Browsing: VİTRİN
Mal Waldron ve Steve Lacy, 1994 yazında Yoshi’s sahnesinde Thelonious Monk, Duke Ellington ve Billy Strayhorn repertuvarı üzerinden geçmişi yeniden kuruyor. Otuz yıl sonra yayımlanan bu kayıt, iki ustanın müziği bir diyalogdan öte, düşünsel bir karşılaşmaya dönüştürdüğü nadir anlardan biri.
Grant Gee’nin yönetmenliğini üstlendiği Everybody Digs Bill Evans, efsanevi caz piyanistinin en kırılgan dönemine ışık tutuyor.
1960’ta çalınan, 2026’da duyulan bir gece… Verve Records etiketiyle yayımlanan At Baker’s Keyboard Lounge, caz tarihinin içinde unutulmuş bir anı bugüne taşıyor. Üç müzisyenin tek bir kalp gibi attığı o nadir anlardan birini, olduğu gibi, bütün sıcaklığıyla yeniden kuruyor.
Black Nile’in Indigo Garden albümü, çağdaş cazın teknik gösterişten uzaklaşıp birlikte düşünme hâline dönüştüğü bir manifesto niteliğinde. Bu müzik, birbirine yer açan, birbirini dinleyen bir kolektifin sesi. 2026’nın en içe dönük, en derin işlerinden biri, gürültü yapmadan büyüyor.
25 yıllık sahne deneyiminin ardından Özgür Can Öney, solo kariyerinde ilk kez kendi dünyasını baştan kuruyor. 10 Nisan’da dinleyiciyle buluşacak “All Killer”, doğu ile batı arasında sıkışmış bir coğrafyanın hikâyesini aşan, o gerilimi dönüştüren bir zihnin albümü.
Chris Potter’ın kölelik karşıtı aktivist John Brown’dan esinlenerek bestelediği yeni süiti ‘Alive With Ghosts Today’ 8 Mayıs’ta raflarda.
Bir konser kaydı gibi açılıyor ama kısa sürede bambaşka bir şeye dönüşüyor: Live in Europe, Billy Mohler’ın bestelerini sahnede yeniden düşünmeye bıraktığı, parçaların çözülüp yeniden kurulduğu ve müziğin kontrolsüz ama dağılmadan akabildiği nadir anların kaydı.
Honora, kusursuz bir caz albümü değil; Flea geçmişle temas ediyor, sanatçı dinleyicisine kendi evrenini açıyor, bugünün içinde dolaşan bir anlatıyı aktarıyor bizlere.
Immanuel Wilkins, Yeni Coltrane’lerden. Saksofonuyla hem derinlerindeki hem de yüzeyindeki kendi Coltrane’i ile iletişim içinde çalıyor gibi hissediyorum. Coltrane hep rehber. Dönüp dolaşıp atıf yapılacak bir Platon, bir Aristoteles gibi işliyor bu müzisyenler için.
1997’den bugüne uzanan bu kayıt, zamanı askıya almış bir sesin geri dönüşü. Yuri Honing’in White House’u, geçmişin içinden bugüne sızan, şehrin ritmini ve hafızanın derinliğini taşıyan bir hatırlama hâli.

