Yazar: Burak Sülünbaz

Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

Müzikte ana akım dışında türlere yaptığı ev sahipliği ile İstanbul’un en cesur müzik mekanlarından Borusan Müzikevi heyecan verici etkinliklerle dolu yeni sezonunu açıkladı. Basın buluşmasına davet edildiğimiz akşamda programın detaylarını açıklayan Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay, Borusan Müzik Evi’nin bağımsız ve alternatif sesleri çatısı altında tutmayı sürdürmenin Borusan’ın çok değer verdiği misyonlardan biri olduğundan bahsetti. Kürasyonuyla ve müzikal çeşitliliğiyle emsalsiz bir müzikal deneyim sunmayı amaçlayan Borusan Müzik’nde ilk notalar 5 Kasım akşamı duyulacak.

Avishai Cohen (basçı olan değil, ECM sanatçısı, trompetçi olan Avishai Cohen) geçtiğimiz Pazar akşamı Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’nin son konserinde AKM Tiyatro Salonu sahnesindeydi. AKM henüz adı caz konserleri ile ilişkilendirilen bir mekan olmadığı için bu konser dikkatinizden kaçmış olabilir. Ama bir DBN takipçisiyseniz kısa süre önce konser haberini almışsınızdır ve konser öncesi detaylı bir değerlendirme yazımızla paylaşımlarımızı yaptığımızı bilirsiniz. Türler Arası Kişisel Keşifler olarak nitelendiğimiz Big Vicious performansı tahminlerimizden de maceracı bir müzik akşamıydı.

Festivalin son konserinde Oded Tzur’u dörtlüsüyle birlikte Zorlu’da izledik. Oded Tzur tenorda, Nitai Hershkovits piyanoda, Petros Klampanis kontrbasta ve Otis Brown III davuldaydı. Bu ekibin her biri çok başarılı hikaye anlatıcıları. Tzur’un eşsiz icra stili alışılagelmemiş türden bir meditatif ayin formunu alıyor. Her bir icracınn birbirlerine sıkı sıkıya kenetlenen sakin tonlu karşılıkları dinleyicinin ruh durumunda iyileştirici etki yaratıyor.

Big Vicious, İsrailli trompetçinin Amerika’dan anavatanı İsrail’e taşındıktan sonra yarattığı bir grup. Eski dostların caz dışı müzik türlerinden topladığı müzikal lezzetleri yeniden aranje ettikleri ya da yeniden ürettikleri bir modern caz/rock projesi. Her bir müzisyenin getirdiği kendi müzikal estetiğine ve tercihlerine göre bir eklenti olduğu için, güzel-çirkin tartışmalarına kapalı tamamen Vicious vizyonunda öznel bir iş.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali bu yıl 24 Eylül – 9 Ekim tarihleri arasında yapıldı. Her yıl caz dünyasının saygın isimlerini müzikseverlerle buluşturan ve ülkemizde caz/müzik kültürünün gelişmesine olağanüstü katkı yapan Akbank Caz Festivali, 32. yılında da birbirinden özel performanslara ev sahipliği yaptı. Organizasyonu ve içerik programlaması Pozitif iş birliğiyle gerçekleştirilen ve Avrupa’nın en prestijli caz festivallerinden biri konumunda olan Akbank Caz Festivali’nin tamamlanmasının ardından, festivalin gerçekleşmesinde en çok emeği geçen isimlerle bir röportaj gerçekleştirdik. Okuduğunuzda göreceksiniz, festivalin arkasında ciddi bir hazırlık evresi ve muazzam bir emek var. Bu vesileyle emeği geçen tüm çalışanlara teşekkürü borç bildiğimizi belirterek sizi röportajımızla başbaşa bırakıyoruz.

12 Ekim akşamı Zorlu PSM sahnesinde izlediğimiz Hiromi’nin izleyenleri hayrete düşüren performansının ardından biraz soluklanıp düşünmem gerekti. Konser öncesi Hiromi’nin son albümü hakkında detaylı bir yazı yazmıştım. O yazıda sahnede neleri duyacağımız tek tek yazılıydı. Ama canlı da izlemek bambaşka. Marifeti kayıtta hissettiğimizden çok öte. 1 saat 45 dakikalık performansın hiç bir noktasında boşluğa düşmedik. Teknik yeterliliği, insan tabiatının ötesindeki doğaçlamaları ve besteciliği ayakta alkışı hakedecek boyutta.

Akbank Caz Festivali, Gonzalo Rubalcaba ve Aymee Nuviola konseri ilk duyurulduğunda çok sevinmiştim. Kendimi bildim bileli Rubalcaba’nın içinde yer aldığı tüm projelerini dinledim. Pek çoğu hakkında detaylı yazılar da yazdım. Rubalcaba’nın her Türkiye ziyareti benim açımdan bir bayram haberi gibi. Normalde latin müzikleri favorim değildir. Müzikte kaybolup gidemem ama Rubalcaba çok başka…

Akbank Caz Festivali’nin muhtemelen caz dozu en yüksek konseri Ravi Coltrane: Cosmic Music konseriydi. Benim uzun süredir yaşadığım en gerçek caz deneyimlerinden biriydi. Yaratıcı hayal gücü, konsept bütünlüğü veya müzikal estetikten falan bahsetmiyorum. Kelimenin gerçek anlamında dudak ısırtacak bir caz ayini söylemek istediğim. Daha önceki yazımızda kodlarını araştırdığımız birinci sınıf caz işçiliği içeren ve avangard cazın keskin köşelerinde dolaşan Coltrane aile külliyatından bir fasikülün özgün yorumunu dinledik.

32. Akbank Caz Festilvali’nin şüphesiz en anlamlı konseri Abdullah İbrahim konseri oldu. Caz müziğin anıtsal isimlerinden biri olan Ibrahim 50’lerin ortasından beri müzik yaşamını sürdürüyor. Bu kıymette isimlerin sahnedeki varlıklarını görebilmek, aynı salonda nefes alabiliyor olmak bile biz caz severlerin -tabiri yerindeyse- hacı olması anlamına geliyor. Bu sebepten konserin akışı, kurgusu, müzikal dili üzerine uzun uzun bahsetmeye gerek yok. Solo piyanonun cazın doğasında yer alan müzisyenlerin notalar ile sohbetleri şiarına zıtlık teşkil edebildiğinin farkındayım. Aslında her solo enstrüman icrası müzisyenin benliği ile bir sohbetidir. Kişi, ne denli yaşanmışlıklarla dolu bir ömür geçirdiyse bu sohbet o denli kıymetli olur. Tecrübenin ve zarafetin her notaya sirayet ettiği müstesna bir geceye tanıklık ettik.

New York’lu saksofonist Owen Broder’ın Hodges’ın müzikal kütüphanesine merak sarması kendisinin müzikle ilk tanıştığı dönemlere denk geliyor. Ellington orkestrasındaki konumuyla başlayan bu hayranlık, Hodges’ın grup lideri olarak kayıtlar gerçekleştirmesi ve kendisine daha geniş doğaçlama alanları açmasıyla devam etmiş. ** New York based saxophonist Owen Broder‘s interest in Hodges’ musical library coincides with his first encounter with music. This admiration, which began with his position in the Ellington orchestra, continued as Hodges recorded as bandleader and opened up more improvisational spaces for himself.