Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    BAŞUCU ALBÜMÜM

    Mavinin en güzel tonu: Kind of Blue

    Kind of Blue’nun sunduğu düşünce, cazın köken hikâyelerini yanına alıp yürümek, geleceğe dönük bir besteyi yakalamak ve yol arkadaşına içten bir sır açmak kadar kalbe dokunan bir performans yaratmaktı.
    Burak SülünbazBy Burak Sülünbaz24 Mayıs, 2026

    Miles Davis ve John Coltrane, 100. yaşında. Pek çok müzik tutkunu onların açtığı yolda ilerleyerek caz ile henüz çocuk yaşlarda tanıştılar, ama maalesef benim caz ile tanışmam, ömrümün geç sayılabilecek bir evresinde, üniversite yıllarımda oldu. Aslında daha öncesinde farklı müziklerin içindeki caz akorlarına çekilirdim; ama bu müzik türünün caz olduğunu öğrenmem için CD’leri olan bir arkadaşımızın bize çekme CD’ler yapmasını ve üzerine kalemle isimler yazmasını beklemem gerekiyormuş. O günlerde öğrenci projelerine adanmış uzun gece mesailerinde, odanın her köşesine sinen kahve kokusuna eşlik eden ilk ve en unutulmaz dostum, Miles Davis’in efsanevi Kind of Blue albümü oldu. Aradan geçen yirmi üç yıl boyunca hiçbir şey değişmedi. Bu albümü her dinleyişimde hâlâ yeni bir ses, yeni bir akor değişimi, daha önce fark etmediğim bir ayrıntı keşfediyorum. Bu albümü bende bıraktığı tortusuyla, size aktarmak istedim.

    Miles Davis & John Coltrane

    Miles Davis, John Coltrane, Wynton Kelly, Paul Chambers, Cannoball Adderley ve Bill Evans…

    Klisede bir albüm kaydetmek

    New York’un göbeğinde, Columbia 30th Street Stüdyoları’nın görkemli duvarları arasında yankılanan sesler, bugün hâlâ evlerimizin sessizliğinde hayat buluyor. 1875’te Adams-Parkhurst Memorial Presbyterian Church adıyla bir kilise olarak inşa edilen bu yapı, 1948’de Columbia Records tarafından satın alındığında caz tarihinin en kutsal mekânlarından birine dönüşeceğini kim tahmin edebilirdi? 15 metrelik tavanı ve ihtişamlı akustiğiyle bu stüdyo, 1959 yılında Miles Davis’in Kind of Blue albümüne ev sahipliği yaparak müzik tarihine damgasını vurdu.

    Columbia Records yöneticileri yapıyı “Bir senfoni orkestrasının görkemiyle yankılanır, bir piyano performansının berraklığıyla parlar, Broadway kadrosunun coşkusunu kucaklar.” şeklinde tanımlar. Tüm bu azametine karşı stüdyodaki müzisyenler fiziksel olarak birbirlerine yakındı. Bu yakınlık kayıtlar sırasında grup kimyasında büyük avantaj sağlamaktaydı.

    Miles şanslıydı, müziği kaynağından öğrenmişti. 18 yaşında dönemin en önemli liderleri Bird ve Diz’le çalışmaya başladığında onu diğer müzisyenlerden ayıran bir özelliği daha ortaya çıktı. Müzik bilimcilerin yorumlarında dikkatimi çeken bir ifade vardı; Bu görüşe göre Charlie Parker’ın 10 kelimeyle söylediği bir cümleyi Miles sadece 3 kelimeyle ifade edebiliyordu. Bu benzetme, yalınlığını ifade etmeye çalışıyordu belli ki. Miles’ın bu albümde yakaladığı ton trompet sesinin evrilmesinde bir mihenk taşı olmuştur. Başka bir ifadeyle trompet enstrümanının ya da müziğin kalite sınırlarını saptayan bir ölçüte dönüşmüştür.

