Festival dönemleri çok sayıda konser izliyoruz. Bazıları günü kurtarmalık, boşluk doldurmalık, bazıları ise uzun süre hatırlanacak etkide. Konser takip eden bir müzik severin kulağı gibi zihni ve algıları da zamanla eğitiliyor. İzlediğimiz ya da dinlediğimiz bazı konserler bize inandırıcı geliyor, bazılarının yüzeyselliği ise çok hızlı anlaşılıyor. Yaratıcısının dahi inanmadığı hiç bir müziğin dinleyicide uzun vadede bir karşılığı olmadığı gibi, kültür dejenerasyonu yaratmak gibi ciddi bir tehlike barındırdığına da inanıyorum. 35. Akbank Caz Festivali kapsamında Chief Xian aTunde Adjuah konserini izlediniz mi? Neler hissettiniz?

Eski adıyla Christian Scott yenisiyle Chief Xian aTunde Adjuah konseri geçtiğimiz yıl yine aynı festival kapsamında izlediğim “bir caz konserinin etkileyiciliği hususunda norm olmalı” diye adlandırdığım Isaiah Collier & The Chosen Few: Eşsiz Benzersiz Isaiah Collier konseri kadar etkileyici bir deneyimdi. Tür olarak benzeş hiç bir noktaları yoktu, ama geleneğin caz elementleri ve kaliteli doğaçlamacılıkla geleceğe aktarılması noktasında benzerlikleri vardı.
Chief, icra ettiği müziğin inandırıcılığına öylesine sıkıca sarılmış ki, yürüdüğü yolda attığı her adımın ve bastığı her notanın yüzde yüz gerçek olduğuna tatmin oluyorsunuz. Hem müziğini, hem sahnedeki yol arkadaşlarını, hem de parçalarının konseptini seyircisine renkli ve samimi bir üslupla aktarıyor. Ne gereksiz laubali, ne de fazla resmi.
Chief Adjuah, yaklaşık 200 yıldır dünya üzerinde varlığını bildiğimiz Afrika kökenli müziğin günümüze yansımasını yaratabilmek için sadece müzikal elementler değil, kullanılan müzik enstrümanlarının da evrimleşerek yeniden değerlendirilmesi gerekliliğine inanıyor. Ancak bu yolla bugün ile geçmiş arasında kurulan sağlam bir köprü inşa edilebilir ve genç nesiller “Black Indian” diye anılan müziğin nesilden nesile aktarımına tanıklık edebilir. Bunu da bir moda ikonu gibi kostümleri ve takılarıyla destekliyor. Üzerine yönlendirilen spotların hakkını verircesine arz-ı endam ediyor.

Chief Adjuah, bu sebeple 3 yıl önce “the bow” isimli bir enstrüman yaratmış. Bu enstrüman 3 farklı Batı Afrika kültürünü birleştiren çift taraflı arp modernizasyonu bir alet. Bu enstrümanın amplifiye edilmiş benzersiz bir soundu var. Louisiana ve New Orleans gibi bu müziğin doğduğu topraklarda blues müziğin yaratılışında kullanılanlara referans veren bir enstrüman bu. Chief, aynı zamanda bilindik trompet sesinden de hiç hoşlanmadığı için kendisi için yukarı doğru 45 derece bir açı ile yeniden yarattığı B-FLAT trompetleri de kullanılıyor. Ve tüm bu enstrümanları dolu dizgin bir tutku ve tavizsiz bir cesaretle icra ediyor. Yırtıcı ve çarpıcı bir performansçı.
Konser akşamında Chief Adjuah, Stretch music diye adlandırdığı müziğin yanı sıra Ancestral Recall albümünden parçalar da icra etti. Stüdyo albümlerinde ya da promo materyallerinde caz etkileşimli türler ya da caza komşu türler gibi kapsayıcı ifadeler kullanılıyor olsa bile konserde olanların da hemfikir olacağı bir konu var. Sahnedeki cesur yürekler, enstrümanlarına son derece hakim, birbirini çok iyi dinleyen, uçsuz bucaksız doğaçlama cesaretine sahip caz müzisyenleri. Ve ürettikleri safkan caz müzikleri şüphesiz konserin en yüksek anlarıydı. Yazılarımızda kullanmayı sevdiğimiz bir ifadeyle bu müzisyenler caza sonradan bulaşan tipler değil, ana dillerini konuşuyorlar. Egoya ya da rol kesmeye ihtiyaçları da yok. Çünkü hayatlarını adadıkları ve çalarken çok keyif aldıkları muazzam bir müzik üretiyorlar.

Konser akşamında Chief Adjuah sahnede, kendi jenerasyonlarının ikon müzisyenlerine dönüşeceklerine kesin gözüyle baktığım Kris Funn, Joe Dyson, Lawrence Fields ve Elena Pinderhuges ile birlikte müzik yaptı. “Caz öldü, bitti” gibi gereksiz tevatürlere itibar etmeyin. Yeni nesil caz müzisyenleri gümbür gümbür.
Davulcu Joe Dyson’ın henüz çok genç yaşlarındayken Chief Adjuah ile bir caz kampında yolu kesişmiş. Üstündeki Max Roach tişörtü ve çalışkanlığı ile dikkatleri çektiği dönemlerden Pat Metheny ve Ron Carter ile Tokyo Blue Note sahnelerinin tozunu attırdığı günlere ulaşmış. Kriss Fun, muazzam virtüözitesi ve milisaniyeler içerisinde müziğin yönünü değiştiren müthiş müzikal çalışlı bir basçıydı. Lawrence Fields’ın kasırga gibi olan ilk albümü ‘To The Surface’ hakkında dünyada ilk defa yazanlardan biri olarak Fields’i sahnede ilk defa canlı izlediğim için kendimi şanslı hissettim. Sadece mütevaziliğiyle değil bir Nord stage 4 elektrikli piyano ile kuyruklu piyano tuşesi yakalayabildiği etkileyici yeteneğine de hayran kaldım. Chief Adjuah’ın Stretch music konseptinin kraliçesi sıfatıyla takdim ettiği Elena Pinderhuges flüt ile yaratıcılığın ve akışkanlığın doruklarında gezindi. Bu müthiş müzisyenlerin ortak noktası ezbere tek bir nota dahi basmamaları ve her müziği birbirleri için anlık olarak ürettikleriydi.

Konserin ilk bölümünü beni çok da sarmayan Chief Adjuah’ın vokalli performansı ile kurgulamışlar, ikinci bölümü ise Chief Adjuah’ın önceki müziklerine ve tüm müzisyenlerin kendi bireysel yeteneklerini sahneye akıttıkları muazzam lezzetli bir müziğe adamışlardı. Bas-davul-piyano üçlüsü bölümlerindeki dinamik havayı mı anlatsam, yoksa Pinderhuges ile Chief Adjuah’ın nefesli atışmalarını mı ön plana çıkartsam. Grup etkileşimi, birliktelikten doğan kuvvet, her biri yerli yerinde, capcanlı bir müzikti.
Konser sırasında beni rahatsız eden tek şey kolumdaki akıllı saatin iki de bir heyecanlandığım için yüksek nabız uyarısı vermesi oldu. “Bu unutulmaz konsere yürek dayanmaz” derler ya o akşam da benzer bir durum vardı. Gerçekten etkileyiciydi. Üstelik konser sonrası ekiple fuayede buluşup, sohbet etme şansı da yakaladık, ne mutlu…

Akbank Caz Festivali’ni BURADAN takip edebilirsiniz.


