Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    ARDINDAN: 2025

    Müziğe tutunduk, müziğe sarılacağız

    Erkin Can SeyhanBy Erkin Can Seyhan3 Aralık, 2025
    Erkin Can Seyhan

    2025’i başka türlü uğurlayalım istedik, müziği hayatının merkezine koyanlara, müzisyenlere, yazarlara, organizatörlere, işletmecilere, dinleyicilere, söyleyeceklerinin muteber olacağına inandığımız kişilere başvurduk; bitmek üzere olan yıldan kendilerine kalanı, kendilerinden başkalarına kalanları, 2025’i müzikal açıdan nasıl geçirdiklerini yazmalarını rica ettik. Yazar Erkin Can Seyhan bizi kırmadı, 2025’de müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.

    ■

    Böyle bir coğrafyada, böyle bir dünyada kolay geçen yıl var mıdır, bilmiyorum. Hep mi böyleydi, onu da bilmiyorum ama bir yılı on yıl gibi yaşıyor, geride kalan on yıla asırları sığdırmış gibi hissediyoruz. Bizim kuşağa, kimin dediğini hatırlamıyorum, “birkaç yılda gördükleriyle 68 kuşağı gibi oldular” diyen olmuştu. Bu tespiti anlamamak ve katılmamak hayli güç.

    Bu tür bir yaşamı, bireysel veya toplumsal olarak yaşadığımız yetmiyor; idrak etmek, anlamlandırmak, hafızaya arşivlemek ve yeri geldiğinde bellek tazelemek durumundayız. Bu bir kabiliyet meselesi olmakla birlikte sistematik bir alışkanlık olarak da sergilenebilecek bir performans. Hayatın doğrusal gibi görünen ama hayli inişli, çıkışlı ve olaylarda, durumlarda olduğu gibi akla mukayet olmada da zorluk çıkaran çizgisi; tıpkı bilgisayarlara kaydettiğimiz sistem geri yükleme noktaları gibi hatıralarla ve anlamlandırmalarla doldurulmaya muhtaç. İşte müzik, bunu doğrusal bir çizginin üzerine konumlanan bir nokta olarak değil; bizimle o çizgiyi yürüyen bir olgu olarak en sıkı dostlarımızdan biri.

    2025’i temsil eden çizgide müzikle nasıl yürüdüğümü düşünmek için 2024’e sığmayan olaylarla ve durumlarla başlamam gerek. 2024 benim için kayıplarla dolu bir yıl oldu. Öncelikle hepimizin tanıdığı ve birçoğumuzun sevdiği Gökçe Akçelik ve İrfan Alış gibi kişisel tarihimde ve müzik kültürümde de yeri büyük olan isimleri kaybetmemizin hüznü 2025 boyunca yanımda olmaya devam etti. Yine 2024’ün sonbaharına babamı kaybetmekle girdiğim için bu olayın şokunu terk edip esas duygularını yaşamak da 2025’e kaldı.

    Yazıyı yazmadan önce hafızamı temizledim, yerli müzikte 2025’te, son on yılın birçoğunda olduğu gibi aşırı dozda Replikas dinlemişim, Bülent Ortaçgil dinlemişim; Peyk, Ayyuka, Pentagram, Erdal Erzincan, Arif Sağ, Nekropsi, Okay Temiz ve Yasak Helva dinlemişim. Tabii ki Jazz Semai’nin yeniden daha ulaşılabilir bir albüm olması, memleketimizin ilk caz albümüyle geçirdiğim süreyi de hatrı sayılır noktalara getirdi. Bu isimler, dinleme yoğunluğumda en koyudan başlayan bir sıralamayı temsil etmiyor. Yerli birçok grup daha bu listeye girer ama bu yılın bana yolluk olarak emanet edeceği ruh halinde ön plana çıkan isimler bunlar.

    Yılın ilk aylarında belirttiğim kişisel duygular ağır basıyordu. Yorgun bir zihinle sadece çalışmaya vakit ayırmak, hafta sonlarını ise asosyallik hastalığına boyun eğerek geçirmek gibi iki kötü alışkanlığım vardı. İnsanlarla göz göze gelmek, dayanışmak, duygudaşlık etmek, ortak değerleri savunmak gibi ihtiyacımız olan mevzular da Saraçhane günleriyle birlikte hayatıma yeniden girdi. Ne kadar yalnız hissettirilmeye çalışıldıysak o kadar bir araya geldik. Gezi’den hatırladığımız şarkıları tekrar haykırarak söyledik, duruma uyan ve sevdiğimiz şarkıları duruma uyarladık, yıllardır yanımızda olan ve yine yanımızda olacağını bildiğimiz müzisyenler bizi haklı çıkardıkça duygulandık.

    2025’in ikinci yarısına kadar bireysel, toplumsal pek çok duyguyu ve ilişkiyi yoğun biçimde idrak ederken yılın ikinci yarısında yine bireysel gelişmeler ve ailedeki kayıplarla kendimle baş başa kaldığım bir dönem oldu. Aslına bakarsanız, yalnızlık da birliktelik de iç içe yaşanan şeyler olmakla birlikte farklı dönemlerde farklı dengelerle etki etti. Değişmeyen nadir şeylerden biri de müziğe tutunmanın tadıydı ve bu yıl da o tadı çıkaran çocuklardan biriydim.

    Fazlasıyla kişisel örneklerin sonuna gelmek için son bir anekdot paylaşayım. Bu memlekette yapılmış işlerden en çok Roll dergisini sevme sebebim, Derya Bengi ile bugünlerde yayımlanacak bir söyleşimde okuyacağınız, ya da belki de okuduğunuz üzere; derginin kapağında tür olarak hiç benzemez isimleri aynı bakışta görmekti. Müziğin mutfağında ve tarihinde de güçlü etkileşimler var ama hayattaki müziğin etkileşiminin ucu çok açık. 2025’in yazında babamın babasını, dedemi kaybetmeden önceki gecelerde mor ve ötesi ve Slowdive konserlerindeydim. Konser ile cenaze haberi arasında bir buçuk gün gibi zaman aralığı oldu. Sudan çıkmış balık gibi çıkılan yolun yoldaşı müzik oldu. Babamın zeytin ağaçlarının yaşamaya devam ettiği köy evindeki ilk sabahımızda pencereden dışarı bakınca gördüğümüz manzara Atom Heart Mother kapağı gibiydi ama zihnimizde, bulunduğumuz yerin farkındalığıyla Muhabbet kasetleri ya da İzzet Altınmeşe’nin 33’lükleri dönüyordu. Bu kadar hüzünlü bir günün içinde, zihnimin bir köşesinde müziğin sevdiğim hiçbir türünün hiçbir vakit susmamasının bana getirdiği terapi duygusunu o günlerde yaşadığımız üzüntü ve stresten daha uzun süre hatırlayacağıma eminim.

    Müziğin susmaması derken, biz bu memlekette yalnız bırakıldıkça, üzüldükçe, en sevdiğimiz dostumuzdan da uzaklaştırılmakla cezalandırılıyoruz. Hiçbir sorumlunun, müzik ya da “eğlence” dışında hiçbir sektörün rahatını bozmadığı yerde biz müziği gizli gizli dinler hâle geliyoruz. Ancak, biz kendimizi bildiğimiz için müziğin nasıl bir direniş ve birliktelik biçimi olduğunu da çok iyi biliyoruz. Hayatın bu kadar iyi, kötü, güzel, zor duyguyu ve durumu plansızca üzerimize bocaladığı vakitler belli ki çoğunlukta olacak. Müzik ise ona tutunmaya çalıştıkça bizi sarıp sarmalamaya ve hatıralarımızı kalıplaşmış, yüzeysel, otonom eğilimlerinden kurtararak zihnimize ve belleğimize lezzet katmaya devam edecek.

