinin habercisi.

32. Akbank Caz Festivali kapsamında 4 Ekim Salı akşamı Akbank Sanat’ta sahne alacak olan Norveçli grup HÜM’ü, benim gibi Avrupa cazına fazla vakit ayırmayan bir dinleyicinin gözünden aktarayım istedim.

35 yıllık kariyerini çok verimli geçiren piyanist Gonzalo Rubalcaba geçtiğimiz sene iki efsane, Ron Carter ve Jack DeJohnette ile birlikte kaydettikleri, Grammy kazanan Skyline’ın ardından kendi jenerasyonlarının en üst kalibre iki muazzam müzisyeni Matt Brewer ve Eric Harland ile birlikte nefis bir kayıt daha yayınladı. Bana sorarsanız bu albümün de Grammy adaylığı kuvvetle muhtemel. Özellikle doğaçlama sololar Rubalcaba’nın gösterişli stilini vitrine çıkartacak türden. Rubalcaba’nın piyano stili karakteristik ve belirgin ancak üretim çeşitliliği asla birbirini tekrar etmeyecek türden. Ürettiği en iyi işi hep gelecek işi olarak gören bir bilince sahip.

Having spent his 35 years-long career gloriously, very productively, pianist Gonzalo Rubalcaba recorded another exquisite recording with Matt Brewer and Eric Harland, two great musicians of the highest caliber of their generation, after the Grammy-winning Skyline he recorded with two legends Ron Carter and Jack DeJohnette last year. If you ask me, this album is likely to receive Grammy nomination next year and very likely would win again. Especially the improvised solos are the kind that will showcase Rubalcaba’s flamboyant style.

Akbank Caz Festivalinin açıklanan ilk konserlerine göz attığımda ilk olarak Abdullah İbrahim ve Ravi Coltrane dikkatimi çekti ama hemen ardından gözüme HÜM takıldı. Daha önce dinlemediğim bir grupla tanışma fırsatı!