Hafta sonları genelde yaptığım üzere, o sabah da, cuma günü yayımlanan caz albümlerini kulaktan geçiriyordum. Mark Turner, Kirk Knuffke, Marquis Hill, Jan Harbeck derken daha önce ismini ya da müziğini (en azından lider olaarak) duymadığıma emin olduğum bir müzisyen ilgimi çekti: Ruben Fox. Kapakta eşlikçi-ortak olarak anılan Micah Thomas ismi bir davet niteliğindeydi; Fox hakkında bilgi bulmak için internete yöneldim; bir yandan da dinlemeye koyuldum. Fox, ton, hakimiyet ve ifade açısından yeteri kadar ilgi çekici çalıyor, müzik güzel akıyordu.
Ruben Fox, Londra’dan çıkmış bir tenor saksofoncu. Müzikle yaşanan bir ailede büyümüş; eğitimine, gençleri profesyonelliğe hazırlayan Tomorrow’s Warriors kolektifinde başlamış; Trinity Laban Konservatuvarı’nın ardından New York’a giderek Juilliard’da okumuş. Fox, geride kalan on yılda Wynton Marsalis, Jon Batiste, Roy Hargrove, Barry Harris gibi cazın önde gelen figürleriyle sahne aldığı gibi, Mark Kavuma’nın kurduğu The Banger Factory topluluğunun bir parçası. 2021’de ilk albümünü (Introducing Ruben Fox) yayınlamış. In Two Minds, piyanoda Micah Thomas ile düet bir kaydı.
Fox’un Juliard’dan arkadaşı olan Thomas henüz 29 yaşında olmasına rağmen son 7-8 yılın en dikkati çeken piyanistlerinden biri oldu ve adının ileride ana akım cazın büyük ustaları arasında sayılacağından şüphe edilmeyecek denli hızlı ilerliyor. İkili, geçmişte birlikte sık çalmış olmanın verdiği güven ve aşinalık ile Chris Pattishall’ın ev stüdyosuna girmişler, provaya ve önceden yapılmış düzenlemelere ihtiyaç duymadan üç saat gibi kısa sürede kaydı tamamlamışlar.
Ortak müzikal değerlere sahip olma, rekabetten uzak üretim ruhu, dinlediğini hazmetme becerisi, bu, şaşırtıcı derecede sade ve bir o kadar da derin anlatımın ortaya çıkmasını sağlamış. İkili, ustalara saygılarını sundukları besteler (A Nod to the High Priest), geleneksel eserler (Greensleeves), standartlar (A House is not a Home, Burt Bacharach), pop şarkıları (Stronger than Pride, Sade) ve caz klasiklerinden (Light Blue, Thelonious Monk; Borderick, Bud Powell) oluşan dengeli repertuvarı samimi bir sohbet havasında çalıyor.
Ruben Fox üslup açısından olgun ve kendi sesini bulmuş gözüküyor. Albüm boyu berrak bir tonla, kelimelerini ezmeden net bir tavırla sesleniyor. Cümlelerini ilgi çekecek derecede süslemekle birlikte akrobasiye yeltenmiyor, klişe cümlecikler sarf etmiyor. Öte yandan Micah Thomas, tuşlara, büyük piyanistlere özgü zarafetle dokunuyor, yer yer icranın gidişatını usulca değiştiriyor, bazen de büyük adımlar atarak, Fox’u takibe zorluyor; sololarını ise etkileyici bir hitabetle ve sağlam şekilde inşaa ediyor.
İlk albümünde yer alan parçaların neredeyse yarısının vokalli olması, In Two Minds’ı Ruben Fox’un müzisyenliği ve sanatsal yaklaşımı hakkında net bir fikir veren bir çalışma haline getiriyor. Samimiyetle söylüyorum, yakın gelecekte adını daha çok duyacağımıza eminim.
In Two Minds, birkaç kez dinlemeyi isteyeceğiniz nitelikte, ‘caz gibi caz’ albümü.
■
Dark Blue Notes’ta Vitrin
Dark Blue Notes’da Turgay Yalçın
Ruben Fox Instagram
Micah Thomas Instagram


