Norveç cazı diye bir olgu var, bizim buralarda seveni çok. Coğrafi, tarihsel ya da kültürel açıdan Amerika’ya göre daha yakınımızda olmasından mıdır, yoksa estetik açıdan daha mı yakın hissediliyor bilmem, Avrupa cazı bizde tutuluyor. Benimse çok hoşlaşmadığım bu girişten belli olmuştur. Ancak, Norveç’de tek bir çeşit caz yapılmıyor ya da orada yapılan caz da dünyanın geri kalanında olduğu gibi, farklı yaklaşımları barındırıyor. ECM’in sunduğunun dışında, Garbarek, Gustavsen, Wesseltoft ya da Molvær’in müziğine benzemeyen bir Norveç cazı da var. Anlayacağınız, Norveç’de kendi zevkime daha yakın bulduğum müzisyenler de var. Petter Wettre, onlardan biri.
Wettre, Toneheim Folkehøgskole’da geçirdiği bir yıldan sonra Boston’da, Berklee College of Music’de caz öğrenimi görmüş; zamanında Joe Lovano ve Jerry Bergonzi gibilerini de yetiştiren, efsanevi saksofon eğitmeni Joe Viola’nın tedrisatından geçmiş. Berklee’de George Garzone’dan Üçlü Kromatik Yaklaşım (Triadic Chromatic Approach) yönteminin inceliklerini kapmış, ardından Dave Liebman’ın ustalık sınıfına katılmış. Hal böyleyken, Wettre’nin, Coltrane ekolünün sadık bir takipçisi olması da kaçınılmaz olmuş.
1995’de Prag’ın prestijli büyük orkestrası European Broadcasting Union Big Band’e seçilince müzik dünyasının dikkatini çekmiş, ertesi yıl yayımlanan Pig Virus (1996) ile kayıt kariyeri başlamıştı. Petter Wettre, 40 yılı aşkın müzikal yolculuğunda kendi adına yirmiden fazla kayıt yayımladı.
Saksofoncular arasında dokunulmaz konuma sahip, Elvin Jones’un Live at Lighthouse konserindeki saksofon bölümlerini notaya geçirdikten sonra, Steve Grossman’ın bölümünü devralıp Dave Liebman’la birlikte turneye çıktı, ortak albümde (Tour de Force) yer aldı. Jason Rebello ile düet (Reinventing Music) çaldı. Önce dörtlüsüyle (Fountain Of Youth) ve sonra da Norwegian Radio Orchestra eşliğinde (Fountain Of Youth – Live!) kaydettiği suit, kendi kuşağına ait “A Love Supreme” olarak takdir gördü.
Lideri olduğu üçlü ile yaptıkları (Meet the Locals, In Color), saksofon üçlüsü denince akla gelen ilk isim Sonny Rollins’in izlerini taşıyorken, davulcularla birlikte kaydettiği duo albümler (Per Oddvar Johansen ile The Only Way To Travel ve Audun Kleive ile The Only Way to Travel 2), John Coltrane’nin Rashied Ali ile olan albümlerine selam gönderiyor. Rollins’in tematik doğaçlaması da Coltrane’nin armonik zenginliği, modal yaklaşımı da, Wettre’nin çalışında kendisine yer buluyor; bununla da kalmıyor, Ornette Coleman’ın tonal merkeze karşı geliştirdiği serbest caz üslubunu da çalışına eklemliyor.
Norveç ya da Avrupa cazı dendiğinde akla gelen efkarlı tutuma, soğuk tavra Wettre’nin müziğinde rastlamak mümkün değil; tersine sıcak, dışadönük ve ritmik ağırlığı yüksek bir caz onunkisi: Varlığını her an hissettiren güçlü, dolgun bir ses; kelimelerini, cümlelerini ezmeyen bir özgüven; derin ve inandırıcı bir ifade tarzı.
The Last Album adını taşıyan son stüdyo kaydı 2021’de yayımlandı. Stüdyoya girmenin, albüm yayımlamanın ekonomik ve sanatsal açıdan sürdürülemez bir çaba olduğunu ifade ediyor, o nedenle artık yeni bir stüdyo kaydı yayımlamayacağını söylüyordu. Daha önce hiç yapmadığı bir şeyi denemiş, balad çalmıştı. Besteler birinci sınıftı; Wettre, kusursuz eşliğin önünde, Gordon ya da Byas gibi geçmişin büyük balad ustalarının ruhunu şad edecek düzeyde muazzam bir otorite ve olgunluk sergiliyordu.
Neyse ki, Petter Wettre, dinleyicisini canlı kayıtlardan mahrum bırakmıyor. Oslo’daki bir konserin kaydı Paris/Oslo adıyla 2023’de plak olarak yayımlandı. Geçen yılın sonunda ise, 2006 yılındaki bir Petter Wettre Quartet konserinin kaydı, Divine Intervention, müzik platformlarında yerini aldı. Sosyal medyadaki beyanlarından anlaşılıyor ki, Wettre arşivini deşmeye devam edecek.
Saksofoncuyu tanımıyor iseniz ve nereden başlamalı diye soracak olursanız, The Last Album, içine en kolay girilebileceklerden biri ama ben, daha cüretkarlardan başlamanızı öneririm ki canlı kayıtlarında bu tavrını cömertçe sergiliyor. Basta Anders Christensen ve davulda Anders Mogensen’den oluşan üçlüsüyle çaldığı Live At Copenhagen Jazzhouse albümü, kayıt ve icra kalitesi açısından, post-bop sevenlerin ıskalamaması gereken bir konser kaydı. Keza, yukarda andığım Divine Intervention vesilesiyle trompetçi Kasper Tranberg ile de tanışabilirsiniz.
Anlayacağınız, Petter Wettre, cazdaki siyahi geleneğin Norveç’in soğuğunda da yaşayabileceğini gösteren bir saksofoncu. Hararetle tavsiye ederim.
■
Petter Wettre Bandcamp
Dark Blue Notes’ta Vitrin
Dark Blue Notes’da Turgay Yalçın


