Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    GÜNCEL

    İlhan Mimaroğlu 100 Yaşında

    İlhan Mimaroğlu’nun 100. yaşı için düzenlenen iki günlük etkinlikler dizisi, Mimaroğlu’nun İdil Biret’e vaktiyle söylemiş olduğu bir cümleyi bugün geçersiz kılıyor.
    Mert ÇakırcalıBy Mert Çakırcalı16 Nisan, 2026
    İlhan Mimaroğlu 100 Yaşında
    Fotoğraf: Muammer Yanmaz

    Birinci gün

    Eski Notre Dame du Rosaire Kilisesi. Şimdi Yeldeğirmeni Sanat. Kadıköy.

    Daha önce seslendirilmemiş ve dolayısıyla kaydı da bulunmayan eserleri Ayşegül Durakoğlu’ndan dinlemek. Unutulmuş şeylerin gün yüzüne çıkarılması. Kayıt teknolojisinin öncesine ansızın ışınlanan zihinler. Müziğin yalnız salonlarda erişilebilir olduğu zamanlara. Bir hazinenin çıkarılışına, açılışına ve sunuşuna simültane şekilde tanıklık etmek. O an olacak ve bitecek, tekrarlanamayacak. Muhtemelen kaydı da bulunmayacak. Happening diye buna derim.

    Yaşandı, anıya dönüştü. Gittim ve gördüm.

    Ayşegül Durakoğlu

    Durakoğlu tarafından seslendirilen 1950’ler ile 1990’lar arasında yazılmış eserlerin –From the Other Diary, Piéces Sentimentales, Memory Sonata ve Abidin Dino anısına bestelenen L’Eruption de la Fin– bazılarının Messiaen’in Visions de l’Amen parçalarını andırdığını, en azından beni benzer hislere taşıdığını belirtmekle yetinmek durumundayım, ki eserin ilk parçası Amen de la création ile L’Eruption de la Fin isimleri açısından hem benzerlik hem kontrast yaratıyorlar. Seslendirilişi sırasında Mimaroğlu’nun piyano müziğinin -bestelendiği zaman ve şartların karakterini taşıyarak- tazeliğini/güncelliğini koruduğu hissediliyor. Bu zamansızlığın işareti olsa gerek.

    Şeyler zihnimde bir rüya gibi ilerliyor. Hatırladığım ve seçebildiğim kadarıyla yazabiliyorum. Alper Maral anlatıyor. Mimaroğlu’nun kitaplarının ilk baskılarını gösteriyor, prodüktörlüğünü yaptığı caz plaklarını, çeşitli efemera ürünleri. Elektronik müzik eserlerinden kısa kesitler dinletiyor. Keşke tamamını dinleyebilseydik, diye geçiriyorum içimden. Ama zaman kısıtlı.

    Ayşegül Hanım tekrar çıkıyor sahneye. Bu sefer “bir Dada olayı”na benzettiği bir performans gerçekleşecek: Önce bir anekdot anlatılıyor: New York’ta bir konserinde Mimaroğlu’nun da eserlerini seslendirmiş, ardından İlhan Bey bir mektup yazmış ona; performansını beğendiğini fakat parçalarının sırasını karıştırdığını belirtmiş. Sonra bir eser sunmuş ona, “istediği sırayla, karıştıra karıştıra çalabileceğini” söylemiş. Kahkahalar.

    Ali Perret, Meriç Demirkol, İmer Demirer, Başar Ünder

    Mimaroğlu, Alfred Cortot’nun, Schumann’ın Kinderszenen performansını dinledikten sonra aynı eserin kendi versiyonunu yazmış. Durakoğlu önce Schumann çalıyor, ardından Mimaroğlu versiyonunu. Salonda hafif gülüşmeler oluyor. Belli ki o humour anlaşılıyor. Eseri manipülasyona uğratmış Mimaroğlu. Bozmuş. Çağdaşlaştırmış. Mizah konusu yapmadan mizahlaştırmış onu. Ardından, Alper Maral kağıtları rastgele önüne koymaya başlıyor Ayşegül Hanım’ın, o da çalıyor. Besteden besteye, parçadan parçaya zıplıyor.

    Ara veriliyor. Tanıdıklarla selamlaşmalar. Ayaküstü sohbetler. Fotoğraflar. Tuvalete kaçışlar.

    Ayşegül Durakoğlu, programın bu bölümünün, yalnızca, kendinin de bir üyesi olduğu Atatürk Society of America tarafından destek bulduğunu belirtiyor. Ardından Ali Perret, İmer Demirer, Meriç Demirkol ve Başar Ünder performansı geliyor. Perret’in Mimaroğlu anısına bestelediği İbibik Kuşunun Ötüşü ve Charles Mingus bestesi Better Git It In Your Soul’a yaptığı düzenleme seslendiriliyor. Bir caz üçlüsünden çıkan seslerin, Başar Ünder’in elektronikleri tarafından önce dürtülmesini ve ardından kuşatılıp yükseltilmesini, en sonunda da gökten zemine ya da çıplak bırakılmasını dinliyoruz.

    Aydın Esen

    Ve Aydın Esen sahneye çıkıyor. Ansızın çalmaya başlıyor. Çaldıkça açılıyor. Elektronikler giriyor devreye. İlhan Mimaroğlu Anısına Esintiler. Çalarken çeşitli el, kol ve yüz hareketleri yapıyor, elleriyle değil tüm bedeniyle seslendiriyor müziği, sanki elektronik sesleri elinin havada süzülüşüyle kontrol ediyor, can alıcı bir anda yüzünü buruşturuyor, “offf”luyor, “tısss”lıyor, her şeyiyle müzik yapıyor. Bitiriyor. Kalkıyor ayağa, piyanonun başında kafasını eğiyor, belli ki zihni başka yerlerde o an, birkaç saniye öyle kalıyor, sonra sendeleyerek yürüyor ve kulise giriyor. Alkışlar. Kıyamet.

    Tekrar çıkıyor sahneye. Konuşmaya başlıyor. İngilizce. Mimaroğlu’nu anlatıyor. Ne dediği tam anlaşılamıyor. Cümle ortasında Türkçe’ye dönüyor. Uzun uzun anlatıyor. “Çok güzel günlerdi” diyor. Eşi Randy’yi çağırıyor sahneye. Birlikte müzik yapıyorlar.

    İkinci gün

    Merih Akoğul, Mimaroğlu’nun yazı yoluyla nasıl fotoğraf çektiğini anlatıyor. Günsüz Günce ve Ertesi Günce kitaplarından alıntılarla. “Burhan Doğançay ile New York sokaklarında fotoğraf çekmişler midir?” diyor. Fotoğraflarının bazılarını ve videolarını, Serdar Kökçeoğlu’nun Mimaroğlu: The Robinson of Manhattan Island belgeselinde izliyoruz. Neredeyse tamamen İlhan Bey’in New York ve İstanbul’da çektiği rüyamsı görüntülerden, müzik kesitlerinden, eşi Güngör Hanım ve çeşitli arkadaş/tanıdıklarla söyleşilerden oluşuyor belgesel. Güngör Hanım’ın ilk evliliğinden oğlu Rüstem Batum’un çifte ve aileye bakışının belgesele dahil edilmesi de bence -ailesi çocukken “bölünmüş” biri olarak- şaşırtıcı ve yerinde bir dokunuş oluyor. Günün sonunda Mimaroğlu anıtlaştırılmaya çalışılmıyor. Mesele onu yaşamış ve yaratmış biri olarak günümüze; aramıza döndürmek ve tarihe yerleştirmek.

    Aydın Esen, Mert Çakırcalı, Ali Perret
    Aydın Esen, Mert Çakırcalı, Ali Perret

    İlhan Bey’in, plak şirketi Finnadar’ı kapatmaya karar verdiğini açıklamak için İdil Biret’e gönderdiği sesli mektupta söylediği bir söz aklımdan çıkmıyor:

    “Bu bir hizmetse şayet, kime hizmet ettiğimizi bilmiyoruz.”

    Bu iki günü görebilseydi bilirdi.

    ■

    Mert Çakırcalı: İlhan Mimaroğlu ve Minimalizm
    Esin Hamamcı: Forum Dergisi ve İlhan Mimaroğlu

    260417 Ali Perret Alper Maral Aydın Esen Ayşegül Durakoğlu Başar Ünder İlhan Mimaroğlu İlhan Mimaroğlu 100 Yaşında İmer Demirer Meriç Demirkol Merih Akoğul Serdar Kökçeoğlu TR
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleBir kolektifin iç sesi: Black Nile ve Indigo Garden
    Next Article Cape Town International Jazz Festival 2026: Behind the Scenes
    Avatar fotoğrafı
    Mert Çakırcalı
    • Instagram

    Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu, malum koşullarda yaşayabilmek için bankacı olmuş genç bir yazar. Bibliyofil ve obje fetişisti. Müzik eleştirmenliğine öykünüyor. Çeşitli müziklere, sanatlara ve kültür ürünlerine maruziyetini, bunların zihninde dokunduğu ve harekete geçirdiği şeyleri yazıyor.

    Related Posts

    Sahnenin hafızasını taşıyan bas: Nezih Yeşilnil

    4 Haziran, 2026

    Emre Topak ile müziğin geleceği

    4 Haziran, 2026

    Neşet Ruacan: Cazın içinde yaşamak

    20 Mayıs, 2026
    Yazarlar
    Kimiz?

    Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

    DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

    Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

    İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

    Yazıların telifi yazanlara aittir.

    Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

    Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

    Reklam: [email protected]

    Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

    Kanalı Görüntüle