Yaşamın Ötesinden Gelen Mesaj: Esbjörn Svensson HOME.S.

English version of this article is here.

Daha önce bir sırdaşınızı kaybettiğiniz oldu mu? Gençlik döneminizin bir kısmında birlikte zaman geçirdiğiniz. Kendinizi her yalnız hissettiğinizde telepatik olarak da olsa yanınızda olan. İyi bir insan olma yolunda öğretilerine kulak verdiğiniz. Platonik bir dostunuz oldu mu? İsveçli piyanist ve besteci Esbjörn Svensson benim için tam bu düşüncelere karşılık geliyor. Hiç tanışmamıza rağmen Esbjörn’ü müziklerinden ve dinlediğim röportajlarındaki kafama uyan sözlerinden ötürü hep dostum olarak gördüm. Müziğini ilk dinlediğimde çağcıl, benzersiz, samimi, kırılgan ve heyecan melodileri bana daha önce yaşamadığım hisler yaşatmıştı. Ve itiraf etmeliyim ki aradan bunca yıl geçmesine rağmen bu hislerin emsalini hiç bir müzikte yaşayamadım. Müziği ile ilk tanıştığım günlerde günümün güzel geçmesi için totemim güne E.S.T dinleyerek başlamaktı. Bazıları için sabah kahvesi neyse benim için Esbjörn Svensson’un müziği aynı derece uyandırıcıdır. Uykusuz geçen sınavlara hazırlanma gecelerimde tek destekçim yine Esbjörn olmuştu. Uzun yolculuklarımda kulağımda olan müziği, yağmurda kısa yürüyüşlerimde de benimle her zaman birlikteydi. Çam ağaçlarının kokusu, ıslak toprak ne kadar kıymetliyse E.S.T’nin müziği de hafızamdan o denli kuvvetli bir yere oturuyor. 

Herkesin müzik hatıra defterinde çok önemli satırları vardır. Kimisi rock müzikle geçirdiği gençlik yıllarını öve öve bitiremez, kimi Pink Floyd’un Dark Side of The Moon albümüne meftundur. Benim için en özel olanı mı soruyorsunuz? Ben Esbjörn Svensson Trio çok severim. Üniversite yıllarımda çok kullanmaktan şarj tutmaz hale gelen mp3 oynatıcımda, iPod’umda ve taşınabilir CD çalarımda sürekli Esbjörn Svensson Trio dinlerdim. E.S.T nin müziği hayatımın arka plan müziğine dönüşmüştü. Yürüdüğüm sokaklarda, tren yolculuklarımda camdan gördüğüm her imgenin hafızamdaki ses karşılığı E.S.T’dir.   

14 Haziran 2008‘de bir dalış kazası sonrası aramızdan ayrılışı hayatımın en önemli kırılma noktalarından biri oldu. Daha önce hiç tanımadığım birine karşı bu denli saygı duyduğumu ve yoksunluğunun bana bu denli mutsuzluk verdiğini hatırlamıyorum. 29 Kasım’da İstanbul’da konser vereceklerini hatırlıyorum. Konser haberini kendi internet sitelerinde bu haberi gördüğümde sevinçten çılgına dönmüştüm. Ama maalesef hayat buluşmamıza izin vermedi. 

Buraya kadar bahsettiklerim Esbjörn’ün bendeki izleriydi. Haddi zatında Esbjörn Svensson efsanesi Avrupa müziği severler için emsali görülmemiş bir dinleyici kitlesi yakalamıştır. Geçtiğimiz günlerde ACT Music etiketiyle yayımlanan HOME.S. Esbjörn Svensson solo kaydı yeri doldurulamaz müzisyenin daha önce hiç bir yerde duymadığımız müziğini yeniden duymamızı sağladı. Bu albüm aynı zamanda Svensson’un bilinen tek solo kaydı olması özelliğini de taşıyor. Merhum sanatçının eşi Eva Svensson, piyanistin ölümünün ardından bilgisayardaki tüm kayıtları güvenlik altına almış ve 2017-2018 yıllarına kadar hiç dokunmadan saklamış. Sonrasında elinde bulunan materyali E.S.T’nin adı konulmamış dördüncü üyesi, tüm kayıtlarda ve canlı performanslarda görev almış eski dostları ses mühendisi Åke Linton ile paylaşmış. Kayıdı bitene kadar mutlak sessizlikle dinlemişler ve Esbjörn’ün kaderin sınırlarını aşarak geleceğe ulaştırdığı mesajını duyumsamak için kendi kendilerine sessizlik süresi tanımışlar. Linton bu kaydın alındığı dönem Esbjörn’ün herhangi bir stüdyoya kayıt için gitmediğini araştırmış ve teyit ettirmiş. Esbjörn, Linton’dan profesyonel kayıt cihazı ile kayıt almayı öğrenmiş ve bu kaydı evinin bodrumunda kendisi kaydetmişti. Eşinin aktardığı bilgiler doğrultusunda müziğin belirli bir yazılı dokümandan temel aldığını biliyoruz ama ne kadarı doğaçlama ne kadar kağıda dökülmüş besteleri içeriyor bu konuyu da henüz bilemiyoruz. 

Eva Svensson Foto: Angie Gray

Albümün kaydından birkaç hafta sonra Esbjörn’ün vefat haberi ile hayat aile için tamamen farklı bir perspektifte ilerlemiş ve o dönem için mirası güven altında saklamak ilk ve en önemli öncelik olmuş.

Eva Svensson, doğru zamanın geldiğine inandığında bu kaydı Esbjörn sevenlerle buluşturmayı uygun görmüş. Parça isimleri ise Esbjörn’ün tutkusu olan astronomiden ve Yunan alfabesinden seçilmiş. Yer çekimin olmadığı bir ortamda bilinmeze yolculuk ile Esbjörn’ün uzayın sırlarına, arayışlarına atfedilen bir tanımsız alan meydana getirilmiş. Dinleyiciye kendi hayal güçlerinin sınırları yada sınırsızlıklarını kapsayan bir anlamlandırma alanı bırakılmış.

Esbjörn Svensson, hatırlayabildiği kadar henüz 2 yaşındayken annesinin piyanoda çaldığı Chopin besteleri ile müzikle tanışmış. Ardından temel Boogie Woggie türü akorlar çalarak müzikle bağ kurmaya başlamış. 16 yaşında müzik okuluna girdiğinde çok başarılı bir öğrenciymiş. Başarısının sebebinin doğuştan yetenek olarak asla görmemiş. Onun sırrı sürekli çalışmak, araştırmak ve denemek olarak nitelendirilebilirdi. Klasik müzik kompozisyonlarına her zaman ilgi duymuştu. Bethoveen, Bach, Mozart gibi bestecilerin eserleri üzerine denemeler yapmıştı. Chopin’in komplike eserleri üzerine yaptığı çalışmalar onu  trio projelerindeki doğaçlama alanları içinde dayanak oluşturmuştu. HOME.S. kaydını dinlerken yoğunlukla O çok sevdiği klasik müzik eserlerinden geniş ölçüde faydalandığını duyuyorsunuz. Grubun uzun süreli takipçilerinin kolaylıkla radarına takılacak eşsiz doğaçlamalarını duyduğunuzda ise Esbjörn’ün nefesini bulunduğunuz odada hissediyorsunuz. Başarılı bir besteci ve yaratıcı bir doğaçlamayıcydı. Bazen pek çok yeni fikrin arasında kaybolacak kadar çok melodiler üretirdi. Bu benzersiz melodiler Esbjörn’ün fiziksel yokluğunun ardından geçen 14 yılın ardından bile nesillere ilham olmasını sağladı. 

Müzisyenlerde röportajlarımda ve sohbetlerimde müziklerinin içine kişilik özelliklerinden neler kattıklarını anlamak isterim. “Acaba duygularımızı manipüle etmek için mi çalışıyorlar yoksa gerçek birer romantikler mi?” diye düşünürüm. Esbjörn’ün henüz 19 yaşındayken, evlenmeden önce dairesinde yalnız başında eşini düşünerek saatlerce piyano çaldığını ve o kaset teypi eşine gönderdiğini öğrendiğimde muhteşem piyanistin, müziği kendisini en iyi ifade etmek için düşündüğü bir hatıra defteri olarak kullandığına kanaat getirmiştim. 16 yıl öncesinde kayda alınan bu dokunaklı hatırasını paylaştığı röportaj videosunu 9 yıl önce izlediğimde gözlemlediğim samimiyeti ise kelimelerle ifade edilmeyecek gibiydi.

Albümü fiziksel formatta dinleme imkanım henüz olmadı. Ama ACT-Music firmasından iletilen dijital versiyonda ses düzeyinin düşük olduğunu hissettim. E.S.T’nin albümlerindeki ses kalitesinde imzası olan ses mühendisi Åke Linton’ın projenin içine dahil olduğunu bildiğim için analog versiyonlarda muhtemelen hissedilir bir berraklık vardır diye tahmin ediyorum. Albümün bir ev kaydı olduğunu düşünürsek bunu doğal olarak değerlendiriyorum. Kayıt kalitesine takılmayan tüm Esbjörn dostlarına tavsiye ediyorum. 

HOME.S benim gibi pek çok Esbjörn dostunun kaybettiğimiz eski dostla kader sınırları ötesinde yeniden buluştuğu duygu ve derinlik dolu bir kayıt. Kendisi için müzik ve piyano tam bir meditasyon aracıydı. Zamanı durdurmanın, bilincini tamamen özgür bırakıp, mucizeyi yaşadığı anlardı. Son sözüm eşi Eva’nın albüm hakkında söylediği son sözlerden bir alıntı olacak. “Teşekkürler Esbjörn. Bu çok güzel”    

Albümü aşağıdaki görsele tıklayarak Bandcamp’de dinleyebilir ve satın alabilirsiniz.

Burak Sülünbaz

Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

Burak Sülünbaz 'in 174 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Burak Sülünbaz ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir