Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    GÜNCEL

    Ardından: 8. Akra Caz Festivali

    Burak SülünbazBy Burak Sülünbaz31 Mayıs, 2025

    Antalyalılar için yılın en güzel günleri bu sene de rüzgar gibi geldi geçti. 8. Akra Caz Festivali, 14 Mayıs tarihinde İbrahim Maalouf’un enerji şiddeti yüksek projesi T.O.M.A’nın kapalı gişe konseri ile açılış yaptı. 16 Mayıs akşamı Alân, Blue Kiss Collective ve Emre Berk Trio’nun performans gerçekleştirdiği Akra Genç Caz konseri ile devam etti. Festivalin ilk haftası 17 Mayıs’ta elektrik bas virtüözü, kadife sesli, çikolata renkli şarkıcı Richard Bona’nın övgüleri kulağıma kadar gelen performansı ile son buldu.

    21 Mayıs akşamı Kurt Elling & Charlie Hunter SuperBlue ile sahnedeydi.

    Festivalin ikinci haftasında masterclass’ları, jam session’ları ve konserleri yerinde takip etme fırsatı yakaladım. Haftanın ilk konserinde caz tarihinin türler ötesi vokal süper kahramanı Kurt Elling ve funky-groovy stiliyle füzyon gitarda emsalsiz ritimsel yaratıcılığı ile Charlie Hunter’ın önderliğindeki SuperBlue grubunun benim için festival tarihinin akılda kalıcı konserlerinden birinde sahnedeydi. Hunter ve Elling’e davulda Marcus Finnie ve klavyede Kenny Banks Jr. eşlik etti.

    Kurt Elling ve Charlie Hunter ile

    Bu konseri özel kılan iki detay var; Bunlardan ilki Avrupa turneleri sırasında sürekli gurupla birlikte çalmayan Tom Walsh, Nichol Thomson ve Graeme Blevins’den oluşan nefesli üçlüsünün sadece bu konsere özel olarak İngiltere’den gelerek SuperBlue Band’e katılması ve melodik yükü sırtlanmasıydı. Nefeslilerle müzik daha da genişledi, sahne büyüdü.

    İkincisi ise; bu konserin SuperBlue Band olarak uzun bir ara vermeden önce gerçekleştirdiği son konserlerden biri olması. Kurt Elling, bir Broadway müzikalinde sahne alacak ve o projeye odaklanmak için diğer projelerine ara veriyor. Dolayısıyla mevsiminde taze bir meyveyi bir başka bahara kadar son defa yiyoruz. Elling’in tur takvimi ilk açıklandığında İstanbul ve Ankara konserleri de takvimde görünüyordu. Ama Münih konserleri sonrası programda sadece Antalya Akra Caz Festivali kaldı. Şanslı Antalyalılar bu keyifli projeyi sahnelere ara vermeden önce Akra Caz Festivali sahnesinde izledi.

    Fotoğraf: Burak Sülünbaz

    Sahnede Kenny Banks jr ile bluesy ve gospel hissiyatının yüksek olduğu, Marcus Finnie ile güçlü ritmik dokunuşların enerjinin dozunu yükseltildiği, Elling’in teatral sekanslarla, spoken wordlerle süslediği üstün vokaliyle seyircisini bütünüyle etkisi altına aldığı creame de la cream bir konser izledik. Kurt Elling, Charlie Hunter SuperBlue, Akra Caz Festivali seyircisinin nabzına göre şerbet veren, konser alanını dolduran çoğu müzikseverin müzik zevkine uygun, adeta yazlık konseptli bir proje. Çoğu zaman Holywood filmlerindeki idealize edilmiş janti Amerikan Başkanı gibi karizmatik takımlarında gördüğümüz Kurt Elling, bu sefer spor gömleği, jean pantolonu ve bileklikleriyle rahat bir havada şarkılarını söyledikçe seyirci de gömleğinin yaka düğmesini gevşeterek kendini tempolu müziğin kollarına bırakıveriyor.

    “Kurt Elling’i sahnede biliyoruz, peki sahne gerisinde nasıl biridir?” diye soracak olursanız kısaca bahsedeyim. Elling için, prova esnasında Akra Caz Festivali’nin ses teknisyeni arkadaşımız Deniz Özdemircioğlu ile şakalaşacak kadar kendisiyle barışık, övgülere karşı ufak bir mahcubiyet ile tüm alçakgönüllülüğü ile karşılık veren, kendisiyle sohbet için yanına gelen tüm hayranlarına saygıyla yaklaşan egosuz bir caz vokal ikonu diyebilirim. Bakmayın İstanbul’daki festivallerde kaf dağındaymış gibi sunulduklarına caz müzisyenleri kompleksiz ve içten insanlardır.

    Solda: Kurt Elling, Selen Beytekin, Marcus Finnie ile / Sağda: Ricky Ford ile

    Gece Akra Jam Session ile The 251 Soul’da devam etti

    Konser sonrası The 251 Soul’da Su İdil’in ev sahipliği yaptığı Akra Jam Session akşamına kendisine cazın efsane saksofonculardan Ricky Ford ve memleketin parlayan yıldızlarından piyanist Onat Murat eşlik etti. Murat, hem araştırmacı hem caza çok meraklı, hem de çok yetenekli bir genç caz müzisyeni. İsmini yakında daha da sık duyacağımızdan eminim.

    Ricky Ford’u Paris’ten Akra Jam Session’a davet etme fikri gerçekten olağanüstü. Koca çınar Ford, ilerleyen yaşına rağmen, birlikte çalıştığı tüm caz tanrılarından aldığı güçlere dayanarak muazzam inandırıcılıkta ve yaşanmışlıkla dolu üflüyor. Her ruh haline hızla girip çıkabiliyor ve motivasyonu, üretkenliği son derece yüksek. Ford, festivalin ikinci haftası boyunca tüm jam session’lara şeref verdi, büyük katkı sağladı, dinleyicisini kendisine hayran bıraktırdı. Konser sonrası sohbetimizde ise Archie Sheep’den, Clifford Jordan’ın son günlerindeki hastane hatıralarına kadar caz tarihinin devleriyle ilgili yakası açılmamış hatıralarından bahsetti. Bir caz sever için bu sohbetler cazın dünü-bugünü arasındaki bağı kurabilmek için çok kıymetli.

    Melody Gardot, Akra Caz Festivali’ne Akdeniz’e özgü bir romantizm ve sakinlik getirdi.

    23 Mayıs akşamı caz, pop ve blues müzikteki hakimiyeti ile geniş bir hayran kitlesi edinen Melody Gardot, saksofonda Irwin Hall, perküsyonlarda Jorge Bezerra, basta Wilbur Thompson ve tuşlu çalgılarda Philippe Powel ile ses mühendisi François Laforest ile monitörlerde Lea Jade Huerta ile Akra Caz Festivali sahnesine konuk oldu. Festivalde coşkunun yanında, yaratıcı ve romantik bir motif olarak festivalin genel konseptine katkı sağlayan Gardot, şarkı seçkisi ve performansı ile artistik bir tercih olarak festivale Akdeniz’e özgü bir romantizm ve sakinlik getirdi.

    Fotoğraf: Burak Sülünbaz

    Konser sonrası sohbet ettiğim Wilbur Thompson, normalde yaz festivallerinde coşkulu bir çalma listesi tercih ettiklerini ama Akra Caz Festivali’nin alışılmış yaz festivallerinden biri olmadığını, yemyeşil doğasının, Akdeniz’in ve Beydağları’nın kendilerine romantizm duygusunu çağrıştırdığından bahsetti. 7 aylık hamile olan Gardot’nun muhtemelen diyaframını zorlayamadığı için zaten sakin olan vokal tekniğini daha da aşağı tutması ve Fransız ses mühendisi Laforest’in enstrümanların genel ses tonunu sürekli aşağıda tutması ile seyircinin enerjisi bir ara düştü. Ama yoğun alkış sonrası bis’te Gardot’nun gitarıyla seslendirdiği ve mutlak sessizlikle dinlenen, unutulmaz “Baby, I’m A Fool For You” performansı ile damaklarda tadı kalan bir performansla konserden ayrıldık.

    Fotoğraf: Burak Sülünbaz

    Erdem Özkan, The 251 Soul sahnesindeydi

    Konser sonrası 251 Jam Session’da sahneyi devralan caz vokal Erdem Özkan, konuklarıyla birlikte geceyi coşku dozu yüksek bir performans ile tamamladı. Antalyalı sanatseverlerin ilgisi her zamanki gibi oldukça yüksekti. Bir jazz kulübünün dışarıya taşacak kadar dolu olması ülkede canlı müzik kültürünün ve moralinin yükselmesine çok olumlu katkı sağlıyor. Bu noktada yenilenen kadrosu ve konuk müzisyenlerle Akra Jazz Band’e bir takdir gönderelim. Henüz yüzde yüz oturmuş ve saat gibi işleyen bir house band izlediğimi söyleyemem maalesef ama şahsen özellikle Doruk Gönentür ve Akra Jazz Band’in belkemiği Ozan Çelikel’den oluşan nefesli ikilisini dinlemekten büyük keyif alıyorum. Tecrübeleri ve kişisel becerileriyle ekibi sırtlayan isimlerin onlar olduklarını düşünüyorum.

    Fotoğraf: Akra Hotels

    Malili Fatoumata Diawara, Antalyalılara uzun süre hatırlanacak bir konsere armağan etti.

    24 Mayıs akşamı Malili şarkıcı, söz yazarı ve oyuncu Fatoumata Diawara, Bambara dilinde söylediği şarkılarıyla Afrika ritimlerini rock, blues ve pop sesleriyle modernize ettiği, etkileyici yerel danslar ve görsellikle birleştirdiği eşine az rastlanır bir şov ile Akra Caz Festivali sahnesindeydi. Bu konserde kendisine davulda Yves William Ombe Monkama, basta Juan Finger, tuşlu çalgılarda Fer Tejero, gitarda Jurandir Da Silva, ses mühendisi Paul Riquet, monitör mühendisi Leo Bianchi ve tur menajeri Pierre Bechet eşlik etti. Diawara konserde Tolon, Somaw, Moghokan, Nterni, Sete, Dambe, Netara, Nsera, Sowa, Massa Den, Yada ve Anisou şarkılarını seslendirdi.

    Fotoğraf: Burak Sülünbaz

    Sahne gerisine yansıtılan Afrika temalı renkli videolar, yapay zeka yaratımı “Dijital Afrika” diye nitelendirebileceğim, fütüristik ve teatral videoların önünde birinci sınıf bir rock orkestrasının performansını izledik. Maskelerin, kostümlerin ve dansların etkisini arttıran asıl dokunuş ise ışık tasarımcısı Serhan Efe’nin muazzam tasarımı oldu. Sahne sanatlarında ışık tasarımının tüm algıyı değiştiren mucizevi bir etkisi olduğuna bir kere daha şahitlik etmiş olduk. Tecrübeli ışık ustası Serhan Efe, festival boyunca tüm konserlerde kalitesini ışık tasarımları aracılığıyla hissettirdi.

    Fotoğraf: Burak Sülünbaz

    Diawara, müziklerinde mültecilik, sınıfsal eşitlik ve kadın hakları gibi sosyal konuları işliyor. Nina Simone gibi simge figürlerin hayatlarından esinleniyor ve bunu dans ettiren bir müzikal yapıda ve Bambara dilinde şarkılarıyla dile getiriyor. Bu yolla Afrika kültürü hakkında bir farkındalık oluşturmayı amaçlıyor ve kendi diline sahip çıkıyor.

    Melody Gardot & Fataouma Diawara ile

    Akra’da bulunduğum sürece The 251 Soul’da Ece Göksu ve Erdem Özkan ile ikramlarla ve ücretsiz gerçekleşen ilham veren sanatçı-dinleyici buluşmalarının da yoğun ilgi gördüğünü gözlemledim.

    Festival 28 Mayıs akşamı gerçekleştirelen festivalin daimi konukları Igor Butman ve Moskova Caz Orkestrası ile Rusya’nın tanınmış vokalistlerinden Fantine’in 25. Yıl özel performansları ile 30 ve 31 Mayıs akşamı gerçekleşen dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say’ın davulcu Ferit Odman ile birlikte sahnelediği Piyano Başında 50 yıl konserleriyle son buldu.

    Akra Caz Festivali, her yıl olduğu gibi organizasyon ve memnuniyet hususunda sektörün kalite standardını belirlemiş durumda. Festivalde sahne alan tüm müzisyenlerin söylediği gibi Akra Caz Festivali, ülkede caz profesyonellerinin ve caz müzisyenlerinin kendilerini değerli hissettikleri tek yer. Caza temas etmiş, kültür-sanat camiasında saygınlık kazanmış hemen herkese değer verilerek davet ediliyor. Kim bu fırsatın kıymetini ne kadar biliyor, ne kadar hak ediyor tartışırım ama sonuçta festival üzerine düşeni yapıyor.

    İstanbul’da ara ara denenen ama başarılamayan, sektör buluşması diye nitelendirebileceğim fırsatı sadece burada deneyimleme şansım oluyor. Bazı festivaller eleştiriye açık olmayışları, ürettikleri işlerin arkasında duramamaları ya da farklı sebeplerle konserlerini, kulislerini, çalışma alanlarını yıllarca destek gördükleri basın paydaşlarına kapatıp, onları küstürürken bu özgüvenli, şeffaf festival dinleyiciye saygılı örnek işler üretmeye devam ediyor.

    Eleştiriye açık, öngörülü, kibar ve saat gibi çalışkan bir ekip Antalyalıların huzur bulacağı bir festival deneyimi yaşatmak için çabalıyor. Marka değeri yüksek müzisyenler İstanbul piyasası ile kıyaslanamayacak kadar uygun fiyatlarla seyirci ile buluşuyor. Karşılamasından, ulaştırma personeline, ışık tasarımından, ses ekibine, video çekiminden, servis yapan garsonundan, güvenlik elemanlarına kadar tüm emekçilere güler yüzleri ve kibarlıkları ve çabaları için bir müziksever olarak tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Umarım ülkemizdeki diğer festivaller de bugünü kurtarmak yerine bu sürdürülebilir vizyonu kendilerine örnek alarak yarınlarına yatırım yapma yolunu seçerler.

    Akra Caz Festivali ile ilgili gelecek yıllarda gerçekleşmesini umduğum hayallerim var.

    Akra Caz Festivali’nin kapsamı, formatı iyice oturdu. Şimdi sıra geldi “Bu festivali daha nasıl yükseltiriz, yerel ve uluslararası alanda bilinirliğini nasıl daha da arttırırız?” diye bir başka perspektiften düşünmeye. Benim bu noktada festivale 1-2 önerim olacak. İlerleyen yıllar için özellikle Türk müzisyenlerimizin (belki yabancı müzisyenlerle) festivalin sipariş ettiği “festivale özel tasarlanmış” bir projesine ev sahipliği yapmasını isterim. Bu hem müzisyenlerimizin festivalle olan bağını güçlendirecek hem de festivalin Türk cazına gelişimine katkılarını biraz daha perçinleyecek.

    Ayrıca yurt dışı festivallerinde sürekli gördüğümüz ama bizim memlekette bir türlü başarılamayan yabancı caz basını, festival direktörleri ve programlamacıların, Türk basını ve yerli sektör temsilcileri ve müzisyenlerle bir araya geleceği bir caz forumunun Akra Hotels’in ev sahipliğinde gerçekleşmesinde öncülük edilmesini çok isterim. Bu iş ancak Akra Caz Festivali titizliği ile doğru kurgulanabilir. Ülkemizde çok canlı bir caz sahnesi var, içimize kapanarak değil yeni köprüler kurarak canlılığımızı sürdürebiliriz.

    Akra Caz Festivali’nin bu ilerici vizyonuyla, her yeni sene üzerine yeni değerler katarak gelişmesini temenni ediyorum.

    Akra Caz Festiali resmi web sitesi

    Akra Caz Festivali hakkındaki diğer içerikler

    akra caz festivali akra hotels Akra Jazz Band Alân Blue Kiss Collective Caz Charlie Hunter Doruk Gönentür Ece Göksu Emre Berk Trio Erdem Özkan Fataomata Diawara Fer Tejero François Laforest Graeme Blevins Irwin Hall Jazz Jorge Bezerra Juan Finger Jurandir Da Silva Kenny Banks Jr Kurt Elling Lea Jade Huerta Leo Bianchi Marcus Finnie Melody Gardot Nichol Thomson Ozan Çelikel Paul Riquet Philippe Powel Pierre Bechet Ricky Ford Serhan Efe Tom Walsh TR Wilbur Thompson Yves William Ombe Monkama
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleAl Foster: Fıkır fıkır bir davulcu
    Next Article Paolo Fresu: Hermafrodit
    Burak Sülünbaz
    • Website

    Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

    Related Posts

    Geçmişin ritmi: Stephen McCraven – Heritage

    18 Haziran, 2026

    Sam Barsh, Keyon Harrold, Mark Guiliana: Straight08 (La Reserve 2026)

    18 Haziran, 2026

    Kenny Barron: So Many Lovely Things: Live in Brecon (Elemental 2026)

    11 Haziran, 2026
    Yazarlar
    Kimiz?

    Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

    DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

    Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

    İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

    Yazıların telifi yazanlara aittir.

    Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

    Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

    Reklam: [email protected]

    Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

    Kanalı Görüntüle