Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    SESLER ve CÜMLELER

    Sesler ve Cümleler/ 8

    Mert ÇakırcalıBy Mert Çakırcalı2 Aralık, 2025
    Sesler ve Cümleler, Patricia Brennan

    Patricia Brennan – Of the Near and Far / Ahmet Doğu İpek – Yerin Sesi – Taşın Yüzü

    Yakınlar ve uzaklar birleşiyor. Aralarındaki mesafe kısalıyor. Yerle gök buluşuyor. Taşlar yıldızlara taşınıyor, yıldızlar yeryüzüne konuyor, yıldızlar kayıyor, güneş tutuluyor, aydınlık karanlığa kavuşuyor, gün geceye dönüşüyor, bir şeyler oluyor.

    Dinlerken, Ahmet Doğu İpek’in Yerin Sesi – Taşın Yüzü kitabını inceliyorum. Albüm için kurduğum cümlelerin aynılarını kurasım geliyor.

    Of the Near and Far ve Yerin Sesi – Taşın Yüzü’nün zihnimdeki bağlantısını kuran yalnız bu eşzamanlılık olmasa gerek. Aklımda bir cümle parıldıyor: Somehow they are inextricably linked.

    Sesler ve Cümleler, Ahmet Doğu İpek

    “I constantly wonder what lies beyond. Amid the vastness of the stars, there is a sense of balance and symmetry that captivates me, an order at the heart of chaos. The innate patterns of constellations have always stirred my curiosity, prompting me to explore how these celestial shapes might be translated into music.”*

    İpek müzisyen olsaydı sanki bu cümleleri kurardı. Vibrafonunun uzaylılığını yaylıların dünyalılığıyla harmanlar, davulun kusursuz ritmiyle piyanonun kaotik vuruşlarını birbiriyle anlaştırırdı. Brennan gibi sanki o da parçalarının isimlerini takımyıldızlardan bulur, koyardı.

    Ve bu adını takımyıldızlardan alan parçalar aynı zamanda taşlara, kayalara da atıf yapıyor sanki: İpek’in Tamir serisiyle bağlanıyor, göklerden, yıldızlardan kopup düşen taşları, Aşı’yı, Lapis Lazuli’yi, Mahfuz’u imliyor. Onlar kadar hem uzaylı, hem dünyalı, hem soyut, hem somut, hem doğada bulunduğu halleriyle kusurlu-kusursuz, hem de zanaatkâr yontması neticesindeki beşeri işlenmişliklerindeler. Her biri tarih öncesini, şimdiyi ve ışık yılı ölçeğindeki uzaklıkları imliyorlar. Günün getirdikleri kursağımıza otururken böyle albümler dinleyip böyle sanat eserlerine bakıyoruz, onlarla zamanımızı geçiriyoruz. Canlılığımızı bize yeniden bahşediyorlar. Yaşadığımızı hatırlıyoruz. Bunun iç burukluğuyla coşkusunu aynı anda yaşıyoruz: “Atmosferden duyguları toplayıp onların resmini yapmak gibi…”**

    Albümün son parçası: When You Stare Into the Abyss. İpek’in Ma serisi -hint mürekkebiyle kaplanmış kağıt üzerine çentik çentik işlediği galaksileri, karadelikleri.

    Parçayı dinlemek / Ma’ya uzaktan, uzun uzun bakmak.

    Inextricably linked.

    And if you gaze for long into an abyss, the abyss gazes also into you.***

    Boşlukların içine bakarken boşluklardan kendimize bakıyoruz.

    Hepsi bize kendimizi gösteriyor.

    *https://www.paris-move.com/reviews/patricia-brennan-of-the-near-and-far/
    ** https://argonotlar.com/zamana-maruz-birakilmis-bir-sergi-ve-bir-soylesi/
    ***Nietzsche, F., Beyond Good and Evil.

    ■

    Sunny Five – Candid

    David Lynch profesyonel bir müzisyen olsaydı sanki bu müziği yapardı.

    Serbest doğaçlamadan metale, rock’tan caza, ambient’tan elektroniğe sert ama bir o kadar da sırıtmayan geçişler. Sınıflandırılamaz bir delilik. Bir şeylerin serbest bırakılışı. Karanlıkta kalanın güne çıkışı. Tekinsizliğin estetiği. Gündelik yaşamın yüzeysel aralıklarındaki sürreel olgular. Tehlike. Sana zarardan çok haz veren türden. Kesinlikle gece. Grubun adı müziği dinleyince daha bir anlamlı oluyor. Gündüzler karanlığa gömülüyor. Güneş tutuluyor. Bir daha da normale dönmüyor. Helios ölüyor. Post-apokaliptik bir dünyada yıkılmış endüstriyel şehirlerin sokaksızlığında dolaşıyoruz. Bu grupla birlikte. Scavengers. Ruh avcı ve toplayıcıları. Çöpçüleri. Artıkçıları.

    Üstü cam ve betonla kaplanan yeryüzüne yakışır umutsuz/karamsar/gerçekçi bir albüm.

