Dark Blue Notes, müzik ve sanat dostlarıyla birlikte yılı uğurluyor. Dark Blue Notes kurucu ortağı, yazar Burak Sülünbaz, 2025’te müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.
■
21. yüzyılın ilk çeyrek asırı geride kalıyor. İşlerin artık geçtiğimiz yüzyıldan çok farklı bir seyir izlediğini gözlemliyoruz. Kültürel faaliyetlere ilgi dünyanın her yerinde sayısal olarak artış gösteriyor, ama kültür krizi diye nitelendirebileceğimiz bir durum içinde olduğumuz da çok açık. Karamsar göründüğünün farkındayım. Kültür her zaman varlığını sürdürse de alt kültür ya da öteki kültür artık bütünüyle yaşam savaşı veriyor. Popüler olanın, kolay tüketilir olanın diğerine yaşam şansı vermeyecek şekilde üstün kılındığı bir düzendeyiz ve bu istila geri döndürülemez şekilde büyüyor. Bununla beraber yıllardır alıştığımız kültür sanat medyaları ya da müzik mecraları artık kendisine biçilen kaftanın içine girmek için biçim değiştiriyor ve takdimciliğe doğru evriliyor.
Artık eleştirmen kelimesinin bizde bir karşılığı yok. (Hepimizin bildiği gibi çoğu kişi sadece yapay zeka kullanıcısı. Yapay zeka mevzuları bu yılın üstüne en çok tartışılan konusu oldu, ben pas geçtim.) Halen sağda solda 1-2 tane kaldıysa okurunun güvenini kazanmış bir eleştirmen, kültürü geliştirmek adına doğru gördüğü eleştirileri yapar. Kimse husumet gütmek için eleştirmenlik gömleğini giymemiştir. Ne bir kuruma olan biat, ne de bir kişisel menfaat, eleştirmenin pusulası olmamalıdır. Sadece müziğe ve sanata sadakatli olmak hakikattir. Bugün geldiğimiz noktada övgü üretmeyen bir kalemseniz ya aptalsınız, ya hain, ya gereksizsiniz ya da hiç yoksunuz. Eğer takip ettiğiniz yerlerde artık bir eleştiri göremediyseniz, kendine çekidüzen vermek istemeyen, özgüveni eksik, yaptığı işe güvenmeyen müzisyen ve kurumların tahammülsüzlüğü sebebiyle eleştirmenin güzele olan inancını yitirmesindendir.
Kişisel gelişimin en değerli öğelerinden biri olan kültür-sanat, günümüzde yalnızca sosyalleşmeye götüren bir araç olarak kabul ediliyor. Ufacık çocukların bile artık bildiği plasebo etkisi ve anı kaçırma korkusu elementlerini kültür-sanat tüketicilerini yönlendirmek için kullanan etkinlik simsarları bu yıl da ‘dünyanın en iyi müzisyeni’ni, ‘galaksinin en eğlenceli topluluğu’nu ve ‘çığır açan müzikal deneyimleri’ alıcılarına yüksek fiyatlara sattı. Bunu nasıl mı yapıyorlar? Az önce bahsettiğim takdimciliği yazarlık olarak göstermeye çalışan, gazeteci kisvesi altındaki laf kalpazanlarının süslü püslü övgü zırvaları ve instagram hikayeleri ile algıları yanıltarak. Bugün için alan memnun, satan memnun; ama yarın geriye dönüp baktığımızda dejenerasyonun boyutunun korkutucu olduğunu göreceğiz.
Murathan Mungan’ın bir sözünü okumuştum: ”Entelektüel vicdanın ve entelektüel ahlakın bu kadar kayıp verdiği ve yozlaştığı bir dönemde, hala inatla devam etmek, gerçeğe, güzele hakikate kendimizi borçlu bilmek ve inşa etmenin önemli olduğunu, bizden sonraki kuşaklara mutlaka aktarmamız gerekiyor”. Dark Blue Notes, bu şiarla 2025’i katma değer üreten çok farklı bir proje ile uğurladı.
Yayın yönetmenimiz Turgay Yalçın’ın muazzam fikri “Ardından 2025” konseptimizi hayata geçirmek için pek çok kıymetli arkadaşımızla görüştük. Öncelikle bu projenin yaşama geçmesinin baş mimarı olarak kendisine teşekkür ederim. “Geçtiğimiz yılınız nasıl geçti? Zihninizde, cebinizde neler kaldı?” diye sorduk. Birçok dostumuz, kıymetli zamanlarını ayırıp, katkı sağladı. Yaş, cinsiyet, takipçi sayısı, meslek ve görüş ayırt etmeksizin bir araya gelindi. Bazı konular ve kişiler görünürlük kazandı, bağlantılar kuruldu, yeni dünyalara konuk olundu. Okuduğunuzda sizi de şaşırtacak, tamamı kişisel deneyimlerle örülü, yüzde yüz samimi, ufuk açıcı şahane yaşam öyküleri, gönül muhasebeleri, çıkarımlar ve yaşamdan alınan dersler var. Memlekette ne kadar müstesna müzik severe, ortak sevgimiz vesilesiyle temas etmişiz. Her birine tek tek çok teşekkür ederim. Bu proje dönemi, benim için aynı zamanda çevremle mesafemi ve iyi niyetimi sorgulamama vesile olan dönemlerden biriydi.
2025 bazılarımız için umutlarla başlamıştı ama 19 Mart günü vicdan sahibi pek çoğumuz için hayatla ilişkimizi değiştiren, kazananın olmadığı, kaybedenin geleceğimiz olduğu bir gün oldu. Yorucu bir 23 yılın ardından şaka yapmanın bile anlamsızlaştığı ‘yeni’ bir yaşam stili yadsınamaz bir şekilde hayatlarımıza girdi.
Uzun bir süre müziğe tutunabilecek kadar bile güçlü olmadım, kelimelerim benden uzaklaştı. Haddizatında yaşananlar umut ve mutluluk kelimelerine bakışımızı da değiştirmişti. Yazdığım, yaşadığım her şeyin geri planında bize zorla dikte edilen bir yeni dünyanın geleceğimizi nasıl etkileyeceğinin endişesini duyuyorum artık. 2025’den bahsedeceksek bu hususu da görmezden gelemem.
Geçtiğimiz yıl da önceki yıllarda olduğu gibi gidenlerle ve kalmaya devam edenlerle doluydu. Sadece siyasette değil yaşamın her alanında konumunu kaybetmek istemeyenler, sıcacık koltuklarına sıkıca sarılmaya devam etti. Konfor alanından çıkmamayı ‘mutlu yaşam’ sanan korkaklar, kendilerini bu yıl daha da büyük yalanlara kaptırdı, hayatlarını sahte mutluluklarla dolu daha da derin çukurların içine sapladılar.
Bütün bunlara rağmen müzik yine de hayatımın her anında. Dün buradaydı, yarın herkes başka bir yerlerde, başka bir şeylerle uğraşırken burada benimle olacak.
Her yıl onlarca kaliteli konser izlediğimiz ismi lazım değil bir konser salonu, geçtiğimiz yıllarda program olarak iyice zayıflamıştı; bu yıl malum sebepten dolayı faliyetlerine bir yıl ara verdi. Döndüğünde de muhtemelen yorgun olacak. Bir diğer konser mekanı sessiz sedasız faaliyetine son verdi. Yolunu unuttuğum 1-2 tanesinin sezon programında caz konseri bulabilmek için büyükçe bir büyüteç kullanmanız gerekiyor. Velhasıl, buralarda caz adına işler kesat. Caz konserleri çok satmıyor diyorlar. İnanmak istemiyorum ama belki de öyle…
Neler izledim? Hatırlayabildiğim kadarıyla yılın ilk çeyreğinde Mike Casey, Alex Skolnick, Walfgang Haffner, Marian Petrescu ve Hiromi. Her yıl olduğu gibi Akra Caz Festivali, bu yıl da güzel konser izleme ihtiyacımı karşıladı. Kurt Elling & Charlie Hunter SuperBlue ile Melody Gardot ve Fatoumata Diawara konserleri ruhuma iyi geldi. Unutmadan bir not daha ekleyeyim. Akra Jam Sessions serisine konuk olan Ricky Ford da, cüretkar müzikal stili ile bitmek bilmeyen enerjisi ile önünde saygı ile eğilmemi sağladı. Çok yaşa güzel dost! Akra Caz Festivali’nde bu sene neler yaşandı merak ediyorsanız notlarım BURADA

Bu yıl 35’ncisi yapılan Akbank Caz Festivali kapsamında keyif aldığım 5 konser takip ettim. Geçtiğimiz yıllara oranla daha farklı bir programlama dili tercih edildiğini söyleyebilirim. Bu 5 konserin 3 tanesinin ardından da her yıl olduğu gibi görüşlerimi yazdım. Chief Xian aTunde Adjuah konseri hakkında BURADA, Bugge Wesseltoft, Magnus Öström ve Dan Berglund ile Rymden konser izlenimlerimi BURADA, Aaron Parks Little Big konser izlenimlerimi ise BURADA kaleme aldım.

İzlediğim diğer iki konser ise Eliane Elias ve Brandee Younger konserleriydi. Eliane Elias ile beraber izlediğim kontrbas efsanesi Marc Johnson’a ayrı bir parantez açmak lazım. Öyle ya ömürde kaç kere bu denli özel bir müzisyeni görebiliyoruz?
Ben günü 24 saate sığdırmayı hiç sevmem. Bir önceki günün gecesinden biraz, ertesi günün sabahından da biraz tırtıklamayı severim. Aynı şekilde 2025’den bahsederken biraz 2024’ün güzel zamanlarından ve 2026’ın muhtemel rotalarından da anılarımdan da serpiştireyim. Kim ne diyecek, nasılsa biz bizeyiz.
Güzel şeyler olmadı mı? Oldu tabii. Sayısını hatırlayamadığım kadar çok seyahatim oldu bu sene. Bunlar arasından hatırımda kalanlardan 2024’de izlediğim St Petersburg Caz Festivali’nin tadı damağımda kalmışken gerçekleşen Moskova seyahatlerim oldu. Her yıl pek çok müzik profesyonelinin davet edildiği, caz sorunlarının tartışıldığı, müzik dinleme seansları ve performanslar düzenlenen Jazz Across Borders caz paneline, Rusya’nın tanınmış kanaat önderi müzik içeriği üreticileri ile radyocularla beraber konuşma yapmak için davet edildim. Moskova Caz Festivali’ne davet edilmişken de yaşadıklarımı BURADA anlattım.

40 küsur yılı aşkın ömrümde yaşadığıma bakacak olursam, bizim memleketin aksine orada bilgiye, emeğe, kültüre ve eleştiri kültürüne saygı var. Rusya bizden farklı. Pek çok farklı diğer şeyin yanı sıra eleştirel bir yorum ağzınızdan ya da kaleminizden dökülürse festival yöneticileri size bozuk atıp, görmezden gelerek kara listeye almıyor. Zaten Rusya’da bir söz var: “Yalnızca hiç bir şey yapmayan, hata yapmaz”. O yüzden hataları ile barışıklar ve eleştirinize konu olan mevzunun sebebini, siyasi ya da parasal boyutlarını şeffaf bir şekilde size açıklıyorlar. Doğruluğuna inanıp inanmamak size kalmış; en azından değer gördüğünüzü hissediyorsunuz. Alışılmadık bir durum var ama vardır bir bildikleri herhalde.
Moskova Caz Festivali ve sonra da Moskova’nın biraz dışında yer alan Arkhangelskoye Sarayı’nın bahçesinde gerçekleştirilen Jazz Sessions konserlerinin geri planındaki hummalı çalışma ortamını, saha gerisini ve kurgusunu tüm süreçleriyle gözlemleme şansı yakaladım.

