Yazar: Mine Gürevin

Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

Kansas City doğumlu caz efsanesi Charlie Parker’ın ölümünün ardından Manhattan sokakları yıkılıyordu. Sokaklarda çizim yapan grafiti sanatçıları Charlie Parker’ın ölüm haberinden çok etkilenmişlerdi. Yiğit lakabı ile…

Snarky Puppy, Empire Central albümlerinin tanıtımı için çıktıkları turnede, Kasım 2022 tarihinde İstanbul’da Zorlu Performans sahnesinde, birbirlerini olumlu olarak motive ettikleri eğlenceli performanslarını sergileyecekler. Bu kalabalık ‘sülale’ye daha yakında bakalım istedim.

Çok yönlü müzisyen, sevgili Ediz Hafızoğlu’nun ruhunu bir insan olarak hep sevdim. Onunla soru-cevap gitmek, esasen zor benim için. Çalışmalarını ve faaliyet alanını yakından takip ettiğim için, soru-cevaptan ziyade akışkan, sürükleyici, likit bir diyaloğunun olması, daha samimi sorular sorma isteği uyandırıyor bende. Öncelikle bu görüşmeyi kabul ettiği için Ediz’e çok teşekkür ediyorum.

İkonik kadın figürlerimden biri Suzi Quatro. Onu sıradışı buluyorum. Kısa boyuna rağmen bir silah gibi tuttuğu bas gitarı ve sahnede giydiği tüm bedenini saran tulumları ile fantastik bir super hero kahramanı benim için. Suzi bu yıl bir albüm yayınlayarak, sevenlerine büyük bir sürpriz yaptı; 1960’ların ve 1970’lerin popüler rock ‘n’ roll ve soul klasiklerini kendine özgü müzikalitesi ile yorumluyor. Kışkırtıcı, cezbedici ve sert!

Akbank Caz Festivali kapsamında, 6 Ekim 2022 tarihinde Babylon’da sahne alacak olan, Londra menşeili İngiliz Portico Quartet grubu, 2021 yılının ilk yarısında Terrain isimli bir albüm, 2021’in ikinci yarısında ise Monument isimli bir başka albüm çıkararak, pandemi süresince diskografilerini genişlettiler. Hız kesmeden 2022 yılının Mart ayında Next Stop isimli çıkardıkları son albümden sonra geçtiğimiz ay piyasaya sürülen Rose in Abstract adlı teklileri ile elektronik müzik, pop ve cazı bir arada yoğurdular.

İnsan kalabilen zaten büyük ozan, büyük aşıktır yaşadığımız dünyada. Anadolu’da bir aşık geleneği var, sana biraz ondan bahsetmek istiyorum. Bu sabah senden telefon gelmeden önce oturdum, iki deyiş, bir aşık türküsü dinledim. Deyişlerin biri Kul Nesimi‘den, diğeri Pir Sultan Abdal‘dan. Aşık türküsü ise, özüm Veysel’den. Aşık Veysel‘den.

Kathleen Annie Pannonica de Koenigswarter de Rothschild, namıdiğer Caz Baronesi, 10 Aralık 1913 tarihinde Londra’da doğdu. Charles Rothschild ve Macar Baronesi Rozsika Edle von Wesrthstein’ın en küçük kızıydı. Babası, dünyanın en zengin ailelerinden biri olan, endüstriyel alanda, özellikle finans ve bankacılık sektöründe söz sahibi, ünlü hanedanlardan Rothschild ailesinin bir üyesiydi. Yıllarla birlikte ona adının kısaltması olan Nica diye hitap edildi. O yüzden ben de sizlere Nica’dan bahsedeceğim.

Konuya ait metaforumu şu cümle ile ifade edebilirim. “Bir İngiliz, bir İngiliz’i ancak bu kadar güzel gömebilir.” The Who bateristi Keith Moon, İngiliz içten yanmalı motor(a sahip) Rolls Royce’unu egzantrik bir şekilde bir gecede harcadı. Fatura ise The Who’ya vahşice çıktı.

David Bowie’nin neden iki farklı göz rengine sahip olduğunun hikayesi, tam olarak yukarıda aktardığım şekilde gerçekleşiyor. Siz DarkBlueNotes okuyucularından benim de nacizane bir ricam var. Lütfen bu makalenin altında yer alan yorumlar kısmına, en sevdiğiniz David Bowie şarkısını ya da albümünü yazabilir misiniz? İnanılmaz merak ediyorum hangi şarkısı ya da albümü okuyucular arasında en çok seviliyor. Ve son olarak bir sırrımı paylaşmak istiyorum. David Bowie sevgisi, benim gözlerimi kör etti.

Left Alone Revisited albümünü o gün ki ruh halim ile dinlediğimde, bir değişim içindeydim. Eskiyen derisini üzerinden atan ve üzerine yepyeni bir giysi giyen asil bir sürüngen, yılan gibi soyunuyordum. Mal Waldron sevdam su götürmez. Herkesten bağımsız değerlendiririm Mal’ı. Ama o gün, o gün başkaydı. Defalarca dinlediğim, belki de en sevdiğim Waldron albümlerinden biri olan Left Alone Revisited, anlık ruh halim ile birlikte o gün farklı şekillendi.