Yazar: Burak Sülünbaz

Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

Still in her early 20s, British saxophonist Emma Rawicz is a musician who has a great command of her instrument and truly loves and respects music. The audience watching Rawicz on the stage of the 32nd Akbank Jazz Festival at Akbank Sanat, where we went for the first time in a long time, on the evening of September 27, witnessed perhaps one of the most precious moments in modern jazz history. Because this is Rawicz’s first concert outside the UK. First of all, let’s congratulate for her success. More importantly, let’s thank the Akbank Jazz Festival for putting such a young musician on the festival stage by trusting her vision.

32. Akbank Caz Festivali kapsamında 27 Ekim’de sahne alan İngiliz saksofoncu Emma Rawicz henüz 20’lerinin başında olmasına rağmen enstrümanına son derece hakim, müziği gerçekten seven ve saygılı bir genç müzisyen. O gece, uzun bir aradan sonra ilk defa gittiğimiz Akbank Sanat’ta, Rawizc’i izleyen seyirciler belki de modern caz tarihinin en değerli anlarından birine tanıklık etti. Çünkü bu konser Rawicz’in İngiltere dışındaki ilk konseri. Bu başarısından dolayı öncelikle kendisini tebrik edelim. Daha da önemlisi, bu denli genç bir müzisyene güvenerek festival sahnesinde yer verdikleri için Akbank Caz Festivali’ne teşekkür edelim.

32. Akbank Caz Festivali’nin programında merakla beklediğim konserler arasında Ravi Coltrane konseri yer alıyor. 8 Ekim akşamı Zorlu PSM’de gerçekleşecek konserde Ravi Coltrane ile birlikte klavyede Gadi Lehavi, basta Lonnie Plaxico ve davulda Ele Howell ile sahne alacak. Ravi’nin, Alice ve John Coltrane’in eserlerinden oluşan bir repertuvarla sahne alacağı duyuruldu. Kadro ve repertuvar oldukça ilgi çekici bir konserin bizi beklediğinin habercisi.

Hiromi’yi izlerken mucizelere inanıyorum. Yaşayan en değerli piyano virtüözlerinden Hiromi’nin piyanosunda her türlü ses şiddetine denk gelmeniz mümkün. Kararlı ifadeleri, teknik mükemmeliyeti ama en önemlisi müzikal keyif veren çözümlemeleri onu günümüz müzik dünyasının en yetkin piyanistleri mertebesine çıkartıyor. Piyanosunun siyah beyaz tuşlarını sonsuz renklere boyuyor. Tarifsiz derecede başarılı sağ-sol el koordinasyonu, uzun soluklu solo icralarda dahi sıkmayan, sık değişkenlik gösteren ses paletine sahip teknik varyasyonları, virtüöz icra konusundaki algılarımı adeta yeniden şekillendiriyor. Caz standartları müziğin içinde birer çiçekse Hiromi bu çiçeklere tek tek konarak bal toplayan çalışkan bir arı gibi.

35 yıllık kariyerini çok verimli geçiren piyanist Gonzalo Rubalcaba geçtiğimiz sene iki efsane, Ron Carter ve Jack DeJohnette ile birlikte kaydettikleri, Grammy kazanan Skyline’ın ardından kendi jenerasyonlarının en üst kalibre iki muazzam müzisyeni Matt Brewer ve Eric Harland ile birlikte nefis bir kayıt daha yayınladı. Bana sorarsanız bu albümün de Grammy adaylığı kuvvetle muhtemel. Özellikle doğaçlama sololar Rubalcaba’nın gösterişli stilini vitrine çıkartacak türden. Rubalcaba’nın piyano stili karakteristik ve belirgin ancak üretim çeşitliliği asla birbirini tekrar etmeyecek türden. Ürettiği en iyi işi hep gelecek işi olarak gören bir bilince sahip.

Having spent his 35 years-long career gloriously, very productively, pianist Gonzalo Rubalcaba recorded another exquisite recording with Matt Brewer and Eric Harland, two great musicians of the highest caliber of their generation, after the Grammy-winning Skyline he recorded with two legends Ron Carter and Jack DeJohnette last year. If you ask me, this album is likely to receive Grammy nomination next year and very likely would win again. Especially the improvised solos are the kind that will showcase Rubalcaba’s flamboyant style.

Akbank Caz Festivalinin açıklanan ilk konserlerine göz attığımda ilk olarak Abdullah İbrahim ve Ravi Coltrane dikkatimi çekti ama hemen ardından gözüme HÜM takıldı. Daha önce dinlemediğim bir grupla tanışma fırsatı!

İstanbullu bir sanatsever sıfatıyla Avusturya Kültür Ofisi’nin sanata en çok katkı sağlayan kurumlardan biri olduğuna mutlulukla tanıklık ediyorum. Yeniköy’de bulunan Avusturya Başkonsolosluk binası, etkinlikler çerçevesinde sıklıkla ziyaret ettiğim yerlerden biri. St. Georg Avusturya Lisesi Mezunları tarafından kurulan Avusturya Liseliler Vakfı’nın, ilkini 2018 yılında gerçekleştirdiği ve 2019 yılında ikincisi hayata geçen Avusturya Liseliler Vakfı 3. Müzik ve Sanat Festivali pandemi dönemi sonrası üçüncü kez 17-18 Eylül tarihleri arasında yine bu özel mekanda gerçekleştirildi.

2004 yılında iki güzide piyanistmiz Eren Levendoğlu ve Gülsin Onay’ın önderliğinde ilk defa seyircisi ile buluşan Gümüşlük Müzik Festivali bu yıl 19. senesinde dinleyicilerine müzik dolu anılar hediye etmeye devam ediyor. Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarını kapsayacak şekilde dizayn edilen festival programıyla yaza yayılan bir dizi etkinlikler dizisinden oluşuyor. Eskilerin balıkçı kasabası Bodrum Yarımadasının göz bebeği Gümüşlük’de SUDA, KUMDA ve TAŞTA konseptinde Gün Batımına Karşı Festival Merkezi, Toprak Ev Önü Festival Merkezi ve Antik Taş Ocağı ile Zefirya Kültür Merkezi mekanlarında etkinlikler gerçekleştiriliyor.

Chicago’lu gitarist Tim Fitzgerald, Wes Montgomery’i çok seven bir müzisyen. İnsanın sevdiği müzisyenin adımlarına basarak yürümesinden daha güzel bir şey olabilir mi? Bu uğurda 20 yıldan fazla süredir Montgomery’nin nevi şahsına münhasır, stil sahibi ve duyulara hükmeden müziğini tahlil edebilmek için çalışıyor.