Bu yıl ayrıca müziğin peşinde, hayalini bile kuramadığım mesafelere, dünyanın diğer ucuna kadar gittim. Yılın sonlarına bir de Sakhalin Caz Festivali macerası sıkıştırdım. O günleri de kapsamlı olarak BURADA anlattım. Ön planlamaları hariç yılın neredeyse 60 gününü Rusya’nın farklı şehirlerinde festivallerde aktif çalışarak geçiren ekibin komplekssiz, sakin ve özverili bir ortamda çalışanların neşe içinde, birbirlerine sinir olmadan çalıştıklarını gördüm. Yılda yalnızca bir tane caz festivalini ah ile vah ile ancak tamamlayabilenlerin olduğu bir sektörde her yıl Soçi, St Petersburg, Moskova, Arkhangelskoye, Taltsy, Baykal, Sakhalin gibi pek çok bölgede festivaller yapabilmek oldukça zor olsa gerek.

Ufukta Güney Afrika’da gerçekleşecek Cape Town Jazz Festivali ve muhtemel bir Washington DC. Jazz Festivalleri görünüyor. Kısmet…
Bu arada 2026’dan bir müjde. Rusya cazı hakkında yayımlanmış en kapsamlı içerik, yeni yılın ilk günlerinde yayında olacak. Festivallerden, müzisyenlere, kulüplerden Rus caz tarihine kadar hazırlanmış en kapsamlı içerik Rusya’nın tartışmasız en iyi yönetici yapımcısı ve festivaller direktörü Roman Khristyuk’un kaleminden yayına girecek.
Bu yıl yüzlerce albüm dinledim. Bazılarını BURADA değerlendirdim. BURADA kişisel zevkime göre, radarıma takılan caz ve doğaçlama albümlerinden değerlendirmeyi dinleyiciye bıraktığım bir liste de oluşturdum. Bu listeyi Amerika’daki yeni albüm listelerini, basın danışmanı bağlantılarımdan önerileri, basın bültenleri ile ulaştıralan promo materyalleri, festival line-up’larını, takip ettiğim müzisyenlerin yeni yayımlanmış projelerini, irili ufaklı plak şirketlerinin kataloglarını, Grammy adaylarını, canlı izlediğim müzisyenlerin diskografilerini inceleyerek oluşturdum. Bu müzikleri yıl boyu seyahatlerimde ve değerlendirme yazılarım için dinleme seanslarımda tek tek dinledim. Keyifli dinlemeler.
Bununla birlikte bizimcaz.com kayıtlarına göre bu sene bizim memlekette 41 albüm yayımlanmış. BURADAN ulaşabilirsiniz.
Beyoğlu’nun gizli kapaklı köşelerine cazı yayan Beyoğlu Caz Festivali, bu yıl ikinci senesinde daha derli toplu ama yine de maceracı bir yapıda gerçekleştirildi. Festivalde Maria Grand’in yanı sıra Adele Viret ve Tuva Hase gibi isimleri keşfettim ve festivalin basılı fanzininde de BU YAZIM yayımlandı.
Bu yıl içinde yer aldığım ilginç işlerden bir diğeri Borusan Contemporary’nin teklifi üzerine hazırladığım “İçimdeki Şehrin Sesi” sergisinden ilhamla oluşan bir dinleme listesi oldu. Doug Atkien’in bireyin toplum içinde yalnızlığı, iletişimsizlik, sınıfsal adaletsizliğinin bir sonucu olarak ötekileşme gibi konuları merkeze aldığı multidisipliner sergi “İçimdeki Şehir”in, kentsel müzikler ve noisy dokunuşlarının ses karşılıklarını aramak ufuk açıcıydı. Dinlemek isterseniz BURADA.
Kişisel hayatımda aldığım karar doğrultusunda 2026’nın benim için çok daha verimli ve farklı bir yıl olacağı kesin. Kesin olmayan tek şey, bu yılın benim üretkenliğimi nasıl etkileyeceği. 2025’de de DBN’in var olmasına ve varlığını sürdürmesine katkı sağlayan tüm dostlara, destekçilere, köstekçilere ve okurlarımıza minnettarlığımızı bir kere daha gönderiyorum. Hayatlarımıza farklı bir anlam kattınız.

■
Ardından: 2025 dosyası
Dark Blue Notes’da Burak Sülünbaz
Burak Sülünbaz Instagram


