Yeni Immanuel Wilkins albümü bir konser kaydı: Immanuel Wilkins Quartet: Live at the Village Vanguard Vol. 1. Piyanoda Micah Thomas, basta Ryoma Takenaga, davulda Kweku Sumbry var. Village Vanguard’dan söz etmeye gerek yok. Şu eklenebilir: Wilkins de buradan albüm olarak konser kaydeden müzisyenler arasına girdi.
Immanuel Wilkins, Lakecia Benjamin ve Isaiah Collier ile birlikte yeni Coltrane’lerden biri. Bu üç isim birkaç sene içinde yeni-standart ya da güncel-standart caz diyebileceğimiz şekilde üretim yapan, geleneklerine sadık caz müzisyenleri olarak anılacaklardır. Ben onlara Yeni Coltrane’ler diyeceğim. Üçü de saksafonlarıyla hem derinlerindeki hem de yüzeylerindeki kendi Coltrane’leri ile iletişim içinde çalıyorlar gibi hissediyorum. Coltrane hep rehber. Dönüp dolaşıp atıf yapılacak bir Platon, bir Aristoteles gibi işliyor bu müzisyenler için.
İlk parça Warriors ile hızlı bir giriş yapıyoruz konsere. Davul ve saksafonun doğaçlama düeti parçayı taşıyor. İlerledikçe açılıyorlar. Ardından saksafon kenara çekiliyor, piyano giriyor devreye, davul aynı kararlılık ve odaklanmışlıkla devam ediyor. Parçanın sonunda ana melodiye dönüyoruz, davul ve piyano son bir kez gösteriyorlar kendilerini, saksafon da ekleniyor bunlara ve parça karmakarışıklaştırılmış ama aynı zamanda da toparlanmaya çalışır şekilde kapanıyor. Ki konserlerde neredeyse bütün parçalara aynı işlem uygulanıyor. Bildiğimiz parça başlar, kısa süre sonra kayıtta duymadığımız şekilde kendiliğinden ilerler, doğaçlamalar ve sololar ile uzatılır, macunlaştırılır, aralarda ana melodiye atıfta bulunulur, dakikalar ilerledikçe parça genişletilmiş olur ve son durak yine parçanın bildiğimiz halidir. Altı dakikalık bir parça on dört, on beş dakika bandına bu şekilde çıkarılır.
Composition II ile konsere bir düşük tempo molası veriliyor ve bir balad havası esiyor. Wilkins’in duygusal yelpazesinde daha az tanıklık ettiğimiz bir alandayız. Davul fırçalanıyor, bas tonu ağırlaştırıp parçaya doku katıyor, piyano arkada yavaş yavaş melodiler kuruyor, keşfediyor. Albümün ortasında bir duraklama noktası olarak işliyor parça.
Bir Alice Coltrane bestesi olan Charanam isimli (aslı Kirtan: Turiya Sings albümünde bulunabilen) on sekiz dakikalık parçanın sonlarında Wilkins bizi bir yandan 1960’lı yılların ortasına ışınlıyor, John Coltrane’in, Alice Coltrane’li son yıllarındaki daha serbest müziğine götürüyor, ama bir yandan da o yılların geçtiğinin, dünyanın o yöndeki değişiminin durakladığının bilincinde olarak daha kendine hakim ve otosansürlü biçimde kendisi kalıyor. Coltrane’lere göre daha ehli, daha kontrollü, daha az saldırgan, daha az yenilikçi, sanki dünyanın halini kabullenmiş, kendi kabuğunu örüyor ve ondan çıkmak istemiyor.

Eternal isimli son parça uzun süresiyle kesintisiz ve bir spiral olarak aynı melodinin etrafında dönen bir caz yoğunlaşması sunuyor fakat bir süre sonra adı gibi ebedileşiyor ve bu ebediyet, içinde bulunanın içini daraltıyor. Parçanın ilk beş dakikasından sonraki kısmında Wilkins’in ne yapmak istediğini, ne yaptığını, neyi hedeflediğini anlayamıyorum. Yine de sabırla, sonuna kadar dinliyorum. Parça fade out olurken sanki ruhum da fade out olarak bedenimi terk edecek.
■
Dark Blue Notes’da 2026 Albümleri
Mert Çakırcalı’nın Dark Blue Notes’daki diğer yazıları
Immanuel Wilkins


