Yazar: Mine Gürevin

Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

Sonny Rollins’in ölüm haberini duyduğumda içimde tuhaf bir boşluk oluştu. Benim gözümde Rollins, insanın hayatına karakter, yürüyüşüne ritim, yalnızlığına omuzdur. Ve şimdi “Newk” gittiğinde, sanki Harlem’in bir sokağındaki eski bir ışık da söndü biraz.

1949 sonbaharında savaş yaralarını hâlâ taşıyan Paris, Amerikalı genç siyah trompetçiye ilk kez “insan gibi” davranıyordu. Miles Davis, Saint-Germain gecelerinde Juliette Gréco’ya, cazın getirdiği özgürlüğe ve bir daha asla tamamen geri dönemeyeceği bir hayata âşık oldu. 

Türkiye cazının en zarif müzisyenlerinden Neşet Ruacan; çocukluk bahçesinde kucağına aldığı ilk gitardan, Nükhet Ruacan’lı yıllara, TRT Orkestrası’ndan Bilgi Üniversitesi’ne uzanan hikâyesini anlatıyor. Onun için caz, dinlemek, sezmek, risk almak ve o anın içinden konuşmak demek.

Meksika halk müziğinden New York caz kulüplerine, hard bop geleneğinden salsa orkestralarına uzanan geniş bir dünyanın içinden gelen Altin Sencalar, yeni albümü Natural Rhythm ile çocukluğunu, aile köklerini, babalığı ve hayatın iç akışını trombonunun içine yerleştiriyor. 

Peter Frampton, yıllar sonra yayımladığı Carry The Light albümünde yaş almayı, hastalıkla mücadeleyi, dede olmayı, eski dostlukları ve gitarın içindeki kırılganlığı anlatıyor. UMe etiketiyle yayımlanan albüm, bir rock yıldızının geçmişine dönmesinden çok, hâlâ ışık taşımaya çalışmasının hikâyesi gibi duyuluyor.

Türkiye’de akademik caz eğitiminin öncülerinden Ali Perret, müziğe yalnızca teknik bir alan olarak değil, insanın zihinsel ve ruhsal dönüşümünü şekillendiren bir yaşam pratiği olarak bakıyor. Berklee yıllarından Can Yücel dostluğuna, free jazz’dan elektronik müziğe uzanan bu söyleşide Perret; doğaçlamayı, özgürlüğü, sahneyi ve Türkiye’deki caz ortamını tüm açıklığıyla anlatıyor.

1990’da bir gece, sahnede kurulan o kırılgan ama güçlü denge, yıllar sonra hâlâ nefes alıyor: Johnny Griffin’in patlamaya hazır sesi ile Thomas Clausen üçlüsünün akışkan diyaloğu, Live in Helsingborg 1990’ı geçmişin kaydı olmaktan çıkarıp, anın içinde yeniden kurulan bir caz düşüncesine dönüştürüyor.

35. Akbank Caz Festivali’nde doğan, Akbank Sanat sahnesinde büyüyen bir fikir… Ediz Hafızoğlu’nun Jazz Meets Rap projesi, cazın doğaçlamacı dili ile rap’in keskin sözünü aynı groove içinde buluşturuyor. Nazdrave köklerinden beslenen bu yapı, bir füzyondan çok, birlikte düşünmeyi öğrenmiş bir müzik hâli.