    ■

    New Stockholm Chamber Orchestra & Lev Markiz – Schnittke: Concerto Grosso I / Oboe and Harp Concerto / Piano Concerto

    Polistilizm. Schnittke’nin eski ve yeni stilleri birlikte, yan yana –juxtaposition– kullanma tekniği.

    Yirminci yüzyıl Barok’u. Eski ile yeni yan yana. Kutsal ile profan. Basit ile karmaşık. Eski dünya ile yeni dünya. Eski insan ile yeni insan.

    Doğu Almanya.

    İki büyük savaş sonrası bir Soğuk Savaş dünyası. Yıllar geçtikçe kaslarını gevşeten Sovyetler. Schnittke’yi engellemek yerine tasvip etmemekle yetinen.

    Schnittke’nin film müziklerini düşünüyorum. Sovyetlerin soft power ürünlerinden biri müzik miydi?

    1976-77 yıllarında yazılmış bir Concerto Grosso. Melodiyi ilerleten tek değil birçok enstrüman. Arkada destekleyici ve çoğaltıcı orkestra. Barok. Aynı yıllardan başka parçalar: Boney M.’den Daddy Cool, Queen’den Bohemian Rhapsody, Elton John ve Kiki Dee’den Don’t Go Breaking My Heart.

    1940’lı yıllardan sonra insana dair o grandiose şeylerin -muhtemelen ebediyen- sona erdiğini belki bilinçli belki bilinçsiz ilan etmek.

    Bitti, diyor, kabullenin.

    Belki de sadece dinlemek istediği müziği yazmıştır Schnittke.

    Retrospektif yakıştırmalar bunlar.

    ■

    Matt Haimovitz – J.S. Bach: The Cello Suites

    Bach’ın çello süitlerinin sayfalarını 1890 yılında, Barselona’da 13 yaşındaki çellist Pablo Casals bulmasaydı bu müziği belki de hiç dinleyemeyecektik.

    Haimovitz’in yorumu Casals yorumundan beri sanki en yeni, cesur ve farklı olanı.

    Ya da Bach’ın kendisine en sadık yorum olabilir mi?

    Barok’a yakışan bir kalınlık ve doğru orantılı olarak da seküler ve otoriter.

    Pütürlü dokulu. Odunsu. Amber. Şömine. Yanık kokular. Fümelenmiş. Tuzlanmış. Aynı zamanda çiğ. Lakerda diyeceğim. Bach lakerda yemiş midir? Vazgeçesim geliyor. Bu sanki işlenmemiş bir stil. Doğal. Raw.

    Haimovitz, sosyal medya hesaplarından anlaşıldığı üzere, ne yazık ki azılı bir siyonist olacak kadar cahil. Bir caz müzisyenindense bir klasik müzik müzisyeninin siyonist olması nedense daha mantıklı geliyor. Daha muhtemel bir şeymiş gibi. (Bunun üzerine düşüneceğim.)

    Ve 1710’da Matteo Gofriller tarafından Venedik’te yapılmış bir çello çalıyor.

    ■

    Jean-Guihen Queyras – Bach: Complete Cello Suites

    Versatilite.

    Yumuşacık. İpek gibi. Süet gibi. Pürüzsüz. Kusursuz. Hassas. Kırılgan. Duygusal. Yine de temposu yüksek. Ağlak değil. Durağan değil. Dinamik. Akışkan. Kaygan. Islak değil. Kuru değil. Nemli.

    Hakkında bilgi bulamadım ama muhtemelen Queyras da siyonist. Ya da ona yakın bir şey.

    1707’de Cremona’da yapılmış “Kaiser” Stradivarius’u çalıyor.

    Sonuç olarak Yo-Yo Ma ve Rostropovich yorumlarından daha cesur ve otantik bulduğum iki yorum.

    ■

    Sesler ve Cümleler/ 1
    Sesler ve Cümleler/ 2
    Sesler ve Cümleler/ 3
    Sesler ve Cümleler/ 4
    Sesler ve Cümleler/ 5
    Sesler ve Cümleler/ 6
    Sesler ve Cümleler/ 7

    Ahmet Doğu İpek Jean-Guihen Queyras Lev Markiz Matt Haimovitz New Stockholm Chamber Orchestra Patricia Brennan Sesler ve Cümleler Sunny Five
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleBenim caz dünyam
    Next Article Müziğe tutunduk, müziğe sarılacağız
    Avatar fotoğrafı
    Mert Çakırcalı
    • Instagram

    Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu, malum koşullarda yaşayabilmek için bankacı olmuş genç bir yazar. Bibliyofil ve obje fetişisti. Müzik eleştirmenliğine öykünüyor. Çeşitli müziklere, sanatlara ve kültür ürünlerine maruziyetini, bunların zihninde dokunduğu ve harekete geçirdiği şeyleri yazıyor.

    Related Posts

    Sesler ve Cümleler/ 12

    20 Mayıs, 2026

    Sesler ve Cümleler/ 11

    30 Nisan, 2026

    Sesler ve Cümleler/ 10

    19 Mart, 2026
    Yazarlar
    Kimiz?

    Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

    DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

    Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

    İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

    Yazıların telifi yazanlara aittir.

    Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

    Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

    Reklam: [email protected]

    Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

    Kanalı Görüntüle