Sadeliğin Zarafeti: Abdullah Ibrahim

32. Akbank Caz Festilvali’nin şüphesiz en anlamlı konseri Abdullah İbrahim konseri oldu. Caz müziğin anıtsal isimlerinden biri olan Ibrahim 50’lerin ortasından beri müzik yaşamını sürdürüyor. Bu kıymette isimlerin sahnedeki varlıklarını görebilmek, aynı salonda nefes alabiliyor olmak bile biz caz severlerin -tabiri yerindeyse- hacı olması anlamına geliyor. Bu sebepten konserin akışı, kurgusu, müzikal dili üzerine uzun uzun bahsetmeye gerek yok. Solo piyanonun cazın doğasında yer alan müzisyenlerin notalar ile sohbetleri şiarına zıtlık teşkil edebildiğinin farkındayım. Aslında her solo enstrüman icrası müzisyenin benliği ile bir sohbetidir. Kişi, ne denli yaşanmışlıklarla dolu bir ömür geçirdiyse bu sohbet o denli kıymetli olur. Tecrübenin ve zarafetin her notaya sirayet ettiği müstesna bir geceye tanıklık ettik.

Konser öncesi yazımızda da belirtiğimiz gibi Abdullah İbrahim’in koca salonda piyanosu ile baş başa kalışını ve bir süre sonra enstrümanı ile bütünleşmesini saygı ile izledik. Ve birlikte geçirdiğimiz zamana minnetimizi kendisini ayakta alkışlayarak ilettik.

Mies van der Rohe’nin artık klişeleşmiş sözü Less is More yani sade ama öz diye ifade edebileceğimiz düşünce yapısının canlı canlı tezahürü, Abdullah İbrahim’in uzun, tek set boyunca çaldığı ve ardından sahneden ayrılmadan devam ettiği bir bis eserinde kulaklarımızdaydı. Müziğe ve Ibrahim’in son temsilcilerinden olduğu ekole saygısını yaşamak için salona gelmiş biz müzikseverlerin havaya dağılan notalardan kapmaya çalıştığı müzikal deneyimler ömürlük bir anı olarak hatıra defterlerimde yer alacak.

Abdullah İbrahim, benim yüz yüze bir kaç kelime edebilmek için yıllardır heyecanla beklediğim bir müzisyendi. Konser sonrası kendisine bir merhaba diyebilme veya en azından plak imzalatma ricasında bulunduğumu festival ekibimizden dostlarımıza ilettim. Her zaman olduğu gibi son derece nezaketle karşıladılar. Kuliste müzisyenle bir araya gelebilmek, imza alabilmek farklı koşullara bağlıdır. Her gün değişkenlik gösterir ve çok büyük oranda sanatçının ve menajerin izni ile gerçekleşir. Sağlık sorunları nedeniyle sanatçıyı yormamak adına sadece plakların kulise gidip imzalatılıp getirilebileceğini söylediler. En azından şansımızı deneyelim dedik. Muhteşem bir haberdi. Plaklar kulise gitti, Ibrahim kapakta oldukça geniş bir alan tutan imzası ile plaklara şeref vermiş yani imzalamış, ardından plakların sahibi müzikseveri görmek istediğini söylemiş. Koşa koşa kulise gittiğimde tahtında oturmuş vakur bir kral gibiydi. Heyecandan ağzımdan dökülen bir kaç kelimeye nazik gülümsemesiyle bir kaç kelime ile yanıt verdi ve cazın yaşayan en önemli isimlerinden biri ile konuşabilme hayalimde gerçekleşmişti.

Salonu dolduran zarif piyano notalarına, bu notaları meydana getiren Abdullah Ibrahim’e ve bu geceyi meydana getiren zarif, çalışkan ekibe minnetlerimizle

Burak Sülünbaz

Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

Burak Sülünbaz 'in 164 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Burak Sülünbaz ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir