Browsing: VİTRİN

Golden Hour, ana akım cazın, usta ellerde eriştiği mükemmeliyet seviyesinin belgesi. Stephen Philip Harvey adını kaydetmenizi, ola ki denk gelirseniz, canlı izleme şansını ıskalamamanızı hararetle öneririm.

Kobe’de doğup 2012’de New York’a yerleşen Miki Yamanaka, Amerikan caz geleneğinin içine sonradan giren ama kısa sürede onun doğal bir parçası haline gelen müzisyenlerden. Fred Hersch,…

Avrupa serbest caz akımının öncülerinden olan İsviçreli caz piyanisti Irene Schweizer, Şubat 1986’da Zürih’te gerçekleşen ve bu yıl yayımlanan canlı performansının kaydı ile avangardlıkta gidilecek yolların tükenmez olduğunu söylüyor.

Kind of Grunge, cazı anlamanın yolunun “ne”den değil, “nasıl”dan geçtiğini gösteren bir albüm. Cazın ne kadar geniş bir ifade alanına sahip olduğunu ustalıkla ortaya koyuyor. Ama bana kalırsa albümün asıl başarısı şurada: Güzel müzik, iyi müzisyenlerin elinde türlerin içine sıkışmak zorunda kalmıyor.

Bir müzisyenin yıllar boyunca kendisine eşlik eden kimliğini bir kenara bırakıp, çok daha eski bir yerine geri dönmesi. Flea için bu yer caz ve trompet. Benim içinse Honora, sevdiğim bir müzisyenin başka bir enstrümanda neler yapabileceğini görmekten çok, iyi bir müzisyenin hiçbir zaman tek bir enstrümanla tanımlanamayacağını hatırlatan bir albüm oldu.

İtalyan piyanist, besteci ve vokalist Joe De Gregorio, cazın köklerinden yola çıkıp New York, Los Angeles ve Paris arasında sınırları aşan bir yolculuk kuruyor. The Opening ise bu uzun hikâyenin kapısını aralıyor.

Önce “Talkin to the Trees”, ardından Avrupa ve Kuzey Amerika’ya uzanan turne ve bu konserlerden derlenen “As Time Explodes”, şimdi de “Second Song”. Neil Young ve The Chrome Hearts ortaklığının yeni albümü 18 Eylül’de yayımlanıyor. Bülent Seyitdanlıoğlu, albümden çıkan tekli vesilesiyle Neil Young müziğiyle ilişkisini anlatıyor.

Hikâyelerin güzel tarafı da bu değil mi? Bir plakçı dükkanında başlıyorlar… Bir radyo programına dönüşüyorlar… Sonra bir yazıya… Bazen de bir çizgi romana… Benim hikayem ise Ankara’da, Tunalı Hilmi Caddesi’nde Recep Kerim Öztürk’ün söylediği tek bir cümleyle başladı: “Sana göre bir Bob Dylan bootlegi var”.