Queensrÿche grubunun karizmatik vokali Geoff Tate, progresif metal sahnesinden bağlara uzanan yolculuğunda bugün şarkıları kadar şaraplarıyla da anılıyor.
Geoff Tate, 14 Ocak 1959’da Stuttgart, Almanya’da dünyaya geldi. Babasının işi nedeniyle çocuk yaşta ailesiyle birlikte Amerika’ya, Washington eyaletine taşındı. Almanya’daki çocukluk yıllarının anıları çok kısa sürse de, Avrupa’ya dair bu ilk bağlantı, ileride onun hayatında hem müzik hem de şarap üzerinden tekrar karşısına çıkacaktı.

Seattle çevresinde büyüyen Tate, 1980’lerin başında kurduğu Queensrÿche ile progresif metal sahnesinin en güçlü seslerinden biri haline geldi. Sahnedeki teatral tavrı ve dramatik yorumları, onu dönemin sıradan heavy metal vokallerinden ayırdı. Operation: Mindcrime ve Empire albümleriyle hem eleştirmenlerden övgü topladı hem de geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Özellikle Silent Lucidity, onun vokal derinliğini ve anlatıcı kimliğini kitlelere tanıtan bir dönüm noktası oldu.
Tate’in şarapla yolu erken yaşlarda kesişti. Henüz 14 yaşındayken, bir izci kampında karahindiba çiçeklerinden yaptığı basit bir şarap, onda bu dünyaya karşı bir merak uyandırdı. Tadının içilecek gibi olmadığını gülerek anlatsa da, o küçük deneme aslında yıllar sürecek bir tutkunun başlangıcıydı.
Profesyonel müzik kariyeri başladığında, dünya turneleri ona bambaşka fırsatlar sundu. Avrupa ve Amerika’daki bağ bölgelerini ziyaret ederek farklı teruarları tanıdı, şarapla iklim, toprak ve üzüm çeşitleri arasındaki ilişkiyi yerinde gördü. Konserlerden sonra bağlara yaptığı bu kaçamaklar, sahnenin gürültüsünden uzaklaşıp doğanın sessizliğine sığınmak gibiydi.

Uzun yıllar süren bu birikim, 2010 yılında eşi Susan ile birlikte kurduğu Insania Winery ile somutlaştı. Tate, markanın adını Queensrÿche döneminden esinlenerek seçti. Insania şarapları, Almanya’nın güneybatısındaki Kaiserstuhl bölgesinde, Ren Kara Orman’ı olarak anılan Schwarzwald eteklerinde, volkanik topraklara sahip aile bağlarında üretiliyor.
Burada yetişen Pinot Noir, Pinot Gris, Pinot Blanc ve Chardonnay üzümleri, şaraplara hem güçlü bir gövde hem de ince aromalar kazandırıyor. Pinot Noir, kırmızı meyve ve baharat tonlarıyla öne çıkarken; Pinot Gris ve Pinot Blanc daha ferah ve mineralli bir yapı sunuyor. Chardonnay ise şaraba dengeli bir kremamsılık katıyor. Bu çeşitlilik, Tate’in müzikal kariyerinde olduğu gibi şarapta da farklı ruh hâllerini bir araya getirme arzusunun bir yansıması.
Geoff Tate, turneler sırasında bağ ziyaretlerini bir alışkanlık haline getirmişti. 1990’lı yıllarda bir Avrupa turunda, konser sonrası ekibinden ayrılıp tek başına bir bağa gittiğini anlatırken, “Bazen kalabalığın gürültüsünden bağların sessizliğine kaçmak en büyük lükstü” diyordu. Bu anekdot, onun için müziğin yoğunluğuyla bağların dinginliği arasındaki dengeyi gösteriyor olabilir.

Insania’nın Amerika’da ilk kez tanıtıldığı dönemde Tate, şarap severlerle buluştuğunda, “Bu şarap sadece damakta kalmıyor, bir hikâye anlatıyor. Tıpkı bir şarkı gibi.” sözleriyle heyecanını dile getirmişti. Bazı konserlerde hayranlarına Insania şişeleri ikram edilmesi de sahne ile bağın aslında aynı hikâyenin parçaları olduğunu hatırlatan küçük ama özel bir detaydı.
Önümüzdeki yıllar için planlanan Harvest Festival etkinliklerinde ise hayranlar, Almanya’daki tarihi bağ evlerinde Geoff Tate ile hem şarap tadımı yapacak hem de akustik performanslara tanık olacak. Sahneden sofraya uzanan bu deneyim, onun iki tutkusunu aynı anda yaşamak isteyenler için unutulmaz bir fırsat.
Geoff Tate’in yolculuğu, sanatın tek bir formda sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Bir şarkının dramatik finalinde de, bir kadeh Pinot Noir’in derinliğinde de aynı duyguyu hissettirebilmek, onun için yaratıcı sürecin özü. Insania Winery, bu anlamda Tate’in ikinci sahnesi oldu.
Bugün Tate, hem Queensrÿche sonrası bağımsız müzik yolculuğunu Operation: Mindcrime grubuyla sürdürüyor. Almanya’nın volkanik topraklarında yetişen üzümleri dünyaya tanıtıyor. Onun hikâyesi, bazen gitarların gürültüsünde, bazen de bir şarabın kokusunda aynı yoğunluğun bulunabileceğini dünyaya kanıtlıyor.
Mine Gürevin’in Şarap ve Müzik serisinin diğer yazıları:
Dave Mustaine ve Şişedeki Riff
Maynard James Keenan: Çölde Şarap Yapan Rock Tanrısı


