Browsing: SİNEMA

Washington Square’deki The Living Theatre’ın önünden geçen yönetmen Shirley Clarke, Jack Gelber’ın 1959’da yazdığı tiyatro oyunu The Connection’ı izlemek için sokaktaki kedilerin yanından geçerek tiyatro salonuna girdi. Yanından geçen kedinin sesi, aklına en sevdiği çizgi film Felix the Cat için Paul Whiteman ve orkestrasının kedi miyavlamalarıyla başlayan bestesini getirdi. Etrafı cazcılarla çevriliydi. Bilet almak için girdiği salonda bir cazcı ona yaklaştı, terlemişti, elleri titriyordu. Uyuşturucu istiyordu. Shirley Clarke, saksafoncu Jackie McLean’le karşılaştı. Oyun başlamıştı.

Elvis’in kırık, dökük, çökük hikayesi binbir türlü zorluk barındırıyor aslında. Sahne üzerinden yaptığı hareketlerden dolayı hapse atılmak istenmesi ve bu hareketleri tekrar ederse kariyerinin tamamen biteceğine dair uyarılar alması, uzaklara gönderilmesi onu pes ettirmemiş. Elvis, her yasaktan sonra kuvvvetli bir geri dönüş sağlamış. Ve her seferinde bu şarkıları ve müziğiyle yapmış. Çünkü hayatı boyunca hep şuna inanmış: “Konuşmak tehlikeliyse şarkı söyle.”

Dünya prömiyerini 2019 Toronto Film Festivali’nde yapan Sound of Metal, 4 Aralık ‘ta Amazon Prime’ de gösterime girdi. Hayatının merkezine müziği koymuş bir davulcunun aniden yaşadığı duyma kaybıyla baş etme çabasını anlatan filmin, sürpriz bir keşif olarak izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

…Miles’ı kollarını açarak karşılayan parizyen halk, Paris şehri kadar, O’nun için aynı derecede önemliydi…İyi müziği tanıyacak ve ayırt edecek kadar akıllı oldukları için; sırtlarının sıvazlanması gerektiğinden değil, Miles’in ten rengiyle ilgilenmeden yaptığı müziğe odaklandıkları için…

Tren kalkmak üzere, düdüğü birazdan çalacak. New York uyanıyor. Tan ağarıyor. Uykulu insanlar tren garına varıyorlar. Kalıba dökülen pirinç, altın sarısı üflemeli çalgılara dönüşüyor. Eline bir kalem alan Duke Ellington Daybreak Express’in giriş notalarını yazmaya başlıyor.

Birbirlerini tanımadan çok önce kendini kaybetmiş ve kendilerini ölmüş gibi hisseden Sibel ve Cahit, bir arabanın duvara toslamasından sonra tanışırlar.Sevgilerinden ve kendi oldukları duygusundan vazgeçmeleri gerekir. Yine de hayatta kalmaları birbirlerinin sayesinde olur. Kime neyin nasıl iyi gelince belli olmuyor. Hayatın cilvesi bu sanırım.