Browsing: PORTRE
Ve, ve, ve!…Gelelim sadede. Dikkat! Dikkat!… Hanımlar beyler, merdivenden kayanlar, kaytan bıyıklı, sırma saçlı, al yanaklı, bal dudaklı, yüce yürekli, alçak gönüllü Dark Blue Notes okuyucuları işte karşınızda Kuhn Fu! Groningen’de konservatuar öğrencisi iken tanışan Kuhn Fu üyeleri, 2012 sonbaharında bu tatlı grubu kurdular. İlk konserlerini de Kasim 2012 tarihinde verdiler. Bu yıl onuncu yıllarını kutluyorlar. Yaptıkları müziği kendileri, paranoyak, progresif, punk caz olarak nitelendiriyorlar.
Bir yerden bir yere yürümek, üstelik de bunun herhangi bir noktaya varmak amacıyla yapmamak muhtemelen bu eylemin en güzel yanı olsa gerek. Her yerin kapalı olduğu pandemi döneminde günde ortalama 15-20 kilometre yürüyüş yapan biri olarak bu kendime dönük seyahatimde pek çok sesli kitap, podcast yayını bana yoldaşlık etmişti. Ancak özellikle bir isim var ki ona büyükçe bir parantez açmam gerekiyor, Ludovico Einaudi.
Son iki yıldır Chet’e özel hayatında destek olmaya çalışıyorum. Şarkıları ne kadar güzel, icrası ne kadar yanık olursa olsun, acı bir gerçek var. Chet sahne dışında, söylemeyi sevdiği balladlarda benimsediği tavırlardan tamamen farklı tavırlar sergiliyor. Chet daimi bir sorumlulukla yüzleşmekten hep uzak. Doğan ve doğacak olan çocukları için üzülüyorum.
Judith Hill ten renginin onu bağladığı köklerinin, soyadını aldığı ebeveynlerinin ve en önemlisi yaşadığı zamanın müziğinin, bazen toplamını, bazen de bileşkesini yapıyor. 11 Kasım Cuma akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaki konsere gideceklere, şüphe duymadan söyleyeceğim net özet şudur: Hatasız çalan bir gruptan ve muhteşem vokale sahip bir müzisyenden iyi müzik dinleyeceksiniz; eğleceneksiniz ve konserden gülümseyerek çıkacaksınız!
Kansas City doğumlu caz efsanesi Charlie Parker’ın ölümünün ardından Manhattan sokakları yıkılıyordu. Sokaklarda çizim yapan grafiti sanatçıları Charlie Parker’ın ölüm haberinden çok etkilenmişlerdi. Yiğit lakabı ile…
Adamım benim! Ya da şöyle söyleyeyim: has adamımsın Von Freeman. Cazla ilgilenen hatta kafayı onunla bozacak derecede seven bir çok insanın dahi dikkatinden kaçabilecek bir müzisyensin. Kıymeti bilinmeyen müzisyenleri bir adada toplasak oy birliği ile başkan seçilirsin.
İnsan kalabilen zaten büyük ozan, büyük aşıktır yaşadığımız dünyada. Anadolu’da bir aşık geleneği var, sana biraz ondan bahsetmek istiyorum. Bu sabah senden telefon gelmeden önce oturdum, iki deyiş, bir aşık türküsü dinledim. Deyişlerin biri Kul Nesimi‘den, diğeri Pir Sultan Abdal‘dan. Aşık türküsü ise, özüm Veysel’den. Aşık Veysel‘den.
Çoğumuzun bildiği üzere, Ravi Coltrane, 32. Akbank Caz Festivali kapsamında, 8 Ekim Cumartesi akşamı Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi‘ne konuk olacak ve konserde Alice Coltrane ve John Coltrane‘nin müzikal dehalarının ürünü bestelerinden oluşan ve Cosmic Music diye isimlendirdiği projesini seslendirecek. Cazın efsanevi figürlerinden ikisinin oğlu ve kuşağının en önemli müzisyenlerinden biri kimlikleriyle Ravi Coltrane’ni tanıtmayı amaçladığım bu yazıda, İstanbul konserinin nasıl bir havada geçeceğine dair ipuçlarını vermeye ve muhtemel repertuvarı tahmin etmeye çalıştım.
Akbank Caz Festivalinin açıklanan ilk konserlerine göz attığımda ilk olarak Abdullah İbrahim ve Ravi Coltrane dikkatimi çekti ama hemen ardından gözüme HÜM takıldı. Daha önce dinlemediğim bir grupla tanışma fırsatı!
“Sahi, parmağını sürsen elmaya, rengini anlar mısın? Gözünle görsen elmayı, sesini duyar mısın? Onu işitsen yuvarlağı sende kalır mı?”
Akbank Caz Festivali kapsamında 27 Eylül’de Akbank Sanat’ta sahne alacak besteci, müzisyen Emma Rawicz için bu sorular bir şiirdeki metaforlar olmanın ötesinde anlam taşıyor. Rawicz, müziğin rengini görebilme, seslerin barındırdığı renkleri ayırt edebilme yeteneğine sahip. Bu yetisi sayesinde, daha önce işitmediği renklerden yola çıkarak hazırladığı ve kaydettiği Incantation albümünün turnesi kapsamında 32. Akbank Caz Festivali’ne, gitarda Ant Law, piyanoda Ivo Neame, basta Conor Chaplin ve davulda Asaf Sarkis‘ten kurulu ekiple geliyor.

