Patricia Brennan – Of the Near and Far / Ahmet Doğu İpek – Yerin Sesi – Taşın Yüzü
Yakınlar ve uzaklar birleşiyor. Aralarındaki mesafe kısalıyor. Yerle gök buluşuyor. Taşlar yıldızlara taşınıyor, yıldızlar yeryüzüne konuyor, yıldızlar kayıyor, güneş tutuluyor, aydınlık karanlığa kavuşuyor, gün geceye dönüşüyor, bir şeyler oluyor.
Dinlerken, Ahmet Doğu İpek’in Yerin Sesi – Taşın Yüzü kitabını inceliyorum. Albüm için kurduğum cümlelerin aynılarını kurasım geliyor.
Of the Near and Far ve Yerin Sesi – Taşın Yüzü’nün zihnimdeki bağlantısını kuran yalnız bu eşzamanlılık olmasa gerek. Aklımda bir cümle parıldıyor: Somehow they are inextricably linked.

“I constantly wonder what lies beyond. Amid the vastness of the stars, there is a sense of balance and symmetry that captivates me, an order at the heart of chaos. The innate patterns of constellations have always stirred my curiosity, prompting me to explore how these celestial shapes might be translated into music.”*
İpek müzisyen olsaydı sanki bu cümleleri kurardı. Vibrafonunun uzaylılığını yaylıların dünyalılığıyla harmanlar, davulun kusursuz ritmiyle piyanonun kaotik vuruşlarını birbiriyle anlaştırırdı. Brennan gibi sanki o da parçalarının isimlerini takımyıldızlardan bulur, koyardı.
Ve bu adını takımyıldızlardan alan parçalar aynı zamanda taşlara, kayalara da atıf yapıyor sanki: İpek’in Tamir serisiyle bağlanıyor, göklerden, yıldızlardan kopup düşen taşları, Aşı’yı, Lapis Lazuli’yi, Mahfuz’u imliyor. Onlar kadar hem uzaylı, hem dünyalı, hem soyut, hem somut, hem doğada bulunduğu halleriyle kusurlu-kusursuz, hem de zanaatkâr yontması neticesindeki beşeri işlenmişliklerindeler. Her biri tarih öncesini, şimdiyi ve ışık yılı ölçeğindeki uzaklıkları imliyorlar. Günün getirdikleri kursağımıza otururken böyle albümler dinleyip böyle sanat eserlerine bakıyoruz, onlarla zamanımızı geçiriyoruz. Canlılığımızı bize yeniden bahşediyorlar. Yaşadığımızı hatırlıyoruz. Bunun iç burukluğuyla coşkusunu aynı anda yaşıyoruz: “Atmosferden duyguları toplayıp onların resmini yapmak gibi…”**
Albümün son parçası: When You Stare Into the Abyss. İpek’in Ma serisi -hint mürekkebiyle kaplanmış kağıt üzerine çentik çentik işlediği galaksileri, karadelikleri.
Parçayı dinlemek / Ma’ya uzaktan, uzun uzun bakmak.
Inextricably linked.
And if you gaze for long into an abyss, the abyss gazes also into you.***
Boşlukların içine bakarken boşluklardan kendimize bakıyoruz.
Hepsi bize kendimizi gösteriyor.
*https://www.paris-move.com/reviews/patricia-brennan-of-the-near-and-far/
** https://argonotlar.com/zamana-maruz-birakilmis-bir-sergi-ve-bir-soylesi/
***Nietzsche, F., Beyond Good and Evil.
■
Sunny Five – Candid
David Lynch profesyonel bir müzisyen olsaydı sanki bu müziği yapardı.
Serbest doğaçlamadan metale, rock’tan caza, ambient’tan elektroniğe sert ama bir o kadar da sırıtmayan geçişler. Sınıflandırılamaz bir delilik. Bir şeylerin serbest bırakılışı. Karanlıkta kalanın güne çıkışı. Tekinsizliğin estetiği. Gündelik yaşamın yüzeysel aralıklarındaki sürreel olgular. Tehlike. Sana zarardan çok haz veren türden. Kesinlikle gece. Grubun adı müziği dinleyince daha bir anlamlı oluyor. Gündüzler karanlığa gömülüyor. Güneş tutuluyor. Bir daha da normale dönmüyor. Helios ölüyor. Post-apokaliptik bir dünyada yıkılmış endüstriyel şehirlerin sokaksızlığında dolaşıyoruz. Bu grupla birlikte. Scavengers. Ruh avcı ve toplayıcıları. Çöpçüleri. Artıkçıları.