    Birçok müzisyen ve albüm ismi geçti, kişisel bir yazı oldu. Buranın bir caz sitesi olduğunun farkındalığıyla 2025’te en hoşuma giden müzik meselelerinden birinin de Jazz Semai’nin plağının tekrar basılması olduğunu söyleyebilirim. Plağın çıktığı tarihten sonraki ilk ay başında, maaşımın açılışını Opus 3A’da yaparken çocuklar gibi şendim. Ayrıca, Okay Temiz’in birbirinden müthiş albümlerinin ve konser kayıtlarının Caz Plak tarafından şık edisyonlarla basılması da en az bu kadar mutluluk verici oldu. Ara Güler’in insana balıkçılığa merak saldıracak lezzetteki fotoğrafıyla hayat bulan Don Cherry Trio Ortf, Paris – 1971 plağının Japon edisyonunu aldığımda dünyalar benim oldu. Bu Albümün Nesi Güzel için 2024’e veda listesi hazırladığımızda tanıştığım Erinç Güzel ve Haluk Damar’ın emekleri, benim için yılın hakkı teslim edilmesi gerekenleri arasında önem sahibi. Ayrıca ikincisi düzenlenen ve cazı bu yıl bence daha güzel mekânlara, doğrudan sokağa taşıyan Beyoğlu Caz Festivali de umut verici bir gelenek adayı olarak ön plana çıkıyor. Önümüzdeki yıl festivale daha çok ihtimam ve katkı göstermeyi bir müzik neferi olarak çok isterim.

    Bütün bu anlattıklarım, 2025’te benim için müziğe tutunma olgusunun birer parçalarıydı. Ancak, 2023 Şubat’ta yaşadığımız deprem ve peşinden gelen birçok şey nedeniyle müziğe sarıldığımı pek hissedemiyordum. Son bir-iki ay bu anlamda bazı şeyleri çözdüğüm, kendimi daha iyi ve odaklı hissettiğim bir dönem oldu. Müziğe sarılmak için ilk adımı attığımda yine sevdiğim müzisyenlerle, müzik yazarlarıyla yolum daha sık kesişmeye başladı. Müzikle, müzik gazeteciliği ya da yazarlığıyla ilgili kontrolüm dışındaki güzellikler de bu eğilimi yeniden performansa dökebildiğim ilk günlerde karşıma çıkmaya başladı. Örneğin, Turgay Bey’in bu yazıyı yazmam için beni araması bu güzelliklerden biriydi.

    Bütün bunların bir işaret olduğunu düşünüyor, 2025’te müziğe tutunmakta inat etmenin ödülünü 2026’da doyasıya sarılarak alacağımızı düşünüyorum. Tutunmayı hafife almayalım, mesela bu yıl pikabım olmadığı halde aldığım plaklar da bir tutunma biçimiydi. Plak dükkanında bir araya gelmek de bu tutunmanın bir parçası. Yeni yıldan beklentim de sağlam bir pikap almak ve sarılma aşamasının hakkını vermek, o dükkanların müdavimi olmaya devam etmek. Hayat ve memleket ne kadar zorlayıcı olursa olsun müziğe tutunmakta da sarılmakta da inatçıyız ama dilerim ki bu meydan okuma lafta kalsın, önümüzdeki yıl da gönül rahatlığıyla birbirimizi daha çok dinlediğimiz, anladığımız bir yıl olsun. Müzikle kalalım.

    Saygılar, dostluklar!

    Erkin Can Seyhan

    ■

    Ardından: 2025 dosyası
    Erkin Can Seyhan
    Neden Özel

    Ardından: 2025 Erkin Can Seyhan
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleSesler ve Cümleler/ 8
    Next Article 2025 ve Japonya
    Erkin Can Seyhan

      İstanbul'da yaşayan bir gazeteci, yayınevi emekçisi ve müzik tutkunu. Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünün lisans mezunu, yüksek lisans öğrencisidir. Fotoğraf, şehir kültürü, müzik, siyaset ve efemeralara ilgi duyar. Bu Albümün Nesi Güzel'in kurucusudur.

      Related Posts

      Devran dönüyor

      29 Aralık, 2025

      Dünden bugüne, bugünden yarına

      29 Aralık, 2025

      Türkiye’de Müziğe Tutunmak

      29 Aralık, 2025
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle