Dark Blue Notes, müzik ve sanat dostlarıyla birlikte yılı uğurluyor. Radyo programcısı ve yazar Meral Akman, 2025’te müziğin yaşamındaki yerini, yılın müzikal açıdan nasıl geçtiğini yazdı.
■
Bir yıl ne kadar uzun olabilir?
365 gün, 52 hafta, 12 ay. 2025 de böyle geçti. Çok şey yaşandı, çok şey geride kaldı. Kayıplar vardı, kazanımlar da. Ben bu yazıda biraz kazandıklarımızda durmak istiyorum.
2025’i düşününce aklıma önce büyük laflar gelmiyor. Daha çok, yıl boyunca müziğe neden hâlâ ihtiyaç duyduğumu hatırladığım anlar geliyor. Bir konser çıkışı, eve dönerken kulaklarımda kalan bir melodi, “iyi ki gelmişim” dediğim birkaç akşam. Bu yıl müzik benim için biraz böyleydi: Az konuşan ama orada olduğunu hissettiren bir şey. Geriye dönüp baktığımda Türkiye müzik sahnesinin bu yıl sadece yeni sesleri değil, aynı zamanda yeni duyguları da keşfetme yılı olarak görüyorum. Konser mekanlarından sokak müzisyenlerinin çaldığı metro duraklarına, festival programlarından küçük barlara her yerde, her köşede bir ritim vardı.
Türkiye’de müzik yapmak da dinlemek de kolay değildi ama buna rağmen sahneler boş kalmadı. Bazen kalabalık değildi, bazen teknik aksaklıklar vardı, bazen her şey planlandığı gibi gitmedi. Yine de müzisyenlerin çıkıp çalması, dinleyicilerin gelip dinlemesi bana umut verdi. Büyük bir umut değil belki ama gerçek bir umut. “Hâlâ buradayız” diyen bir umut.
Rock tarafında tanıdık isimleri tekrar görmek iyi hissettirdi. Hem bizden hem yurtdışından hem eskilerden hem yenilerden, bildiğimiz şarkıları duymak, ama onları bugünün hâliyle dinlemek, yeni şarkılara aşinalık kazanmak, geleceğe yatırım yapmak paha biçilmezdi. Bu yıl rock bana geçmişe kaçmaktan çok, geçmişi yanına alıp yola devam etmek gibi geldi. Yeni gruplar da vardı; hepsini hemen tanımadım, hepsine hemen alışmadım ama var olmaları bile önemliydi. Eskiler hem bilindik yüzleri ve sesleriyle hem de yepyeni eserleriyle 2025’e izlerini bıraktılar.
Caz uzmanlık alanım değil ama bu yıl katıldığım caz konserlerinde başka bir şey vardı. Daha sessiz, daha dikkat isteyen ama karşılığını veren bir hâl. Müzisyenlerin birbirini dinlediği, bazen bir şeyin tutup tutmayacağının belli olmadığı anlar. Garip bir şekilde bu belirsizlik bana iyi geldi. Çünkü hayatta da pek çok şey öyleydi ve müzik bunu saklamıyordu.
Galiba bu yıl müzikte beni en çok etkileyen şey şu oldu: Kimse mucize yaratmaya çalışmıyordu. Herkes elinden geleni yapıyordu. Küçük sahnelerde çalanlar, kendi imkânlarıyla albüm çıkaranlar, dinleyici olarak orada olmayı seçenler. Hepsi bir şekilde bu işin sürmesini sağladı. Sanırım umut da biraz böyle bir şey.
2025, müziğin her şeyi düzelttiği bir yıl olmadı. Ama müzik, bu yıl da vazgeçmemeyi başardı. Benim için bu yeterliydi. Yıllar sonra hatırladığımda, bu yılı “her şeye rağmen çalınan ve dinlenen bir yıl” olarak anımsayacağımı düşünüyorum.
Belki de müzik, tam olarak böyle yıllar için var.

■