    Miles Davis ve Kind of Blue albümü, cazın en üretken yılı 1959’un ve ilk başta değilse bile yıllar için kalplerde yıllanarak Miles’ın en kıymetli meyvesi olarak caz tarihine geçti. İlk kayıt oturumu 2 Mart’ta, ikinci oturum ise altı hafta sonra 22 Nisan’da gerçekleştirilmişti. O günlerde sıradan bir kayıt süreci gibi görünen bu çalışma, kısa süre içinde müzisyenler için bir referans noktası, dinleyiciler içinse adeta bir kâbe haline geldi. Bu başyapıt, Miles’ın John Coltrane’in de kendi yıldızlığını ilan etmesine izin verdiği kayıtlardan biriydi.

    Miles Davis, Cannonball Adderley ve Miles Davis

    Yetenek avcısı Miles

    Miles, o dönemde alışılmışın dışında bir grup lideriydi. Caz eleştirmeni Francis Davis’in aktardığına göre onun en sevdiği yöntem, mizaç ve duyarlılık açısından birbirinden temelde farklı müzisyenleri bir araya getirmek ve gerisini kimyanın akışına bırakmaktı. Miles’ın yetenek avcılığı ve bileşenlerden sonucu görebilme ön sezisi, kariyeri boyunca hep başarılı olmuştu. Miles, sizde bir şey fark ettiyse, yanılıyor olamaz.

    Turgay Yalçın’ın Miles Davis & John Coltrane: Zıtların Uyumu yazısında da aktarıldığı gibi Miles ve Coltrane tamamen zıt kutuplardı: Miles müziğinde sade ve gizemlidir. Bir şeyleri kaçırma korkusuyla sizi pür dikkat dinlemeye sevk eder; Coltrane ise bitmek tükenmek bilmeyen bir nota yağmuruyla ruhsal bir aşkınlığı hedeflerdi. Davis, yüzyılın sanatına yön veren bir sanatçı olmasına karşın ağzı bozuk bir zengin züppesi oluşu, lüks düşkünlüğü ve hedonist yapısıyla tanınırken Coltrane ise proto-mistik yani belli bir öğretiye ya da dogmaya bağlı kalmadan yaratıcılığın evrensel sınırlarını keşfetme arzusuyla sezgilerini takip eden bir öncü ruhtu.

    Bill Evans, Miles Davis, Cannonball Adderley ve John Coltrane. Kind of Blue kayıt seansında.

    Kind of Blue kayıt seansı sırasında Cannonball Adderley, Miles’ın her müzisyenle tek tek zaman geçirdiğini ama onlara asla ne yapacaklarını dikte etmediğinden bahseder. Jimmy Cobb da, kayıt öncesinde herhangi bir prova yapılmadığını, kendisine özel bir talimat verilmediğini aktarır. Miles, yalnızca parçaların ölçülerini ve tempolarını söyler, müzisyenlere birkaç mod ve ölçek verirdi. Nefesli çalgıcılarla belki kısa bir hazırlık yapılmış olabilirdi ama genel olarak bireysel yaratıcılığa güvenilen özgür bir kayıt ortamı tesis edilmişti.

    Albümün açılış parçası “So What” hem ismiyle hem de hissiyatıyla son derece akılda kalıcıdır. Paul Chambers’ın ana melodiyi bir fısıltı gibi çaldığı bas çizgisinin arkasından kararsız zillerinin takibi duyarız. Miles’ın ilk notalarıyla eş zamanlı tek bir vuruş darbesiyle boşluğa doğru yayılan o tam dozundaki crash sesini dinleyin. Bu adeta orkestra için başlangıç işareti gibi. Benim gibi bu parçanın orijinalini ezbere bilenler için bir dinleme önerisi olarak Nisan 1960’da Live at Kurhaus, Den Haag’da kaydedilen kasırga gibi versiyonunu da şiddetle öneririm.