Üstü cam ve betonla kaplanan yeryüzüne yakışır umutsuz/karamsar/gerçekçi bir albüm.
■
New Stockholm Chamber Orchestra & Lev Markiz – Schnittke: Concerto Grosso I / Oboe and Harp Concerto / Piano Concerto
Polistilizm. Schnittke’nin eski ve yeni stilleri birlikte, yan yana –juxtaposition– kullanma tekniği.
Yirminci yüzyıl Barok’u. Eski ile yeni yan yana. Kutsal ile profan. Basit ile karmaşık. Eski dünya ile yeni dünya. Eski insan ile yeni insan.
Doğu Almanya.
İki büyük savaş sonrası bir Soğuk Savaş dünyası. Yıllar geçtikçe kaslarını gevşeten Sovyetler. Schnittke’yi engellemek yerine tasvip etmemekle yetinen.
Schnittke’nin film müziklerini düşünüyorum. Sovyetlerin soft power ürünlerinden biri müzik miydi?
1976-77 yıllarında yazılmış bir Concerto Grosso. Melodiyi ilerleten tek değil birçok enstrüman. Arkada destekleyici ve çoğaltıcı orkestra. Barok. Aynı yıllardan başka parçalar: Boney M.’den Daddy Cool, Queen’den Bohemian Rhapsody, Elton John ve Kiki Dee’den Don’t Go Breaking My Heart.
1940’lı yıllardan sonra insana dair o grandiose şeylerin -muhtemelen ebediyen- sona erdiğini belki bilinçli belki bilinçsiz ilan etmek.
Bitti, diyor, kabullenin.
Belki de sadece dinlemek istediği müziği yazmıştır Schnittke.
Retrospektif yakıştırmalar bunlar.
■
Matt Haimovitz – J.S. Bach: The Cello Suites
Bach’ın çello süitlerinin sayfalarını 1890 yılında, Barselona’da 13 yaşındaki çellist Pablo Casals bulmasaydı bu müziği belki de hiç dinleyemeyecektik.
Haimovitz’in yorumu Casals yorumundan beri sanki en yeni, cesur ve farklı olanı.
Ya da Bach’ın kendisine en sadık yorum olabilir mi?
Barok’a yakışan bir kalınlık ve doğru orantılı olarak da seküler ve otoriter.
Pütürlü dokulu. Odunsu. Amber. Şömine. Yanık kokular. Fümelenmiş. Tuzlanmış. Aynı zamanda çiğ. Lakerda diyeceğim. Bach lakerda yemiş midir? Vazgeçesim geliyor. Bu sanki işlenmemiş bir stil. Doğal. Raw.
Haimovitz, sosyal medya hesaplarından anlaşıldığı üzere, ne yazık ki azılı bir siyonist olacak kadar cahil. Bir caz müzisyenindense bir klasik müzik müzisyeninin siyonist olması nedense daha mantıklı geliyor. Daha muhtemel bir şeymiş gibi. (Bunun üzerine düşüneceğim.)
Ve 1710’da Matteo Gofriller tarafından Venedik’te yapılmış bir çello çalıyor.
■
Jean-Guihen Queyras – Bach: Complete Cello Suites
Versatilite.
Yumuşacık. İpek gibi. Süet gibi. Pürüzsüz. Kusursuz. Hassas. Kırılgan. Duygusal. Yine de temposu yüksek. Ağlak değil. Durağan değil. Dinamik. Akışkan. Kaygan. Islak değil. Kuru değil. Nemli.
Hakkında bilgi bulamadım ama muhtemelen Queyras da siyonist. Ya da ona yakın bir şey.
1707’de Cremona’da yapılmış “Kaiser” Stradivarius’u çalıyor.
Sonuç olarak Yo-Yo Ma ve Rostropovich yorumlarından daha cesur ve otantik bulduğum iki yorum.
■
Sesler ve Cümleler/ 1
Sesler ve Cümleler/ 2
Sesler ve Cümleler/ 3
Sesler ve Cümleler/ 4
Sesler ve Cümleler/ 5
Sesler ve Cümleler/ 6
Sesler ve Cümleler/ 7