    Bill Evans dokunuşu

    Kind of Blue’nun o melankolik armonik yapısının gerisinde Miles’dan ziyade Bill Evans olduğunu biliyoruz. Çünkü Miles ve Bill Evans’ın armonik fikirlerine yoğun bir şekilde saygı duyardı. David Liebman’ın benzetmesi çok ilgi çekici. Bill Evans’ın müzikte yaklaşımı neredeyse Japonların fırça darbe sanatında olduğu gibi tam o anda yaratılan, başlangıcı belirgin ama bitişi sanatçının hayal gücüne göre oluşan bir sanatsal yaratım süreci gibiydi. Bu sebeptendir ki Kind of Blue her dinleyicinin hayal gücünde farklı titreşimlerle duyumsanır. Bütünüyle yoruma açıktır.

    Bill Evans, Miles Davis Kind of Blue kayıt seansı

    Daha evvel de bahsettiğim gibi aslında kayıtların yapıldığı günlerde kayda girildiğinde tarihin en önemli albümünü yaratmak için çabalanmamıştı. Coltrane, Love Supreme kaydından önce evine kapanıp tüm hazırlıklarını yapmış ve Musa peygamberin Sina Dağı’ndan dönüşü gibi koltuğunun altında Love Supreme’i kağıt üzerinde tamamlamış olarak döner. Kind of Blue ise kümülatif bilgiyle oluşturulan bir sinerjinin ürünüdür.

    John Coltrane ve Miles Davis. 1958 Columbia Records stüdyosu

    O kayıtlar sadece planlanan günlerde kaydedilen sıradan kayıtlardı. Yedi saat süren kayıt bittiğinde ortaya çıkan kaydı muhteşem bir esere dönüştüren şey ise enstrümanların gerisindeki isimlerin her birinin birer caz öncüsü olmasıydı. Her kayıt tek seferde kaydedilmişti. “İlk fikir en iyi fikirdir” düşüncesi albümün oluşumunda pusula olmuştur. Bugün bile yaratıcılık krizi yaşayan müzisyenler için imkansız diye bir şey olmadığının kanıtıdır.

    Albüm müzikçalarınızda dönmeye başladığında, her saniyesinden farklı bir keyif alacağınızı garanti edebileceğim bir kayıtla karşılaşırsınız. Kind of Blue’nun sunduğu düşünce, cazın köken hikâyelerini yanına alıp yürümek, geleceğe dönük bir besteyi yakalamak ve yol arkadaşına içten bir sır açmak kadar kalbe dokunan bir performans yaratmaktı.

    Ben bu albümün yarattığı başarıyı birinci sınıf müzisyenlerin özgür bir kayıt ortamında, melodik ve armonik yalınlığı doğru formda yakalayabilmekteki başarı olarak değerlendiriyorum. Sık hatırlanan tevatüre göre Michelangelo tabiattan aldığı mermeri yontar ve “Musa Heykeli”ni çıkarır ortaya. O mermerin içinde yaradılışından beri varolan özü, cevheri çıkarmıştır ortaya. Miles da yol arkadaşlarıyla yaşamın, insanın, müziğin doğasında halihazırda yer alan güzelliklere ulaşabilmek için bir heykeltraş hassasiyetiyle bu müzikal başyapıtı meydana getirir. Ne mutlu nesiller boyu bu müzikten ilham alan müzikseverlere.

    Caz Mavisi yazımı da BURADAN okuyabilirsiniz.

    Miles hakkında her şey BURADA

    Bill Evans Cannonball Adderley Caz Jazz Jimmy Cobb Kind of Blue Miles Miles Davis Paul Chambers Wynton Kelly
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleÖzgürlük ve aşk: Miles Davis ve Juliette Gréco
    Next Article 100. Doğum Gününde Bir Miles Davis Yazısı
    Burak Sülünbaz
    • Website

    Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

    Related Posts

    İki müzisyen, iki enstrüman ve bir ömürlük zarafet

    11 Haziran, 2026

    Harvie S ve zarif geri dönüşü: Bright Dawn

    11 Haziran, 2026

    Kenny Barron: So Many Lovely Things: Live in Brecon (Elemental 2026)

    11 Haziran, 2026
    Yazarlar
    Kimiz?

    Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

    DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

    Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

    İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

    Yazıların telifi yazanlara aittir.

    Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

    Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

    Reklam: [email protected]

    Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

    Kanalı Görüntüle